İsrail'in Suriye'nin kuzeyindeki Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne düzenlediği hava saldırıları, Suriye sahasında Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimin giderek arttığına işaret ediyor.
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da gerilimin sürmesinin iki ülkeyi doğrudan karşı karşıya getirebileceği uyarısında bulundu.
İsrail, salı günü sabah erken saatlerde Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü'ne 8 hava saldırısı düzenledi. Saldırının, Türkiye'nin hava üssüyle ilgilendiği ve tesisin yeniden faaliyete geçirilmesini değerlendirdiği yönündeki haberlerin ardından gelmesi dikkati çekti.
Saldırı ayrıca İsrail'in askeri hedefleri daha önce yoğunlaştığı Suriye'nin merkezinden kuzeye doğru genişletmesi açısından önem taşıyor. Ebu Zuhur, Türkiye'nin askeri ve siyasi nüfuzunun yoğun olduğu bölgelere daha yakın bir konumda bulunuyor.
Ebu Zuhur neden önemli?
Ebu Zuhur Hava Üssü, Suriye'nin kuzeyinde Halep, İdlib ve Hama vilayetleri arasında yer alıyor ve Türkiye sınırına yaklaşık 72 kilometre mesafede bulunuyor.
Bu konumu, hava üssünün İsrail'in daha önce Suriye'nin merkezinde hedef aldığı tesislere kıyasla Türkiye'nin nüfuz alanlarına daha yakın hale getiriyor.
Askeri uzman Tuğgeneral Hasan Cuni'ye göre saldırının iki temel nedeni bulunuyor. Bunlardan ilki üssün Türkiye sınırına yakın konumu, ikincisi ise Türkiye'nin tesise yönelik ilgisi ve burada askeri bir heyetin inceleme yaptığı yönündeki haberler.
Cuni, hava üssünün 2012'den bu yana kullanılmadığını ve bu nedenle şu aşamada doğrudan operasyonel bir değer taşımadığını belirtti. Ancak tesisin yeniden inşa edilerek bir hava üssüne dönüştürülmesi ihtimalinin, özellikle Türkiye'nin Suriye ordusunun askeri kapasitesinin geliştirilmesine destek vermesiyle birlikte hava üssünün farklı bir stratejik önem kazandırabileceğini ifade etti.
Türkiye-Suriye askeri işbirliği
Türkiye ile Suriye arasındaki askeri işbirliği son dönemde giderek genişliyor.
İki ülke arasında geçen ağustosta imzalanan askeri anlaşma kapsamında eğitim, lojistik geliştirme ve deneyim paylaşımının yanı sıra Suriye'de askeri üs kurulması ve Suriye ordusunun bazı askeri kapasitesinin geliştirilmesi konularının da ele alındığı belirtiliyor.
Türkiye'nin Suriye'nin merkezindeki bazı askeri üsleri incelediği aktarılırken, İsrail son bir yıl içerisinde Münbiç, Hama, T4 ve Kamışlı'nın da aralarında bulunduğu çeşitli havaalanları ve askeri tesisleri hedef aldı.
Bu durum, İsrail'in Suriye'nin merkezindeki askeri hedeflerden kuzeydeki tesislere doğru kademeli olarak ilerleyen bir operasyon çizgisine işaret ediyor.
Cuni'ye göre İsrail'in Ebu Zuhur saldırısı yalnızca hava üssüne yönelik bir operasyon olarak değerlendirilmemeli. Saldırı, Suriye sahasında Türkiye ile İsrail arasındaki dolaylı çatışmanın seviyesinin yükseldiğini gösteren bir mesaj niteliği taşıyor.
İsrail'in "önleme" stratejisi
İsrail, Beşar Esed yönetiminin devrilmesinin ardından Suriye'deki askeri operasyonlarını yoğunlaştırarak hava ve deniz unsurları ile çeşitli askeri tesisleri hedef aldı.
İsrail bu operasyonları, sınırlarında gelecekte ortaya çıkabileceğini öne sürdüğü tehditleri önlemeye yönelik bir stratejinin parçası olarak değerlendiriyor.
Cuni, İsrail'in 7 Ekim 2023 saldırılarının ardından güvenlik doktrininde caydırıcılıktan "önleme" olarak tanımladığı bir stratejiye yöneldiğini savundu.
Bu yaklaşım kapsamında İsrail yalnızca mevcut bir saldırıya karşılık vermek yerine, gelecekte tehdit oluşturabileceğini değerlendirdiği askeri kapasitenin oluşmasını engellemeye çalışıyor.
Bu nedenle İsrail'in Suriye'de doğrudan Şam yönetimiyle bir çatışma yaşanmadığı dönemlerde dahi havaalanları ve askeri tesisleri hedef aldığı belirtiliyor.
Türkiye'nin Suriye ordusunun yeniden yapılandırılmasına dahil olması ise İsrail'in hesaplamalarını daha karmaşık hale getiriyor. İsrail, Suriye'nin hava savunma ve hava kapasitesinin geliştirilmesini veya Türkiye'nin Suriye'de askeri altyapı oluşturmasını bölgedeki güç dengelerini değiştirebilecek gelişmeler olarak görüyor.
Doğrudan çatışma riski
Cuni, Ebu Zuhur saldırısının yalnızca Suriye'ye ilişkin sınırlı bir olay olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, gelişmelerin bölgedeki ittifak ve güvenlik dengelerinin yeniden şekillendiği daha geniş bir çerçevede ele alınması gerektiğini söyledi.
Bölgedeki yeni ittifakların İsrail'in hesaplamalarında önemli yer tuttuğunu belirten Cuni, İsrail'in bölgesel işbirliklerinin bazılarını kendi çıkarları açısından tehdit olarak değerlendirebileceğini ifade etti.
İsrail ile Türkiye arasında Suriye sahasında yaşanan askeri hareketliliğin doğrudan çatışmaya dönüşüp dönüşmeyeceği, iki ülkenin karşılıklı angajman sınırlarını ne ölçüde kontrol edebileceğine bağlı olacak.
Ancak iki ülkenin askeri faaliyetlerinin Suriye'de giderek birbirine yaklaşması, yanlış hesaplama riskini artırıyor. Yeni bir saldırının daha geniş çaplı bir tırmanmayı tetikleyebileceği değerlendiriliyor.
Ebu Zuhur'a yönelik saldırı, Suriye'nin kuzeyinin Türkiye ve İsrail arasındaki rekabetin en hassas alanlarından birine dönüşmeye başladığını gösteriyor. Suriye ordusunun yeniden yapılandırılması da artık yalnızca ülkenin iç meselesi olmaktan çıkarak, yeni Suriye'nin şekli ve ülkedeki askeri nüfuzun paylaşımı konusunda bölgesel rekabetin parçası haline geliyor.
Barrack'ın uyardığı İsrail-Türkiye arasında doğrudan çatışma kısa vadede kaçınılmaz görünmese de tarafların siyasi mesajlaşmadan Suriye sahasındaki askeri pozisyonları test etmeye geçmesi, böyle bir ihtimali önceki döneme kıyasla daha görünür hale getiriyor.
Türkiye'nin Suriye'deki askeri varlığının genişlemesi veya İsrail'in kuzeydeki saldırılarını sürdürmesi halinde tarafların gerilimi kontrol altında tutabileceği alanın daralması ve sahadaki bir hatanın daha geniş bir çatışmaya dönüşme riskinin artması beklenebilir.
Kaynak: Mepa News, Al Jazeera