Azerbaycan'da ilkokul ve ortaokullarda başörtüsünün yasaklanmasıyla başlayan tartışma, Ankara ile Bakü arasındaki siyasi gerilime dönüştü.
Azerbaycan yönetimine yakın medya kuruluşları, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ı ve AK Parti hükümetini ülkenin içişlerine müdahale etmekle suçlarken, Ankara gerilimi tırmandırmama mesajı veriyor.
Türkiye ile Azerbaycan arasında savunma sanayinden enerjiye, ulaştırmadan tarıma uzanan stratejik iş birliği sürerken iki ülke arasındaki ilişkilerde son dönemde dikkat çekici bir gerilim yaşanıyor.
Middle East Eye'ın (MEE) haberine göre, Azerbaycan yönetimine yakın birden fazla medya kuruluşu, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın Cumhurbaşkanı İlham Aliyev yönetimine karşı ayaklanma girişimini teşvik etmeye çalıştığını öne sürdü.
Haberde, söz konusu yayınların Bakü yönetiminin üst düzey talimatları doğrultusunda hazırlandığını belirten yetkililere ve konuya yakın kaynaklara dayandırıldığı aktarıldı.
Gerilim, Azerbaycan'da ilkokul ve ortaokullarda başörtüsüne yönelik yasak kararının ardından Türkiye'de yükselen tepkilerle başladı. İki ülke arasındaki anlaşmazlık, eğitim ve dini özgürlükler konusundaki tartışmaların ötesine geçerek siyasi nüfuz, egemenlik ve bölgesel liderlik meselelerine uzandı.
Başörtüsü yasağı diplomatik krize dönüştü
Azerbaycan'da okullarda başörtüsüne yönelik yasak, Türkiye'de çeşitli kesimlerin de tepkisini çekti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'ndaki konuşmasında Müslüman kız çocuklarının eğitimine engel çıkaran ülkeleri eleştirmesi de tartışmanın bir parçası oldu.
MEE'ye konuşan Azerbaycanlı kaynaklar, Aliyev'in Ankara'ya yönelik üstü kapalı eleştirilerinin Erdoğan'ın bu açıklamalarına karşılık geldiğini ileri sürdü. Ankara ise Erdoğan'ın sözlerinin Azerbaycan'ı değil, Avrupa ülkelerini hedef aldığını savunuyor.
Gerilim, Cumhurbaşkanlığı danışmanı Oktay Saral'ın sosyal medyada Aliyev yönetimine başörtüsü yasağını kaldırma çağrısı yapmasıyla daha da arttı.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Leyla Şahin Usta da kararı eleştirdi. Usta, 1990'ların sonunda Türkiye'de başörtüsü yasağına karşı yürüttüğü mücadeleyle tanınan isimlerden biri.
Bu açıklamaların ardından Aliyev'in partisi Yeni Azerbaycan Partisi, Ankara'yı İslam dünyası üzerinde hegemonya kurmaya çalışmaması konusunda uyaran sert bir açıklama yayınladı.
Eski Başbakan Binali Yıldırım'ın da aralarında bulunduğu bazı Türk yetkililer, gerilimi düşürmek amacıyla Saral'ın kişisel görüşünü dile getirdiğini ve Erdoğan adına konuşmadığını vurguladı.
MEE'nin görüştüğü üç yetkili ile konuya yakın bir kaynağa göre Bakü, Ankara'dan Saral'ın resmi görevinden alınmasını istedi. Azerbaycan yönetiminin ayrıca Aliyev'e hakaret ettiği belirtilen sosyal medya kullanıcılarının yargılanmasını talep ettiği ve engellenmesini istediği hesapların listesini Türkiye'ye ilettiği öne sürüldü.
Türkiye'nin bazı hesapları engellediği, ancak bu konuda başka bir adım atılmadığı bildirildi.
Hakan Fidan'ın Bakü ziyareti gerilimi artırdı
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın geçen hafta bölgesel bir zirve için Bakü'yü ziyaret etmesi, iki ülke arasındaki tartışmanın yeni bir boyut kazanmasına yol açtı.
MEE'ye konuşan Azerbaycanlı bir kaynak, Fidan'ın ziyaretinin ve verdiği mesajların gerilimi azaltmak yerine artırdığını savundu.
Haberde, Fidan'ın Bakü'de bir Türk eğitim vakfını da ziyaret ettiği ve Azerbaycan yönetimine yakın bazı yayınların bu ziyareti Türkiye bağlantılı kuruluşların ülkedeki faaliyetleriyle ilişkilendirdiği belirtildi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanlığına yakınlığıyla bilinen Qafqazinfo adlı internet sitesi, yayınladığı bir haberde Türkiye bağlantılı kuruluşların Azerbaycan'da darbe girişiminde bulunmaya ve ülkede kaos çıkarmaya çalıştığını iddia etti. Haberde Fidan'ın söz konusu vakıfla yaptığı görüşmede bu yönde talimatlar verdiğine ilişkin ciddi bilgiler bulunduğu öne sürüldü.
Ancak Türkiye'nin Bakü Büyükelçiliğinin sert yalanlamasının ardından haberin Fidan'ı hedef alan bölümleri kaldırıldı ve içerik yeniden yayınlandı.
MEE'nin görüştüğü kaynaklar, Dışişleri Bakanı'na ve Ankara'ya yönelik saldırıların üst düzeyden verilen talimatlarla yürütüldüğünü ileri sürdü.
Erdoğan'ın zirveye katılmaması da tartışmaya eklendi
İki ülke arasındaki gerilim, diplomatik temaslar ve uluslararası zirveler üzerinden de kendini gösterdi.
Erdoğan'ın, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile aynı ortamda bulunmamak amacıyla Asya'da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı'nın (CICA) yedinci zirvesine katılmama kararı aldığı bildirildi. MEE'ye göre Bakü, Erdoğan'ın yokluğunu Aliyev'e yönelik bir saygısızlık olarak değerlendirdi.
Fidan zirveye katılırken, Herzog'un konuşmasını boykot eden ülkeler arasında yer aldı. Haberde, bu tutumun Azerbaycanlı ev sahiplerini rahatsız ettiği belirtildi.
MEE'ye konuşan birden fazla kaynak, Aliyev'in ay sonunda Türkiye'de düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılımının da henüz kesinleşmediğini ve Azerbaycan liderinin Erdoğan'ın yokluğuna karşılık zirveye katılmayabileceğini ifade etti.
Azerbaycanlı bir kaynak, Fidan'ın ziyaretine ilişkin değerlendirmesinde, “Fidan'ın ziyareti durumu daha da kötüleştirdi” dedi ve Türkiye'nin tutumunda somut bir değişiklik görülmesi gerektiğini savundu.
Erdoğan'ın geçen hafta bir eğitim vakfının etkinliğinde yaptığı konuşma da Bakü'de tepkiyle karşılandı. Erdoğan, Türkiye'nin artık çocukların kıyafetleri veya siyasi görüşleri nedeniyle eğitim almak için yurt dışına gitmek zorunda kaldığı bir ülke olmadığını söyledi. Açıklama, Azerbaycan'da Bakü yönetimine yönelik yeni bir eleştiri olarak yorumlandı.
Azerbaycan medyasında AK Parti'ye yönelik eleştiriler arttı
Gerilimin tırmanmasıyla Azerbaycan'da yayınlanan ve yönetimle yakın ilişkileri bulunan bazı haber sitelerinde AK Parti hükümetini hedef alan yayınlar yoğunlaştı.
Qafqazinfo, AK Parti'nin bağlantılı sivil toplum kuruluşları aracılığıyla İslamcı ideolojisini Azerbaycan'a taşımaya çalıştığını ileri sürdü. Haberde, Fidan'ın ziyaret ettiği belirtilen vakfın yanı sıra Türk istihbaratının bu tür kuruluşları başka ülkelerin iç siyasetine müdahale etmek için kullandığı iddia edildi.
Aynı yayında, Osmanlı İmparatorluğu'nun 1915'te Ermenileri Azerbaycan topraklarına yönlendirerek ülkeyi bölmeye çalıştığı şeklindeki iddiaya da yer verildi.
Publika adlı internet sitesi, AK Parti'yi İslamcı ve Müslüman Kardeşler çizgisindeki ideolojiyi başka ülkelere ihraç etmekle suçladı. Yayın ayrıca Türkiye'nin devlet kalkınma ajansı TİKA'nın diğer Türk devletlerinin iç istikrarı açısından risk oluşturabileceğini öne sürdü.
Musavat gazetesi ise AK Parti'nin başörtüsü tartışmasını Türkiye'deki 17 milyar dolarlık fon skandalına ilişkin eleştirilerden dikkati uzaklaştırmak için kullandığını iddia etti.
Global Info adlı yayın organı, Ankara'nın bölgede yeni Osmanlıcı bir politika izlediğini savunarak Türkiye'nin Bakü'ye eşit bir ortak olarak değil, kendisine bağlı bir ülke gibi yaklaştığını ileri sürdü.
News.Az International'da yazan, Dünya Yahudi Ajansı (Sohnut) fahri büyükelçisi ve İsrailli siyaset bilimci Roman Gurevich de “Bakü, İslamcı taleplere egemenliğini teslim etmeyecek” ifadesini kullandı.
Gurevich, Ankara'ya kendi siyasi modelini bölgeye ihraç etme girişimlerinden vazgeçmesi çağrısında bulundu. Haberde Gurevich'in Aliyev'e yakın bir isim olarak görüldüğü belirtildi.
MEE'nin görüştüğü Azerbaycanlı bir kaynak, medya kuruluşlarına AK Parti'nin siyasal İslam anlayışını, bu modelin Azerbaycan'a taşınmaya çalışıldığı iddialarını ve Türkiye'nin ülkenin içişlerine müdahale ettiği yönündeki suçlamaları öne çıkarma talimatı verildiğini ileri sürdü.
Aynı kaynak, “Bu, yaşanması gereken bir krizdi. Çünkü Türkiye'de bazıları Azerbaycan'ın Türkiye'nin nüfuz alanının bir parçası olduğunu düşünüyordu. Artık tek millet, iki devlet olduğumuzu anlamaları gerekiyor” dedi.
Ankara gerilimi tırmandırmama mesajı veriyor
Türkiye tarafında ise gerilimi kontrol altında tutma yaklaşımının sürdüğü belirtiliyor.
MEE'ye konuşan bir Türk yetkili, Ankara'nın Azerbaycan'dan gelen açıklamalara ve medyada yayınlanan haberlere karşılık vererek krizi büyütmeyeceğini söyledi.
Yetkili, “Kardeşlerimizle stratejik ittifakımız bu krizi atlatabilecek kadar sağlam. Kötü niyetli aktörlere bu ilişkiye zarar verdiğimizi gösterme fırsatı vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.
Türkiye ile Azerbaycan, 2021'de imzalanan Şuşa Beyannamesi ile savunma alanındaki iş birliğini güçlendirme ve birbirlerine destek olma taahhüdünde bulunmuştu. İki ülke arasında enerji, ulaştırma, inşaat ve tarım alanlarında milyarlarca dolarlık yatırımlar da bulunuyor.
Bakü'de kısa süre önce Azerbaycan ordusuna 500 milyon dolar değerinde savunma sanayisi ürünü tedarik edilmesini öngören anlaşmaların açıklanması, stratejik iş birliğinin devam ettiğini gösteren gelişmelerden biri olmuştu.
Buna rağmen başörtüsü yasağıyla başlayan tartışmanın siyasi suçlamalara ve medya üzerinden karşılıklı mesajlara dönüşmesi, iki ülke arasındaki yakınlığın iç politika, din ve bölgesel nüfuz meseleleri söz konusu olduğunda sınanabildiğini ortaya koyuyor.
Kaynak: Mepa News, Middle East Eye