Cian Ward | New Arab | Tercüme: Mepa News
İsrailli yerleşimcilerden oluşan büyük bir grup, geçen hafta işgal altındaki Kuneytra topraklarında bulunan Suriye köyü Hadir'de bir binanın üzerine çıktı, İsrail bayrağı sallayarak güney Suriye'ye yerleşim kurulmasını isteyen şarkılar söyledi.
Videoda İsrail ordusuna bağlı askerler olan biteni izliyordu. Ancak ordunun açıklamasına göre, askerlerle yerleşimciler arasında arbede yaşandı, bunun ardından bazı yerleşimciler gözaltına alındı, İsrail'e geri gönderildi ve daha sonra polise teslim edildi.
Ordu, olayı yaptığı açıklamada "sivilleri ve İsrail askeri güçlerini tehlikeye atan ciddi bir suç eylemi" olarak tanımladı.
Bu olay, İsrail'in yerleşimci hareketinin büyüyen hedeflerini yansıtan son örneklerden yalnızca biri. Söz konusu hareket, geleneksel olarak Batı Şeria'ya odaklanan "Büyük İsrail" vizyonunu artık Suriye, Lübnan ve Gazze'deki yeni sınırlara doğru genişletmeye giderek daha fazla çalışıyor.
Aynı şekilde, olayın yoğun biçimde askerileştirilmiş bir işgal bölgesinde yaşanmış olması, İsrail devleti, ordusu ve giderek İsrail hükümetinin merkezinde daha fazla yüceltilen yasa dışı yerleşimci hareket arasındaki örtüşen çıkarlar ve ilişkiler konusunda yeni sorular doğuruyor.
İsrail işgalinin gerçekliğini her gün yaşayanlar için bu tür olaylar, bunun kalıcı hale gelebileceğine dair derin bir korku yaratıyor.
Hadir'e birkaç kilometre uzaklıktaki bir köyün muhtarı olan Muhammed, The New Arab'a, "Bu, işgalin başka bir yüzü sadece. Filistin'i ve Golan Tepeleri'ni işgal ettikleri gibi, şimdi de bu toprağı almaya çalışıyorlar" dedi ve ekledi:
"Yerleşimcilerin bu müdahalesi gördüğümüz ilk müdahale değildi. İsrailliler tarafından her gün bu tür müdahalelerle karşılaşıyoruz, evlere giriyorlar, insanlarımızı arıyorlar. 'Büyük İsrail' ifadesini duyuyoruz ve Allah'ın izniyle burada Filistinlilerin yaşadığı gibi bir Nekbe yaşamamayı umuyoruz."
"Başan'ın Öncüleri" kim?
Suriye'ye yasa dışı şekilde giren grup, "Başan'ın Öncüleri" adlı yeni bir yerleşimci hareketin parçası. Bu hareket, İsrail içinde "Büyük İsrail" kurmak isteyenler arasında yeni bir akımı temsil ediyor.
Nisan 2025'te kurulan grup, daha önce de birkaç kez Suriye'ye geçmişti. Ağustos 2025'te yerleşimciler, Tel el Hara yakınlarında önerilen yeni bir yerleşimin temel taşını döşedi.
Başan, bugün güneybatı Suriye'yi ifade eden ve Kuneytra, Dera ile Süveyda vilayetlerini kapsayan bölgenin Tevrat'tki adı. Başan'ın Öncüleri, Batı Şeria'daki Filistin topraklarının ele geçirilmesini yol açan stratejiyi yansıtır biçimde, yasa dışı yerleşim yoluyla bu bölgeleri "geri almayı" hedefliyor.
7 Ekim'den sonra geçen yıllarda, İsrail Gazze, Lübnan ve Suriye'ye saldırılar başlatırken, İsrail devletinin sınırlarını yeni işgal edilen bu alanlara doğru genişletmeyi amaçlayan yeni yerleşimci gruplar da ortaya çıkmaya başladı.
Suriyeli-Filistinli yazar ve akademisyen Nedal Bitari, The New Arab'a yaptığı açıklamada, bu yeni yerleşimci hareketlerin "7 Ekim'den sonra İsrail'de yaşanan bir dönüşümü temsil ettiğini" belirtti ve "Ülkenin 'Büyük İsrail' için bir savaş yürüttüğü yönündeki daha güçlü his eşliğinde yayılmacı eğilimleri ana akım haline geliyor" dedi.
2024'te, İsrail'in Lübnan'a son saldırısının ardından, güney Lübnan'a yerleşimi teşvik etme hedefiyle Uri Tzafon adlı yeni bir yerleşimci grup kuruldu. Bu grubun gayriresmi sloganı "işgal, sürgün, yerleşim" idi.
24 Mart'ta İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, İsrail ordusunun güney Lübnan'ı Litani Nehri'ne kadar işgal etme ve yerinden edilmiş yüz binlerce insanın geri dönmesini yasaklama niyetini açıkladı.
İsrail'in yerleşimci-asker kompleksi
İsrail ordusu yerleşimcileri gözaltına alıp polise teslim ettiğini iddia etse de, iki taraf çoğu zaman el ele hareket ediyor. İşgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimciler, İsrail ordusunun koruması altında Filistinlileri terörize etmek ve öldürmek için cezasızlık içinde hareket ediyor.
Etnik temizlik anlamına gelen uygulamaları kolaylaştırmak amacıyla Ulusal Güvenlik Bakanlığı tarafından yerleşimcilere yüz binlerce silah dağıtıldı.
Bu nedenle, onlarca kişinin İsrail ordusunun bir ölçüde önceden bilgisi ya da suç ortaklığı olmadan kapalı bir askeri bölgeye nasıl yasa dışı biçimde girebildiği konusunda ciddi sorular var.
Bitari, İsrail ordusunun durumdan habersiz olmasının "imkansız" olduğunu düşünüyor. İsrail ordusu hem işgal altındaki Golan Tepeleri'ni hem de Kuneytra'yı kapsamlı biçimde gözetliyor. Bitari'nin anlattığına göre, yerleşimcilerin geçmek zorunda olduğu en az iki "güvenlik duvarı" bulunuyor ve ordu bu bölgelerde yoğun devriye geziyor. Buna rağmen 40'tan fazla İsrailli Suriye'ye girmeyi başardı.
İskoç-Suriyeli analist ve "The Blood Between Us: Syria After The Fall of Assad" adlı kitabın yazarı Robin Yassin-Kassab, The New Arab'a, "İsrail ordusu ile yerleşimciler arasında belli bir düzeyde işbirliği olmuş olmalı" dedi.
Yassin-Kassab sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu örnekte bunun mutlaka üst düzeyde olması gerekmez, ama İsrail ordusunun diğer İsraillilere karşı güç kullanmaya isteksiz olması kadar basit bir şey de olabilir. Ama bir düşünün, eğer büyük bir Suriyeli grup işgal altındaki Golan Tepeleri'ne girmeye çalışsaydı nasıl bir karşılık verilirdi?"
Yerleşimci hareketin, İsrail hükümetinin merkezinde giderek daha fazla savunulduğu da açık. Bitari, "Devlet ile yerleşimciler arasındaki çizgiler giderek bulanıklaşıyor" diyor.
En başta Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich olmak üzere üst düzey aşırı sağcı bakanlar hem yerleşimci hem de artık "Netanyahu hükümetinin omurgasını" oluşturuyor.
Şam'ın denge siyaseti
Yassin-Kassab'a göre Devlet Başkanı Ahmed Şara'nın İsrail'e yönelik stratejisi "zaman kazanmaya çalışmak, daha fazla İsrail saldırganlığını davet etmekten kaçınmak ve Washington'ın Netanyahu'yu dizginlemesini ummak" şeklinde özetlenebilir. Ona göre "Sonuçta, 1974 Ayrıştırma Anlaşması'nı yeniden kurmayı umuyor gibiler."
1973 Yom Kippur savaşının ardından, sınır boyunca BM gözetiminde bir tampon bölge oluşturan bir anlaşma imzalanmıştı. Bu bölgeye ne İsrail ne de Suriye ordusunun girmesine izin veriliyordu, amaç çatışmanın yeniden patlak vermemesiydi.
Beşar Esed rejiminin 2024'te düşmesinin ardından, İsrail güçleri sözde "Mavi Hat"ın ötesine ilerleyerek Suriye içinde daha fazla toprağı işgal etti. Bu işgal, görünürde işgal altındaki Golan'daki İsrailli yerleşimciler için bir güvenlik tamponu oluşturmak amacıyla başlatıldı.
1967'de Golan Tepeleri de görünürde Taberiye Gölü kıyısındaki yerleşimler için bir güvenlik tamponu oluşturmak amacıyla ele geçirilmişti. İsrail, sakinlerinin çoğunu sürdü ve Suriye'den aldıktan yalnızca aylar sonra Golan'a yerleşim kurmaya başladı.
İsrail'in yavaş yavaş genişleyen işgaline dair açık korku şu: Kuneytra'daki yerleşimcilerin varlığı, "Büyük İsrail" kurmaya yönelik yayılmacı milliyetçilik mantığı temelinde, Suriye içinde daha derin bir işgal için gerekçe oluşturabilir.
"Başan'ın Öncüleri" bu süreci mesajlarında açıkça kabul ediyor. İsrail medyasına göre, hareketin WhatsApp grubunda yöneticisi açıkça şunu savunuyor:
"Tüm Başan'a yerleşilmesi, Golan'daki yerleşimin doğal bir uzantısıdır, bölgenin istikrara kavuşmasına yardımcı olacak ve İsrail'in güvenliğini güçlendirecektir."
Böyle bir tehdit Şara açısından ciddi güçlüklere yol açıyor. Yassin-Kassab, "Hadir'den gelen görüntüler gibi videolar hükümet için aşağılayıcı. Halkın kabullenebileceği şeylerin bir sınırı var" dedi.
Kamuoyu yoklamaları halkın genel olarak hükümetin İsrail'le doğrudan bir çatışmadan kaçınma çizgisini desteklediğini gösterse de, Yassin-Kassab "gerçek bir yerleşim girişiminin muhtemelen yerel direniş doğuracağını, Şara'nın bunu kontrol edemeyebileceğini ve bunun hükümeti çok zor bir duruma sokabileceğini" düşünüyor.
Şam, kendisini karşılık vermek zorunda hissedeceği bir duruma düşmek istemiyor. Ama aynı zamanda, patlayıcı bir tepkiyi göze almadan İsrail saldırganlığını caydırma kapasitesi de çok sınırlı.
İşgal altındaki Kuneytra'daki muhtar Muhammed şunları söyledi:
"Bu provokasyonlar bizi onlara karşı tepki vermeye zorlamak için yapılıyor, böylece Suriye'ye karşı bir savaş başlatmalarına imkan verecek. Elbette korku var, ama bu projeyi kurmanın yolu bizim korkumuz ve öfkemize dayanıyor. Eğer provokasyonları bizi öfkelendirirse, bu onlara işgali genişletmek için bir gerekçe verir."