İran'ın Aramco saldırısı ve küresel boyutlu sonuçları

14 Eylül 2019, Cumartesi günü, yerel saatlere göre saat sabah 4 sularında Suudi Arabistan’ın Basra Körfezi’ne yakın, dünyadaki en büyük petrol işleme merkezlerinden biri sayılan Aramco şirketine ait tesisler vuruldu.

14 Eylül 2019, Cumartesi günü, yerel saatlere göre saat sabah 4 sularında Suudi Arabistan’ın Basra Körfezi’ne yakın, dünyadaki en büyük petrol işleme merkezlerinden biri sayılan Aramco şirketine ait Abkaik ve Hurays tesisleri, Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı sözcüsü Albay Türki el-Malki’ye göre, 25 Drone ve füzenin kullanıldığı bir saldırıyla hedef alındı.1

İlk aşamada saldırı sonucu meydana gelen hasar Suudi yetkililerce gizlenmeye çalışılsa da, saldırının devasa boyutları kısa sürede anlaşıldı. Saldırıda can kaybı ya da yaralanma meydana gelmezken, maddi hasarın boyutlarının dünya piyasalarını sarsacak ölçüde olduğu, Pazartesi günü piyasaların açılmasıyla görülecekti.

Saldırıyı Yemen'de faaliyet gösteren İran destekli Husiler üslenirken, benzer saldırıları sürdüreceklerinin sözünü verdiler. Saldırının Yemen sınırından oldukça uzakta (1000 kilometrenin üzerinde) olması, saldırının nokta atışı ve oldukça sofistike bir biçimde icra edilmiş olması, Husilerin saldırıyı üstlenmesiyle ilgili şüphelere yol açtı.

Saldırıya ait ayrıntılar ortaya çıkmaya başladıkça, gözler Husilerin destekçisi ve Suudi Arabistan’la gergin ilişkilere sahip olan İran’a çevrildi. Saldırıların ilk aşamada drone saldırısı olduğu düşünülürken, daha sonra hem drone'ların, hem de “seyir füzelerinin” kullanıldığı, bölgede bulunan ve ABD tarafından Suudi Arabistan’a sağlanan Patriot füze radar ve bataryalarının kör noktalarını kullanarak hedefi vuran oldukça komplike bir saldırı olduğu anlaşıldı. Bundan sonra saldırının Irak’ta İran destekli Şii gruplarca, ya da doğrudan İran tarafından, İran topraklarından ateşlenerek gerçekleştirildiği senaryoları gündeme gelmeye başladı.

Saldırının rakamsal boyutları

Saldırı neticesinde günlük 5.7 milyon varil petrol işleme kapasitesine sahip Abkayk petrol tesisleri, saldırı sonucu devre dışı kalırken, Suudi Arabistan’ın petrol arzı saldırı sonucu yarı yarıya azaldı.

Saldırı, dünya petrol rezervlerinin günlük %5’lik bir kısmının kaybına neden olurken, piyasaların açıldığı Pazartesi günü brent petrol fiyatı ilk anda %12, daha sonra yaklaşık %20 oranında yükseliş gösterdi. Petrol arz eden diğer ülkelerin arzı artırmasıyla yükseliş dengelendi. Petrol fiyatlarında bu oranda bir yükseliş, körfez savaşından bu yana ilk kez yaşandı.2

Dünya petrol devi Aramco’nun saldırı sonucu tam kapasite üretime haftalar sonra, bazı analistlere göre ise aylar sonra dönebileceği ifade edildi. Buna karşın bazı uzmanlar, saldırı sonucu 69$’a kadar yükselen brent petrolün, Aramco’nun hızlı bir biçimde üretim/işleme kapasitesini toparlayamaması halinde, 100$’a kadar çıkabileceği yorumunda bulundular.3

Saldırının, dünyanın en büyük ve en yüksek kar oranlı şirketlerinin başında gelen Aramco’nun kamuya arz edileceğinin konuşulduğu bir döneme denk gelmesi ise, yaşanan olaya daha farklı bir boyut katıyor. Rystad Energy A/S. Danışmanlık şirketine göre krallığın hali hazırda yerel envanterinde 26 gün boyunca dışarıya yönelik ihracatı karşılayabilecek petrol stoğu bulunuyor.4

Saldırıya küresel-bölgesel-yerel tepkiler

Saldırıdan kısa bir süre sonra ABD’li yetkililerden gelen açıklamalarda, saldırının İran tarafından gerçekleştirildiği yönünde bulgulara rastlandığı vurgulanmaya başlandı. Saldırının İran tarafından gerçekleştirildiğine yönelik güçlü bulgulara karşın, ABD tarafının yine de ısrarla İran’ı açıktan suçlayıp hedefe koymakta çekingen davranması ve topu Suudi Arabistan’a atar bir tavır takınması, ABD’nin İran’a yönelik caydırıcılık doktrinin ciddi anlamda sorgulanır bir pozisyona getirdi. İran tarafı ise iddiaları ısrarla reddetti.

Son dönemlerde bölgede yaşanan gelişmelerde ısrarla elini yükseltmeye devam eden İran, ABD ve bölgedeki müttefikleri ve çıkarlarını daha açıktan ve meydan okurcasına hedef alırken, ABD’nin çekinden ve yatıştırma politikasını andıran yaklaşımı sebebiyle, daha da cesaretlenmiş görüyor. Abkayk saldırısının ardından kısa bir süre sonra, Pazartesi günü İran tarafından Basra Körfezi’nde Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) ait bir tanker gemisine daha el konuldu.

Gerek ABD Başkanı Donald Trump, gerekse ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun yaptığı açıklamalarda, her ne kadar İran’ı hedef aldığı görülse de, ifadelerindeki temkinli yaklaşım dikkatlerden kaçmıyor.

Saldırının ardından açıklamalarda bulunan Almanya Şansölyesi Angela Merkel, İran’la 2015 yılında yapılan anlaşmaya geri dönülmesi çağrısında bulunurken, Türkiye-İran-Rusya arasında, Astana Süreci’nin devamı niteliğinde, Suriye konulu Ankara’da toplanan liderler zirvesinde, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suudi Arabistan’a hava sahasını daha iyi koruyabileceğini iddia ettiği S-400 hava savunma sistemini satmayı teklif etti. Açıklama sırasında İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarifi’nin yüzüne yansıyan gülümser ifade ise, dikkatlerden kaçmadı.

18 Eylül Çarşamba akşamı ise, İran destekli milislere ait Suriye’nin doğusundaki El Bukemal yakınlarındaki bir üsse hava saldırıları düzenlendi. Saldırıda İran destekli Şii milislerde can kaybı yaşandığı rapor edildi. Bazı kaynaklar saldırıların Suudi Arabistan tarafından yapıldığını iddia ederken, Suudi Arabistanlı resmi makamlardan konuya dair bir açıklama yapılmadı. Bölgede İran destekli Şii gruplara yönelik İsrail’in zaman zaman hava saldırıları düzenlediği biliniyor.

Saldırının muhtemel etkileri

İran’ın Şii Hilali kapsamında bölgedeki yayılmacı politikalarına mukabil uluslararası ambargoların etkilerinin güçlü bir biçimde hissedildiği kırılgan bir ekonomiye sahip olması ve iç karışıklıklar ve rejim karşıtı protestoların zaman zaman sürdüğü biliniyor. Buna karşın İran bölgede geri adım atmak yerine, her geçen gün elini yükselterek masada konumunu güçlendirmeye ve iç muhalefete karşı dış düşman tehdidini öne sürerek muhalefeti bastırmaya çalışıyor.

Ekonomik yaptırımların etkisini ve bölgesel ölçekli savaşlara ayırdığı büyük bütçelerin yerel ekonomisinde oluşturduğu baskı, İran’ın bilhassa Basra Körfezi’nde güvensizliği artırarak petrol fiyatlarını yükseltmeye çalışmasına neden oluyor. Her ne kadar yoğun bir petrol ambargosuyla da karşı karşıya olsa da, ambargoyu zaman zaman delen ve farklı bir takım yöntemlerle dışarıya petrol satmaya devem eden İran, Abkayk gibi saldırılarla petrol gelirlerinde bir artışın kendi ekonomisine fayda sağlayacağını ve kendisine ambargo uygulayan uluslararası güçler üzerinde ise baskı oluşturacağını öngörüyor.

İran’ı varlığı için tehdit olarak gören Suudi Krallığı ise, Irak ve Yemen’de İran destekli Şii güçleri aynı anda iktidarı ele geçirmesiyle hissettiği kuşatılmış hissini yenmek için Yemen’de Husiler’e karşı bir savaş başlatmasına karşın, yıllar süren savaş sonucu bir sonuç alabilmiş değil. Dahası Yemen’e girdiği koalisyon içerisinde ciddi çatlaklar ve ayrılıklar yaşanmaya başlarken, aynı zamanda Suudi ekonomisinin savaş sürecinde git gide yıpranmaya başladığı görülüyor. Husilere yönelik başarısızlık diğer tarafta hem İran’ı ve Suudi Arabistan içerisinde yaşayan Şii nüfusu günden güne daha fazla cesaretlendiriyor. Bunun için Suudi Arabistan gün geçtikçe daha çaresizce Husilerle müzakere yolları arıyor.

Gerek Suudi Arabistan krallığı, gerekse İran’daki rejim, gün geçtikçe varoluşsal bir tehdidi daha fazla hissediyor. İran buna çözüm olarak bölgedeki tansiyonu yükseltmeyi ve çatışma potansiyelini bir tür çıkış yolu olarak görürken, Suudi Arabistan aksine tansiyonu düşürmesi gerektiğini düşünerek daha fazla çekingen davranıyor. Bunda Suudi Arabistan’ın kendisini İran’a karşı ABD ve müttefiklerinin gerçek bir savaş durumunda yeterince destekleyeceğinden emin olmaması da büyük bir etken. ABD’nin gerek Obama, gerekse Trump dönemlerinde İran’a karşı söylemlerde tehditkar davranmalarına karşın gerçekte somut bir karşılık vermekten ısrarla kaçınmaları ise, İran’ın tansiyonu her geçen gün daha yükselteceğinin habercisi.

Kaynak: Mepa News Araştırma Masası

Dipnotlar

1-https://www.thenational.ae/world/mena/saudi-displays-drones-and-missiles-that-point-to-iran-in-attack-1.911934

2-https://www.reuters.com/article/us-saudi-Aramco-snapshot/saudi-Aramco-attacks-what-we-know-so-far-idUSKBN1W11KK

3-https://www.reuters.com/article/us-saudi-Aramco-snapshot/saudi-Aramco-attacks-what-we-know-so-far-idUSKBN1W11KK

4-https://www.bloomberg.com/news/articles/2019-09-16/Aramco-said-to-face-weeks-without-majority-of-abqaiq-output

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

İlgili Haberler

İran neden müttefik olarak Husileri seçti?
BM: Saudi Aramco'ya yönelik saldırıda kullanılan silahların İran yapımı olduğu doğrulanamadı
İran Basra Körfezi'nde insansız hava aracı düşürdü

Analiz Haberleri