Türkiye nükleer silah üretirse sonuçları ne olur?

Türkiye'nin nükleer silaha sahip olmasının mümkün olup olmadığı bir süredir tartışma konusu.

"Birilerinin elinde nükleer başlıklı füze var ama benim elimde nükleer başlıklı füze olmasın. Ben bunu kabul etmiyorum"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eylül ayında yaptığı bir konuşmada sarf ettiği bu sözler Türkiye’de gündemde yer edinmedi ancak uluslararası çevrelerde yankı buldu.

Erdoğan’ın bu çıkışı, bazı çevrelerin de dile getirdiği gibi, nükleer silahlara sahip ülkelere karşı iç kamuoyuna yönelik basit bir tepki miydi? Batı’nın ciddi uyarılarına rağmen Rus S-400 savunma sisteminden vazgeçmeyen Erdoğan’ın bir sonraki hedefi nükleer silah mı ?

Peki bunun olabilirliği ve sonuçları ne olur?

Erdoğan’ın nükleer çıkışı ekim ayı başında Suriye'nin kuzeyine düzenlenen Barış Pınarı Harekatı'ndan sadece birkaç gün önce geldi. Erdoğan’ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşmasını sorgular nitelikteki çıkışı, Batı medyasınca, ‘Niyetinin sadece Suriye ile sınırlı olmadığının bir göstergesi’ olarak yorumlandı.

Türkiye'de halihazırda 50 kadar Amerikan yapımı nükleer silah bulunuyor ancak Ankara bu bombaları kullanma hakkına sahip değil. Türkiye'nin yanı sıra İtalya, Almanya, Hollanda ve Belçika olmak üzere beş Avrupa ülkesinde uzun yıllar önce konuşlanmış Amerikan nükleer silahları bulunuyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Soğuk Savaştan beri nükleer silahların denetiminin temelini oluşturan Orta Menzilli Nükleer Kuvvetler Anlaşması'ndan (INF) şubat ayında çekildiğini açıklamıştı. INF anlaşmasının çökmesiyle birlikte Türkiye’nin de nükleer silah arayışına girebileceği endişeleri açıktan dile getirilmese de, yok değil.

Erdoğan’ın nükleer silah konusunu gündeme getirerek uluslararası düzenin çifte standardına tepki gösterdiğini belirten TUM Strategy Araştırma Müdürü Selim Sazak, Türkiye’nin nükleer silah peşinde olduğuna dair en ufak bir emare bulunmadığını düşünüyor.

"Erdoğan, o konuşmada, her zamanki “Dünya Beşten Büyüktür” teması çerçevesinde uluslararası düzenin çifte standartlarına dikkat çekiyor ve bunda da haksız değil çünkü bu çifte standardın en net görüldüğü yerlerden birisi nükleer alandır"

Sazak’a göre, Erdoğan’ın açıklamasından çıkan mesaj “sizde var, öyleyse bizde de olmalı” olmak zorunda değil; “bizde yok, sizde de olmamalı” da diyor sayılabilir.

Sazak, ayrıca, Türkiye’nin nükleer silah geliştirmeye kalkışması ihtimalinin çok az olduğu konusunda bu alanda çalışan dünya çapında uzmanların konsensüsü olduğunu da vurguluyor."

2000’li yıllardan beri Erdoğan’ın söylemlerini takip ettiğini belirten Amerikan James Martin Silahsızlanma Araştırmaları Merkezi’nde direktör yardımcısı olan Jessica C. Varnum, Batı’da bazı kesimlerde oluşan algının aksine, Erdoğan’ın o konuşmasında, nükleer silah üretme niyetinden ziyade, « Mevcut adil olmayan statükoya yönelik bir tepkiyi dile getirdi." diyor.

"Mevcut statükoyu adil bulmama ile bir nükleer silah programı başlatma arasında dünya kadar fark var."

Ankara, olası bir nükleer silah programı karşılığında karşılaşabileceği yaptırımları ve baskıları kaldırabilir mi?

Euronews’e konuşan Jessica C. Varnum, Türkiye yönetiminin olası bir nükleer silah programına kalkışmasının, iktidar için getirisinden çok götürüsü olacağını düşünüyor.

Varnum, “Bunun Erdoğan hükümetine vereceği zarar sadece ekonomik değil aynı zamanda Türkiye’nin itibarını zedeleyecek.”diyor.

Nükleer silah geliştirmek isteyen herhangi bir ülkenin bunu eninde sonunda elde edebileceğini belirten Varnum, Kuzey Kore örneğinde de görüldüğü üzere, teknik ve ekonomik altyapısı nasıl olursa olsun, sonunda nükleer silahın elde edilebildiğine dikkat çekiyor.

Ancak sonuçları bakımından Kuzey Kore ile demokrasilerin olduğu ülkeleri ayıran Varnum, Kuzey Kore liderinin nükleer silah için kendi halkını ekonomik ve siyasi tecride maruz bırakabildiğini ancak demokrasilerin bu yola başvuramayacağını söylüyor.

Türkiye’nin mevcut teknik altyapısı göz önüne alındığında nükleer silah için karaborsaya başvurmak zorunda kalacağını belirten Varnum, “Türkiye gizli bir nükleer programa giriştiğinde bunun günümüz uydu teknolojisi çağında dünya ülkelerinden saklaması ihtimal dışı. Yakalandığında Türkiye, muhtemelen silahsızlanma anlaşmalarına taraf olduğu için aldığı kazanımları kaybedecek. Anlaşmayı ihlal ettiği takdirde sadece ABD’den değil uluslararası toplumların yaptırımlarına maruz kalacak. Türk halkı da bu yaptırımlara katlanmak zorunda kalacak ve iktidardaki parti de seçimlerde bunun sonuçlarından etkilenir. Zaten nükleer silah, şu an Türkiye’nin PKK benzeri tehditlere karşı bu silahı da kullanamayacak.”

Nükleer silah en son 1945 yılında Japonya’ya karşı kullanıldı. Sonraki yıllarda Sovyetler Birliği, Çin, İngiltere, Fransa ve ABD nükleer silah geliştirmeye devam etti. Bu ülkeler 1968 yılında Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’nı (NPT) imzaladı. Türkiye, nükleer silahların geliştirilmesini ya da elde edilmesini yasaklayan söz konusu anlaşmayı 1980 yılında imzaladı. Türkiye ayrıca 1952 yılından bu yana NATO üyesi ve NATO’nun, bir saldırı durumunda üye devletleri korumayı taahhüt eden 5. Maddenin güvencesi altında bulunuyor.

NPT anlaşması her ne kadar nükleer silahların yayılmasını yavaşlatmada hayati olarak görülse de bu silahları tamamen önlemede başarılı olamadı.

NPT’nin, imzalandığı sırada nükleer silah geliştirmiş olan ABD, SSCB, Çin, İngiltere ve Fransa’nın nükleer silahlarını meşrulaştırıp nükleer silahları diğer ülkelere yasakladığını belirten Selim Sazak, “Ne tesadüf ki, bu ülkeler aynı zamanda Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun daimi üyeleri. NPT 6. maddesi nükleer silahlı devletlerin de “evrensel silahsızlanmaya yönelik iyi niyetli (good faith) adımlar atacaklarını” söylüyor ama sonuç ortada tabii. İsrail, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore silah geliştirdi, yanlarına kâr kaldı. Hiçbir ceza, bir müeyyide olmadı. Dolayısıyla Erdoğan bu duruma karşı çıkıyor.” diyor.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.

İlgili Haberler

Arap dünyasının ilk nükleer santrali faaliyete geçiyor
"Türkiye füze teknolojisinde İran’dan 20 yıl geride"
NATO Genel Sekreteri Stoltenberg'den 'Türkiye' açıklaması

Haberler Haberleri