ABD-İran görüşmelerinin adresi neden Pakistan oldu?

ABD-İran görüşmelerinin adresi neden Pakistan oldu?

ABD ile İran arasında başlayan barış görüşmelerine Pakistan’ın ev sahipliği yapması, İslamabad’ın yıllardır izlediği dengeli diplomasi ve coğrafi konumuyla ilişkilendiriliyor.

ABD ile İran arasında başlatılan barış görüşmelerine Pakistan’ın ev sahipliği yapması, İslamabad’ın bölgedeki konumu ve uzun süredir izlediği dengeli diplomasi politikasıyla ilişkilendiriliyor.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, 7 Nisan’da yaptığı açıklamada ABD ile İran arasında ateşkese varıldığını duyurmuş ve tarafları görüşmeler için Pakistan’ın başkenti İslamabad’a davet etmişti.

Uzmanlara göre Pakistan’ın arabuluculuk rolüne gelmesi tesadüfi değil, yıllardır süren diplomatik denge politikasının sonucu.

Coğrafi zorunluluk

Pakistan ile İran yaklaşık 900 kilometrelik bir kara sınırını paylaşıyor. Bu nedenle İslamabad yönetimi Tahran ile ilişkilerinde uzun süredir “temkinli tarafsızlık” olarak tanımlanan bir politika izliyor.

Pakistan için İran hem enerji tedarikçisi hem de bölgesel güvenlik açısından önemli bir komşu olarak görülüyor.

İran-Irak Savaşı sırasında da Pakistan yönetimi tarafsız kalmayı tercih etmiş ve her iki tarafla ilişkilerini korumuştu. Uzmanlar bu yaklaşımın bugün de Pakistan’ın diplomatik güvenilirliğinin temelini oluşturduğunu belirtiyor.

Bölgesel dengeler

İran ile Pakistan arasındaki ilişkiler zaman zaman sınır bölgelerinde yaşanan askeri hareketlilikler nedeniyle gerilim yaşasa da iki ülke bu krizleri genellikle kısa sürede kontrol altına aldı.

Pakistan ayrıca Hindistan’ın İran ile geliştirdiği Çabahar Limanı projesini bölgesel rekabet açısından yakından takip ediyor.

Bu gelişmeler İslamabad’ın İran ile ilişkilerini dikkatli şekilde yönetmesini zorunlu kılıyor.

Washington ile ilişkiler

Pakistan’ın arabuluculuk rolünde ABD ile kurduğu ilişkiler de önemli rol oynadı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın 2025 yılında yeniden göreve gelmesinin ardından Pakistan yönetimi Washington ile ilişkileri güçlendirmek için çeşitli diplomatik girişimlerde bulundu.

Trump yönetimi ile Pakistan ordusu arasında kurulan yakın temasların da arabuluculuk sürecini kolaylaştırdığı belirtiliyor.

Reuters’a göre ateşkes anlaşmasının şekillenmesi sırasında Pakistan Kara Kuvvetleri Komutanı Asim Munir’in ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, özel temsilci Steve Witkoff ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yoğun temas yürüttüğü ifade edildi.

Tarafların beklentileri

ABD ile İran arasındaki görüşmelerde tarafların talepleri arasında önemli farklar bulunuyor.

Washington, İran’ın nükleer programının sınırlandırılmasını ve nükleer silah elde etmemesini öncelikli hedef olarak görüyor.

Tahran ise yaptırımların kaldırılması, dondurulan varlıklarının serbest bırakılması ve bölgedeki ABD askeri varlığının azaltılması gibi talepler öne sürüyor.

Pakistan’ın çıkarı

Uzmanlara göre Pakistan’ın bu süreçte doğrudan ekonomik çıkarları da bulunuyor.

İran ile yaşanan savaş sırasında Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim küresel petrol fiyatlarının yükselmesine yol açtı.

Enerji ihtiyacının büyük bölümünü ithalatla karşılayan Pakistan için petrol fiyatlarındaki artış ciddi ekonomik risk oluşturuyor.

Bu nedenle İslamabad yönetimi savaşın sona ermesini ve bölgedeki ticaret yollarının yeniden açılmasını destekliyor.

Diplomatik kazanç

Uzmanlar Pakistan’ın görüşmeler başarılı olmasa bile diplomatik açıdan önemli bir kazanım elde ettiğini belirtiyor.

İslamabad’ın dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan ABD ile Orta Doğu’nun en önemli aktörlerinden İran’ı aynı masada buluşturması ülkenin uluslararası konumunu güçlendirebilir.

Görüşmelerin başarılı olması halinde ise Pakistan’ın son yılların en önemli arabuluculuk girişimlerinden birine imza atabileceği değerlendiriliyor.

Kaynak: Mepa News, National Interest

İlgili Haberler
HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.