Batı Libya'da silahlı gruplar devlet otoritesine meydan okuyor

Batı Libya'da silahlı gruplar devlet otoritesine meydan okuyor

Libya'nın batısındaki Zaviye kentinde petrol tesisleri ve kritik noktaların İHA'larla hedef alınması, Trablus çevresindeki karmaşık silahlı yapı ve güç dengelerini yeniden gündeme taşıdı.

Abdurrahman Cumaat | Al Jazeera | Tercüme: Mepa News

Libya'nın başkenti Trablus'un batısındaki Zaviye kentinde petrol tesisleri ve kritik altyapının insansız hava araçlarıyla hedef alınması, ülkenin batısında silahlar üzerindeki fiili kontrolün kimde olduğu sorusunu yeniden gündeme getirdi.

Kentte iki gün içerisinde üç saldırı düzenlenirken, gelişmeler Zaviye'den komşu Sorman kentine yayılan silahlı gruplar arasındaki çatışmaların ardından yaşandı.

Saldırıların sorumluluğunu henüz hiçbir taraf üstlenmedi ve doğrudan nedenleri de netleşmedi. Ancak bu gelişme, Batı Libya'daki karmaşık güvenlik tablosunu yeniden gündeme taşıdı. Bölgede Savunma ve İçişleri bakanlıkları veya diğer resmi kurumlarla farklı düzeylerde bağlantıları bulunan çok sayıda silahlı yapı bulunuyor. Bununla birlikte bu gruplar kendi liderliklerini, konuşlanma alanlarını ve kendilerine özgü ittifak ve çıkar ağlarını koruyor.

Bu tablo, Trablus çevresindeki en etkili güçlerin kimler olduğu ve başkente uzanan önemli yolların ve kritik tesislerin bulunduğu bu bölgede rollerinin nasıl iç içe geçtiği sorularını gündeme getiriyor.

Trablus'un batısında bulunan Zaviye'nin önemi ise burada bir petrol rafinerisinin ve stratejik tesislerin bulunmasından kaynaklanıyor. Kent aynı zamanda sahil yolunu ve başkente uzanan önemli geçiş noktalarını kontrol eden konumda.

El Cezire için Nasır Ayat Tahir tarafından hazırlanan bir habere göre Zaviye'de yerel güçlerin hesapları, Trablus çevresindeki daha geniş nüfuz mücadelesiyle kesişiyor. Bu nedenle kentteki gerilim, münferit bir olay olarak değil, batı sahilinden başkente ve başkentin girişlerine kadar uzanan daha geniş bir güvenlik bağlamının parçası olarak okunmalı.

Çok sayıda güç var, tek bir komuta yok

Libya'nın batısında Savunma ve İçişleri bakanlıkları veya diğer resmi kurumlarla farklı düzeylerde bağlantıları bulunan çok sayıda silahlı yapı bulunuyor. Ancak bu resmi bağlantı, birleşik bir askeri komuta zincirinin bulunduğu anlamına gelmiyor. Bu yapılar kendi liderliklerini, konuşlanma alanlarını, çıkar ağlarını ve ittifaklarını koruyor.

Bu durum, ülkenin tek bir merkezden yönetilen birleşik bir ordu veya güvenlik teşkilatı tarafından kontrol edilmediği, bunun yerine başkent ve çevresindeki şehirlerde yetki ve nüfuz alanları kesişen yerel ve askeri güçlerin belirleyici olduğu bir güvenlik tablosu ortaya çıkarıyor.

Mahmud Hamza'nın komuta ettiği 444 Muharebe Gücü, Libya'nın başkentindeki silahlı yapılar haritasının başında geliyor. Güç, Abdulhamid Dibeybe başkanlığındaki Ulusal Birlik Hükümeti'nin Savunma Bakanlığına bağlı ve Trablus'un orta ve güney kesimlerinde konuşlanmış durumda. Bununla birlikte başkent dışındaki şehir ve bölgelerde de varlık gösteriyor.

Bunun yanında, Abdüsselam ez Zubi'nin komuta ettiği 111. Mürettep Tugayı da öne çıkıyor. Savunma Bakanlığına bağlı olan tugay, özellikle Trablus'un güneybatısında konuşlanmış durumda.

Bu iki güç son yıllarda Dibeybe'ye yakın askeri kampın temel unsurlarından oldu. Misrata'daki "Müşterek Güç" ile İçişleri Bakanı İmad Trablusi ve kardeşi Abdullah'a bağlı "Genel Güvenlik Teşkilatı" da bu kamp içerisinde değerlendiriliyor.

Ancak bu siyasi saflaşma, söz konusu yapıların tek bir güç veya birleşik bir askeri yapı olarak hareket ettiği anlamına gelmiyor. Yalnızca siyasi ve askeri ilişkiler haritasındaki konumlarını ortaya koyuyor.

Buna karşılık Trablus'un doğu ve güneydoğusunda, Mitiga Havalimanı'nı kontrol eden Abdurrauf Kara'nın komuta ettiği Red Gücü öne çıkıyor.

"Gniva"nın Öldürülmesinin Ardından Ne Değişti?

Mayıs 2025'te, Trablus'un en önemli silahlı liderlerinden ve "İstikrarı Destekleme Teşkilatı"nın komutanı Abdulgani el Kikli, daha çok "Gniva" adıyla bilinen isim öldürüldü.

Teşkilat, onun öldürülmesinin ardından hızla çöktü ve 444 Gücü ile 111. Tugay, başkentin Ebu Selim bölgesi ve diğer bazı mahallelerdeki mevzilerinin kontrolünü ele geçirdi.

Ancak bu değişim, silahlı yapıların çokluğunu ortadan kaldırmadı. Bunun ardından Red Gücü ile çatışmalar yaşandı ve bu durum, rapora göre, Trablus içerisindeki nüfuz haritasını yeniden şekillendirdi. Fakat silahlı yapıların varlığı sona ermedi ve bunları bir araya getiren birleşik bir askeri komuta zinciri de oluşturulmadı.

Nüfuz haritası başkentin merkeziyle sınırlı değil. Misrata'dan gelen yapılar ile Beşir Halefullah'ın komuta ettiği Rahbetü'd-Duru Taburu, Taçura'daki doğu geçişlerini kontrol ederken, "El Far" olarak bilinen Muhammed Bahrun'un komuta ettiği Birinci Destek Gücü Zaviye kentini ve doğuya, Trablus'a uzanan kritik hattı kontrol ediyor.

Zaviye'de ise Bahrun liderliğindeki Birinci Destek Gücü öne çıkıyor. Bu güç kentte ve başkente doğuya doğru uzanan yol üzerinde nüfuz sahibi.

Bu coğrafi dağılım, yolların ve başkent girişlerinin güvenlik denklemindeki merkezi önemini gösteriyor. Nüfuz yalnızca mahallelerdeki varlıkla değil, Trablus'u çevredeki sahil ve iç kesimlerde bulunan kentlere bağlayan geçişlerin ve ana güzergâhların doğrudan kontrolüyle de bağlantılı.

İHA'lar ve yeni tehdit düzeyi

Libyalı siyasi analist Senusi İsmail'e göre İHA'ların çatışmalara dahil olması, savaşın seyrinde tehlikeli bir dönüşümü temsil ediyor. İsmail, gerilimin batı sahilinde yayılabileceği ve hızlı şekilde kontrol altına alınmaması halinde Trablus'a taşınabileceği uyarısında bulunuyor.

İsmail bu çatışmayı nüfuz, kaynaklar ve başta Zaviye rafinerisi olmak üzere kritik tesisler üzerindeki rekabete bağlıyor. Saldırıların tehlikesi ise silahlı gruplar arasındaki çatışmaların ekonomik tesisler ve sivillerin hayatı açısından doğrudan bir tehdide dönüşmesinde yatıyor.

Zaviye'deki İHA saldırılarının sorumluluğunu üstlenen bir taraf bulunmamasına rağmen güç haritası, Batı Libya'daki kritik tesislerin korunmasının çok sayıda silahlı yapının varlığı, bu yapıların resmi kurumlara bağlılık düzeylerindeki farklılık ve nüfuz alanlarının iç içe geçmesi nedeniyle ciddi bir sorun olduğunu gösteriyor.

Siyasi söylemlerde birleşik bir askeri kurum oluşturulmasından söz edilirken, sahadaki tablo açık bir komuta zincirine sahip, başkentin ve çevresinin yanı sıra kritik tesislerin kontrolünü sağlayabilecek birleşik bir güvenlik teşkilatı oluşturmanın önündeki zorlukların ne kadar derin olduğunu ortaya koyuyor.

Kaynak: Mepa News

google-arama.png

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.