"Öldür ve at": Belucistan'da Pakistan tarafından kaçırılan siviller adalet bekliyor

"Öldür ve at": Belucistan'da Pakistan tarafından kaçırılan siviller adalet bekliyor

Pakistan yönetimi tarafından zorla kaybedilen ve işkenceyle öldürülen Beluç sivillerin aileleri adalet taleplerine devam ediyor.

Abid Hussain | Al Jazeera | Tercüme: Mepa News

Pakistan'ın başkentinde ısırıcı bir Ocak akşamında hava 10 derecenin altına düştü. Ancak Najma Mola Baksh yılmıyor.

Necma, Pakistan'ın Belucistan eyaletinde yaygınlaşan yargısız infazları ve zorla kaybetmeleri protesto etmek için haftalardır İslamabad'daki Ulusal Basın Kulübü önünde kamp kuran yaklaşık 400 etnik Beluç topluluğu üyesinden biri.

Yarısı kadın ve çocuklardan oluşan protestocular çadırlarda ve açık gökyüzünün altında rahatsız bir şekilde yer değiştiriyor, soğuğa göğüs germek için ceketlerine, kazaklarına ve yorganlarına sıkıca tutunuyorlar.

Necma, sekiz kardeşin en küçüğü olan küçük erkek kardeşi Balaach Mola Baksh'ın öldürülmesi olayına karşı adalet talep etmek için memleketi Belucistan'ın Turbat şehrinden buraya 1500 km'den fazla yol kat etti.

20 yaşındaki Balaach, 29 Ekim gecesi Turbat'taki evinden, güvenlik birimlerinden olduğundan şüphelenilen sivil giyimli kişiler tarafından kaçırıldı. Aile polise kayıp başvurusunda bulundu ancak sokaktaki protestolara rağmen yaklaşık bir ay boyunca haber alınamadı.

Balaach sonunda 21 Kasım'da Turbat'ta bir mahkemeye çıkarıldı.

Al Jazeera'ye konuşan Necma, "Polis onu getirdiğinde biz de mahkemedeydik. Bize sessizce baktı. Sanki dövülmüş ve tehdit edilmiş gibi zayıf görünüyordu. Onunla konuşmaya çalıştık, sadece başını salladı, bizi fark etti ve hiçbir şey konuşmadı." dedi.

Aile iki gün sonra Balaach'ın gözaltında öldürüldüğünü öğrendi.

Eyalet Terörle Mücadele Dairesi (CTD) yaptığı açıklamada Balaach'ın "terörist faaliyetlere" katıldığını itiraf ettiğini ve arkadaşlarının saklandığı yerleri tespit ettiğini söyledi. CTD, savaşçıları tutuklamak için düzenlenen bir operasyon sırasında ekibin saldırıya uğradığını ve Balaach'ın çapraz ateşte öldüğünü iddia etti.

Ancak Necma ve ailesi bunun bir yargısız infaz olduğunu söylüyor.

Onlarca yıllık çatışma

Pakistan'ın en büyük ama en az nüfusa sahip eyaleti olan Belucistan'ın uzun bir ötekileştirme tarihi var. Eyalet, Hindistan'dan ayrılmasından kısa bir süre sonra 1948 yılında Pakistan tarafından ilhak edildi ve o zamandan beri ayrılıkçı bir harekete ev sahipliği yapıyor.

2023 nüfus sayımına göre Pakistan'ın tahmini 240 milyonluk nüfusunun yaklaşık 15 milyonuna ev sahipliği yapan Belucistan, federal hükümete önemli gelir sağlayan petrol, kömür, altın, bakır ve gaz rezervleri gibi doğal kaynaklar açısından zengin olmasına rağmen ülkenin en yoksul bölgesi.

Ayrıca Pakistan'ın tek derin deniz limanı olan Gwadar da bölgede bulunuyor. Burası, güneybatı Çin'i Pakistan üzerinden Umman Denizi'ne bağlamayı amaçlayan 60 milyar dolarlık Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru (CPEC) için önemli bir ticaret koridoru.

Beluçlar, Pakistan devletinin kendi halkını ihmal ettiğini ve eyaleti maden kaynakları için sömürerek ayrılıkçı duyguları tetiklediğini iddia ediyor.

Belucistan, 1947'de Pakistan'ın kurulmasından bu yana en az beş isyan hareketine sahne oldu. En son dalga 2000'li yılların başında başladı ve halkın eyaletin kaynaklarından daha fazla pay alma talepleri kısa sürede tam bağımsızlık çağrılarına dönüştü.

Çeşitli Beluç silahlı gruplar yaklaşık yirmi yıldır eyaletin bağımsızlığı için Pakistan güvenlik güçleriyle savaşıyor.

Pakistan hükümetinin ayrılıkçı harekete yanıtı şiddetli bir baskı oldu ve isyancı olduğundan ya da isyanı desteklediğinden şüphelenilen binlerce etnik Beluç öldürüldü veya ortadan kaybedildi. Kaybolanların birçoğu daha sonra, genellikle vücutlarında işkence izleri ile ölü olarak bulundu.

Birleşmiş Milletler Zorla veya İrade Dışı Kaybolmalar Çalışma Grubu 2016 yılında yayınladığı bir raporda Belucistan'daki kaynaklarının 14 binden fazla kişinin kayıp olduğunu iddia ettiğini ancak eyalet hükümetinin 100'den az kişinin kayıp olduğunu kabul ettiğini belirtti.

Beluç aktivistler sadece geçen yıl eyalette en az 504 kişinin yargısız infazla öldürüldüğünü iddia ediyor. Hükümet bu kişilerin isyancı olduğundan şüphelenildiğini söylüyor.

Balaach'ın ağabeyi Younis Mola Baksh, Al Jazeera'ye gözyaşları içinde yaptığı açıklamada, "İnsanların alınıp sonra ölü bulundukları olayları hep duyardık, ama kendi kardeşimin başına böyle bir şey geleceğini en çılgın kabusumda bile hayal edemezdim" dedi.

Younis kardeşinin hevesli bir şair ve şarkıcı olduğunu söyledi. Balaach'ın Urduca ve Beluçça şarkılar söylediği videoları gösterdi. "Ailem artık bir daha huzur içinde uyuyamayacak" şeklinde konuştu.

'Öldür ve at' politikası

Protestolarının ardından Aralık ayı başında Balaach'ın öldürülmesiyle ilgili olarak CTD ve polis yetkilileri hakkında dava açıldı. Eyalet hükümeti de bu tür cinayetlerin soruşturulması için hem federal hem de eyalet düzeyinde ayrı komiteler kurulacağını duyurdu.

Ancak İslamabad'daki protestoya öncülük eden 20'li yaşlarındaki genç doktor Mahrang Baloch'un adaletten umudu yok.

"Geçtiğimiz yıllarda o kadar çok şey gördük ki devlete hiç güvenmiyoruz. Yine de sesimizi yükseltmek, protestomuzu yapmak için buradayız ve yetkililerin kayıplarımızı geri vermesini istiyoruz." dedi Al Jazeera'ye. Ses tonu yumuşaktı ama sözlerinde çelik gibi bir sertlik vardı.

Mahrang, babası Abdul Ghaffar Langove 2006 yılında kaçırıldığında 10 yaşındaydı. Babası 2009 yılında serbest bırakıldı, ancak birkaç ay sonra tekrar alındı.

"İki yıl sonra [2011'de] parçalanmış cesedi bulundu" diyen Mahrang, bunu Pakistan hükümetinin "öldür ve at politikası" olarak nitelendirdi.

Mahrang 2019 yılında, zorla kaybedilmelere ve topluma yönelik yargısız infazlara karşı kampanya yürüten bir haklar grubu olan ve kadınlar tarafından yönetilen Baloch Yakjehti Committee'ye (BYC) katıldı.

BYC'nin son protestosu Balaach'ın öldürülmesiyle ateşlendi. Belucistan'da talepleri karşılanmayınca grup Turbat'tan İslamabad'a uzun bir yürüyüş yapmaya karar verdi ve burada basın kulübünün önünde kamp kurdu.

Elinde kardeşinin bir fotoğrafını tutan Necma Al Jazeera'ye yaptığı açıklamada "Burada adaleti bulamayacağımı bilsem de, sevdiklerini kaybeden, devlet tarafından öldürülen ya da kaçırılan diğer tüm aileler için adaleti bulana kadar buradan ayrılmayacağım" dedi.

Pakistan Zorla Kaybetmeleri Araştırma Komisyonu'na göre, komisyonun kurulduğu 2011 yılından geçen yılın Ağustos ayına kadar Belucistan'da en az 2 bin 708 kişi kayboldu.

Komisyon tarafından 2 bin 250'den fazla kişinin dosyası ya evlerine döndükleri ya da gözaltı merkezlerinde veya hapishanelerde bulundukları gerekçesiyle kapatıldı.

İslamabad'daki protestocular hükümetin herhangi bir adım atacağına şüpheyle yaklaşıyor.

"Bu hükümetin tepkisi daha önce hiç olmadığı kadar kötü. İmajları konusunda endişe duymuyorlar ve tam bir cezasızlıkla hareket ediyorlar." diyor Mahrang Al Jazeera'ye. "Hatta İslamabad'a vardığımızda bize saldırdılar ve protesto etmemizi engellemeye çalıştılar."

Cuma günü Mahrang ve diğer yüzlerce protestocu hakkında halkı devlete karşı ayaklanmaya teşvik ettikleri iddiasıyla bir isyan davası açıldı.

Al Jazeera'ye konuşan Mahrang, "Hayatımda hiç gitmediğim Sind'in Kahirpur şehrinde hakkımda açılan isyan davası sadece beni tehdit etmeye yönelik bir girişimdir" dedi. "Bu sadece dikkatimi oturma eyleminden başka yöne çekme girişimidir. Devlet beni korkutmaya çalışıyor."

Pakistan şu anda, bir aydan kısa bir süre içinde yapılacak ulusal seçimleri denetleyecek olan geçici bir hükümet tarafından yönetiliyor.

Mahrang, hükümete, güvenlik güçlerinin hak ihlallerini araştırmak üzere Belucistan'a gönderilecek bir BM çalışma grubunun oluşturulmasını da içeren beş maddelik bir talepler tüzüğü sunduklarını söyledi.

Ayrıca CTD'nin Balaach'ın "sahte bir çatışma" sırasında öldürülmesindeki suçunu kabul etmesini ve CTD ile diğer "devlet kurumları tarafından desteklenen ölüm mangalarının" dağıtılmasını talep etti.

"Bu protesto bir harekete dönüşecek. Bunun siyasetle ya da başka bir şeyle ilgisi yok. Hükümetten kayıp insanlarımızın ölü mü yoksa sağ mı olduğunu söylemesini istiyoruz. Tek istediğimiz bize kesin bir cevap vermeleri." dedi Mahrang Al Jazeera'ye ve ekledi:

"Sevdiklerinizin geri dönmesini beklemek, dönüp dönmeyeceklerini bilmemek en kötü duygu."

x.gif

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.