Analiz | Suudi Arabistan-BAE ittifakı nasıl çöktü?

"On yıl önce, iki Körfez ülkesinin uzun ittifakı, hırslı liderler arasında enerji verici yeni bir safhaya doğru gidiyor gibi görünüyordu."

Andrew England | Financial Times | Tercüme: Mepa News

Körfez'in ağır topları Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) arasında tırmanan gerilimi nihayet dramatik bir şekilde gün yüzüne çıkaran, Yemen'deki bir limana yanaşan gizli bir askeri sevkiyat oldu.

Riyad, BAE destekli Yemenli bir gruba Aralık ayında Suudi sınırına yakın bölgelerde ele geçirdiği vilayetlerden çekilmesi için baskı yapmak amacıyla diplomatik kanalları haftalardır kullanıyor ancak bu girişimler başarısız oluyordu. Suudi Arabistan bu sefer de BAE'nin ayrılıkçı Güney Geçiş Konseyi (GGK) adlı gruba silah ve zırhlı araçlar gönderdiğini iddia ediyordu.

Riyad sonunda öfkelendi. Sevkiyatı bombaladı, BAE'yi Yemenli grubun saldırısını desteklemekle suçladı ve Abu Dabi'yi ülkeden kalan askerlerini çekmeye çağırdı. BAE Suudi Arabistan'ın iddialarını reddetti ancak krizi yatıştırmaya çalışırken güçlerini geri çekeceğini söyledi.

Bu olağanüstü gerilim Suudi destekli Yemen hükümetini kaosa sürükledi. Ancak ABD'nin kilit müttefiklerini, başlıca ticaret ortaklarını ve Arap dünyasının en etkili iki liderini, yani Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile BAE Başkanı Muhammed bin Zayid Âl Nahyan'ı karşı karşıya getiren bu krizin etkileri çok daha geniş bir alanda hissedilebilir.

Şu anda Atlantik Konseyi'nde çalışan eski bir ABD'li diplomat olan Dan Shapiro şöyle söylüyor:

"Bu endişe verici bir durum çünkü Yemen, Gazze, Suriye, Lübnan ve Sudan gibi bölgedeki her gerilim noktasını ele alma çabalarını tehlikeye atıyor. Suudi Arabistan ve BAE aynı görüşte olmadıkları ve çıkarlarının çatıştığını düşündükleri sürece bu çatışmaları çözmek daha zor olacaktır."

On yıl önce, iki Körfez ülkesinin uzun ittifakı, hırslı liderler arasında enerji verici yeni bir safhaya doğru gidiyor gibi görünüyordu.

64 yaşında olan Bin Zayid, Bin Selman'dan 20 yaş daha büyük. Bin Zayid, Suudi mevkidaşının son derece muhafazakâr krallıkta "İslam'ın daha ılımlı bir versiyonunu" teşvik etme çabasının ilk destekçilerindendi.

BAE, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı ve Körfez'in en büyük ekonomisi olan Suudi Arabistan'da iş yapan yabancı şirketler için bir üs görevi görerek uzun süredir kâr elde ediyordu. Ancak Abu Dabi, yanı başındaki muhafazakâr ülkenin durgunlaşmasının yol açacağı sosyal ve siyasi risklere karşı temkinliydi. Reform girişimleri memnuniyetle karşılandı.

İlişkileri geliştikçe Bin Zayid, Bin Selman'ı ve planlarını Washington'da tanıttı. Bazı analistler daha yaşlı ve tecrübeli Bin Zayid'in, genç Bin Selman'ın akıl hocası gibi davrandığını öne sürdü ki Riyad'da bu niteleme reddedildi.

İki taraf bölgede güçlerini birleştirdi: Bin Selman, 2015'te Yemen'deki iç savaşta İran destekli Husilere karşı müdahale etmek için bir koalisyona liderlik ettiğinde BAE, Riyad'ın ana ortağıydı. Ayrıca 2017'de Katar'a uygulanan ve son Körfez krizini tetikleyen bölgesel ambargoya da öncülük ettiler.

Ancak Bin Selman kendine güveni arttıkça ve gücünü pekiştirdikçe, ülkesini küresel sahnede hak ettiğine inandığı role taşımaya çalıştı ve iki iddialı, mutlak monarşi arasındaki sürtüşme yeniden su yüzüne çıktı.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü'nden Emile Hokayem şöyle söylüyor:

""Her ikisi de kendini doğal lider olarak görüyor. Suudi Arabistan büyüklüğünün ve sembolik gücünün üstün gelmesi gerektiğine inanırken, BAE öncü gücünün küresel dinamiklerle daha uyumlu olduğuna inanıyor."

BAE, Bin Zayid döneminde mali gücünü ve Batı'daki ilişkilerini kullanarak küçük boyutuna rağmen tartışmasız en etkili Arap devleti haline geldi. 2011 yılındaki halk ayaklanmalarının Ortadoğu'daki statükoyu tehdit etmesinin ardından BAE, İslamcı hareketlere karşı koymaya ve bölgeyi kendi vizyonu doğrultusunda şekillendirmeye çalışırken en iddialı bölgesel aktör haline geldi.

Hokayem, Suudi Arabistan ve daha küçük, çevik BAE'nin "yerel ve küresel olarak çok farklı risk profillerine ve bölgenin nasıl yapılandırılması gerektiğine dair farklı görüşlere sahip olduğunu" belirtiyor.

Yemen'deki gerilim ilk kez 2019'da BAE'nin politika değiştirip Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun sahadaki ana yabancı gücü olan askerlerini geri çekeceğini açıklamasıyla su yüzüne çıktı. Aynı yıl Suudi destekli Yemen hükümeti, Körfez ülkeleri Husi karşıtı rakip grupları desteklerken BAE'yi güçlerini bombalamakla suçladı.

Ekonomik rekabet de yoğunlaştı ve 2021'de Bin Selman'nin çok uluslu şirketleri bölgesel merkezlerini BAE'den Riyad'a taşımaya zorlamak için bir kampanya başlatmasıyla zirveye ulaştı. Şirketlere taşınmaları ya da kârlı devlet ihalelerini kaybetme riskini almaları için üç yıl süre verildi. BAE bu hamleyi Dubai'nin bölgenin önde gelen finans merkezi rolüne doğrudan bir meydan okuma olarak gördü.

Suriye, Sudan iç savaşı ve Suudi Arabistan'ın fiili lideri olduğu petrol karteli OPEC tarafından belirlenen ham petrol üretim kotaları konusunda da görüş ayrılıkları yaşandı.

Gerilim tırmanırken, BAE'nin ulusal güvenlik danışmanı ve Bin Zayid'in kardeşi Tahnun bin Zayid Âl Nahyan, aralarındaki farklılıkları gidermek üzere Riyad'a gönderildi.

Bin Zayid'den daha az ideolojik olduğu düşünülen Tahnun'un Suudilerle iyi ilişkileri var. Ancak eski bir ABD'li yetkiliye göre Riyad ile Abu Dabi arasındaki uçurum genişledikçe ve güç dinamikleri değiştikçe Tahnun'un görevi de zorlaştı.

Eski yetkili, "Tahnun eskiden Suudi Arabistan'a ilişkilerin son durumuna bakmak için düzenli olarak giderdi ve işler ne kadar kötüyse o kadar uzun kalırdı. Şimdi ise artık Bin Selman'ın kral olmaktan tek eksiği unvanı, bu da Tahnun'un ilişkilerini onarma becerisini etkiledi" dedi

Analistler Körfez ülkelerinin ortak yönlerinin hala çok fazla olduğunu ve her iki tarafın da komşularından "kardeş" olarak bahsettiğini söylüyor. Ancak son aylarda Sudan'daki savaş iki ülkeyi karşı karşıya getirdi.

Her ikisi güç de Ömer el Beşir'in 2019'da devrilmesinden sonra başa geçen Sudan askeri yönetimini desteklemişti. Ancak Sudan Silahlı Kuvvetleri ve Hızlı Destek Güçleri (HDK) adlı paramiliter grup silahlarını birbirlerine doğrultunca Körfez ülkeleri arasında farklılıklar ortaya çıktı.

Riyad, devleti temsil ettiğini düşündüğü Sudan ordusuna daha yakın dururken BAE, "Sudan ordusuna İslamcıların sızdığını" savunuyor. Abu Dabi'nin Sudan ordusuna karşı soykırım suçlamalarıyla karşı karşıya kalan HDK'ye silah sağladığı iddia ediliyor. BAE ise milisleri silahlandırdığını reddediyor.

Bin Selman, Kasım ayında Beyaz Saray'a yaptığı ziyaret sırasında Donald Trump'a Sudan çatışması ve HDK ile ilgili endişelerini dile getirdi.

Trump-Bin Selman görüşmesinden kısa bir süre sonra son Yemen krizi patlak verdi. Aralık ayında, görünüşte Yemen hükümetinin bir parçası olan BAE destekli GGK grubu, Suudi sınırındaki iki vilayet olan Hadramut ve Mahra'nın kontrolünü ele geçirdi.

Riyad'a göre Abu Dabi'nin hatalı bir şekilde "Bin Selman'ın Trump'a, HDK'ye verdiği iddia edilen destek nedeniyle BAE'ye yaptırım uygulanması konusunu gündeme getirdiğini" düşünüyor. Riyad, BAE'nin bunun ardından Suudilere duyduğu öfke nedeniyle GGK'nin ilerlemesine yeşil ışık yaktığı görüşünde.

Birleşik Arap Emirlikleri'nden bir akademisyen olan Abdulhalik Abdullah, Yemen'deki olayları Sudan'daki anlaşmazlıklara bağlamanın "çılgınca bir analiz" olduğunu söyledi.

Yemen'deki çatışma, Riyad'ın 2022'de Husilerle ateşkesi kabul etmesi ve Bin Selman'ın kendi iç gündemine odaklanarak savaştan çekilmeye çalışmasının ardından durgunlaşmıştı.

Ancak ayrılıkçı saldırı Suudi Arabistan'ın nüfuzuna ve desteklediği Yemen hükümetine ağır bir darbe indirdi ve Riyad'ın düşüncesine göre ulusal güvenliğini tehlikeye attı.

Eurasia Group'un Orta Doğu ve Kuzey Afrika Genel Müdürü Firas Maksad "Yemen Suudi Arabistan'ın arka bahçesi. BAE destekli güçler tarafından başlatılan saldırı Suudi Arabistan'ın kırmızı çizgilerini aştı" ifadelerini kullanıyor.

Maksad, Abu Dabi'nin kalan güçlerini geri çekme kararının bir "kaçış rampası" olduğunu ifade ederek "aksi takdirde önemli sonuçlarla karşı karşıya kalınacaktı" şeklinde konuşuyor.

Ancak Maksad'a göre risk, krizin "Suudi-BAE jeopolitik rekabetini bölgenin önde gelen güçlü liderleri arasında kişisel bir hesaplaşmaya dönüştürmesi" ihtimali.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri