Çocuklar da irtidat eder mi?

Dr. Mehmet Sürmeli

Çocuklar, insana Allah tarafından bağışlanan nimetlerdendir. Bu nimetler de diğerleri gibi imtihan için verilmiştir.1 Onların manevi ve maddi eğitimleriyle ilgilenmek ana-babaların en önemli görevleridir. Özellikle eğitim ve öğretimde din alanları ihmal edilmemelidir. Dünyanın etkin anlamda şirk kültürüyle yönetildiği ve Müslümanların “köpük” gibi olup özgül ağırlıklarını yitirdiği bir ortamda çocuklar Allah’ı ve emirlerini hakkıyla tanımaktan mahrum edilecek olurlarsa, hiç umulmadık bir zamanda farkında bile olmadan küfrü tercih edebilirler. İstemediğimiz hâlde kâfir anası-babası olabiliriz. Bu durum çok ağır bir imtihan ve ahirette ebedi ayrılık sebebidir. Bu ayrılığı yaşamayacak olan bahtiyar insanlar, imanı ve İslâm’ı tercih edip bu hâl üzerine ölebilen Müslümanlardır.

Burada şu hususu ifade etmeyi bir görev sayıyoruz. Peygamber Efendimiz çocuk eğitimine ve öğretimine çok önem vermişken Müslümanların bu konularda kurumlar oluşturmaması anlaşılır değildir. Dünyadaki bütün milletler kendi dinleri üzerine ciddi eğitimler verirlerken yıllarca din öğretiminin suç olduğu bir ülkede yaşayan Müslümanlar şimdi de yaşadıkları ülkenin siyasi anlayışının izin verdiği ve programının içerdiği kadar çocuklarına din öğretimi vermektedirler. (Esas tercihini ise siyaset her zaman Kemalizm’den yana yapmaktadır.) Yaşadıkları sistemin din öğretimi, dünya sistemine dini kullanarak çocukları entegre etmeyi amaçlayan bir programdır. Bu programların içeriğindeki iman alanı çok sınırlı tutulmaktadır. Resmî ideolojinin din eğitiminden geçen çocuklar Müslümanca düşünmek yerine ideolojik düşünmeyi tercih etmektedirler. Din, çocuklar için sadece bir nostaljidir. Sistem gerçek Müslüman yetiştirerek bindiği dalı kesmek istememektedir. Tüm siyasi kurumlar ülkemizde dünya ticaret merkezi ve onun işbirlikçisi resmî ideolojiden beslenince böyle hayırlı bir işi aslında sistemden beklemek safdilliktir. Müslümanlar kendi programlarını özgün bir şekilde kendileri vahiy merkezli olarak hazırlamak zorundadırlar. Ülkemizde İslâmcılığın geçmişini bir asra yaklaştıran oluşumların şimdiye kadar eğitim öğretim alanında ciddi bir şey söyleyememeleri ne kadar ciddiyetsiz olduklarının da bir göstergesidir. Bugün itibarıyla iddia ediyoruz ki Müslümanların tamamının eğitim konusunda ciddi ve inandırıcı bir hazırlıkları yoktur.

Resmî ideolojiye bağlı eğitim kurumlarının gayesi, dünya vatandaşı yetiştirmektir. Zaten bazı kurumların programlarında eğitimlerinin amacının “dünya vatandaşı yetiştirmek” olduğu açıkça beyan edilmiştir. Halkı Müslüman ülkelerin tamamına yakınında din sadece, kurulu sistemi rahatsız etmeyen, sistemle uyumlu yaşayıp problem olmayan, yaptıklarını onayan fakat bireylerin kendilerini boşlukta hissetmemeleri için kullanılan ve istismar edilen bir kurumdur. Hâliyle böyle bir eğitime güvenmemek gerekir. Din, alanında ilmini ispat etmiş rabbani âlimlerden, usulü bilinerek, akaidden muamelata kadar ki hayatın genişlik alanı ihmal edilmeden bütün boyutlarıyla ve ana kaynaklarından öğrenilir. Eğitim ve öğretimin amacı; Hz. Peygamber’i örnek alan kâmil insan yetiştirmek ve emanete layık olarak ilahi rahmetin nüzulüne sebep olacak Müslüman nesli yeniden inşa etmektir.

Hadislerde beyan edildiği üzere anne-babaya bakmamak ve onları ihmal etmek nasıl ki ilahi rahmetin kesilmesine sebep ise, “Çocuklarıyla ilgilenmeyip onlardan yüz çeviren; terbiyelerine özen göstermeyen ebeveynlerle de Allah Teâlâ kıyamet gününde konuşmaz ve onları temize de çıkarmaz.” Hadisince ilahi şefkatten mahrum olurlar.2 Kısacası onlardan da ilahi rahmet kesilir. Bütün bu tehlikeler sebebiyle, ebeveynler çocuklarının eğitim öğretim alanındaki her şeyleriyle ayrıntılı şekilde ilgilenmek zorundadırlar. Saydığımız ve sayamadığımız birçok nedenden dolayı geleceği omuzlarında taşıyacak ve insanlığa önder olacak genç Müslüman nesli iyi yetiştirmek Müslüman kimliği önemseyen herkese farz-ı ayın bir görevdir.

Çocuklar, nüfus olarak da önemli bir yer tutmaktadır. İslâm bilginleri irtidat olayının gerçekleşmesi için bir zorlamanın (ikrâh-ı mülcî) olmaması, kişinin akıllı ve akli olgunluk içerisinde bulunmasını şart koşmuşlardır.3 Akıl ve ergenliğin önemi münasebetiyle işte burada ‘sabiyy-i âkil’in durumuna değinmek gerekir. Bu çocukların imanları ve küfürleri geçerli midir? Çocuk olmaları ve akli olarak tam bir olgunluk içerisinde bulunmamaları, meseleyi fukaha arasında tartışılır hâle getirmiştir. İmam Ebu Hanife (ö. 150 / 767) ve öğrencisi İmam Muhammed b. Hasan eş-Şeybani (ö. 189 / 805), sabiyy-i akil denen temyiz çağındaki çocuğun İslâm’ını da irtidadını da sahih / geçerli saymışlardır. Hz. Ali (ra) ve çocukken Müslüman olan bazı sahabilerin İslâm’ı tercihlerinin geçerli olmasını da örnek olarak vermişlerdir. Fakat çocuk, irtidat edecek olursa ona bir ceza verilemeyeceğini; İslâm’ın kendisine arz edilip öğretileceğini, hatta Müslümanlığa zorlanacağını söylemişlerdir.4 Ebu Hanife’nin (rh.a.) diğer öğrencisi Ebu Yusuf (ö. 182 / 798) ise böyle bir çocuğun İslâm’ının geçerli fakat irtidatının sahih olmadığını beyan etmiştir.5 Gerek Ebu Hanife (rh.a.) ve arkadaşlarının gerekse diğer imamların görüşleri ve konu ile ilgili açıklamaları içtihadidir. İsabet etmiş de etmemiş de olabilirler. Eğer çocukların durumu ile ilgili kanaatinde Ebu Hanife (rh.a.) isabet etmiş ise bu durum velilere ve siyaset kurumunu ellerinde tutanlara ağır bir yükümlülük getirmektedir. Ailelerin en çok sevdikleri bu varlıklarıyla daha çok ilgilenmeleri gerekecektir.

Hiçbir veli, Hz. Nuh’tan (as) kıymetli değildir. Onun oğlu bile küfrü tercih ederek babası ile olan velayet bağını kopardıysa6, bizim çocuklarımız da böyle bir durumla karşılaşabilirler. Bundan dolayı çocukların itikadi durumları ve seviyeleri, okudukları, baktıkları, kullandıkları iletişim araçları, eğlence hayatları, arkadaş çevreleri, eğitim ve öğretim kurumları, komşuluk ilişkileri vb. durumlar aileler tarafından iyi bilinmeli, kontrol edilmeli ve itikadi sapmalara karşı önlemler alınmalıdır. Aksi takdirde ebeveynler, istemedikleri hâlde kâfir anası-babası da olabilirler. Dünyadaki halkı Müslüman ülkelerde uygulanan pozitivist-materyalist eğitim sistemi ve ülkelere göre dayatılan resmî ideoloji sayesinde günde milyonlarca Müslüman çocuğu dinden çıkıyor ama kimse bundan rahatsız olduğunu yüksek sesle ve kurumsal olarak dile getir(e)miyor. Veliler Kemalizmin beşerî bir din olduğunu fark etmiyor, ideolojik savrulmaları umursamıyor, müfredat okumuyor, kitapların içeriğini bilmiyor veya önemsemiyor, kız erkek ilişkilerinden çok da rahatsız olmuyor, çocuklarına dayatılan idollerden habersizler, okullardaki ideolojik dayatmalara kayıtsız kalıyor ve neticede nesiller kaybediliyor. Bu kitlesel dönüşte siyasetin suçu en büyüktür. Laik eğitim ve seküler kültürü tercihle ve yeniden dine dönüşle ilgili hiçbir kalıcı çalışma yapmayan halkı Müslüman ülkelerin yönetimleri kitlesel irtidatların baş müsebbibidirler. Ahirette karşılarına nasıl bir sonuç çıkacaklarını elbette göreceklerdir. Küfre sebep olan da onun faili gibidir.

İnsan, sürekli muhasebe ve murakabe hâlini yaşamak suretiyle itikadi sapmalara karşı önlem almalıdır. Bir anlık gaflet insanın imansız gitmesine sebep olabilir. Yüce Allah (cc), uhrevi kurtuluş için “Ancak Müslüman olarak ölünüz!”7 diyerek kendisine ideal kavuşmayı göstermişken bir şaka veya yanlış bir davranış insanı ebedî hüsrana bırakabilir. Şu hadis konuya yeterince açıklık getirmektedir: “Kişi imanı ve amelleriyle cennete o kadar yaklaşır ki bir karışlık mesafe kalır. Fakat öyle bir söz sarf eder ki cennetten tamamen uzaklaşır.”8

Dipnotlar

1 Bk. Enfal 8 / 28.

2 Ahmed, Müsned, c. III, s. 436.

3 Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletuh, VI / 185-6.

4 Mevsılî, el-İhtiyâr, V / 148; Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî ve Edilletuh, VI / 185; Cezeri, Kitab’u-l Fıkh ala mezahib’i-l Erbea, V / 434.

5 Cezeri, age., V / 435.

6 Bak: Hud 11 / 46, iman olmazsa en yakınlarla bile velayet bağının olmayacağına dair bak: Tevbe 9 / 23-24.

7 Âl-i İmran 3 / 102.

8 İbni Hanbel, Müsned, IV / 68.


Bu değerlendirmede yer alan ifadeler yazarın kendi görüşleridir ve Mepa News'im editöryel politikasını yansıtmayabilir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.