Türkiye ile İsrail arasında son haftalarda artan sert açıklamalar, iki ülke arasındaki ilişkilerde farklı bir krize işaret ediyor.
Middle East Eye'dan Ragıp Soylu'nun haberine göre gerilim, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, aralarında İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun da bulunduğu 35 kişi hakkında, geçen yıl uluslararası sularda gerçekleşen bir saldırıya ilişkin dava açmasıyla yeni bir boyut kazandı.
Söz konusu adım, Tel Aviv tarafından gerilimi artırıcı bir hamle olarak değerlendirildi.
Karşılıklı sert açıklamalar
Netanyahu, sosyal medya platformu X üzerinden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı sert ifadelerle hedef aldı.
Eski İsrail Başbakanı Naftali Bennett de tartışmaya dahil olarak Türkiye’yi “yeni İran” olarak nitelendirdi ve Ankara’ya yönelik olası adımların sinyalini verdi.
Uzmanlara göre bu açıklamalar, yalnızca siyasi söylem olmanın ötesine geçerek iki ülkenin doğrudan karşı karşıya gelebileceği yönünde endişelere yol açıyor.
Derinleşen yapısal anlaşmazlıklar
Türkiye ile İsrail arasındaki görüş ayrılıkları yeni değil.
Taraflar özellikle Gazze’deki savaş, Suriye’deki yeni yönetim ve Doğu Akdeniz’deki güç dengeleri konusunda ciddi ayrışmalar yaşıyor.
İsrail’in Yunanistan ve Kıbrıs ile geliştirdiği ilişkiler de bu rekabetin bir parçası olarak görülüyor.
Enerji kartı: Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı
Olası bir kriz senaryosunda en çok tartışılan başlıklardan biri enerji.
Türkiye’nin, Baku-Tiflis-Ceyhan boru hattı üzerinden İsrail’e ulaşan Azerbaycan petrol akışını durdurabileceği değerlendiriliyor.
Söz konusu hattın İsrail’in petrol ihtiyacının yaklaşık yarısını karşıladığı belirtiliyor.
Ancak uzmanlara göre böyle bir adım kısa vadeli etkiye neden olsa da İsrail’in küresel piyasalardan alternatif tedarik sağlaması mümkün.
Hava sahası ve ulaşım
Türkiye’nin İsrail uçuşlarına hava sahasını kapatması da gündeme gelebilecek seçenekler arasında. Bu durum, uçuş sürelerini uzatarak maliyetleri artırabilir ve bilet fiyatlarını yükseltebilir.
Ancak İsrail’in Suudi Arabistan ve diğer bölge ülkelerinin hava sahalarını kullanabilmesi, bu etkinin sınırlı kalabileceğine işaret ediyor.
Ticaret ve karşılıklı bağımlılık
İki ülke arasındaki ticaret, Türkiye’nin 2024’te uygulamaya koyduğu ambargo sonrası önemli ölçüde azaldı.
Buna rağmen bazı ürünlerin üçüncü ülkeler üzerinden İsrail’e ulaşmaya devam ettiği belirtiliyor.
Uzmanlar, Türkiye ile İsrail arasında güçlü bir ekonomik karşılıklı bağımlılık bulunmamasının Ankara’nın elini sınırladığını ifade ediyor.
Bölgesel dengeler
Ankara’nın son dönemde NATO ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirmesi ve Pakistan, Suudi Arabistan ve Mısır gibi bölgesel aktörlerle yakınlaşması, İsrail’e karşı denge arayışı olarak değerlendiriliyor.
Türkiye’nin ayrıca Avrupa güvenlik mimarisindeki rolü, Rusya ve Ukrayna ile kurduğu ilişkiler ve Afrika ile Asya’daki artan etkisi de bu stratejinin parçaları arasında gösteriliyor.
Olası senaryolar
Uzmanlara göre mevcut gerilim, kısa vadede yalnızca sert söylemlerle sınırlı kalabilir.
Ancak diplomatik ilişkilerin kesilmesi ya da dolaylı çatışma ihtimali tamamen göz ardı edilmiyor.
Bununla birlikte tarafların sahip olduğu alternatifler ve sınırlı ekonomik bağımlılık, olası bir kriz durumunda etkilerin yönetilebilir kalabileceğine işaret ediyor.
Kaynak: Mepa News, Middle East Eye