Türkiye, Kızıldeniz'de seyrüsefer güvenliğini sağlamaya yönelik çok uluslu deniz savunma koalisyonunun kurulması çalışmalarına katıldığını açıkladı.
Milli Savunma Bakanlığı, Suudi Arabistan'ın daveti üzerine 28 Temmuz'da Riyad'da Babu'l Mendeb Boğazı'ndan seyrüsefer özgürlüğünün sağlanması amacıyla teknik bir toplantı gerçekleştirildiğini bildirdi.
Bakanlık, 30 Temmuz'da genelkurmay başkanları düzeyinde bir toplantı daha yapıldığını, 13 Ağustos'ta ise koalisyonun oluşturulmasına yönelik koordinasyon toplantısının Suudi Arabistan'ın Cidde kentinde gerçekleştirildiğini açıkladı.
Açıklamada, "Körfez bölgesindeki gerilimi azaltmak ve uluslararası ticaretin kesintisiz akışını sağlamak amacıyla Suudi Arabistan makamlarıyla çalışmalar sürdürülmektedir" ifadelerine yer verildi.
Türkiye-Suudi Arabistan savunma işbirliği genişliyor
Ankara'nın koalisyona katılımı, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında geçen hafta Mekke'de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması'nın ardından geldi.
Anlaşma, taraflardan herhangi birine yönelik silahlı saldırının diğer taraflara da yönelik kabul edilmesini öngörürken, savunma sanayii, askeri işbirliği ve ortak caydırıcılığın geliştirilmesini hedefliyor.
Böylece Mekke Anlaşması'nın ardından Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki güvenlik ve savunma işbirliğinin ilk somut alanlarından birinin Kızıldeniz'in güvenliği olması bekleniyor.
Ankara merkezli kaynaklar, Kızıldeniz'deki deniz koalisyonunun Türkiye-Suudi Arabistan savunma ortaklığının derinleşeceği ilk alanlardan biri olabileceğini değerlendiriyor.
Kızıldeniz'deki koalisyonun kapsamı
Suudi Arabistan, geçtiğimiz ay Kızıldeniz'in güvenliğini sağlamak amacıyla 13 ülkeli bir deniz ittifakı oluşturduğunu açıklamıştı.
İttifakta Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan'ın yanı sıra Bahreyn, Bangladeş, Komorlar, Cibuti, Mısır, Ürdün, Kuveyt, Katar, Somali ve Yemen'in yer aldığı bildiriliyor. Koalisyonun merkezinin ise Riyad olması planlanıyor.
Koalisyonun kurulması, Yemen'deki Husilerin 20 Temmuz'da Suudi Arabistan'a yönelik bir deniz ablukası ilan ettiklerini duyurmalarının ardından gündeme geldi.
Husilerin bu adımı, Hürmüz Boğazı'nın kapanması nedeniyle Suudi Arabistan'ın petrol ihracatının bir bölümünü Kızıldeniz üzerinden gerçekleştirmeye başlamasının ardından geldi.
Babu'l Mendeb'in stratejik önemi
Babu'l Mendeb, Kızıldeniz'i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu'na bağlayan kritik deniz geçişlerinden biri. Boğazdaki güvenlik sorunları, yalnızca Suudi Arabistan'ın enerji ihracatını değil, Asya-Avrupa arasındaki küresel ticaret hatlarınıda doğrudan etkileyebilecek nitelikte.
Bu nedenle Ankara'nın koalisyon çalışmalarına katılması, Türkiye'nin son dönemde Körfez ülkeleriyle geliştirdiği savunma ilişkilerinin yanı sıra Kızıldeniz ve Hint Okyanusu'na uzanan deniz güvenliği politikası açısından da dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilebilir.
Türkiye'nin Somali, Katar, Pakistan ve Suudi Arabistan'la geliştirdiği askeri ve savunma ilişkileri de dikkate alındığında, Ankara'nın Kızıldeniz'deki yeni güvenlik yapılanmasında daha görünür bir rol üstlenmesi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik mimarisindeki ağırlığını artırma politikasının bir parçası olarak öne çıkıyor.
Kaynak: Mepa News, Middle East Eye