Hayye'nin liderliği Hamas'ın geleceği için ne anlama geliyor?

"Sonuç, hareketin kurumları içinde gelecek dönemin nasıl yönetileceğine ilişkin iki yaklaşım arasında gerçek bir denge bulunduğunu ortaya koyuyor."

Aseel Mafarjeh | New Arab | Tercüme: Mepa News

Halil Hayye, 34'e karşı 35 oyla Hamas'ın siyasi büro başkanlığına seçildi. Rakibi Halid Meşal'di.

Kırk yıl boyunca uzlaşı görüntüsü oluşturmaya çalışan bir hareket açısından tek oy fark, idari bir ayrıntı değil. Bu sonuç, savaşın başlamasından bu yana Hamas'ın kendi iç dengelerine ilişkin kamuoyuna yaptığı en açık beyan niteliğinde.

Seçim, İsmail Heniye ve Yahya Sinvar'ın öldürülmesinin ardından ve geçici bir liderlik konseyinin siyasi, askeri ve müzakere dosyalarını aylar boyunca birlikte yürüttüğü bir süreçten sonra gerçekleştirildi.

Oy kullanan hareket, savaşa giren hareketle aynı değil. Komuta yapısı dağıtıldı ve doğaçlama biçimde yeniden şekillendirildi, bölgesel konumu daraldı ve karşısındaki sorular, daha önce hiçbir zaman cevaplamak zorunda kalmadığı nitelikte.

İlk yorumlar, meseleyi hizipler üzerinden okudu: Gazze'ye karşı diaspora, sertlik yanlılarına karşı pragmatistler. Ancak Filistinli analistler bu çerçeveleri büyük ölçüde reddediyor.

Siyasi analist Talal Okal, The New Arab'a yaptığı açıklamada yaşananları örgütsel bir bölünme olarak tanımlamanın "bir ölçüde abartı içerdiğini" söyledi. Okal'a göre sonuç, hareketin kurumları içinde gelecek dönemin nasıl yönetileceğine ilişkin iki yaklaşım arasında gerçek bir denge bulunduğunu ortaya koyuyor.

Okal, "Ağırlık merkezi kademeli olarak yurt dışındaki liderlikten içerideki liderliğe kaydı" dedi. Bu değişim Sinvar döneminde hızlandı ve savaşla birlikte pekişti. Sahadaki komutanlar, askeri kararların yanı sıra siyasi kararlar açısından da daha etkili hale geldi.

Ancak bu durum dış liderliği gereksiz hale getirmedi. Okal, "Dış liderlik hala bölgesel ilişkiler, siyasi temaslar, arabulucular ve destek veren devletlerle kurulan ilişkiler ağını yönetiyor" dedi. Hayye'nin başarısı, bu dengeyi herhangi bir taraf lehine çözmekten çok yönetmesine bağlı.

Örgütsel boyut, hizipsel boyuttan daha fazla önem taşıyor. Hamas, ilan edilmiş blokları bulunan geleneksel bir parti gibi çalışmıyor. Siyasi, örgütsel ve askeri değerlendirmelerin iç içe geçtiği istişare organları aracılığıyla faaliyet gösteriyor. Bu nedenle Filistinli araştırmacıların çoğu yaşananları kanatlar arasındaki bir mücadeleden ziyade önceliklere ilişkin bir görüş ayrılığı olarak tanımlıyor.

Hayye ve Meşal aynı ideolojik ve siyasi kaynaklardan besleniyor. Aralarındaki fark, bölgesel ilişkilerin nasıl yönetileceği, hangi konulara öncelik verileceği ve kurum içinde kararların nasıl alınacağı noktalarında ortaya çıkıyor.

Yeni liderliğin devraldığı yapı

Gazze merkezli siyasi analist Mustafa İbrahim, sonucu liderler arasındaki kişisel rekabetin kanıtı olarak değil, savaşın hareket üzerinde oluşturduğu etkinin bir ölçüsü olarak değerlendiriyor.

İbrahim, The New Arab'a yaptığı açıklamada, "Yeni liderlik, gerek örgütsel yapısı gerekse siyasi şartları bakımından savaşa giren hareketten tamamen farklı bir hareket devraldı" dedi. Bu durum eHayye'nin asıl görevinin "iç kurumları yeniden inşa etmek, karar alma merkezlerinin etkinliğini yeniden sağlamak ve benzeri görülmemiş iç ve dış baskılar altında hareketin birliğini korumak" olduğu anlamına geliyor.

Filistinli siyasi analist Wissam Afifa da benzer bir değerlendirmede bulunuyor. Afifa'ya göre oylamanın önemi, kazananın kim olduğundan çok, kazanan kişinin hangi şartlar altında çalışacağında yatıyor.

Afifa, The New Arab'a, "Savaş geniş bir örgütsel boşluğa yol açtı" dedi. Hayye'nin komuta yapısını yeniden inşa etmesi, siyasi ve askeri kurumlar arasındaki ilişkiyi onarması ve karar alma sürecindeki birliği koruması gerekiyor.

Afifa'ya göre Hayye'nin başarısı "yalnızca müzakereleri yönetme kabiliyetiyle değil, iç kurumların uzlaşısını sağlayacak stratejik kararlar alabilen kolektif bir liderlik oluşturmakta ne ölçüde başarılı olduğuyla değerlendirilecek".

Hamas'ın yanıtı

Hamas ise Hayye'nin az farkla kazandığı ve muhtemel bölünmeler bulunduğu yönündeki iddiaları kabul etmiyor.

Hareketin Batı Şeria Sözcüsü Zaher Cebarin, The New Arab'a yaptığı açıklamada Hayye'nin seçilmesinin "Filistin halkı açısından hassas bir dönemde gerçekleşen örgütsel bir süreç" olduğunu ve hareketin "özgürlük, dönüş ve bağımsızlık" için çalışmayı sürdüreceğini söyledi.

Cebarin, mevcut dönemin, başta yıkıcı bir savaşla karşı karşıya bulunan Gazze'deki Filistinliler olmak üzere, işgal ve yerleşim politikalarıyla mücadele eden Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki Filistinlilerin desteklenmesi ve esirler serbest bırakılana kadar esirler dosyasındaki çalışmaların sürdürülmesi için "ulusal çabaların birleştirilmesini ve tüm imkanların seferber edilmesini" gerektirdiğini söyledi. Cebarin, "Filistin halkının çıkarı diğer tüm değerlendirmelerin üzerinde kalmalıdır" dedi.

Yeni liderliğin açıkladığı öncelikler arasında Gazze'ye yönelik saldırıların durdurulması, İsrail'in tamamen çekilmesi, insani hayatın yeniden tesis edilmesi, yeniden imar, tehcir planlarının engellenmesi ve esirlerin serbest bırakılması bulunuyor.

Bunun ötesindeki öncelik ise ulusal birlik. Cebarin, başta Filistin Kurtuluş Örgütü olmak üzere Filistin kurumlarının "demokratik ve uzlaşmacı temeller üzerinde" yeniden inşa edilmesi ve tüm Filistinli güçlerin ulusal karar alma süreçlerine katılmasının sağlanması için kapsamlı bir ulusal diyalog çağrısında bulundu.

Cebarin, "Ortak bir ulusal program üzerinde anlaşmak için tüm Filistinli bileşenlere ve güçlere elimizi uzatıyoruz. Bu dönem bölünmeyi veya dışlamayı kaldıramaz." dedi. Cebarin, Arap ve İslam ülkelerine savaşı durdurmak ve siyasi ve insani yardımı genişletmek üzere harekete geçme çağrısında bulundu.

Meşal, sonuçların ardından Hayye'yi tebrik ederken Şura Konseyinin kararına tam saygı duyduğunu vurguladı ve hareketin üyelerine yeni liderliğin arkasında kenetlenmeleri ve ekip ruhuyla çalışmaları çağrısında bulundu. Gözlemciler bu açıklamayı, dar oy farkını iç krizle ilişkilendiren yorumları engellemeye yönelik bir girişim olarak değerlendirdi.

Ancak sonuca saygı göstermek, ortaya çıkan yaklaşım farklılıklarını ortadan kaldırmıyor.

Filistin Politika Araştırmaları ve Stratejik Çalışmalar Merkezi Masarat'ın Genel Müdürü Hani el-Masri, The New Arab'a yaptığı açıklamada yeni dönemin seçilmiş liderliği "benzeri görülmemiş sorularla" yüzleşmeye zorlayacağını söyledi.

Bu sorular arasında Gazze'deki yönetimin geleceği, diğer Filistinli gruplarla kurulacak ilişkinin niteliği, Filistin Yönetiminin muhtemel düzenlemelerdeki konumu ve yeniden imara eşlik edecek uluslararası ve bölgesel baskının nasıl ele alınacağı bulunuyor.

İlk sınavı üç mesele oluşturacak. Birincisi, ateşkes ve esir takası konusunda İsrail ile dolaylı müzakereler. Yıllar boyunca bu alanda deneyim kazanan Hayye'nin en iyi bildiği konu bu.

İkincisi yeniden imar. Bu, öncelikle bir finansman meselesi değil, siyasi ve güvenlikle ilgili bir mesele. Çünkü bölgesel ve uluslararası taraflar sağlanacak finansmana şartlar bağlıyor.

Üçüncüsü, Hamas'ın kendi kurumlarını ve savaş kayıplarının ardından faaliyet gösterme kapasitesini yeniden inşa etmesi. Bu dosyada dış arabulucu veya takvim bulunmuyor ve diğer iki meselenin yönetilip yönetilemeyeceğini belirleyecek konu da bu.

Tel Aviv'in bakışı

İsrailli güvenlik araştırmaları kurumları oylamayı yakından takip etti. Genel değerlendirme, Hayye'nin seçilmesinin Sinvar döneminde şekillenen çizginin devam edeceğine, liderlik içindeki görevlerin yeniden devredilmek yerine yeniden dağıtıldığına ve Hamas'ın büyük bir siyasi değişime girmeden önce kendi iç düzenini sağlamaya öncelik vereceğine işaret ettiği yönünde.

Ancak bunlar, Hamas'ın kapalı kurumlarında yaşananların bir tasviri değil, karşı tarafın araştırma kuruluşları tarafından hazırlanan analitik değerlendirmeler.

İsrail meseleleri üzerine çalışan yazar Adnan Ebu Amir, İsrail güvenlik kurumlarının bu seçimleri liderliğin hangi yöne ilerlediğine dair bir gösterge olarak gördüğünü ancak Hamas içindeki kararların yalnızca siyasi büro başkanı tarafından alınmadığının da farkında olduğunu savunuyor.

Kararlar, Şura organlarının yanı sıra siyasi ve askeri liderlikleri de kapsayan çok katmanlı bir kurumsal yapıdan geçiyor. Bu nedenle en üst düzeyde yaşanan bir değişiklik mutlaka politika değişikliği anlamına gelmiyor.

Fetih Merkez Komitesi Üyesi Cibril er-Racub, The New Arab'a yaptığı açıklamada Hamas'taki liderlik değişikliğinin, "bölünmenin sona erdirilmesine ve ulusal birliğin yeniden tesis edilmesine yol açacak kapsamlı bir siyasi değerlendirmeyle birlikte gerçekleşmediği sürece" Filistin siyasetinde herhangi bir değişim için tek başına yeterli olmadığını söyledi.

Racub'a göre mesele siyasi büronun başında kimin bulunduğu değil, yeni liderliğin hangi siyasi programı benimsediği ve Filistin kurumlarını yeniden birleştirecek, 2007'den bu yana devam eden bölünmeyi sona erdirecek bir ulusal projeye ne ölçüde katılmaya hazır olduğu.

Fetih Sözcüsü Cemal Nezzal ise konuyu daha sert biçimde ifade etti. Hamas içindeki kişilerin değişmesi, hareketin davranışlarına ve ulusal tercihlerine yansımadığı sürece siyasi bir değişim meydana getirmeyecek.

Nezzal, The New Arab'a yaptığı açıklamada önemli olanın yeni liderliğin son üç yıldan ders çıkarıp çıkaramayacağı, ulusal ortaklık projesine dönüp dönemeyeceği, bölünmeyi sona erdirip erdiremeyeceği ve Filistin halkının tek meşru temsilcisi olarak FKÖ'nün liderliğindeki birleşik bir siyasi çerçeveye katılıp katılamayacağı olduğunu söyledi.

Nezzal, "Hamas siyasi güvenilirliğinin büyük bir bölümünü kaybetti. Güvenin yeniden sağlanması, lider değişikliklerinin ötesine geçen değerlendirmeler gerektiriyor." dedi.

Cebarin'in görüşleriyle karşılaştırıldığında iki tarafın kullandığı dil, her iki tarafın da kabul edeceğinden daha yakın görünüyor. Cebarin ortaklık, diyalog ve FKÖ'nün yeniden inşa edilmesi çağrısında bulunuyor. Nezzal ise Hamas'ın güvenilirliğini yeniden kazanmak için tam da bunları yapması gerektiğini söylüyor. Aralarındaki ayrım, ilk adımı kimin atacağı konusunda ortaya çıkıyor ve iki taraf da bunun kim olabileceğine dair bir işaret vermiyor.

Hayye'nin az farkla kazandığı seçim, Şura Konseyi içindeki yarışı sona erdirdi ancak karar alma yetkisinin nerede bulunduğu, iç uzlaşının ne ölçüde sağlandığı ve hareketin savaştan sonra neye dönüşeceği konusunda daha geniş bir tartışma başlattı.

Ancak Hayye, hem uzlaşıyı hem de zaferleri yönetmek zorunda olan bir hareket devralıyor ve bunu yapmak için her ikisine de daha az alanın bulunduğu bir dönemde görev üstleniyor. Asıl sınav, onun müzakere yürütüp yürütemeyeceği değil Hamas'ın kendisini yeniden üretip üretemeyeceği.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri