İsrail, suyu Ürdün'e karşı nasıl bir silah haline getirdi?

İsrail, suyu Ürdün'e karşı nasıl bir silah haline getirdi?

"İsrailli yetkililer, görüşmelerin diplomatik ilişkileri iyileştirmeyi de hedefleyeceğini ima etti."

Oliver Mizzi | New Arab | Tercüme: Mepa News

Uzmanlar, İsrail'in Ürdün'le imzaladığı önemli bir su tedarik anlaşmasını yenilemeyi reddetmesinin "bölgede suyun silah haline getirilmesinin giderek daha fazla arttığını gösterdiğini" söyledi. Değerlendirmeler, İsrailli yetkililerin gelecekteki su tedarikini Amman'la daha sıcak diplomatik ilişkilere bağlamasının geldi.

Uyarı, İsrail medyasının Binyamin Netanyahu hükümetinin Ürdün'e yıllık ek 50 milyon metreküp su sağlanmasını öngören 2021 tarihli anlaşmayı uzatmayı reddettiğini bildirmesinin ardından geldi. Kararın, Ürdün'ün İsrail'in Gazze savaşını eleştirmesi ve işgal altındaki Batı Şeria'daki İsrail politikalarına karşı çıkması nedeniyle yaşanan gerilimler sırasında alındığı belirtildi.

İsrail medyası ayrıca BAE'nin anlaşmazlığı çözmek amacıyla İsrail, Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin katılacağı üçlü bir zirveyi Abu Dabi'de düzenlemek için arabuluculuk yapmaya çalıştığını bildirdi.

Haberlere göre toplantıda, İsrail'in 1994 barış anlaşması kapsamında halihazırda sağladığı 50 milyon metreküp suya ek olarak Ürdün'e her yıl 50 milyon metreküp daha su tedarik etmeyi sürdürmesini öngören yeni bir su anlaşması ele alınacak.

Tarafların ayrıca daha kapsamlı bir su karşılığı enerji düzenlemesini de görüşmesi bekleniyor. Buna göre İsrail, iki ülkeye su sağlayacak bir tuzdan arındırma tesisi kuracak, Ürdün ise hem Ürdün'e hem de İsrail'e elektrik sağlayacak bir güneş enerjisi sahası geliştirecek.

Ancak İsrailli yetkililer, görüşmelerin diplomatik ilişkileri iyileştirmeyi de hedefleyeceğini ima etti. İsrail medyasına konuşan ismi açıklanmayan bir yetkili, İsrail'in Ürdün'e ek su tedariki karşılığında "daha sıcak ilişkiler" beklediğini söyledi.

Haberler, İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen'in, ABD'nin baskısına rağmen anlaşmayı yenilemeyi reddettiğinin bildirilmesinin ardından geldi. ABD, Ürdün'ün İran'a ait İHA'ları engellemedeki rolünü övmüştü. Cohen'in kararında, Ürdün Dışişleri Bakanı Eymen Safadi'nin İsrail'i eleştiren açıklamalarının etkili olduğu belirtildi.

Safadi, İsrail'in Gazze'deki savaşına yönelik bölgedeki en sert eleştirileri yapan isimlerden biri oldu. Birçok hukuk uzmanı ve insan hakları örgütü, İsrail'in Gazze'deki saldırılarının soykırım anlamına geldiğini belirtiyor. Safadi ayrıca İsrail'in genişleyen yerleşim faaliyetlerini ve işgal altındaki Batı Şeria'yı fiilen ilhak etmesini de eleştiriyor.

Ürdün, Filistin devletinin tanınmasının genişletilmesine yönelik uluslararası çabalarda da öncü rol oynuyor. İsrail ise bu kampanyaya sert şekilde karşı çıkıyor.

Carboun Institute araştırmacısı Jemima Oakey'e göre anlaşmazlık, "bölgesel su iş birliğinin jeopolitik gerilimlere giderek daha açık hale geldiği daha geniş bir örüntüye" uyuyor.

The New Arab'a konuşan Oakey, Ürdün'ün "dünyanın su kıtlığı en yüksek ülkelerinden biri" olması nedeniyle özellikle kırılgan olduğunu söyledi. Oakey, ülkede kişi başına yıllık yalnızca 61 metreküp yenilenebilir su düştüğünü, BM'nin su kıtlığı eşiğinin ise 500 metreküp olduğunu belirtti.

Oakey, krizin ağır şebeke kayıpları, hızlı nüfus artışı, art arda yaşanan mülteci akınları, yoğun tarımsal talep ve iklim değişikliğinin birleşimiyle derinleştiğini söyledi. İklim değişikliğinin yağışları azalttığını, daha sıcak yazlarda ise su talebini artırdığını ifade etti.

Ürdün, Akabe'de planlanan 300 milyon metreküplük tuzdan arındırma tesisiyle krizi aşmaya çalışıyor. Ancak Oakey, suyun bölgede giderek daha fazla jeopolitik bir araca dönüşeceği uyarısında bulundu.

Oakey, "Bu, bölgesel su iş birliğinin jeopolitik gerilimlere giderek daha açık hale geldiği daha geniş bir örüntüye uyuyor. İklim değişikliğiyle birlikte suyun bölgesel diplomaside daha da stratejik bir kaynak haline gelmesi muhtemel." diye ekledi.

Oakey'e göre bunun sonucunda, "İsrail'in Ürdün Nehri Havzası'ndaki baskın yukarı havza su gücü konumu daha da önemli hale gelebilir. Bu durum, ortak su kaynaklarına ilişkin gelecekteki müzakereleri hem daha zor hem de siyasi açıdan daha hassas hale getirebilir."

Ek su anlaşması, 2021 yılında İsrail'in dönemin başbakanları Naftali Bennett ve Yair Lapid döneminde imzalanmış, İsrail'in Ürdün'e sağladığı su miktarını yıllık 50 milyon metreküpten 100 milyon metreküpe çıkarmıştı.

İsrail medyasına göre anlaşma kapsamında Ürdün daha sonra beş yıllık uzatma ve ek tahsisatın 80 milyon metreküpe çıkarılmasını talep etti. Ancak Cohen'in anlaşmayı yenilemeyi durdurmasının ardından İsrail'in Kasım 2025'ten bu yana ek suyu sağlamadığı bildirildi.

İsrail medyası, bu ret kararının Amman'da öfkeye yol açtığını ve 1994 barış anlaşmasından bu yana büyük ölçüde siyasi anlaşmazlıkların dışında tutulan suyun giderek daha fazla diplomatik baskı aracı olarak kullanıldığına dair endişeleri artırdığını yazdı.

Son anlaşmazlık, son yıllarda birkaç bölgesel su iş birliği girişiminin çökmesinin ardından geldi.

Uzun süredir ertelenen Kızıldeniz-Ölüdeniz su projesine ilişkin planlar siyasi desteğin azalması nedeniyle durma noktasına gelirken, İsrail-Ürdün-BAE su karşılığı enerji anlaşması da İsrail'in Gazze savaşının başlamasının ardından fiilen donduruldu.

Söz konusu anlaşma kapsamında İsrail'in Ürdün'e yılda yaklaşık 200 milyon metreküp tuzdan arındırılmış su sağlaması, karşılığında Ürdün'den 600 megavat güneş enerjisi alması öngörülüyordu. Proje, BAE merkezli yenilenebilir enerji şirketi Masdar tarafından destekleniyordu.

x.gif

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.