İran Ulusal Güvenlik Konseyi'nin sekreteri Ali Laricani'nin öldürülmesinin ardından ülkeyi kimin yöneteceğine dair sorular gündeme geldi.
Laricani, hükümetin görünür yüzlerinden biriydi. Ali Hamaney ve diğer üst düzey askeri ve siyasi isimlerin öldürülmesinden sonra kamuoyunda daha da öne çıkmıştı.
Mücteba Hamaney, babasının yerine dini lider olarak ilan edildi. Ancak analistlere göre oğul Hamaney daha önce hiç idari bir görevde bulunmadı. Bu da Tahran'daki komuta zincirinin nasıl şekillendiğinin ve ülkedeki en güçlü isimlerin kimler olduğunun sorgulanmasına yol açtı.
Al Jazeera'dan Justin Salhani'nin haberine göre, göre şu an için Laricani'nin yerine kimin geçeceği tamamen net değil. Institute for War and Peace Reporting'de İran analisti olan tarihçi Reza H. Akbari, mekanizmalar ve anayasal süreçler bulunsa da, spesifik isimleri tahmin etmenin zor olabileceğini söyledi.
Analistlere göre suikastların sayısı, daha az bilinen yapıların güçlü pozisyonlara gelmesine ya da daha az şeffaflığa da yol açabilir.
Stimson Center'da kıdemli araştırmacı Barbara Slavin, "İran'ın çıkarı Laricani'nin yerine birini atamamak olabilir, çünkü bu sadece atanan ismi hedef haline getirmek anlamına gelebilir" dedi.
Ancak Slavin, "siyasi ve askeri alanda etkisini sürdüren bir dizi isim olduğunu" da sözlerine ekledi.
Slavin'in önemli roller oynayabileceğini söylediği isimler arasında Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, eski Ulusal Güvenlik Danışmanı ve nükleer müzakerelerde de yer almış Said Celili, eski Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi, eski cumhurbaşkanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Hasan Ruhani ve eski Devrim Muhafızları komutanı Muhsin Rızai yer alıyor.
Slavin, "Ahmed Vahidi dahil diğer Devrim Muhafızları isimleri, istihbarat kolunun üyeleri ve Besic liderleri de önemli olacak" dedi.
Ali Hamaney 36 yıl boyunca İran'ın lideriydi. Ülkenin iç ve dış karar alma süreçlerini yönlendirdi ve Devrim Muhafızları'nın etkisini büyüttü. Ancak analistlere göre İran rejimi bir ölçüde merkezi olmayan bir yapıya sahip.
Akbari, Al Jazeera'ya, "İran sistemi dayanıklı ve böyle darbeleri kaldırabilecek şekilde inşa edildi" dedi.
Akbari, "Bunu yapmalarının yollarından biri, mozaik savunma diye anılan şeydir, esasen ülkenin askeri aygıtındaki bölgesel ve eyalet komutanlarının bağımsız hareket edebilmesine imkan veren bir süreç" dedi.
Yine de analistlere göre Hamaney'in ve Besic komutanı Gulamrıza Süleymani dahil başka isimlerin öldürülmesi, İran'ın komuta zincirini etkiledi.
Analistler suikast çabalarının rejimi felç etmesinin pek olası olmadığını iddia ediyor. Doha Lisansüstü Çalışmalar Enstitüsü'nde profesör olan Mohamad Elmasry, "Her zaman başka bir lider vardır. Bunun İran rejiminin herhangi bir şekilde çökeceğini göstereceğini düşünmüyorum." dedi.
Akbari'ye göre bunun yaptığı şey, savaşın gerilimini azaltacak "olası çıkış yollarını" ortadan kaldırmak oldu. Laricani, nükleer dosya konusunda Batı ile yapılan görüşmelerde yer almış isimlerden biriydi ve gerilimi yatıştıracak etki ve yetkiye sahipti.
Akbari, Laricani öldürülmüş olsa da başında bulunduğu Ulusal Güvenlik Konseyi'nin halen çalıştığını ve anayasanın sistemin işlemesini sürdürmeye dönük mekanizmalara sahip olduğunu söyledi.
Laricani, kuşağındaki pek çok üst düzey yetkili gibi 1980-1988 İran-Irak Savaşı'nda savaşmıştı. Analistlere göre şimdi bu kuşak yerini, Suriye ve Irak'taki savaşlarda tecrübe kazanmış daha genç bir kuşağa bırakıyor. Analistler, ABD'nin müzakereleri zayıflatma kararının ve gerilimi düşürme yetkisine sahip birçok İranlı yetkilinin öldürülmesinin, daha genç ve daha sert çizgideki isimleri öne çıkarabileceğini belirtiyor.
Akbari, "Birçok kişinin İran'ın güvenlik merkezci bir devlete dönüşeceğini öngördüğü şeye adım adım yaklaşıyoruz. İran devleti hızla güvenlikleştiriliyor ve kalan siyasetçiler ile diplomatların çoğu, askeri, güvenlik ve istihbarat figürleri karşısında geri plana itiliyor." ifadelerini kullandı.
Kaynak: Mepa News