Şakif Kalesi’nin ele geçirilmesi İsrail için ne anlama geliyor?

Uzmanlara göre İsrail’in Şakif Kalesi’ni ele geçirmesi önemli gözetleme avantajları sağlasa da sahadaki güç dengelerini tek başına değiştirmiyor.

İsrail ordusunun Güney Lübnan’daki tarihi Şakif (Beaufort) Kalesi’ni ele geçirdiğini açıklaması, bu ilerleyişin sahadaki gerçek etkisi ve İsrail-Hizbullah çatışmasının seyrini ne ölçüde değiştirebileceği yönündeki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.

İsrail’in kaleyi kontrol altına aldığını duyurması, son 25 yılı aşkın sürede Lübnan toprakları içindeki en derin askeri ilerleyişlerden biriyle aynı döneme denk geliyor. İsrail işgal güçleri son günlerde Nebatiye çevresi ile Huceyr ve Seluki vadilerinde operasyonlarını genişletirken, Litani Nehri’nin kuzeyine doğru ilerleme hedefini de açıkça ortaya koydu.

Askeri ve stratejik uzman emekli Tuğgeneral Halil Cemil’e göre Şakif Kalesi’nin önemi, öncelikle bulunduğu hâkim coğrafi konumdan kaynaklanıyor.

Arap basınına konuşan Cemil, kalenin İsrail ordusuna Güney Lübnan’ın geniş bir bölümünde gözetleme ve hareketlilik üzerinde kontrol imkânı sağladığını belirterek, özellikle Hizbullah’ın doğu yönündeki faaliyetlerinin daha uzak mesafelerden izlenebilmesine olanak tanıdığını söyledi.

Cemil, bölgenin aynı zamanda yaklaşık 10 kilometrelik bir alanda ateş kontrolü açısından avantaj sağladığını ifade etti.

"Sembolik değeri askeri etkisinden büyük"

Buna karşın Cemil, Şakif Kalesi’nin ele geçirilmesinin işgal güçleri açısından çatışmanın genel seyrini değiştirecek düzeyde bir askeri başarı olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

Güney Lübnan’ın dağlık ve karmaşık coğrafyasının tek bir stratejik noktanın kontrolünü belirleyici üstünlüğe dönüştürmeyi zorlaştırdığını belirten Cemil, İsrail’in elde ettiği kazanımın büyük ölçüde sembolik ve psikolojik boyut taşıdığını söyledi.

Uzman, bu gelişmenin İsrail yönetimine iç kamuoyunda kullanılabilecek önemli bir siyasi ve propaganda malzemesi sunduğunu ancak sahadaki güç dengelerini kökten değiştirmediğini ifade etti.

İsrail ordusu daha önce Nebatiye yakınlarındaki Şakif Kalesi’nin kontrol altına alındığını açıklarken, Savunma Bakanı Israel Katz operasyonu Celile bölgesindeki yerleşimlerin korunması açısından stratejik bir adım olarak nitelendirmişti.

"Hizbullah'ın savaş yöntemi farklı"

Halil Cemil’e göre İsrail birlikleri henüz Hizbullah’ın askeri yapısında belirleyici bir kırılma oluşturabilmiş değil.

Çatışmaların halen Arnun kasabası çevresinde sürdüğünü belirten uzman, İsrail’in Lübnan içlerindeki ilerleyişinin sınırlı düzeyde kaldığını söyledi.

Cemil, bunun temel nedenlerinden birinin Hizbullah’ın savaş yöntemi olduğunu belirterek, örgütün geleneksel cephe savaşı yerine küçük ve merkezi olmayan birlikler halinde hareket ettiğini kaydetti.

Bu yapının sabit üsler veya klasik ikmal hatlarına bağımlı olmadığını ifade eden uzman, bu nedenle belirli coğrafi noktaların kaybedilmesinin Hizbullah açısından sınırlı etki yarattığını savundu.

Cemil’e göre Hizbullah, belirli bölgeleri elde tutmaya değil, hareket kabiliyeti yüksek gerilla savaşı taktiklerine dayanarak mücadele yürütüyor.

Huceyr ve Seluki vadileri neden önemli?

Uzman, İsrail’in önümüzdeki dönemde Nebatiye çevresindeki stratejik tepeleri kontrol altına almaya çalışacağını öngörüyor.

Ancak bunun İsrail ordusu açısından önemli riskler taşıdığını belirten Cemil, Lübnan içlerine doğru her yeni ilerleyişin daha karmaşık arazi koşulları ve daha maliyetli çatışmalar anlamına geleceğini ifade etti.

Cemil, İsrail Savunma Bakanı Katz’ın açıklamalarının yalnızca Şakif Kalesi’ni değil, aynı zamanda Huceyr ve Seluki vadilerindeki operasyonları da kapsadığını söyledi.

Söz konusu bölgeler, 2006 Temmuz Savaşı sırasında İsrail ordusunun ağır kayıplar verdiği çatışmalara sahne olmuştu. Özellikle Huceyr Vadisi, İsrail askeri tarihinde başarısızlık sembollerinden biri olarak görülüyor.

Bu nedenle uzmanlara göre İsrail’in mevcut ilerleyişi yalnızca askeri hedeflerle sınırlı değil; aynı zamanda 2006 savaşının yarattığı psikolojik etkinin aşılması ve İsrail ordusunun geçmişte zorlandığı bölgelerde yeniden üstünlük sağladığını göstermeyi amaçlıyor.

Ayrıca bu vadilerin aşılması, geçmişte Hizbullah’ın tanksavar ve güdümlü füze saldırılarında kullandığı yüksek noktalara erişim imkânı sağlıyor.

Asıl soru: Kalıcı kontrol mümkün mü?

Halil Cemil’e göre temel mesele İsrail’in yeni bölgelere girip giremeyeceği değil, girdiği bölgelerde kalıcı kontrol sağlayıp sağlayamayacağı.

Askeri uzman, genişleyen operasyon alanı ve Güney Lübnan’ın zorlu coğrafi yapısı nedeniyle işgal edilen bölgelerin elde tutulmasının ilerleyişten daha büyük bir meydan okuma oluşturduğunu belirtti.

Cemil, Şakif Kalesi ile Huceyr ve Seluki vadilerindeki ilerlemenin İsrail’e önemli psikolojik ve sembolik kazanımlar sağlayabileceğini, ancak bunun tek başına 2006’dan bu yana devam eden temel soruya yanıt vermediğini ifade etti.

Uzman, İsrail’in önündeki asıl sınamanın taktik başarıları uzun vadeli ve sürdürülebilir stratejik kazanımlara dönüştürmek olduğunu vurguladı.

Kaynak: Mepa News, Al Jazeera

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Haberler Haberleri