Al Jazeera'de yayınlanan ve Simon Speakman Cordall’ın kaleme aldığı analize göre, ABD ve İsrail liderleri İran’a karşı yürütülen savaşın haftalarca sürebileceğini belirtirken, böyle bir senaryonun özellikle İsrail için askeri, toplumsal ve ekonomik açıdan ciddi maliyetler doğurabileceği değerlendiriliyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, Washington’ın uzun süreli bir askeri operasyonu sürdürebilecek kapasiteye sahip olduğunu vurgularken, İsrail’in ise Gazze’de yürüttüğü savaşın yanı sıra Lübnan, Suriye ve daha önce İran’la yaşanan çatışmaların ardından zaten ciddi bir yıpranma yaşadığı ifade ediliyor.
İsrail’in Cumartesi günü İran’a yönelik saldırılarının ardından Tel Aviv ve Hayfa başta olmak üzere birçok kentte sık sık hava saldırısı alarmları verildi. Okullar kapatılırken on binlerce yedek asker göreve çağrıldı. Çok sayıda İsrailli son günlerde sık sık sığınaklara gitmek zorunda kaldı.
İsrail toplumunda militarizm yükselişte
Analizde, savaşın ilk günlerinde İsrail toplumunda geniş bir destek oluştuğu, ancak bunun aynı zamanda ülkede militarizmin daha da güçlenmesine yol açtığı belirtiliyor.
İsrailli siyasal iktisatçı Shir Hever, savaşın başlamasıyla ülkede güçlü bir militarizm dalgası oluştuğunu ifade ederek, toplumda İran’a karşı uzun yıllardır oluşturulan algının bu desteği güçlendirdiğini söyledi.
Tel Aviv Üniversitesi’nden akademisyen Daniel Bar-Tal da İsrail toplumunun İran’ı “nihai düşman” olarak görmeye çocukluktan itibaren şartlandırıldığını belirterek bu durumun savaş sırasında toplumsal dayanıklılığı artırdığını ancak militarizmi derinleştirdiğini dile getirdi.
Uzayan savaş İsrail’in savunma kapasitesini zorlayabilir
Analizde, savaşın uzaması durumunda İsrail’in askeri kapasitesinin de ciddi bir sınavla karşı karşıya kalacağı vurgulanıyor.
Savunma analisti Hamza Attar’a göre İran savaşın ilk üç gününde İsrail’e 200’den fazla balistik füze fırlattı. Bu füzelerin her biri İsrail’in hava savunma sistemleri tarafından önlenmeye çalışılıyor ve her önleme girişimi bir önleyici füze kullanılmasını gerektiriyor.
İsrail’in üç katmanlı hava savunma sistemi bulunuyor:
Iron Dome: Kısa menzilli roket ve havanlara karşı
David’s Sling: Orta menzilli füzelere karşı
Arrow 2 ve Arrow 3: Balistik füzelere karşı
Ancak İsrail’in elindeki önleyici füze stokunun miktarı açıklanmıyor. Attar, özellikle uzun süreli bir savaşta bu stokların hızla azalabileceğine ve savunma önceliklerinin askeri hedeflere kaydırılabileceğine dikkat çekiyor.
İran’ın füze kapasitesi önemli bir faktör
Analize göre İran’ın balistik füze üretim kapasitesi de savaşın gidişatını etkileyebilecek önemli bir unsur.
İran’ın ayda yaklaşık 100 balistik füze üretebildiği tahmin edilirken, bu füzelerin menzili kısa, orta ve uzun menzilli kategorilerde değişiklik gösteriyor. Ancak İran’ın toplam füze stoğu ve fırlatma sistemlerinin sayısı net olarak bilinmiyor.
Attar, füze stokunun tek başına belirleyici olmadığını belirterek, “Fırlatma sistemleri yoksa çok sayıda füzenin de anlamı olmaz” değerlendirmesinde bulundu.
Ekonomik maliyet giderek artıyor
Analizde İsrail ekonomisinin de uzun süredir devam eden savaşların baskısı altında olduğu vurgulanıyor. İsrail’in 2024 yılında Gazze ve Lübnan’daki savaşlar için yaklaşık 31 milyar dolar harcadığı, 2025 yılında ise askeri harcamaların 55 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor.
Bu durum ülkenin bütçe açığını artırırken kredi derecelendirme kuruluşlarının İsrail’in kredi notunu düşürmesine yol açtı.
Hever’e göre İsrail ekonomisi borç, enerji ve kamu hizmetleri alanlarında ciddi baskı altında olsa da bu durum tek başına askeri operasyonları durdurmaya yetmeyebilir.
Analizde, ABD’nin gelişmiş silah sistemleri ve askeri desteğinin devam etmesi halinde İsrail’in ekonomik zorluklara rağmen askeri operasyonlarını sürdürebileceği değerlendirmesi yapılıyor.
Kaynak: Mepa News