Agnese Boffano | New Arab | Tercüme: Mepa News
Washington, yıllardır süren siyasi tıkanıklığın ardından rakip yürütme organlarını, askeri yapıları ve ekonomik kurumları bir araya getirecek bir düzenleme arayışıyla Libya'nın batı merkezli hükümeti ve Halife Hafter liderliğindeki rakip doğu güçleriyle temaslarını artırdı.
Ancak bildirilen anlaşma, şeffaflıktan yoksun olması, Hafter'in oğlu ve kendi başına da güçlü bir askeri figür olan Saddam Hafter'in ülkenin en üst makamına gelmesi ihtimali nedeniyle endişelere yol açtı.
International Crisis Group, bu hafta yayımladığı yeni değerlendirmede ABD girişiminin Libya'nın parçalanmış kurumlarını birleştirmeye yardımcı olabileceğini ancak siyasi boyutunun daha geniş bir iç katılıma açılmaması halinde istikrarı bozabilecek bir muhalefeti tetikleme riski taşıdığı uyarısında bulundu.
Crisis Group'un kıdemli Libya analisti ve raporun yazarı Claudia Gazzini, The New Arab'a Washington'un herhangi bir anlaşmanın şartlarını kamuoyunun incelemesine açması gerektiğini söyledi.
"Biz bunu iyi bir çaba olarak görüyoruz ancak söylediğimiz şey, ABD'nin bu süreci sonuna kadar götürmesi gerektiğidir" diyen Gazzini, "Dolayısıyla bu anlaşmanın şartlarının kamuoyunun incelemesi için açıklanmasını sağlamalı" ifadelerini kullandı.
Gazzini, özellikle ayrıntıları belirsizliğini koruyan kalkınma bütçesine ilişkin hükümlerin açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.
Gazzini ayrıca önerilen "Birleşik Anlaşma"nın kamuoyu tarafından incelenmesinin yolsuzluk ve yasadışı mali akışların ele alınmasına da yardımcı olabileceğini belirtti.
Gazzini, "Sözde Birleşik Anlaşma'nın incelenmesine imkan tanıyın, çünkü bunun temelinde diğer paralel yasadışı finansman akışlarının tamamının nasıl ve gerçekten durdurulup durdurulamayacağını da belirleyebiliriz" dedi.
ABD, Libya'yla temaslarında ilerleme kaydedildiğine kamuoyu önünde işaret etti. Washington bu hafta BM Güvenlik Konseyinde, rakip askeri liderlerin Sirte'de ortak bir harekat merkezi, Misrata'da bir hava eğitim merkezi ve entegre bir komuta yapısı kurulması konusunda anlaştığını açıkladı.
ABD Kıdemli Danışmanı Massad Boulos da seçim mevzuatı ve Yüksek Ulusal Seçim Komisyonu konusunda Tunus'ta BM arabuluculuğunda varılan anlaşmayı memnuniyetle karşılarken birleşik bir yürütme organı kurulmasına yönelik çabaları destekledi.
Bununla birlikte daha geniş siyasi düzenlemenin kesin şartları kamuoyuna açıklanmadı. Girişime ilişkin haberlerde, Abdülhamid Dibeybe'nin başbakan olarak görevde tutulabileceği, Saddam Hafter'e ise Başkanlık Konseyi liderliğinin verilebileceği öne sürüldü. Bu düzenlemenin Libya'nın batısı ile doğusu arasındaki güç dengesini yansıtması amaçlanıyor.
Gazzini, teklifin arkasındaki fikrin ülkenin her iki tarafındaki başlıca aktörlerin yetkili makamlarda yer aldığı "gerçekçi bir yaklaşım" olduğunu söyledi. Ancak Saddam Hafter'in muhtemel rolünün endişe ve kaygıya yol açtığı uyarısında bulundu.
Gazzini, "Risk şu ki, askeri bir yapılanmanın başında bulunan, geçmişte muhalefeti susturmakla ve muhtemelen aktivistlerin kaybolmasına karışmakla suçlanan Saddam Hafter'in geçmiş performansı göz önüne alındığında, insanlar Saddam Hafter'e ülkenin en üst makamı verilirse kısa süre sonra Başbakanı devre dışı bırakabileceğinden korkuyor. Hukuki çerçeve, örneğin Cumhurbaşkanının olağanüstü hal ilan etmesine ve ülkeyi demir yumrukla yönetmesine imkan verebilir." dedi.
Gazzini'ye göre diğer acil tehlike ise müzakerelerin, nihai anlaşmanın kalıcı olmasını sağlayacak siyasi ve yerel aktörler olmadan dar bir çevre tarafından yürütülmesi.
Gazzini, "Bu süreç kapalı kapılar ardında yürütülüyor ve yalnızca bir tarafta Dibeybe'ye, diğer tarafta Hafter'e bağlı birkaç kişiyi kapsıyor. Herhangi bir kurum, belediye veya sivil toplum kuruluşu sürece dahil edilmedi" dedi ve ekledi:
"İçeride destek sağlanması gerektiğini söylediğimde, güçlü milislerle bağlantıları bulunan etkili siyasi grupların veya kişilerin de bu anlaşmaya onay vermesinin sağlanmasını kastediyorum. Aksi halde harekete geçmeleri ve bu yeni düzeni kabul etmemeleri riski var."
Saldırılardaki artış istikrarsızlık korkularını derinleştiriyor
Bu risk, kötüleşen güvenlik ortamında kendisini gösteriyor.
Son günlerde kimin gerçekleştirdiği bilinmeyen İHA saldırıları, rafinerisi ve bağlantılı yakıt ağları rakip silahlı gruplar arasında çekişme konusu olan stratejik Batı Libya kenti Zaviye'deki yakıt depolarını, rafineri ve elektrik altyapısını hedef aldı. Saldırılar bir trafo merkezine zarar verdi ve Batı Libya genelinde büyük elektrik kesintilerine yol açtı. Saldırıların sorumluluğunu ise hiçbir grup üstlenmedi.
Cumartesi günü Halife Hafter'in Genel Komutanlığı, güçlerinin Libya'nın en güneydoğusundaki Sarah askeri üssü yakınlarında silahlı gruplarla çatıştığını, bazı kişilerin gözaltına alındığını ve silahlı araçlara el konulduğunu ileri sürdü.
Hafter'e karşı olan Güney Kurtuluş Operasyon Odası ise bu açıklamayı reddederek iddiaların temelsiz olduğunu ve güçlerinin mevzilerindeki konuşlanmalarını sürdürdüğünü belirtti.
Gazzini, Batı Libya'daki etkili grupların önerilen düzenlemeyi kabul etmeyeceklerini belirttiklerini ve bunun Trablus ile diğer önemli batı kentlerinde silahlı direniş ihtimalini artırdığını söyledi.
Gazzini, "Batı Libya'da anlaşmaya karşı çıkan etkili isimler yalnızca batıdaki önemli grupların anlaşmayı kabul etmeyeceğini ve harekete geçeceğini söylediler" dedi. "Trablus'taki bazı silahlı grupların, muhtemelen Misrata'dan ve belki de Zaviye'den grupların harekete geçmesi riski var."
Gazzini, "Elbette Hafter tarafının o zamana kadar sadakat satın alabilme ihtimali de var" diye ekledi. "Ancak durum son derece değişken ve hala şekillenme aşamasında."