Suveyda'da uluslararası baskılar siyasi çözümü sağlayabilecek mi?

"Bu hareketlilik, Süveyda'nın iç mesele olmaktan çıktığına ve Şam, Washington, Ankara ve Tel Aviv arasındaki dengelerin bir parçası haline geldiğine işaret ediyor."

Adnan Ali | New Arab | Tercüme: Mepa News

Suriye'nin Süveyda vilayeti, aylar süren çıkmazdan sonra kontrol hatlarının belirginleşmesinin ardından yeni bir siyasi ve diplomatik hareketlilik dönemine girmiş görünüyor.

Yenilenen hareketlilik, ABD, Ürdün ve Türkiye'nin artan angajmanının yanı sıra Hikmet el-Hecri üzerindeki baskının yükseldiği ve Suriye-Ürdün-ABD yol haritasının, vilayetin istisnai durumunu sona erdirecek bir çözüme götürebilecek çerçeve olarak yeniden güçlü biçimde tartışıldığı bir dönemde yaşanıyor.

Bu hareketlilik, Süveyda'nın artık yalnızca iç mesele olmaktan çıktığına ve Suriye devletinin geleceği ile Şam, Washington, Ankara ve Tel Aviv arasındaki dengelere ilişkin daha geniş bölgesel düzenlemelerin bir parçası haline geldiğine işaret ediyor.

Süveyda yeniden gündemde

Süveyda dosyası, el-Hecri'nin 25 Ağustos'ta Dürzilerin "İsrail Devleti'nin ayrılmaz bir parçası olduğunu" söylediği açıklamalarının ardından yeniden gündeme geldi.

Bu sözler Suriye, Lübnan ve işgal altındaki Filistin topraklarındaki Dürzi isimler ve dini mercilerin itirazlarına yol açarken, el-Hecri'ye karşı çıkan sesler üzerindeki baskı da dahil olmak üzere iç çatışmaların önünü açtı.

En dikkat çekici gelişme, Süveyda'nın önde gelen isimlerinden Atıf Hanidi'nin durumu oldu. Hanidi, Dürzilerin İsrail'le ilişkilendirilmesini reddeden bir açıklama yayımladı ve el-Hecri'yi vilayet sakinlerinin temsilini tekeline almakla eleştirdi.

Bunun ardından el-Hecri destekli Ulusal Muhafız güçleri, Hanidi'nin yaşadığı el-Mecdel kasabasına girdi ve onu Şam'a gitmek zorunda bıraktı. Muhafızların yönetimi ise Hanidi'nin kendi isteğiyle ayrıldığını öne sürdü.

Jusoor Center araştırmacısı Wael Alwan, The New Arab'a yaptığı açıklamada, Süveyda meselesinin yeniden gündeme gelmesinin esas olarak el-Hecri'nin vilayetin kaderini İsrail'e bağlayan açıklamalarıyla ilişkili olduğunu söyledi.

Alwan'a göre el-Hecri, 27 Ekim'de yapılması planlanan Knesset seçimleri öncesinde İsrail'deki siyasi durumdan yararlanmaya çalıştı ve İsrail'deki Dürzi toplumunun ruhani lideri Muvaffak Tarif'in, Binyamin Netanyahu hükümetini el-Hecri'ye bazı kazanımlar sunmaya yönlendirmesini umdu.

Alwan, buna karşılık Suriye hükümetinin, istikrar için gerekli gördüğü ulusal ilkeleri korurken meseleyi ele alma konusunda yeterli esneklik gösterdiğini söyledi.

Alwan'a göre İsrail'in baskısı ve el-Hecri'nin adımları, Suriye içindeki istikrarın güçlendirilmesiyle bağdaşmıyor. Bu ise Suriye'nin, ABD'nin ve bölgesel aktörlerin ortak hedefi.

Alwan, Suriye'nin egemenliğine dayanan ve çözüm sürecinin bozulmasını önlemeye yönelik garantiler içeren uluslararası bir yol haritasının bulunduğuna işaret etti.

Alwan'a göre İsrail'in Süveyda'ya müdahalesi, İsrail seçimlerinden sonra aynı biçimde devam etmeyebilir. Özellikle vilayet içinde ulusal bir çözüme ihtiyaç duyulması nedeniyle zaman Suriye devletinin lehine işliyor.

Süveyda'dan gazeteci Fuad Azzam da bu görüşü paylaşıyor. Azzam'a göre son gerilim, ilgili tarafları Suriye-ABD-Ürdün yol haritasını yeniden teyit etmeye ve uygulanması yönünde harekete geçmeye zorladı.

Bu durum, ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack'ın açıklamalarının yanı sıra Suriye ve Ürdün dışişleri bakanlarının tutumlarına da yansıdı.

Azzam, The New Arab'a yaptığı açıklamada son gerilimin öğrencilerin sınavlara girmesinin engellenmesi, batı tarafındaki ateşkes hatlarında gerilimin yükselmesi ve el-Hecri'nin İsrail'le ilgili açıklamalarıyla başladığını, Atıf Hanidi meselesiyle doruğa ulaştığını söyledi.

Azzam, güvenlik kaosu ve kötüleşen koşullar nedeniyle halk arasında hoşnutsuzluğun arttığını, bunun da Şam'a veya ülke dışına göçe yol açtığını belirtti.

Azzam'a göre yol haritasının uygulanması yönünde adımlar atıldı ve el-Hecri'nin bunu reddetmesi, ulusal alternatiflerin bulunması ve yerel toplumun bir kesiminde kendisine duyulan güvenin azalması nedeniyle süreci engellemeye yetmeyebilir.

Azzam ayrıca İsrail'in bazı konularda geri adım atmaya başladığını savundu ve Netanyahu'nun son açıklamalarında "Dürzileri koruma" söylemini tekrarlamadığına dikkat çekti. Azzam'a göre İsrail'deki tartışmaların Dürzi isimler üzerinden yardıma kayması, Süveyda meselesinin siyasi amaçlarla kullanılmasının tükenmeye başladığına işaret ediyor olabilir.

Bu gelişmeler, bölgesel temasların yoğunlaşmasıyla birlikte özel önem kazandı.

Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, iki gün önce Ürdünlü mevkidaşı Eymen Safedi ile Süveyda'ya ilişkin üçlü yol haritasının uygulanmasını görüştü.

Bu görüşme, Şeybani'nin salı günü Ankara'da Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve ABD'nin Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Tom Barrack ile yaptığı toplantıların bir gün sonrasında gerçekleşti.

Barrack, Washington'un yol haritasına bağlılığını yeniden teyit ederek bunu Süveyda krizini çözmenin tek yolu olarak nitelendirdi.

Barrack, Dürziler, aşiretler ve komşu ülkeler arasında diyalog, anlayış ve iş birliği çağrısında bulunurken, diyaloğun alternatifinin zafer değil yeni bir yas dönemi olduğu uyarısını yaptı.

Yol haritası, Süveyda'nın Suriye'nin bir parçası olduğunu belirtiyor ve vilayetin nihayetinde yeniden devlet kurumlarına entegre edilmesini sağlayacak geçiş düzenlemeleri öngörüyor.

Plan ayrıca ihlallerin soruşturulmasını, sorumluların hesap vermesini, yardımların ulaştırılmasını, hizmetlerin yeniden sağlanmasını, zarar görenlere tazminat verilmesini ve hasarlı bölgelerin yeniden inşa edilmesini, yerinden edilenlerin geri dönmesini, tutukluların serbest bırakılmasını ve kayıpların akıbetinin açıklığa kavuşturulmasını içeriyor.

Güvenlik konusunda plan, İçişleri Bakanlığı güçlerinin Şam-Süveyda yolu boyunca konuşlandırılmasını ve sivil savaşçıların sınır bölgesinden çekilerek yerlerine düzenli polis güçlerinin getirilmesini öneriyor.

Plan ayrıca vilayetin farklı topluluklarını kapsayan ve Süveyda'dan bir ismin başkanlık edeceği yerel bir polis gücünün oluşturulmasını öngörüyor.

Bunun yanı sıra bir vilayet meclisi kurulması, sivil kurumların yeniden faaliyete geçirilmesi, Dürziler ile aşiretler arasında uzlaşma sürecinin başlatılması ve dış müdahaleye son verilmesi öneriliyor. Uygulamanın denetlenmesi için de Suriye-Ürdün-ABD mekanizması öngörülüyor.

Ancak başlıca anlaşmazlık noktası, silahlar ve güvenlikle ilgili karar alma yetkisi olmaya devam ediyor.

Resmi yapı dışında yerel bir silahlı gücün bulunması, anlaşmazlığı yalnızca idari yetkiler meselesi olmaktan çıkarıyor ve vilayette nihai karar alma yetkisinin hangi tarafta olacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Bu bağlamda ABD'nin yaklaşımı, merkeziyetçi modele geri dönmekten ziyade Suriye'nin egemenliğinin korunmasıyla vilayete geniş yerel düzenlemeler tanınmasını bir araya getiren bir formüle daha yakın görünüyor.

Bu durum, ayrılığa veya dış nüfuz alanlarının devamına karşı çıkılırken yerel polis, yerel meclis, garantiler ve hesap verebilirlik üzerinde neden durulduğunu açıklıyor.

Bölgesel düzeyde ise İsrail, Türkiye ve ABD'nin hesapları Süveyda'da karşı karşıya geliyor.

İsrail, Suriye'nin güneyine güçlü bir Suriye devletinin ortaya çıkmasını engelleme hedefiyle bağlantılı bir güvenlik perspektifinden bakarken, Türkiye Suriye'nin toprak bütünlüğünü ve devlet kurumlarının kapasitesini destekliyor.

Mevcut bilgilere göre Washington ise özellikle Suriye'nin istikrarının ticaret, enerji ve ulaşım güzergahlarını da içeren daha geniş bölgesel hesaplarla bağlantılı hale gelmesi nedeniyle, güneyde yeni bir patlamayı önleyecek bir çözüm için baskı yapıyor.

Ayrılık ile hesap verebilirlik arasında

Ülke içinde, Süveyda'yı İsrail'le ilişkilendirmeye yönelik her türlü girişime karşı muhalefetin arttığına dair işaretler bulunuyor.

Vilayetten akademisyenler ve aktivistler, bu yaklaşıma karşı bir muhalefetin bulunduğunu doğrularken, silah ve şiddet korkusunun muhaliflerin görüşlerini kamuoyu önünde dile getirme imkanını sınırladığını belirtiyor.

Ayrıca ayrılığa karşı çıkan kesimin desteklenmesi ve Şam'ın vilayet sakinlerine güven vermek için somut adımlar atması yönünde çağrılar yapılıyor. Bu adımların başında hasar gören köylerin yeniden inşa edilmesi ve ihlallerden sorumlu kişilerin hesap vermesinin sürdürülmesi geliyor.

Dolayısıyla mesele, Süveyda'daki iç dengenin uygulanabilir bir çözüme imkan verecek biçimde nasıl yeniden kurulacağı sorusuna dönüşüyor.

Şam ve Washington, vilayetin çıkarlarını Suriye devleti içinde temsil edebilecek yerel güçleri desteklemeyi başarırsa el-Hecri'nin karar alma üzerindeki tekeli zayıflayabilir.

Ancak Şam ikna edici siyasi, güvenlik ve toplumsal garantiler sunamaz ya da sert güvenlik yaklaşımına geri dönerse gerilim yeniden alevlenebilir ve herhangi bir çözüme karşı çıkan güçler tarafından kullanılabilir.

Bu nedenle mevcut hareketlilik, Süveyda meselesini, istikrarın güçlendirilmesi gerektiği konusunda ABD, Ürdün ve Türkiye arasında oluşan yakınlaşmaya ve mevcut duruma karşı büyüyen iç muhalefetten yararlanmaya dayanan bir çözüm yoluna yeniden sokma girişimine daha yakın görünüyor.

Bununla birlikte sürecin başarısı, tarafların Süveyda krizinin temelini oluşturan meseleleri ele alma kapasitesine bağlı: Suriye'nin egemenliğini, adalet ve hesap verebilirliği, yerel garantileri ve silahların kontrolünü bir araya getirmek, aynı zamanda vilayetin yeniden şiddet döngüsüne girmesini veya herhangi bir dış aktörün kalıcı nüfuz alanına dönüşmesini engelleyecek şekilde dış müdahaleyi önlemek.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri