Yemen'de 2022'de sağlanan ateşkesin ardından büyük ölçüde duran çatışmalar, eylül ayından itibaren yeniden geniş çaplı bir savaşa dönüştü.
İran'la ABD ve İsrail arasında yaşanan bölgesel savaşın etkisiyle tırmanan çatışmalarda Husiler, ülkenin batısındaki stratejik bölgelerde ilerleyerek Aden'e yaklaşık 80 kilometre mesafeye kadar yaklaştı.
Suudi Arabistan'a yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları artarken Riyad yönetimi, askeri destek için müttefiklerine yöneldi. Suriye'den Suudi Arabistan'a onlarca askeri personel gönderildiği ve bu ekiplerin Suudi ve Yemenli birliklere eğitim verdiği ileri sürüldü.
Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg, 9 Ekim'de Güvenlik Konseyi'ne yaptığı bilgilendirmede ülkenin yeniden geniş çaplı bir savaşa sürüklendiğini belirtti. Grundberg, çatışmaların birden fazla cepheye yayıldığını, Husilerin Kızıldeniz kıyısındaki ve Babülmendep çevresindeki ilerleyişinin ardından hükümet güçleriyle şiddetli çatışmalar yaşandığını söyledi.
Yemen'de 2014'te Husilerin başkent Sana'yı ele geçirmesiyle başlayan iç savaş, 2022'de BM arabuluculuğunda sağlanan ateşkesle büyük ölçüde yatışmıştı. Ancak İran ile ABD ve İsrail arasındaki savaşın bölgeye yayılması, Yemen'deki güç dengelerini de etkiledi. Eylül ayında yeniden yoğunlaşan çatışmalar, ülkeyi bir kez daha geniş çaplı askeri operasyonların içine çekti.
Husiler Aden'e 80 kilometre kadar yaklaştı
Sahadaki en önemli gelişmelerden biri, Husilerin ülkenin güneyindeki Aden'e doğru ilerleyişi oldu. Reuters'ın 2 Kasım'da dört askeri kaynağa dayandırdığı haberine göre Husiler, Aden'e yaklaşık 80 kilometre mesafeye kadar ilerledi. Bu, 2015'teki savaşın ilk aylarından bu yana grubun kente ulaştığı en yakın mesafe olarak kayda geçti.
Husilerin ilerleyişi, Taiz ile Aden arasındaki ana ulaşım güzergahını da tehdit ediyor. Ekim ayının başından itibaren Taiz'in güney bağlantısını kesen Husiler, kenti kuşatma altında tutuyor. Taiz'in güneyindeki Lahic vilayetine uzanan dağlık bölgelerde yaşanan çatışmalar, hükümet güçlerinin Aden ile ülkenin batısındaki mevzileri arasındaki bağlantısını daha da zorlaştırıyor.
Reuters'a konuşan askeri kaynaklar, Husilerin Lahic vilayetindeki El Mukatira bölgesinde hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik saldırılar düzenlediğini ve bölgenin büyük bölümünü ele geçirdiğini aktardı. Husilerin ilerleyişi, Aden'e ulaşan ana güzergah üzerinde yeni bir cephe açılması anlamına geliyor.
Husiler eylül ayında Kızıldeniz kıyısındaki bazı bölgelerde de ilerleme kaydetmiş, stratejik öneme sahip Muha liman kentini ele geçirmişti. Babülmendep Boğazı'na yakın bu bölge, Kızıldeniz'deki deniz trafiği ve Suudi Arabistan'ın petrol ihracatı açısından önem taşıyor.
Taiz'de kuşatma ve ağır insani kriz
Yemen'deki çatışmaların en ağır sonuçlarından biri, ülkenin üçüncü büyük kenti Taiz'de yaşanıyor. Husilerin kentin güneyindeki ana ulaşım yollarını kesmesiyle başlayan kuşatma, gıda, yakıt, içme suyu ve ilaç tedarikini ciddi ölçüde aksattı.
Birleşmiş Milletler'e bağlı insani yardım kuruluşları, yüz binlerce kişinin kuşatma ve çatışmalar nedeniyle temel ihtiyaçlara erişmekte zorlandığını bildiriyor. Dünya Gıda Programı (WFP), ekim ayında yaptığı açıklamada Taiz'de insani yardıma bağımlı 600 binden fazla kişiye erişemediklerini, kent genelinde ise yaklaşık 800 bin kişinin yardımlara ulaşmasının çatışmalar nedeniyle engellendiğini duyurdu.
Uluslararası Kızılhaç Komitesi, 4 Kasım'da Taiz'e dört kamyon dolusu tıbbi malzeme ulaştırıldığını açıkladı. Kurum, haftalarca süren çatışmaların ardından kente cerrahi malzeme ve sağlık hizmetleri için gerekli temel ekipmanların taşındığını bildirdi. Ancak yardım kuruluşları, ulaşım güzergâhlarının kapalı kalması halinde bu sevkiyatların ihtiyacı karşılamaya yetmeyeceği uyarısında bulunuyor.
Uluslararası Göç Örgütü'nün verilerine göre 7 Haziran-19 Ekim 2026 döneminde çatışmalar nedeniyle yaklaşık 258 bin 679 kişi yerinden edildi. Yerinden edilenlerin önemli bir bölümü Taiz ve Lahic vilayetlerinde bulunuyor.
Taiz'deki pazar saldırısında en az 30 kişi öldü
Çatışmaların siviller üzerindeki etkisi 6 Kasım'da Taiz vilayetindeki El Vaziyye ilçesinde bulunan El Hadara pazarına yönelik saldırıyla yeniden gündeme geldi.
Associated Press'in haberine göre saldırıda en az 30 kişi hayatını kaybetti, sekiz kişi yaralandı. Husilerin sağlık yetkilileri saldırının Suudi Arabistan'a ait savaş uçakları tarafından düzenlendiğini öne sürdü. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, pazarın üç hava saldırısıyla hedef alındığını iddia etti.
Ancak Yemen hükümetine bağlı yerel yetkililer, bölgede hava saldırısı düzenlenmediğini savunarak saldırıdan Husileri sorumlu tuttu. Associated Press, tarafların iddialarını bağımsız olarak doğrulayamadığını bildirdi. Suudi Arabistan'dan da saldırıya ilişkin açıklama gelmedi.
Taiz'deki saldırı, tarafların birbirini sivil kayıplardan sorumlu tuttuğu ve çatışmaların giderek yoğunlaştığı bir dönemde yaşandı.
Husiler Suudi Arabistan'ın petrol tesislerini ve havalimanlarını hedef alıyor
Yemen'deki savaşın yeniden genişlemesi, Suudi Arabistan'ı da doğrudan etkiliyor. Husiler son aylarda Suudi Arabistan'daki havalimanları, askeri tesisler ve enerji altyapısına yönelik füze ve insansız hava aracı saldırılarını artırdı.
Reuters'ın 26 Ekim tarihli haberinde Husilerin, Suudi Arabistan'ın doğu-batı petrol boru hattındaki pompa istasyonları ile Riyad Havalimanı'nı hedef aldıklarını duyurduğu aktarıldı. Suudi makamları saldırı iddialarının tamamını doğrulamazken, ülkenin hava savunma sistemlerinin çeşitli füze ve İHA'ları engellediği açıklandı.
2 Kasım'da Suudi Arabistan'ın güneyine yönelen bir balistik füzenin önlendiği bildirildi. Ülkenin Abha, Hamis Muşayt, Taif ve Necran gibi kentlerinde de güvenlik uyarıları yapıldı.
Riyad yönetimi, Husilerin saldırıları karşısında yalnızca savunma kapasitesini değil, Yemen'deki müttefiklerine sağladığı askeri desteği de artırmaya çalışıyor. Suudi Arabistan'ın ABD ve Avrupa ülkelerinin yanı sıra bölgesel müttefiklerinden de savunma ve operasyonel destek istediği bildiriliyor.
Suriye'den Suudi Arabistan'a onlarca askeri personel gönderildiği bildirildi
Yemen savaşındaki yeni gelişmelerin dikkat çeken boyutlarından biri de Suriye'nin askeri açıdan sürece dahil olmaya başlaması.
Reuters'ın 6 Kasım tarihli haberine göre Suriye, Husilerin saldırılarıyla karşı karşıya kalan Suudi Arabistan'a askeri danışmanlık ve eğitim desteği sağlıyor. İki Suriyeli askeri kaynak ve üst düzey bir ABD'li yetkili, son haftalarda Suriye'den onlarca askeri personelin Suudi Arabistan'a gönderildiğini bildirdi.
Üst düzey ABD'li yetkili, Suriyeli danışman ve eğitim ekiplerinin Suudi Arabistan topraklarında Suudi ve Yemenli birliklere eğitim verdiğini söyledi. Suriyeli askeri kaynaklar ise personelin danışmanlık ve eğitim faaliyetlerinde görev aldığını, ancak yetkilerinin daha geniş olabileceğini ifade etti.
Reuters'a konuşan üst düzey Suriyeli bir diplomat, askeri personel konuşlandırıldığı yönündeki iddiaların bu aşamada erken olduğunu savundu. Ancak diplomat, 4 Kasım'da Şam ile Riyad arasında imzalanan savunma iş birliği anlaşmasının askeri danışmanlık, eğitim ve tecrübe paylaşımını kapsadığını doğruladı.
Suudi bir yetkili de iki ülke arasında ortak eğitim faaliyetlerinin sürdüğünü ve yeni tatbikatların planlandığını belirtti. Yetkili, iş birliğinin öncelikle Suriye ordusunun yeniden yapılandırılmasına yönelik olduğunu, ancak Suriyeli askerlerin milislerle mücadele konusundaki tecrübelerinden Suudi tarafının da yararlanabileceğini söyledi.
Reuters'a konuşan ABD'li yetkili, Washington yönetiminin Şam'a temkinli hareket etmesi yönünde telkinde bulunduğunu aktardı. Yetkiliye göre Suriye'nin Yemen savaşına doğrudan dahil olması, ülkeyi daha geniş bölgesel çatışmanın içine çekebilir.
Şam'ın Yemen'e asker gönderme ihtimali henüz doğrulanmadı
Suriye'nin Suudi Arabistan'a askeri destek sağlaması, Şam yönetiminin Yemen savaşına doğrudan müdahil olduğu anlamına gelmiyor.
Mevcut bilgiler, Suriyeli personelin Suudi Arabistan'da eğitim ve danışmanlık faaliyetlerinde bulunduğuna işaret ediyor. Suriye birliklerinin Yemen topraklarında Husilere karşı savaştığına ilişkin bağımsız biçimde doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor.
Reuters, ekim ayında yayınladığı haberinde Suriye'nin Suudi Arabistan'a askeri yardım seçeneklerini değerlendirdiğini bildirmişti. Bu seçenekler arasında Suudi Arabistan'ı Husilerin füze ve İHA saldırılarına karşı korumaya yönelik savunma desteği ile Suudi destekli Yemen güçlerine yardım etmek amacıyla sahaya asker gönderilmesi de bulunuyordu.
Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara'nın 4 Kasım'da Riyad'a gerçekleştirdiği ziyaret sırasında iki ülkenin savunma bakanlıkları arasında iş birliği anlaşması imzalanması, askeri ilişkilerin kurumsal bir çerçeveye kavuşmasını sağladı. Ancak anlaşmanın ayrıntıları kamuoyuna açıklanmadı.
Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani de daha önce Bahreyn'de düzenlenen bir konferansta ülkesinin Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasında ağustos ayında imzalanan Mekke ortak savunma anlaşmasına katılımının değerlendirildiğini açıklamıştı. Şeybani, Körfez ülkelerinin güvenliğini bölgesel güvenliğin bir parçası olarak gördüklerini söylemişti.
Türkiye'nin 5 Kasım'da Mekke anlaşmasını onaylamasıyla Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye arasındaki savunma iş birliği de yeni bir aşamaya geçti. Ancak Suriye'nin bu anlaşmaya katıldığına ilişkin henüz resmî bir karar bulunmuyor.
Yemen'de savaşın geleceği belirsiz
Yemen'de son gelişmeler, çatışmaların yalnızca ülke içindeki iktidar mücadelesi olmaktan çıkarak bölgesel savaşın önemli cephelerinden biri haline geldiğini gösteriyor. Husilerin Aden'e yaklaşması, Taiz'i kuşatma altında tutması ve Suudi Arabistan'ın enerji altyapısını hedef alması, savaşın askeri ve ekonomik etkilerini genişletiyor.
Riyad yönetiminin Türkiye, Pakistan ve Suriye gibi ülkelerle savunma iş birliğini geliştirmesi, Husilere karşı daha geniş bir bölgesel destek ağı oluşturma arayışının parçası olarak değerlendiriliyor.
Buna karşılık Suriye'nin askeri personel göndermesi ve eğitim faaliyetlerine katılması, Şam'ın bölgesel güvenlik denklemindeki rolünü artırıyor.
Ancak Suriye'nin Yemen'deki çatışmalara doğrudan askeri müdahalede bulunup bulunmayacağı henüz netleşmiş değil.
Sahadaki gelişmelerin yanı sıra Suudi Arabistan'ın müttefiklerinden alacağı desteğin kapsamı ve Husilerin askeri ilerleyişi, önümüzdeki dönemde savaşın seyrini belirleyecek temel başlıklar arasında yer alıyor.
Kaynak: Mepa News