Yemen'de Husilerin ilerleyişi, ABD'yi yeni bir çıkmaza sokuyor

İran destekli Husilerin Yemen kıyısındaki ilerleyişi ve Perim Adası'na ulaşması, Bab el Mendeb Boğazı'ndaki deniz trafiğine yönelik riski artırırken ABD'yi yeni bir askeri tercihle karşı karşıya bıraktı.

İran destekli Husilerin Yemen'in güneyindeki ilerleyişi, Kızıldeniz'in girişindeki stratejik Bab el Mendeb Boğazı üzerindeki baskıyı artırırken, ABD Başkanı Donald Trump yönetimini yeni bir askeri ve siyasi tercihle karşı karşıya bıraktı.

Husilerin Yemen kıyısı boyunca güneye doğru ilerleyerek cuma günü Bab el Mendeb Boğazı'nın ortasında bulunan Perim Adası'na ulaşması, bölgedeki savaşın yeni bir cepheye yayılabileceği endişelerini artırdı. Söz konusu gelişme, İran'ın Basra Körfezi'ni Kızıldeniz'e bağlayan iki kritik deniz geçişi üzerinde etkisini artırması ihtimalini gündeme getirdi.

Bab el Mendeb, Kızıldeniz ile Aden Körfezi arasındaki geçişi kontrol eden stratejik bir su yolu konumunda. Reuters'a göre boğazdan küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 7'si geçiyor. Boğazın tamamen kapanması ya da gemi trafiğinin sekteye uğraması, halihazırda Hürmüz Boğazı'ndaki sorunlar nedeniyle baskı altında olan küresel enerji piyasalarını daha da zorlayabilir.

Suudi Arabistan ABD'den yardım istedi

Husilerin ilerleyişi, özellikle petrol ihracatının bir bölümünü Kızıldeniz üzerinden gerçekleştiren Suudi Arabistan açısından kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Reuters'ın aktardığına göre Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman perşembe günü Trump ile telefon görüşmesi gerçekleştirerek Husilere karşı ABD'nin askeri yardımını istedi. Washington ise şu aşamada doğrudan müdahil olmayacağını, ancak istihbarat desteği sağlayacağını bildirdi.

Trump cumartesi günü yaptığı açıklamada görüşmeyi doğrularken, Husilerin de ABD yönetimiyle iletişime geçerek Washington'un doğrudan çatışmaya dahil olmamasını istediğini söyledi.

ABD yönetiminden üst düzey bir yetkili ise Washington'un öncelikleri arasında Kızıldeniz'de seyrüsefer özgürlüğünün korunmasının bulunduğunu belirterek, bölgesel ortakların güvenlik sorunlarının yönetilmesinde daha fazla sorumluluk üstlenmesini istediklerini söyledi.

İran için stratejik avantaj

Husilerin Bab el Mendeb üzerindeki baskısının artması, İran'ın bölgedeki deniz ulaşımı üzerindeki etkisini genişletebileceği endişelerini beraberinde getiriyor.

İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki trafiği hedef alan adımları nedeniyle Basra Körfezi'ndeki petrol akışları zaten ciddi biçimde sekteye uğramış durumda. Reuters'a göre Hürmüz üzerinden geçen ticari gemi sayısı son günlerde uzun dönem ortalamasının oldukça altında kaldı.

Böylece Hürmüz ve Bab el Mendeb'deki ulaşımın aynı anda ciddi biçimde aksaması, dünyanın en önemli iki enerji geçiş noktasında baskı oluşması anlamına geliyor.

Eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkililerinden David Schenker, İran'ın her iki boğaz üzerinde de etkili olması ihtimalinin Tahran'a "muazzam bir güç" sağlayacağını belirtti.

ABD yeni bir savaşa mı sürüklenecek?

Trump yönetimi açısından temel sorun, Husilerin ilerleyişine karşı nasıl karşılık verileceği.

ABD'nin doğrudan askeri müdahalede bulunması, İran'la aylar süren savaş nedeniyle zaten yoğun biçimde kullanılan Amerikan hava ve deniz unsurlarına yeni bir yük getirebilir. Husilerin insansız hava araçları ve füze kapasitesine karşı yürütülecek operasyonların, ABD'nin hava savunma önleyicileri ve diğer mühimmat stokları üzerindeki baskıyı artırabileceği değerlendiriliyor.

Öte yandan Washington'un müdahale etmemesi, Suudi Arabistan ve Yemen'in güneyinde bulunan uluslararası alanda tanınan hükümeti Husiler karşısında daha fazla sorumluluk üstlenmeye zorlayabilir.

Husiler, 2014 yılında Yemen'in başkenti Sana'yı ele geçirmiş, Suudi Arabistan öncülüğündeki askeri müdahale ise örgütü iktidardan uzaklaştırmayı başaramamıştı.

ABD'nin Husilere karşı yeniden doğrudan operasyon başlatması aynı zamanda Trump yönetiminin geçen yıl vardığı anlaşmayı da fiilen sona erdirebilir. Söz konusu anlaşma kapsamında Washington'un Husilere yönelik saldırılarını durdurması karşılığında örgütün Kızıldeniz'deki ticari gemilere yönelik saldırılarını sonlandırması öngörülmüştü.

Petrol piyasaları üzerindeki baskı artıyor

Bölgedeki gelişmeler enerji piyasalarındaki endişeleri de büyütüyor. Brent petrolün varil fiyatı 10 Eylül'de yüzde 6'nın üzerinde yükselerek 107 doların üzerine çıktı. Aynı gün Husilerin Yemen'deki Muha limanının kontrolünü ele geçirmesi, Kızıldeniz'deki deniz taşımacılığına ilişkin riskleri daha da artırdı.

Uluslararası Enerji Ajansı da Suudi Arabistan'ın petrol arzının ağustos ayında günlük 6 milyon varile gerileyerek 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine indiğini bildirdi. Kurum, Yemen'deki Husilerle bağlantılı saldırıların yanı sıra bölgedeki diğer saldırıların petrol akışlarını olumsuz etkilediğini belirtti.

Bu tablo, Hürmüz Boğazı'ndaki kesintilere Bab el Mendeb kaynaklı yeni bir arz riski eklenmesi halinde petrol fiyatları ve küresel ticaret üzerindeki baskının daha da artabileceğine işaret ediyor.

Kaynak: Mepa News

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Haberler Haberleri