Anwar al-Ziyadat | New Arab | Tercüme: Mepa News
Ürdün Kralı 2. Abdullah, ülkesinin dünyanın büyük güçleriyle giderek daha karmaşık hale gelen ilişkilerini yönetmeye çalıştığı bir dönemde Pekin ile ekonomik bağları derinleştirmek amacıyla pazartesi günü Çin'e gitti.
Bu ziyaret Ürdün'ün en önemli güvenlik ortağı ve başlıca yardım kaynaklarından biri olan Washington'dan uzaklaşma anlamına gelmiyor. Ancak Ürdünlü yetkililer ve analistler, bunu Amman'ın özellikle yatırım, teknoloji ve altyapı alanlarında seçeneklerini genişletmeye yönelik daha kapsamlı bir çabanın parçası olarak görüyor. Bununla birlikte ABD ile krallığın güvenliği açısından merkezi önem taşıyan ittifakın korunması hedefleniyor.
Ürdün Kraliyet Divanı'na göre Kral Abdullah'ın salı günü Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, Başbakan Li Çiang ve Çin Ulusal Halk Kongresi Daimi Komitesi Başkanı Cao Leci ile görüşmesi bekleniyor. Kral'a bir ekonomi heyeti de eşlik ediyor ve büyük Çin şirketlerinin yöneticileriyle görüşmeler yapması planlanıyor.
Ziyaret, Ürdün'ün çevresindeki çatışmalar nedeniyle artan baskılarla karşı karşıya olduğu ve bölgesel diplomaside daha büyük bir rol üstlenmeye çalıştığı bir dönemde gerçekleşiyor. Amman son aylarda hem Washington hem de Tahran ile temaslarını sürdürürken ABD-İsrail'in İran'a karşı savaşının etkilerinden kendisini korumaya çalıştı.
Ürdün Parlamentosu Dışişleri Komitesinin eski Başkanı Nidal el-Taani, krallığın uzun süredir siyasi ve ekonomik ortaklıklarını çeşitlendirmeye çalıştığını söyledi.
Taani, Çin ziyaretini "ilişkileri koparma politikası değil, ortaklıkları çeşitlendirme politikası" olarak nitelendirdi.
Bu ayrım Ürdün açısından önem taşıyor.
ABD, krallığın güvenlik ve savunma yapısının derin biçimde içinde yer almaya devam ederken Ürdün'ün coğrafi konumu, ekonomisinin nispeten mütevazı büyüklüğünün çok ötesinde Washington açısından stratejik önem kazandırıyor.
Ancak Amman, özellikle Pekin'in bölgedeki ekonomik ve diplomatik varlığını genişletmesiyle birlikte Çin'de de bir fırsat görüyor.
Taani, Ürdün'ü gelecekteki bölgesel düzenlemeler açısından "önemli bir geçiş kapısı ve transit noktası" olarak tanımladı ve ülkenin konumu ile birbiriyle rekabet eden güçlerle ilişkilerinin kendisine önemli bir diplomatik rol kazandırdığını savundu.
Ürdün açısından temel zorluk, Çin ile yakınlaşmayı Washington'ın misillemesine yol açmadan somut ekonomik kazanımlara dönüştürmek.
Dünya Çin Araştırmaları Konseyi Üyesi Hasan Abdullah el-Dace, Pekin'in Ürdün'e yatırım, teknoloji, altyapı finansmanı ve Çin pazarlarına daha geniş erişim sunabileceğini söyledi.
Dace'ye göre kralın yanında bir ekonomi heyeti götürmesi ve Çinli iş dünyası liderleriyle görüşecek olması, ziyaretin ticari hedeflerini ortaya koyuyor.
Ancak bu ilişkinin ne kadar ileri gidebileceğinin de sınırları bulunuyor.
Dace, enerji, su, ulaşım ve sivil teknoloji alanlarındaki Çin yatırımlarının nispeten sorunsuz olabileceğini söyledi. Buna karşılık Çin'in hassas telekomünikasyon ağlarına, çift kullanımlı limanlara, güvenlikle bağlantılı yapay zekaya veya savunma tedarikine daha fazla dahil olması, Ürdün'ün ABD ile kapsamlı askeri ve istihbari iş birliği nedeniyle çok daha zor olabilir.
Dace, "Amman ekonomik olarak doğuya bakabilir ancak manevra alanının sınırlarını ABD ile güvenlik ittifakı ve her iki tarafa da güvence verebilme kabiliyeti belirlemeye devam ediyor" dedi.
Ürdün'ün iki güç arasında seçim yapmak için fazla bir nedeni bulunmuyor.
Bunun yerine ülkenin yaklaşımı, Washington ile yakın güvenlik ilişkilerini korurken yatırım, ticaret ve teknoloji için Çin'e yönelen bölge hükümetleri arasında giderek daha görünür hale gelen bir stratejiyi yansıtıyor.