ABD olası bir çatışmada müttefiklerini savunabilecek durumda mı?
Wall Street Journal, ABD'nin Avrupa, Orta Doğu ve Asya'da aynı anda yüksek yoğunluklu çatışmalarla karşılaşması halinde müttefiklerini savunma kapasitesinin sorgulanmaya başladığını yazdı.
Wall Street Journal, (WSJ) ABD'nin Avrupa, Orta Doğu ve Asya'da aynı anda ortaya çıkabilecek çok cepheli bir çatışmada müttefiklerini savunma kapasitesinin sorgulanmaya başladığını yazdı.
Gazete, ABD'nin askeri stoklarındaki baskı, savunma sanayisindeki üretim sorunları ve Washington'ın stratejik önceliklerindeki değişimin müttefiklerde endişe yarattığına dikkat çekti.
Analize göre Washington'un Orta Doğu'daki gelişmelere ağırlık vermesi, Asya ve Avrupa'daki müttefiklerin ABD'nin olası bir kriz sırasında kendilerine yeterli desteği sağlayıp sağlayamayacağı konusunda soru işaretlerini artırdı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın Güney Kore ile askeri tatbikatların azaltılması yönündeki kararı ve Kuzey Kore'ye ilişkin daha yumuşak ifadeleri de bu endişeleri besleyen gelişmeler arasında gösterildi. Aynı dönemde ABD'nin Tayvan'a yönelik yaklaşık 14 milyar dolarlık silah satışını dondurması ve Pasifik'teki bazı kritik askeri unsurlarını Orta Doğu'ya kaydırması dikkat çekti.
Avrupa'da ABD'nin güvenlik şemsiyesi tartışılıyor
WSJ'ye göre Avrupalı yetkililer, Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı Avrupa ülkelerine doğru genişletmesi halinde Washington'ın kendilerine ne ölçüde destek vereceği konusunda giderek daha fazla kuşku duyuyor.
Alman siyasetçi ve emekli albay Roderich Kiesewetter, ABD'nin Baltık ülkeleri veya Almanya için kendi güvenliğini riske atmayacağını savunarak, "Amerikan nükleer şemsiyesi ortadan kalktı" değerlendirmesinde bulundu.
Gazete, Batılı ülkelerin savunma politikalarında halen barış dönemi şartlarına göre hareket ettiğini, şirketlerin ticari çıkarları ve hissedar beklentilerinin zaman zaman ulusal güvenlik ihtiyaçlarının önüne geçtiğini belirtti.
İran savaşı ABD'nin mühimmat kapasitesini zorladı
Analizin önemli başlıklarından biri de ABD'nin mühimmat stokları.
WSJ'nin aktardığı değerlendirmelere göre Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi (CSIS), İran savaşı sırasında ABD'nin savaş öncesi füze önleme stoklarının yaklaşık yarısının kullanılmış olabileceğini belirtiyor. Bunlar arasında Patriot ve THAAD sistemlerinde kullanılan önleyiciler bulunuyor.
ABD'nin ayrıca Tomahawk ve JASSM gibi uzun menzilli füzelerinin önemli bölümünü tükettiği öne sürülüyor.
Ancak Trump yönetimi bu iddiaları reddediyor. Pentagon sözcüsü Sean Parnell, ABD'nin mühimmat sıkıntısı yaşadığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak Amerikan ordusunun hâlâ dünyanın en güçlü savaş gücü olduğunu söyledi.
Beyaz Saray da ABD ordusunun Trump'ın stratejik hedeflerini gerçekleştirmek için yeterli mühimmat ve askeri kapasiteye sahip olduğunu açıkladı.
Rusya'nın füze üretimi Batı'yı geride bırakıyor
WSJ, füze üretim kapasitesindeki farkın da Batı açısından önemli bir sorun oluşturduğuna dikkat çekti.
İstihbarat değerlendirmelerine göre Rusya ayda 100'den fazla balistik füze ve buna yakın sayıda seyir füzesi üretebiliyor. Çin, Kuzey Kore ve İran'ın toplam balistik füze üretiminin ise Batılı ülkelerin füze önleme sistemleri üretimini kat kat aştığı öne sürülüyor.
Bu durum özellikle Ukrayna açısından ciddi bir sorun oluşturuyor. Ukrayna'nın Rusya'nın yoğun füze saldırılarına karşı savunma kapasitesinin sınırlı kaldığı, Trump yönetiminin Kiev'in daha fazla Patriot füzesi taleplerine mesafeli yaklaşmasının da bu açığı büyüttüğü belirtiliyor.
WSJ'ye göre Rusya, füze saldırılarını özellikle Ukrayna'nın enerji altyapısını hedef almak ve kış aylarında Kiev üzerindeki baskıyı artırmak için kullanmayı planlıyor.
Balistik füzeler yeni bir stratejik baskı aracına dönüştü
Gazete, balistik füzelerin artık yalnızca nükleer caydırıcılığın bir unsuru olmaktan çıktığını, daha düşük maliyetli ve hassas sistemlerin yaygınlaşmasıyla orta ölçekli ülkelerin de güçlü bir saldırı kapasitesine sahip olduğunu vurguladı.
İran'ın geliştirdiği balistik füzelerin ABD'nin bölgedeki askeri üslerinin yanı sıra İsrail ve Körfez ülkelerindeki enerji ve sanayi tesislerine zarar verebildiği belirtildi.
İran'ın füze kapasitesi İsrail ve ABD saldırılarıyla önemli ölçüde zarar görmüş olsa da Tahran'ın bölgedeki Amerikan çıkarlarını ve İsrail'i yeniden hedef alabilecek kapasiteyi koruduğu değerlendiriliyor.
WSJ'nin analizi, ABD'nin halen dünyanın en güçlü askeri gücü olmasına rağmen aynı anda Avrupa, Orta Doğu ve Asya'da yüksek yoğunluklu çatışmalarla karşılaşması halinde mevcut askeri stoklarının ve üretim kapasitesinin ne ölçüde yeterli olacağına ilişkin tartışmayı yeniden gündeme taşıyor.
Kaynak: Mepa News
