Suriye'nin güneyindeki Dürzi geriliminin arkasında İsrail var

"İsrail'in hareketleri ve Ulusal Muhafızlar'a desteği, Suriye hükümetiyle müzakerelerde elini güçlendirecek yeni bir fiili durum oluşturma çabalarının parçası."

Abdullah al-Bashir | New Arab | Tercüme: Mepa News

Suriye'nin güneyindeki Süveyda vilayetinde, Dürzi lider Hikmet el Hecri'nin öncülük ettiği "Ulusal Muhafızlar" milis gücünün faaliyetleri, Suriye'nin güneyini işgal eden İsrail güçlerinin ihlalleri ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun yaklaşan seçimler öncesinde Filistinli Dürzi seçmenleri kazanma hamleleriyle giderek daha fazla örtüşüyor.

Video kayıtlarına göre milis üyeleri, yakın zamanda Dera'nın doğu kırsalında, Dera ve Kuneytra vilayetleri arasındaki idari sınıra yakın bir kasaba olan Umm Veled'e saldırma tehdidinde bulundu. Tehditler, milis gücünün çarşamba günü erken saatlerde Süveyda'nın batısındaki Tel Hadid yakınlarında hükümete bağlı bir iç güvenlik kontrol noktasına insansız hava aracıyla saldırdığı sırada geldi.

Jusoor Merkezi'nde araştırmacı olan Wael Alwan, Süveyda'daki Ulusal Muhafızlar ve bağlantılı silahlı grupların askeri operasyonlarının beklendiğini söyledi.

The New Arab'a konuşan Alwan, bu faaliyetlerin Netanyahu'nun işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan Dürzi topluluklarının oylarını kazanma amacına hizmet edeceğini söyledi. Bu faaliyetler ayrıca Netanyahu'ya, Dürzileri destekleyip silahlandırırken, İsrail içinde de yaptığını iddia ettiği gibi Suriye'deki Dürzileri koruma konusundaki bağlılık iddiasını sergileme fırsatı sunuyordu.

Alwan, vilayetteki milislerin bu eylemlerinin ve İsrail'in müdahalesine yönelik çağrıların esas olarak siyasi ve medya odaklı olduğunu, Süveyda'da huzursuzluk ortaya çıkarma ve durumun çözüme kavuşturulmasına yönelik çabaları engelleme doğrultusundaki süregelen girişimlerinin bir parçasını oluşturduğunu söyledi.

Süveyda'ya İsrail silahları açıkça gönderiliyor

Orta Doğu Enstitüsü Suriye Programı Direktörü Charles Lister'a göre, Suriye hükümetine karşı olan milislere İsrail'in silah tedariki artık gizlenmiyor.

Lister, 19 Ekim'de X'te yaptığı paylaşımda Ulusal Muhafızlar üyelerinin ABD yapımı M16 ve AR-15 tüfekleri edindiğini yazdı ve bunları İsrail'in sağladığını öne sürdü.

Güvenlik ve askeri konularda uzman araştırmacı Rashid Hourani, The New Arab'a, Ulusal Muhafızlar'ın gerilimi tırmandırmasının Süveyda meselesini yeniden başlangıç noktasına döndürmeye yönelik sahadaki çabalarla bağlantılı olduğunu söyledi.

Hourani, bu çabaların milis gücünün 8 Ekim'de Süveyda'nın batı kırsalındaki Vakm köyünü ele geçirmesinin ardından yoğunlaştığını söyledi. Suriye hükümeti istikrarı yeniden sağlamak ve sakinlerin dönüşünü kolaylaştırmak için çalışırken, grubun vilayette kontrol ettiği alanları genişletmeye çalıştığını belirtti.

Hourani, gelişmeleri İsrail'in, Dera'nın batı kırsalından geçen bir güzergahı Ürdün sınırına kadar uzatmayı amaçlayan "Sufa 53" yol projesi üzerindeki devam eden askeri operasyonlarıyla da ilişkilendirdi.

Bu faaliyetlerin, Ürdün, ABD, Türkiye ve Suudi Arabistan'ın Süveyda krizine çözüm bulma çabalarını, özellikle Suriye-Ürdün-ABD yol haritasının uygulanmasını baltalamaya yönelik bir girişim olduğunu söyledi.

Hourani, Ulusal Muhafızlar'ın yakın zamanda İsrail'den askeri helikopterlerle taşınan silah ve mühimmat aldığını söyledi. İsrail keşif uçaklarının da özellikle Suriye hükümetinin kontrolündeki bölgeler üzerinde milislere sağladığı havadan keşif desteğini artırdığını belirtti.

İsrail'in keşif uçuşlarının Dera vilayetini, Şam ve kırsalının hava sahasını da kapsadığını ekledi.

Hourani, İsrail'in hareketlerinin ve Ulusal Muhafızlar'a desteğinin, Suriye hükümetiyle müzakerelerde elini güçlendirecek yeni bir fiili durum oluşturma çabalarının parçası olduğunu söyledi.

Şam ise İsrail'in Suriye'deki ihlallerini ve müdahalesini sınırlamak için diplomasiye ve ABD baskısına bel bağlıyor.

Hourani, İsrail'in mevcut temel hedefinin, işgal altındaki Golan Tepeleri'nin Suriye tarafı boyunca bir güvenlik tampon bölgesi oluşturmak olduğunu söyledi.

ABD, gerilimin yeniden tırmanmasından kaygılı

Süveyda krizi, Hecri'nin 25 Ağustos'ta Dürzilerin "İsrail Devleti'nin ayrılmaz bir parçası" olduğunu açıklamasının ardından yeniden gündemin ön sıralarına döndü.

Bu sözler Suriye, Lübnan ve işgal altındaki topraklardaki Dürzi şahsiyetlerin ve dini mercilerin itirazlarına yol açtı. Aynı zamanda Süveyda'da Hecri'ye karşı çıkan seslere yönelik baskılar arttı.

ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, silahlı milislerin askeri faaliyetlerini de yoğunlaştırdığı eylül ayında Süveyda'da gerilimin yeniden tırmanmasından Washington'ın duyduğu kaygıyı dile getirerek bütün taraflara itidal çağrısı yaptı.

Barrack, yaklaşık bir yıl önce ABD, Ürdün ve Suriye'nin üzerinde uzlaştığı yol haritası uyarınca Süveyda'nın yeniden Suriye'yle bütünleştirilmesi çağrısında bulundu.

Dürziler, aşiret toplulukları ve komşu ülkeler arasında diyalog, anlayış ve işbirliği çağrısı yaparak diyaloğun alternatifinin zafer değil, yeni bir yas dönemi olduğu uyarısında bulundu.

Barrack, bir yıl önce Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ve Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safedi ile vilayet için üçlü bir barış yol haritası imzaladığını açıklamıştı. Amaçlarının, tam vatandaşlık haklarını güvence altına alarak ve bütün yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlayarak Süveyda'yı onurlu bir biçimde yeniden Suriye'yle bütünleştirmek olduğunu belirtmişti.

Gazeteci Samer al-Miqdad, The New Arab'a, Ulusal Muhafızlar'ın askeri hareketlerinin yol açtığı tehlikenin, toprak kontrolündeki değişikliklerin ya da çatışmaların Dera kırsalına yayılmasının ötesine geçtiğini söyledi. Daha büyük riskin, Suriye'nin güneyinde yaygın kaosun geri dönmesi ve krizin yeniden alevlenmesi olduğunu belirtti:

"Dera'nın doğu kırsalında yaşayanlar bu milis gücünün askeri operasyonlarının sonuçlarından korkuyor. Sükunetin sağlandığı ve gerilimin düştüğü kabul edilebilir bir noktaya ulaşmıştık, ancak milis gücü bunu baltalamaya çalışıyor."

Grubun, güç ve baskı kullanmak anlamına gelse bile Süveyda'da çözüm çağrısı yapan muhalifleri dışlamayı sürdürdüğünü ekledi. Gerilimin daha da tırmanmasının doğrudan bölge sakinlerine zarar vereceği uyarısında bulundu. Milis üyelerinin tehditleri göz önüne alındığında çatışmaların Dera'ya yayılmasının felaket olacağını söyledi.

Süveyda krizinin çözümüne yönelik yol haritası, Suriye hükümeti, Ürdün ve ABD arasında o yıl temmuz ve ağustos aylarında Amman'da yapılan görüşmelerin ardından 17 Eylül 2025'te imzalandı.

Yol haritası, her türlü çözümün Suriye'nin toprak bütünlüğünü koruması gerektiğini ve Süveyda'nın meselelerinin Suriye ulusal çerçevesi dışında ele alınamayacağını vurguladı. Güvenlik güçlerinin çekilmesi, güvenlik ve idari düzenlemelerle birlikte yerel yönetim kurulması, insani yardım ulaştırılması, kaçırılanların serbest bırakılması ve yerinden edilen sakinlerin geri dönmesi çağrısında bulundu.

Ayrıca bölgesel güvenlik mutabakatlarıyla birlikte dış müdahalenin sona erdirilmesini ve Temmuz 2025'te Süveyda'da bir tarafta silahlı Dürziler, diğer tarafta hükümet güçleri ve Bedevi savaşçılar arasında çatışmaların patlak verdiği, can kayıplarının yaşandığı olayların soruşturulmasını istedi.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri