Toplu mezarlar genişliyor: Gazze'de enkaz altındaki cenazeler çıkarılmayı bekliyor

"Gazze Sivil Savunması, yaklaşık 8 bin Filistinlinin çöken binaların altında kaldığını tahmin ediyor."

Ansam Al-Kitaa | New Arab | Tercüme: Mepa News

Munzir Hirz, kız kardeşini defnetmek için 975 gün bekledi.

Lulu Hirz, 23 yaşında bir çevirmendi. İsrail'in soykırımının başlamasından tam bir gün önce, 6 Ekim 2023'te evlendi.

Ertesi sabah eşiyle birlikte Gazze'nin merkezindeki Sahabe bölgesinden Gazze kentinin batısındaki Tel el-Hava'ya kaçtı. Burada eşinin akrabaları olan Kerem ailesinin yanında barındılar.

18 Aralık 2023'te yaklaşık 50 kişinin kaldığı dört katlı bina hava saldırısıyla vuruldu. Lulu, 26 yaşındaki eşi ve eşinin kardeşi dahil 25 kişi öldü. Bodrum katta bulunan birkaç kişi çıplak elleriyle kazı yaparak enkazdan çıkmayı başardı. Lulu ve eşi ise enkaz altında kaldı.

O sırada Gazze Şeridi'nin güneyinde ayrı bir yerde yerinden edilmiş olan Munzir, kız kardeşinin ölümünü ailenin geri kalanından önce öğrendi. The New Arab'a iletişimin çöktüğünü ve haberi ailesine ulaştırmasının iki gün sürdüğünü söyledi. Kız kardeşinin cenazesini kendi imkanlarıyla çıkarmaya çalıştı.

Filistin topraklarındaki sivil koordinasyondan sorumlu İsrail askeri birimi COGAT'ı kastederek, "Cenazeyi kendim çıkarmaya çalıştım ama bunun için COGAT ile koordinasyon gerekiyordu ve bunu sağlayamadım" dedi.

Munzir'in The New Arab ile konuşmasından dört gün önce, kurtarma ekipleri nihayet bölgeye ulaşabildi. Ancak enkazdan çıkarılan şey tanıyabileceği bir ceset değildi. Aynı binada ölen diğer kişilerin kalıntılarıyla birbirine karışmış, parçalanmış kemik ve doku yığınıydı.

"Çıkarıldığında onun olup olmadığını bilmiyorduk. Bir kemik yığını çıkardık ve kalıntılar birbirine karışmıştı. Bunların ona ait olduğunu doğrulayamadık" dedi.

Lulu'nun kalıntılarını diğerlerinden ayırmanın bir yolu olmadığından aile, o adresten çıkarılan herkes için tek bir cenaze düzenlenmesini kabul etti. Munzir, The New Arab'a, "Bunu toplu bir cenaze olarak değerlendirdik ve hepsini toplu mezara defnettik" dedi.

Ailesi, halen bekleyen binlerce aile gibi yaklaşık üç yıl boyunca bekledi.

Bir başka toplu cenaze

Gazze Sivil Savunması, yaklaşık 8 bin Filistinlinin çöken binaların altında kaldığını tahmin ediyor. Diğer insan hakları gözlemcileri ise çıkarılamayan ve kimliği belirlenemeyenler dahil gerçek sayının çok daha yüksek olabileceğini öne sürüyor.

Gazze Sivil Savunma Sözcüsü Mahmud Basal, The New Arab'a ekiplerin haziran sonunda operasyonların yeniden başlamasından bu yana 200 cenaze çıkardığını ve Gazze Şeridi genelinde yaklaşık 300 binada halen kurbanların bulunduğuna inanıldığını söyledi.

"Bu, Gazze'deki saha ekiplerimizin karşı karşıya olduğu en zor görevlerden biri" diyen Basal, kendi hesaplamasına göre kurtarma çalışmalarının yıllarca süreceğini belirtti.

Basal, Uluslararası Kızılhaç Komitesiyle birlikte geçen kasım ayından şubat ayına kadar yürütülen ilk aşamada, yaklaşık 800 saatlik çalışma sonucunda Gazze'nin merkezinde, Gazze kentinde ve kuzeyde 333 cenazenin çıkarıldığını, ardından projenin yedi ay süreyle durdurulduğunu söyledi.

Gazze Adli Deliller Biriminde kimliği belirlenemeyen cenazeler dosyasından sorumlu Dr. Ahmed Ebu Taha, The New Arab'a krizin boyutunun ekiplerin kapasitesini çok aştığını, gönüllüler dahil personel sayısının 15'i geçmediğini söyledi.

Dr. Ahmed, kurbanların kimliklerinin belirlenmesiyle ilgili her şeyin Gazze'ye girişinin kısıtlamalara tabi olduğunu ve geçen her yıl bu görevin daha da zorlaştığını söyledi.

Kimlik tespiti normalde bir dizi uzmanlaşmış yönteme dayanıyor. Ancak Dr. Ahmed'e göre bunların hiçbiri şu anda mevcut değil:

"Kimlik tespiti için gerekli doğrulayıcı testler var: Adli antropoloji, kemik analizi, diş incelemeleri ve en bilineni DNA testi. Bunların hiçbiri Gazze Şeridi'nde mevcut değil."

Toplu mezarlar da Gazze'deki hayatın ürkütücü rutinlerinden biri haline geldi.

20 Ağustos'ta Gazze kentinde Savafiri, Batnici, Kerem, Hirz ve diğer ailelerden 50 kişi için bir toplu mezar kazıldı. Cenazeleri, İsrail'in soykırımının ilk aylarında Tel el-Hava, Zeytun, Sabra, Şeyh Rıdvan ve Şati dahil mahallelerde vurulan evlerin enkazından yeni çıkarılmıştı.

Bundan birkaç hafta önce, 4 Ağustos'ta daha da büyük bir cenaze töreni düzenlendi. Binlerce kişi Gazze kentinde toplanarak Ebu Şeria ve Hasayine ailelerinden 112 kişiyi defnetti. Bu kişilerin kalıntıları, Kasım 2023'te Sabra mahallesinde vurulan tek bir binanın enkazından çıkarılmıştı. Gazze Sivil Savunması bunun, İsrail'in kuşatma altındaki bölgeye karşı savaşının başlamasından bu yana Gazze'de düzenlenen en büyük cenazelerden biri olduğunu söyledi.

Filistinli yetkililer, yalnızca bu saldırıda iki aileden 40'ı çocuk 308 kişinin öldüğünü belirtiyor. Yaklaşık 157 kişiden ise halen haber alınamıyor.

Kalıntıları teşhis etmek imkansız

56 yaşındaki İhab es Savafiri, ailesinin büyük bölümünü 2 Aralık 2023'te, savaşın ilk ateşkesinin ikinci gününde kaybetti. İhab ve kardeşi, El Ehli Arap Hastanesinde yaralı bir arkadaşlarını ziyaret etmeye gitmişti. Yakınlara bir saldırı düzenlendiğinde kendi mahallesi Askula'nın bulunduğu yönden dumanların yükseldiğini gördü ve eve koştu. Binayı çökmüş ve yanıyor halde buldu.

Akrabalarından 27'si ve yaklaşık 41 komşusu binanın içindeydi. Takip eden günlerde büyük oğlunun cesedini karşıdaki binada, eşinin cesedini yerde, küçük oğlunu ise bir komşunun çatısında buldu. Yaşları 20 ve dokuz olan iki çocuğunun da aralarında bulunduğu ailesinin geri kalanı ise yaklaşık üç yıl boyunca enkaz altında kaldı.

Kurtarma ekipleri onlara ulaştığında İhab, The New Arab'a kimlik tespitinin neredeyse imkansız hale geldiğini söyledi. İlk gün çıkarılan 12 cenaze açık bir araziye gömüldü ve daha sonra buldozerlerle üzerleri kapatıldı. Böylece geride hiçbir iz kalmadı.

"Kalıntıları teşhis etmek imkansız. Neredeyse üç yıldır enkaz altındalar" dedi. "Psikolojik durumumuz çok kötü. Yaklaşık üç yıldır Sivil Savunmadan cenazeleri enkazdan çıkarmasını istiyoruz."

Kazı çalışmaları Uluslararası Kızılhaç Komitesinin sağladığı ağır iş makineleriyle yürütülürken, Sivil Savunma ekipleri kalıntıları ayırmak ve saymak için adli tıp ve kriminal delil uzmanlarıyla birlikte çalışıyor.

Bu, Gazze'deki adli tıp ekipleri için tamamen yeni bir çalışma alanı.

Dr. Ahmed, "Savaştan önce enkaz altındaki cesetler ve kayıp insanlar meselesi diye bir şey yoktu. Bu tür bir çalışma için hiçbir altyapı bulunmuyordu" dedi.

Gazze'deki kayıpların hukuki krizi

Filistin Kayıp ve Zorla Kaybedilen Kişiler Merkezi Müdürü Nada Ebu Ayta, The New Arab'a Lulu Hirz gibi insanların hukuken belirsiz bir konumda bulunduğunu söyledi. Bir aile, yakınının tam olarak nerede öldüğünü ve cesedinin belirli bir binanın altında bulunduğunu bilse bile kişi hukuken "gaip" olarak sınıflandırılıyor.

Ebu Ayta "Hukuken kayıp olarak sınıflandırılıyorlar, aile nerede olduklarını ve belirli bir saldırıda öldürüldüklerini bilse bile. Ceset çıkarılana, ölüm belgesi düzenlenene, defin yapılana ve ailenin bütün şüpheleri ortadan kalkana kadar akıbetleri kesinleşmiş sayılmıyor." dedi.

Nada, birçok ailenin zaten yakınlarının nerede olduğunu bildiği için resmi bir kayıp başvurusu dahi yapmadığını söyledi. Bunun yerine cenazenin doğrudan çıkarılması için Sivil Savunma ve Kızılhaç'a baskı yapıyorlar. Merkez, Gazze'deki enkaz altında kaç kişinin kaldığına ilişkin kesin bir sayı veremiyor.

"Enkaz altında halen kaç kişinin bulunduğuna dair kesin bir rakam vermek mümkün değil. Bunlar tahminler. Biraz daha yüksek veya biraz daha düşük olabilir ve biz makul bir sayı ortaya koymak için elimizden geleni yapıyoruz" dedi.

Nada, kayıplardan bazılarının hiçbir zaman bir binanın içinde olmadığını da belirtti. Bazıları sokakta öldürüldü, yabancılar tarafından gayriresmi biçimde gömüldü veya hiçbir kayıt bırakılmadan İsrail ordusu tarafından gömülmüş olabilirler.

Adli tıp ekipleri personel eksikliğinin yanı sıra araç, ekipman ve temel lojistik imkanlardan da yoksun. Oysa uzmanların kalıntılar çıkarıldığı anda sahada bulunması gerekiyor.

Dr. Ahmed, "Adli tıp personelinin kalıntıları düzgün biçimde belgeleyebilmesi için çıkarma sırasında orada bulunması gerekiyor" dedi. Bu, özellikle kalıntıların çürümüş veya birbirine karışmış olduğu durumlarda kritik önem taşıyor.

Dr. Ahmed'e göre ekipler bir saldırı bölgesine ulaştığında, kimlik tespitine geçmeden önce neler yaşandığını yeniden oluşturmaya çalışıyor. Olayın koşullarını belirliyor ve çıkarılan kalıntıları daha önce orada yaşayan kişilerle eşleştirebilmek için kimlerin bölgede bulunduğunu tespit ediyorlar.

Deliller kaybolmadan Gazze'deki ölüleri çıkarma yarışı

Mahmud, cenazeleri çıkarmanın ekiplerinin yaptığı en zor işlerden biri olduğunu söyledi.

"Çalışmaya başlamadan önce, ailenin saldırıdan önce bulunduğu noktaya ulaşabilmek ve kalıntıları daha kolay bulabilmek için hayatta kalanlardan veya komşulardan ifadeler alıyoruz" dedi.

Mahmud'a göre her bölgede çalışma yapmak mümkün değil. Bazı binalar çökme tehlikesi taşıyor veya halihazırda dengesiz durumdaki yapıların yakınında bulunuyor. Bu da ağır makinelerin kullanımını imkansız hale getiriyor.

Patlamamış mühimmat da sürekli karşılaşılan bir tehlike. Ekipler ayrıca çürümüş kalıntılarla neredeyse hiçbir kişisel koruyucu ekipman olmadan çalışıyor. Uygun kıyafetleri, botları veya maskeleri yok.

"Onları bu şekilde riske atıyoruz. Üstelik ekipler her 100 günlük çalışma için 300 dolar alıyor. Bu, sözü bile edilmeyecek kadar düşük bir ücret" dedi.

Nada, cesetler ne kadar uzun süre gömülü kalırsa adli delillerin o kadar fazla bozulduğunu ve davaların hukuken sonuçlandırılmasının o kadar zorlaştığını belirtti. Bu durum yeniden evlenmek isteyen bir dul, vasiye ihtiyaç duyan yetim bir çocuk veya ölüm belgesi olmadan çözülemeyen bir miras meselesi için doğrudan sonuçlar doğuruyor.

Nada, kayıpların nerede bulunduğunun belgelenmesinin yalnızca insani bir görev olmadığını, gelecekte hesap verebilirlik çabaları için potansiyel delil niteliği de taşıdığını söyledi.

"Bu alanların, kayıp kişilerin isimlerinin ve kalıntıların belgelenmesi, insan hakları kuruluşları ile devlet kurumlarının ortak çalışmasıyla yapılırsa gelecekteki yargılamalarda kullanılmak üzere bu suçların resmi kaydı olarak işlev görmelidir" dedi.

Ekim 2025'ten bu yana yürürlükte olan ikinci ateşkes İsrail saldırılarını durdurmadığı gibi Gazze'deki ölülerin çıkarılması için gerekli finansman ve ekipmanın kim tarafından sağlanacağı veya işleyen bir sağlık sistemi ve adli tıp altyapısı olmadan kimlik tespitinin nasıl yapılacağı meselesini de çözmedi.

BM'ye göre İsrail saldırılarında imha edilen ekipmanlar da dahil ağır iş makinelerinin yetersizliği, Gazze'deki enkaz altında kaldığı düşünülen binlerce cenazenin çıkarılmasına yönelik çalışmaları defalarca durma noktasına getirdi.

Hirz ve Savafiri aileleri gibi binlerce aile açısından geriye şu soru kalıyor: Bir gün isim verilebilecek bir cenaze bulunacak mı, yoksa geriye yalnızca ortak bir mezar ve takvimde işaretlenmiş bir tarih mi kalacak? Yıllarca talepte bulunduktan sonra sonunda birilerinin gelip kazmaya başladığı gün...

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Haberler Haberleri