24. yıldönümünde Başbağlar katliamı: Hala acısı taze hala 'faili meçhul'

24. yıldönümünde Başbağlar katliamı: Hala acısı taze hala 'faili meçhul'

Türkiye’de aydınlatılamayan ‘faili meçhuller’ listesinde başı çeken Başbağlar katliamının üzerinden tam 24 yıl geçti.
Mepa Haber Merkezi

Sivas olaylarına misilleme amacıyla Erzincan’ın Başbağlar Köyü’nde düzenlenen kanlı saldırının 24’üncü yılında acılar tazeliğini koruyor. 

Erzincan’ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyünde kendi halinde yaşayan insanların 5 Temmuz 1993’te uğradığı kanlı saldırı Türkiye tarihine kara bir sayfa olarak geçti. Üzerinden 21 yıl geçmesine rağmen failleri bulunmadı.

Başbağlar katliamının canlı tanıklarından Eyüp Aydınlı, daha 9 yaşında iken tanık olduğu kanlı geceyi anlattı.

Camidekilere haber vermeye çalıştık

“İstanbul Karagümrük’te oturuyorduk. Anneannemi ziyaret için 4 Temmuz 1993’te annem ve babamla köyümüz Başbağlar’a gittik. 5 Temmuz sabahı köye varmıştık. Akşam yemeği için anneannemlerde idik. Babam teravih namazını kılmak üzere köyün camisine gitmişti. Yemeği yedikten sonra annem ve yengemle birlikte köydeki evimize doğru yola çıkmıştık. Bir köylümüz, köyün teröristlerce basıldığını ve İstanbul’dan geldiğimizi söylemememiz gerektiğini söyledi. Hemen camiye doğru gittik, erkeklere haber vermeye. Ancak teröristler bizi yakaladılar.”

“Babamı vurdular dedemi yaktılar”

Sabah olunca erkeklerin toplandığı yere gittik. 28 kişi silahla vurulmuş, yerde yatıyorlardı. Aralarında babam da vardı. 5 kişide ateşe atılarak şehit edilmişti. Dedem ve teyzemin kocası yanarak şehit oldular. Ateşe atılanlar arasında bir kadın bir de çocuk vardı. Dedemi önce silahla vurmuşlar sonra da yanan evin içine atmışlar.

Kepçeyle arandığı için yanan cesetlere ulaşılamadığını belirten Aydınlı  “Yanan 5 kişi bulunamadı. Böyle bir durumda cesetlerin kepçeyle aranması manidardır. Şüphe vericidir. Katliamın yaşandığı gün gece saat 1’de komşu köyün imamı, karakol komutanını arıyor. Ancak o komutan telefona çıkmıyor. Katliamdan sağ kurtulan bir köylümüz İstanbul’daki oğlunu arayıp durumu anlatıyor. Bu katliamdan devlet ancak böyle haberdar oluyor. O zaman 9 yaşındaydım. Ne olduğunu çok da anlayamamıştım. Ancak zaman geçtikçe acım daha da arttı.” dedi.

Teşhisi engellediler

210 hanenin 191'i yandı. Olay yerinde 585 boş kovan bulundu, kovanlara balistik incelemesi yapılmadı. Olayın ardından gözaltına alınan Gürsel Aktaş, Hasan Boztaş, Ali İhsan Akgül, Cahit Aktaş, Aleattin Boztaş, Kenan Uludağ, Hayri Uludağ, Erdal Karakoç, Şahin Karakoç, Aziz Bozoğlu'nun da bulunduğu 14 sanık suçlarını itiraf etti. Katliama karıştığı iddia edilen kişiler, sanık yakınlarıyla yüzleştirilmedi. "Teşhis usulsüz" denilerek tetikçiler serbest bırakıldı ve bir daha da bulunamadı. Erzincan DGM'de görülen dava İzmir DGM'ye alındı. Erzincan'da 4, İzmir'de 24 duruşma yapıldı. İtirafçı olan iki kişi PKK'ya yardım ve yataklık suçunu işlediği gerekçesiyle ceza aldı. Başbağlar davasında ise, ceza alan tek sanık olmadı.

Olay yargı önünde aydınlatılmasa da katliamın 'derin devlet' ve PKK'nın işbirliği içinde gerçekleştirildiği bir olay olduğu hep bilinen bir gerçek oldu.

"Hiç destek görmedik"

Kurşuna dizilen 29 kişi arasından sağ olarak kurtulan tek kişi olan Başbağlar Köyü Muhtarı Ali Akarpınar, “5 Temmuz akşamı katliamı bizzat yaşadık. Bizleri camiden çıkararak köyün çıkışındaki alanda topladılar. 29 kişiydik. İlk olarak köyün içerisinden birkaç el silah sesi geldi ve ardından hepimizi kurşuna dizdiler. Göğüs ve ayağımdan yediğim kurşunlar hala bünyemde bulunuyor. Aradan geçen 24 yılda STK’lardan hiç destek görmedik. Sizin gibi duyarlı yayın kuruluşları ve çok cılız birkaç sesin dışında Başbağlar’ın feryadını kimse duymadı." diyor.