Hizbullah’ın “görünmez” silahları nasıl İsrail’in kabusu oldu?

Hizbullah’ın birkaç yüz dolarlık "görünmez" drone'ları, milyar dolarlık İsrail hava savunma sistemlerini aşarak savaşın maliyet dengesini ve cephe hattındaki askeri denklemi kökten değiştiriyor.

Sarah Khalil ve Rita El Jammal | The New Arab | Tercüme: Mepa News

İsrail’in 17 Nisan’da yürürlüğe giren kırılgan ateşkesi defalarca ihlal etmeye başlamasından bu yana, Güney Lübnan’da yeni bir çatışma aşaması ortaya çıktı. Bu aşama, büyük çaplı saldırılardan ziyade, savaş alanı taktiklerinde sessiz fakat son derece yıkıcı bir değişimle şekilleniyor.

Bu dönüşümün merkezinde ise Hizbullah’ın fiber optik yönlendirmeli drone'larının giderek daha fazla kullanması yer alıyor. Bu silah, kısa sürede yardımcı bir araç olmaktan çıkıp mevcut çatışmanın belirleyici unsurlarından biri haline geldi.

The New Arab’a konuşan kaynaklara göre Hizbullah, fiber optik kablolarla yönlendirilen kamikaze drone'ları kullanarak İsrail askerlerinin toplanma alanlarını, tankları ve topçu mevzilerini hedef aldı. Hizbullah bu saldırıları, İsrail’in süregelen ihlallerine ve güneydeki askeri varlığını kalıcı hale getirme girişimlerine bir cevap olarak gerçekleştiriyor.

Kaynakların belirttiğine göre söz konusu drone'lar, özellikle düşük maliyetleri, yüksek hassasiyetleri ve engellenememeleri nedeniyle İsrail güçleri için artık “büyük bir operasyonel meydan okuma” anlamına geliyor.

Fiber optik drone'ların yön verdiği savaş alanı değişimi

Bu değişimin merkezinde nispeten basit fakat son derece etkili bir teknolojik uyarlama yer alıyor. Bu drone'lar, etkisiz hale getirilebilen sinyaller yerine, operatörlerine birkaç kilometreye kadar uzanabilen ince fiber optik kablolarla fiziksel olarak bağlı bulunuyor.

Bu durum, İsrail’in savaş alanındaki temel avantajlarından birini ortadan kaldırıyor ve elektronik harp sistemlerini büyük ölçüde etkisiz hale getiriyor.

Hizbullah’a yakın kaynaklar The New Arab’a yaptıkları açıklamada, grubun “daha önce İsrail’e karşı yürüttüğü savaşlarda drone'lar kullandığını, ancak bugün tespit edilmesi veya ortaya çıkarılması zor çok gelişmiş teknolojiler devreye soktuğunu ve [grubun] elinde bunlardan çok sayıda bulundurduğunu” söyledi.

Kaynaklar ayrıca, “Bu drone'ların amacı, Hizbullah’ın ateşkes döneminde gerçekleştirdiği ve İsrail’in ihlal etmeyi sürdürdüğü birçok operasyonda olduğu gibi, İsrail’in sahada yerleşme ya da sınır köylerinde altyapı kurma girişimlerine karşı koymaktır” ifadelerini kullandı.

Lübnanlı askeri analist Omar Maarabouni, söz konusu drone'ların kullanımını, önceki çatışmalardan çıkarılan derslere dayanan bir dönüm noktası olarak tanımladı. The New Arab’a konuşan Maarabouni, “En büyük sürpriz FPV drone'larının savaş alanına girmesiyle ortaya çıktı” dedi ve bunların kullanılmasının “özellikle 2024 çatışmaları başta olmak üzere önceki savaşlardan ders çıkarılmasının” sonucu olduğunu belirtti.

Maarabouni’ye göre Hizbullah, sabit cephe konuşlanmalarından uzaklaşıp dağınık “savaş düğümleri”ne dayanan daha esnek bir modele geçti. Bu durum, örgütün varlığını tespit edip hedef almayı zorlaştırırken, drone'ları da grubun operasyonlarının merkezine yerleştirdi.

“Bu drone'lar, İsraillilerin Lübnan içinde kalıcı mevziler kurmasını engellemede büyük rol oynayacaktır” diyen Maarabouni, koruyucu önlemlerin bile sınırlı savunma sağladığını ifade etti: “Demir kafesler veya ağlar kullanılsa bile sahada hareket eden kişileri korumak imkansızdır.”

Drone'ların teknik özellikleri bu avantajı daha da güçlendiriyor. Maarabouni, bu dronların “ucuz olduğunu ve bazı tahminlere göre bir tanesinin maliyetinin 500 doları geçmediğini” belirtirken, buna rağmen tanksavar başlıkları da dahil olmak üzere 1,5 ila 3,5 kilogram arasında patlayıcı taşıyabildiğini söyledi. Ayrıca hızlarının saatte 150 ila 185 kilometreye ulaşabildiğini ve bunun da hızlı ve hassas saldırılar gerçekleştirmelerine imkan tanıdığını ifade etti.

Emekli Lübnanlı tuğgeneral ve askeri uzman Bassam Yasin ise drone kullanımına yönelişin, savaş alanındaki değişen şartlardan, özellikle de geleneksel silahlarla İsrail güçlerini hedef almanın zorlaşmasından kaynaklandığını söyledi.

Yasin, “İsrail, kuvvetlerini dağların zirvelerine ve görüş üstünlüğü sağlayan tepelere konuşlandırdı; buna karşılık [Hizbullah savaşçıları], ‘Sarı Bölge’ olarak bilinen alan içindeki İsrail birliklerini kolayca tespit edemiyor” dedi ve bunun, Hizbullah’ın daha önce dayandığı tanksavar güdümlü füzelerin etkinliğini azalttığını ekledi: “Son dönemde Kornet ve Almas gibi güdümlü füzelere çok daha az başvurulduğunu görüyoruz; çünkü artık İsrail birliklerini açık biçimde tespit edip takip etme imkanı kalmadı” dedi.

Ve şöyle devam etti: “Doğu sektöründe Tayyibe yönündeki bazı bölgeler gibi sınırlı alanlarda bu füzeler hala kullanılabiliyor; ancak yoğun topçu bombardımanı, hava saldırıları ve sürekli gözetleme, bunları konuşlandırmaya çalışan herhangi bir birlik için son derece tehlikeli bir ortam oluşturuyor.”

Yasin ayrıca drone'ların, yüksek gözlem noktalarına duyulan ihtiyacı fiilen ortadan kaldırarak savaş alanındaki hedefleme sistemine yeni bir boyut kattığını söyledi: “Bu drone'lar uzaktan yönlendiriliyor ve tanksavar mühimmatları ya da personeli hedef alan patlayıcılar taşıyabiliyor. Düşmanı tespit etmek için yüksek noktalara dayanmak yerine, bu dronlar üçüncü boyutta faaliyet gösteriyor. Kameralarla donatılmış durumdalar; bu da operatöre hem keşif yapma hem de saldırı öncesinde drone'u belirli bir hedefe yönlendirme imkanı sağlıyor.”

İsrail güçleri savunma açığını kabul ediyor

İsrailli askeri yetkililer, büyüyen drone tehdidi ile buna karşı koyma kapasiteleri arasındaki açığın giderek genişlediğini kabul etti. Yetkililer bu tehdidi, kuvvetlerin nasıl konuşlandırıldığı ve korunduğunun yeniden düşünülmesini gerektiren büyük bir operasyonel meydan okuma olarak açık şekilde tanımladı. İsrail güvenlik kurumunun içinden gelen bu itiraflar, söz konusu tehdidin yeterince öngörülmediğini gösteriyor.

İsrail Ordu Radyosu salı günü yaptığı haberde, Lübnan ile ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana beş İsrail askerinin öldüğünü ve 33 askerin yaralandığını, kayıpların büyük çoğunluğunun kamikaze drone'larla bağlantılı olduğunu bildirdi. Ölenlerden drone saldırılarında hayatını kaybederken, yaralananların 31’i bu tür saldırılarda yaralandı.

Perşembe günü İsrail ordusu, Güney Lübnan’da FPV drone'ları nedeniyle son 24 saat içinde sekiz askerin daha yaralandığını açıkladı.

Geçen hafta İsrail kamu yayın kurumu Kan’a konuşan üst düzey bir İsrailli kaynak, patlayıcı drone'ların “savaş alanında büyük bir sürpriz oluşturduğunu ve bunlara karşı yeterince hazırlıklı olmadıklarını” kabul etti ve bu tehdide yönelik eğitimlerin ancak çatışmalar başladıktan sonra başlatıldığını söyledi.

Diğer değerlendirmeler ise daha uzun vadeli bir başarısızlığa işaret ediyor. İsrail merkezli Haaretz gazetesine konuşan İsrailli güvenlik kaynakları, bu tehdidin yıllardır bilindiğini ancak “buna yönelik hazırlığın yetersiz olduğunu ve şimdi bunun bedelini ödediklerini” ifade etti.

Sahada yaşananlar sorunun boyutunu da ortaya koyuyor. İsrail askerleri, çarpmadan önceki son anlara kadar tespit edilmesi zor olan drone'lardan söz ediyor; bu da karşılık vermek için çok az zaman bırakıyor. Bu durum, İsrail güçlerinin 26 Nisan’da Güney Lübnan’daki Tayyibe'de kaydettiği nadir görüntülerde görüldü. Görüntülerde, yaralı askerler kalkış öncesi kurtarma helikopterine bindirilirken Hizbullah’a ait bir drone helikopteri hedef aldı.

İsrail medyasındaki haberlere göre bu tür dronlardan artık farklı cephelerde haftalık olarak onlarcası kullanılıyor; bunlar ya dolaşan mühimmat ya da doğrudan patlayıcı araçlar şeklinde görev yapıyor.

Öte yandan psikolojik etkinin de giderek belirgin hale geldiği görülüyor. Sahadan gelen raporlar, özellikle açık alanlarda askerlerin sürekli savunmasız kaldığı hissiyle yaşadığını anlatıyor. Hizbullah ise bu etkiyi, doğrudan drone'larla kaydedilen görüntüleri düzenli olarak servis ederek güçlendirdi. Bu görüntüler çarpmadan önceki son saniyeleri gösteriyor ve sürekli, öngörülemez bir tehdidin var olduğu algısını pekiştiriyor.

Baskı altında çözüm arayışı

Hızla gelişen bir tehditle karşı karşıya kalan İsrail, çeşitli karşı önlemler uygulamaya başladı. Ancak bu çabalar giderek bütüncül bir çözümden ziyade reaktif bir yaklaşımı işaret ediyor.

Güney Lübnan’da deneysel sistemler devreye sokuldu. Bunlar arasında, yaklaşan drone'ları ağ kullanarak yakalamak üzere tasarlanan drone önleyici sistemler de bulunuyor. Şu anda deneme aşamasında kullanılan "Iron Drone Raider" sistemi henüz kayda değer bir başarı ortaya koyabilmiş değil. Daha önce yapılan testler de bu tür dronları tespit etmede sınırlı etkinlik gösterdiğini ortaya koymuştu.

Yasin, bu sistemlerin anlamlı sonuçlar üretmesinin muhtemel olmadığını söyledi ve bunların Hizbullah’ın kullandığı drone'ların yapısıyla temelden uyumsuz olduğunu savundu: “Bu yeni sistem, ağ taşıyan dronların havalanarak konuşlanmış birliklerin üzerinde uçmasını ve ‘Sarı Bölge’nin dışından gelen Hizbullah drone'larını tespit etmeye çalışmasını içeriyor. Benim görüşüme göre Hizbullah’ın drone'larını tespit etmek çok zor olacak çünkü bunlar çok küçük boyutlu. Fiber malzemeden yapıldıkları için radar izleri neredeyse yok denecek kadar az. Ayrıca kablosuz değil, fiber optik kablolar aracılığıyla yönlendirildikleri için elektronik karıştırmaya maruz kalmıyorlar” dedi.

“Tüm bu nedenlerden dolayı bu sistemin etkili olacağına inanmıyorum. Zamanla, tesadüf dışında Hizbullah’ın herhangi bir drone'unu engellemenin son derece zor olduğu ortaya çıkacaktır.” diye ekledi.

Deneysel teknolojilerin yanında daha basit önlemler de uygulanıyor. Birlikler mevzilerin ve araçların üzerine ağlar yerleştirirken, askerler küçük hava hedeflerini vurma kabiliyetlerini artırmak amacıyla değiştirilmiş optik sistemler ve bazı durumlarda özel silahlarla donatıldı.

Operasyonel prosedürlerde de değişiklik yapıldı. Bunlar arasında, tahliye sırasında maruz kalma riskini azaltmak için helikopterlerin yerde geçirdiği sürenin kısaltılması da bulunuyor.

Tüm bu çabalara rağmen sınırlamalar açık biçimde devam ediyor. Haaretz’in aktardığı bir İsrailli saha komutanı, “gerçek bir çözüm olmadığını” kabul etti ve bir drone tespit edildiğinde çoğu zaman saldırıyı önlemek için artık çok geç olduğunu söyledi.

Bu arada ABD, kısa süre önce İsrail’e yaklaşık 1 milyar dolar değerinde anti-drone sistemi satışını onayladı. Bunlar arasında hava tehditlerini engellemek için tasarlanmış binlerce hassas güdümlü kit de yer alıyor. Ancak bu sistemler, hem hava savunma sistemlerinden hem de elektronik karşı önlemlerden kaçabilen küçük fiber-optik drone'lara karşı tasarlanmış değil.

Hizbullah’ın drone kampanyasının etkisi büyük ölçüde taktik düzeyde kalsa da, toplam etkisi dikkat çekici boyutta. Çünkü bu dronlar İsrail’in hareket kabiliyetini zorlaştırıyor, bölgeyi elde tutmanın maliyetini artırıyor ve operasyonlara sürekli bir belirsizlik unsuru katıyor.

Maarabouni, bunun sonuçlarının özellikle bir açıdan belirleyici olabileceğini savunuyor.

The New Arab’a konuşan Maarabouni, “İsrail ilerleme kaydetme ve toprak işgal etme kapasitesine sahip olsa da, bu şartlar altında girdiği bölgeleri istikrara kavuşturup elinde tutabilmesi pek muhtemel görünmüyor” dedi.

Güney Lübnan’da ortaya çıkan tablo, daha geniş bir uyum ve karşı uyum modelini yansıtıyor. Hizbullah, daha önceki çatışmalardan çıkardığı dersleri kullanarak daha gelişmiş askeri sistemlerin sınırlılıklarını değerlendirmeye çalışırken, İsrail de gerçek zamanlı olarak uyum sağlamak zorunda kalıyor.

Yasin ise bu değişimin, savaşların yürütülme biçiminde daha derin bir dönüşümü yansıttığını söyledi:

“2006’da Kornet füzeleri Hizbullah’ın savaşta ortaya çıkan sürpriziydi. Bugün ise sürpriz FPV drone'larıdır. İsrail artık bunların varlığıyla ilgili sürekli bir endişe içinde yaşıyor ve bunlara karşı koyacak herhangi bir yöntem arıyor; ancak etkili bir çözüme ulaşmak uzun zaman alacaktır.”

Kaynak: Mepa News

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

İlgili Haberler

ABD-İran savaşında son gelişmeler neler?

Analiz Haberleri