Yemen'de Husiler ile uluslararası alanda tanınan Suudi Arabistan destekli hükümete bağlı güçler arasındaki çatışmalarda Husiler, ülkenin batı kıyısında önemli kazanımlar elde etti.
Hükümet güçlerinin yaklaşık bir hafta boyunca sürdürdüğü direnişin ardından stratejik öneme sahip sahil kenti Muha'nın tek gecede Husilerin kontrolüne geçmesiyle başlayan süreç, Babul Mendeb Boğazı ve stratejik Meyyun Adası'nın ele geçirilmesiyle daha kritik bir aşamaya taşındı.
Çatışmalar, 3 Eylül'de Husilerin Hudeyde'nin güneyindeki Hayis ve Havha ile Taiz'in batısındaki Cebel Habeşi, Makbana, Mevza ve Vaziye bölgelerine kapsamlı saldırılar düzenlemesiyle yoğunlaştı.
Söz konusu bölgeler, Taiz'in dağlık kesimleri ile Kızıldeniz kıyısındaki düzlükleri birbirine bağlayan stratejik bir koridor üzerinde bulunuyor.
Hükümet güçleri ilk saldırıları püskürterek Husilerin Muha'ya doğru ilerlemesini yaklaşık bir hafta boyunca durdurdu. Ancak çarşamba gecesi güney Hodeyde ve batı Taiz'den eş zamanlı bir saldırı başlatan Husiler, Muha'yı kısa sürede ele geçirdi.
Ulusal Direniş Güçleri, Vatan Kalkanı Güçleri ve Devler Tugayları gibi hükümete bağlı birliklerin karşı saldırı girişimleri sonuç vermedi. Birliklerin Muha'dan Babul Mendeb ve Lahic vilayeti yönüne çekildiği bildirildi.
Ertesi sabah Husilerin Babul Mendeb Boğazı ile boğaza hakim konumdaki Meyyun Adası'nı ele geçirdiği, hükümet güçlerinin ise Lahic'teki Ras el-Ara bölgesine çekildiği aktarıldı.
Hükümet güçleri neden geri çekildi?
Middle East Eye'a konuşan ve çatışmalara katılan bir hükümet askeri, birliklerin yaklaşık bir hafta boyunca mevzilerini koruduğunu ancak Husilerin sürekli takviye aldığını ve kara ile hava unsurlarından yoğun destek gördüğünü söyledi.
Asker, hükümet güçlerinin farklı komutanlıklara bağlı ayrı birlikler halinde hareket etmesinin sahadaki koordinasyonu zayıflattığını belirtti.
Şiddetli çatışmalar sırasında iletişimin daha da kötüleştiğini aktaran asker, bir birliğin geri çekilmesinin ardından diğer birliklerin de geri çekildiğini söyledi. Muha'dan Babul Mendeb ve Ras el-Ara yönüne çekildiklerini belirten asker, kendisinin Muha'dan Aden'e ulaşmayı başardığını ifade etti.
Yemenli siyasi analist ve Johood Araştırma Merkezi Başkanı Abdulsattar Şemiri de hükümet güçlerinin yenilgisinin temel nedenlerinden birinin askeri gruplar arasındaki koordinasyon eksikliği olduğunu söyledi.
Şemiri'ye göre açık bir anlaşmazlıktan ziyade komuta ve koordinasyon yöntemlerindeki farklılıklar sahadaki birliklerin ortak bir stratejiyle hareket etmesini engelledi.
Analist ayrıca etkili hava desteğinin bulunmaması, ikmal sıkıntıları, hızlı silah ve mühimmat ihtiyacı, iletişim sorunları ve merkezi denetimin zayıflığını hükümet güçlerinin başarısızlığında rol oynayan diğer faktörler olarak sıraladı.
Muha'yı geri alma operasyonu
Yemen hükümet güçleri, Husilerin ilerleyişini durdurmak ve kaybedilen bölgeleri geri almak amacıyla karşı operasyon hazırlığı yürütüyor.
Yemen Silahlı Kuvvetleri, Taiz-Muha yolu, Cebel en-Nar ve Muha'yı kapsayan operasyon bölgesinde Husi hareketliliğinin hedef alınması için mevcut kara ve hava imkanlarının kullanılacağını açıkladı.
Ordunun resmi sözcüsü Albay Macid Nuzeyli de 10 Eylül'de sivillere Taiz-Muha yolundan ikinci bir duyuruya kadar uzak durmaları ve Husi askeri yoğunlaşmalarından kaçınmaları çağrısında bulundu.
Hükümet güçleri daha sonra Muha ve batı kıyısındaki Husi mevzilerine hava saldırıları düzenleyerek kenti geri alma girişimine destek verdi. Ancak şu ana kadar kara birliklerinin kayda değer bir toprak kazanımı sağlayamadığı bildirildi.
Husiler ise 48 saat içerisinde Yemen genelinde 100'den fazla hava saldırısı düzenlemekle Suudi Arabistan'ı suçladı. Riyad yönetimi söz konusu saldırıların sorumluluğunu üstlenmedi.
Ulusal Direniş Güçleri, son saldırılarda 500'den fazla mensubunun öldüğünü ve 1500'den fazla savaşçının yaralandığını açıkladı.
Çatışmalar yerinden edilmeyi artırıyor
Batı Yemen'deki çatışmaların şiddetlenmesi büyük çaplı yeni bir yerinden edilme dalgasına da yol açtı.
Uluslararası Göç Örgütü'nün verilerine göre eylül ayının başından bu yana 82 binden fazla kişi Yemen'in batı kıyısındaki çatışmalar nedeniyle yerinden edildi.
Örgüt, çatışmalardan kaçan 2 binden fazla kişinin ise Cibuti'nin kuzey kıyılarına ulaştığını bildirdi. İnsanların Obock çevresindeki farklı noktalardan ülkeye giriş yaptığı aktarıldı.
Hükümet güçleri kıyı bölgelerini geri alabilir mi?
Yemenli uzmanlar, hükümet güçlerinin kaybedilen bölgeleri geri almasının mümkün olduğunu ancak bunun kısa sürede gerçekleşmesinin zor olduğunu belirtiyor.
Şemiri, yeniden kontrol sağlanabilmesi için organize bir askeri çaba, yüksek hazırlık seviyesi ve zamana ihtiyaç olduğunu söyledi.
Şemiri'ye göre hükümet güçlerinin önümüzdeki dönemde Husi mevzilerine yönelik nokta hava saldırıları ile sınırlı kara operasyonlarına dayanan uzun süreli bir yıpratma stratejisi uygulaması beklenebilir.
Aden Üniversitesi'nde stratejik planlama profesörü Muhammed Şuaybi ise Muha'nın geri alınmasının mümkün olduğunu, ancak bunun için hükümet güçlerinin öncelikle komuta yapısını birleştirmesi gerektiğini belirtti.
Şuaybi, ortak bir operasyon merkezi, tek bir siyasi karar ve sahada kabul gören ve yeterli savaş tecrübesine sahip komutanlardan oluşturulacak birleşik bir saha komutanlığının gerekli olduğunu söyledi.
Babul Mendeb neden kritik?
Husilerin Muha'nın ardından Babul Mendeb ve Meyyun Adası'nı kontrol altına alması, Yemen savaşının bölgesel ve küresel boyutunu daha da artırıyor.
Muha, Dübab, Babul Mendeb ve Meyyun Adası'nın kontrolü, Husilere Kızıldeniz, Aden Körfezi ve Süveyş Kanalı'nı birbirine bağlayan dünyanın en önemli deniz geçiş noktalarından biri üzerinde önemli bir stratejik avantaj sağlıyor.
Stratejik planlama uzmanı Şuaybi'ye göre Babul Mendeb'in ele geçirilmesi Husiler açısından nihai hedef değil, daha geniş bir stratejinin ara aşamasını oluşturuyor.
Şuaybi, Husilerin Muha ve Babul Mendeb'deki varlığını sağlamlaştırması halinde Suudi Arabistan, ABD ve diğer uluslararası aktörlere karşı önemli bir stratejik koz elde edeceğini belirtti.
Uzman, Babul Mendeb üzerindeki tehdit kapasitesinin artmasının Yemen'i yalnızca iç savaşın yaşandığı bir ülke olmaktan çıkararak küresel enerji güvenliği ve ticareti üzerinde etkili bir aktöre dönüştürebileceğini ifade etti.
Husilerin siyasi kanadı ise deniz ulaşımına ilişkin endişeleri reddediyor. Husilerin sözcülerinden Muhammed Abdusselam, Kızıldeniz ve Babul Mendeb'deki uluslararası ticaret ve deniz ulaşımının “güvenli ve düzenli” olduğunu savunarak uluslararası kaygıya gerek olmadığını söyledi.
Buna karşın Husilerin batı kıyısında son günlerde elde ettiği askeri kazanımlar, Babul Mendeb'in kontrolünün yanı sıra Kızıldeniz'deki deniz ticareti ve bölgesel güç dengesi açısından yeni bir dönemin başlangıcı olabileceğine ilişkin değerlendirmeleri güçlendiriyor.
Kaynak: Mepa News, Middle East Eye