Suudi Arabistan'ın Yemen'deki seçenekleri neler?

"Husiler oldukça sağlam mevzilenmiş durumda ve kısa vadede gerçek anlamda bir Yemen içi diyalog görünmüyor."

Sean Mathews | Middle East Eye | Tercüme: Mepa News

Aylar boyunca Suudi Arabistan, İran savaşının daha küçük komşularını içine almasına rağmen çatışmadan görece uzak görünüyordu.

Hatta krallığın petrol şirketi Saudi Aramco, ham petrol ihracatının Hürmüz Boğazı'nı bypass etmesini sağlayan Doğu-Batı Petrol Boru Hattı sayesinde bu yaz yüksek karlar elde etti.

Ancak şimdi Doğu-Batı Petrol Boru Hattı, Irak'taki İran yanlısı milislerin düzenlediği bir insansız hava aracı saldırısı nedeniyle devre dışı. Husi füzeleri ve insansız hava araçları Suudi Arabistan kentlerini vuruyor. Bir Husi insansız hava aracı, İslam'ın en kutsal şehri olan ve koruyuculuğu Suud Hanedanı için önemli bir meşruiyet kaynağı teşkil eden Mekke üzerinde düşürüldü. Husiler Mekke'yi hedef aldıklarını reddetti.

Suudi Arabistan artık iki cepheli bir savaşla karşı karşıya.

Yemen'deki müttefikleri Husi taarruzunu geri püskürtmeye çalışırken krallık da kendi topraklarında füze ve insansız hava aracı saldırılarını savuşturuyor. Husi saldırısının zamanlaması Suudi Arabistan açısından özellikle kötü, çünkü ülkenin hava savunma cephaneliğinin temelini oluşturan ABD yapımı önleme füzelerinin küresel stokları azalıyor.

Suudi Arabistan'ın İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra güvenlik şemsiyesi altına girdiği ABD ise durumu kabullenmiş görünüyor.

ABD Başkanı Donald Trump hafta sonunda, "Husiler bizi aradı ve bizimle savaşmak istemiyorlar" dedi. Reuters çarşamba günü ABD'nin Umman arabuluculuğunda Husi yetkililerle bir görüşme gerçekleştirdiğini bildirdi.

Suudi Arabistan, kısmen ABD-İsrail'in İran'a karşı başlattığı savaşın yol açtığı çalkantıya yanıt olarak savunma ortaklıklarını genişletmeye çalışmıştı. Ancak ABD gibi krallığın yeni müttefikleri de savaş alanında büyük kayıplara dayanıp mücadeleyi sürdürebildiğini gösteren Husilerle çatışmaya girme konusunda hiçbir istek göstermedi.

Mekke Paktı kapsamındaki Suudi Arabistan'ın yeni ortak savunma ortakları Türkiye ve Pakistan ise ortada görünmüyor.

Chatham House Körfez uzmanı Neil Quilliam, Middle East Eye'a, "Suudi Arabistan şu anda çok büyük bir çıkmazda. Oldukça yalnız" dedi. "ABD ortada yok. Mekke Paktı ülkeleri de ortaya çıkmadı. Ellerinde oynayabilecekleri çok az kart var."

Suudi Arabistan'ın Yemen'de savaşabilecek bir gücü var mı?

Husilerin Kızıldeniz kıyısı boyunca hızlı ilerleyişi, Suudi ham petrolünün Asya'ya ulaştığı kritik geçiş noktası Babu'l Mendeb Boğazı'nın kontrolünü ele geçirmelerini sağladı. Husilerin Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'na saldırması, Avrupa'ya yönelik petrol sevkiyatlarını da tehlikeye atıyor.

Husiler şimdi Yemen'in iç kesimlerindeki iki stratejik kent olan Taiz ve Marib'i ele geçirmek için ilerliyor. Bu şehirlerin düşmesi, Suudi Arabistan destekli ve uluslararası alanda tanınan Yemen hükümeti açısından felaket olacak.

Kara birlikleri konuşlandırmak istemeyen Suudi Arabistan'ın Yemen sahasında güvenebileceği çok az müttefiki bulunuyor. Daha önce BAE tarafından desteklenen ve Yemen'in Kızıldeniz kıyısını elinde tutan Ulusal Direniş Güçleri, Husi ilerleyişi sırasında dağıldı.

Princeton Üniversitesi Yakın Doğu Araştırmaları Profesörü Bernard Haykel, MEE'ye, "Suudi Arabistan açısından sorun şu ki savaşabilecek durumda görünen tek Yemenli güç Güney Geçiş Konseyi (GGK)" dedi.

GGK, bağımsız bir Güney Yemen devletine dönüşü savunuyor. BAE'nin bu yılın başında GGK'ye verdiği destek, BAE ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerde büyük bir gerilime yol açmıştı.

İki ülke arasındaki görüşmeler hakkında bilgi sahibi bir diplomat MEE'ye, "BAE Yemen'de nasıl savaşılacağını biliyor ancak geri dönmek için taviz istiyor. Suudi Arabistan ise bu talepleri kendi ulusal çıkarlarına aykırı görüyor" dedi.

"Husileri uykudan uyandırmak"

Ülke içinde ise Husi füze ve insansız hava aracı saldırıları Suudi Arabistan'ın petrol sektörünü felce uğratıyor. Suudi Arabistan salı günü Avrupa'ya yönelik bazı petrol sevkiyatlarını iptal etti. Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nın sonlandığı Kızıldeniz kıyısındaki Yenbu Limanı'nda yüklemeler durduruldu.

Saldırılar ayrıca Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ın Vizyon 2030 projesi kapsamında krallığın ekonomisini çeşitlendirme girişimini sekteye uğratma tehdidi taşıyor. Suudi Arabistan gelecek ay önemli bir yatırım konferansına ev sahipliği yapacak ve yapay zeka veri merkezleri ile turizm yatırımlarına odaklanmaya çalışıyor.

Suudi Arabistan ve Yemenli müttefikleri Husi saldırılarına karşılık veriyor ancak krallık henüz, on yıl önce Yemen iç savaşına yönelik müdahalenin başını çektiği dönemdeki ölçekte çatışmaya dahil olmuş değil.

Suudi Arabistan bu savaştan çıkmak için büyük çaba harcadı. Krallığın Yemenli müttefikleri 2022'de Husilerle ateşkes imzaladı. Ancak Suudi Arabistan, Husilerin kontrolündeki Yemen limanları ve havalimanlarına yönelik ablukasını sürdürdü.

Riyad'da görev yapan ve isminin açıklanmaması koşuluyla MEE'ye konuşan Batılı bir yetkili, "Bu kez Suudi Arabistan'ın yaklaşımı farklı. Yemen'in nasıl bir bataklığa dönüştüğünün ve bunun uluslararası kamuoyu, silah ihracat lisansları gibi tüm yan etkilerinin farkındalar" dedi.

"Ancak sonuçta Suudiler Husilerin gerçekten çılgın olduğunu düşünüyor ve 'uyuyan ayıyı gerçekten yeniden dürtmek istiyor muyuz?' diye soruyor" diye ekledi.

Analistlere göre Husiler Kızıldeniz kıyısı boyunca ilerlemeye başladığında Suudi Arabistan, kısmen tek başına hareket ediyor görüntüsü vermemek için ABD'den daha fazla destek bekliyordu.

Bazı uzmanlar, özellikle arazinin açık ve kurak olduğu Kızıldeniz kıyısında krallığın neden büyük hava gücünü kullanarak ilerleyişi durdurmadığını sorguluyor.

Haykel, MEE'ye, "Bence Suudi Arabistan'da Amerikalılar olmadan ne ölçüde müdahil olunması gerektiği konusunda bir tereddüt vardı. Bu kararsızlık o topraklara mal oldu" dedi.

Suudi Arabistan'a Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'na düzenlenen insansız hava aracı saldırısı ile sahadaki hızlı Husi taarruzundan oluşan bu iki yönlü darbe, birbirinden bağımsız gelişmeler değil.

Husiler, İran'ın "direniş ekseni"nin bir parçası. Bölge yetkilileri Husilerin bağımsızlıklarıyla övündüğünü söylese de Tahran'la koordinasyon yürütüyorlar. MEE, İran'ın yaz boyunca Husilere yeni askeri malzemeler ve danışmanlar gönderdiğini bildirmişti.

İran'ın bu hafta Körfez ülkeleriyle, gemilere saldırılar düzenlediği Hürmüz Boğazı'nda deniz taşımacılığının nasıl yeniden başlatılacağını görüşmesi planlanıyordu. Suudi Arabistan, Kızıldeniz çıkışı sayesinde hâlâ kayda değer miktarda petrol ihraç edebilen az sayıdaki Körfez ülkesinden biriydi.

Haykel, MEE'ye, "Suudi Arabistan'ın şu anki tutumu, Husilere karşı daha saldırgan davranırken İran'la müzakere etmeye çalışmak" dedi.

Husiler hangi tavizleri istiyor?

Husiler Yemen'in başkenti Sana'yı ve ülkenin nüfuslu bölgelerinin çoğunu kontrol etmesine rağmen ekonomik, hava ve deniz ablukasının baskısı altında kaldı. BM destekli 2022 Yemen ateşkesi, Husiler ile Suudi destekli güçlerin siyasi görüşmelere başlamasıyla bu kısıtlamaların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak müzakereler ilerlemedi ve Yemen fiilen donmuş bir çatışmaya dönüştü.

Bölgedeki diplomatlara göre Husi taarruzunun nedenlerinden biri, grubun İran'ın Hürmüz Boğazı'nda uygulamaya çalıştığı türden geçiş ücretlerini ya da harçları Kızıldeniz'de de hayata geçirme isteğiydi.

Husiler, Suudi Arabistan gemilerine yönelik ablukayı ancak kendi kontrollerindeki liman ve havalimanları serbestçe çalışmaya başladığında kaldıracaklarını söylüyor.

Haykel'e göre Suudi Arabistan'ın gerilimi tırmandırma merdiveninde bir dizi askeri seçeneği bulunuyor. "Elbette son seçenek Husilere para vererek kısa vadeli bir barış satın almak" dedi.

Ancak Chatham House'dan Quilliam, Husi taleplerine boyun eğmenin Riyad açısından son derece zor olduğunu söyledi.

"Bu tam bir teslimiyet gibi görünür. Suudi Arabistan kendisini yükselen bir orta güç olarak görüyor. İtibar kaybedip Husi şartlarını olduğu gibi kabul etmeyi göze alamaz" dedi.

Bu durumda Suudi Arabistan'ın önünde kalan seçenek, Yemen'deki askeri rolünü kademeli olarak artırmak.

"Hava harekatı 2.0"

Suudi Arabistan'daki uzmanlar, bir önceki müdahaleden ders çıkardıklarını ve yeniden uzun süreli bir çatışmanın içine çekilmeyeceklerini söylüyor.

Riyad'daki Naif Arab University for Security Sciences bünyesinde Stratejik Araştırmalar ve Ulusal Güvenlik Programları Genel Direktörü Hesham Alghannam, MEE'ye, "Tam kapsamlı bir kara savaşına dönüş, sekiz yıllık harekatın sağlayamadığı pek bir şey sunmuyor ve Suudi Arabistan'ın temel stratejik projesi olmaya devam eden ekonomik dönüşümü tehdit eder" dedi.

"Daha gerçekçi yol, Suudi altyapısına yönelik saldırıların maliyetini artıracak ölçülü askeri baskının, Husi liderliğine itibarını koruyarak çıkış yolu sunacak müzakere edilmiş bir düzenlemeyle birleştirilmesidir" ifadelerini kullandı.

Suudi güvenlik uzmanı ve Gulf International Forum kıdemli misafir araştırmacısı Abdulaziz Alghashian ise MEE'ye, Suudi Arabistan'ın on yıl önce başlattığı askeri harekata atıfta bulunarak bir "Kararlılık Fırtınası 2.0" seçeneğini izleyebileceğini söyledi.

Alghashian, "Yeniden bir hava harekatına döneceğiz" dedi. "Husiler oldukça sağlam mevzilenmiş durumda ve kısa vadede gerçek anlamda bir Yemen içi diyalog görünmüyor."

Alghashian'a göre Suudi Arabistan'ın şu andaki temel hedefi, ABD'li, Avrupalı ve Arap ortakların savaşa desteğini artırmak amacıyla Babu'l Mendeb Boğazı meselesini "uluslararasılaştırmak".

Özetle Suudi Arabistan'ın Yemen'de atacağı bir sonraki adım, müttefiklerinin nasıl bir tutum alacağına bağlı olacak.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

Analiz Haberleri