ABD'de Demokratların Kongre zaferi Türkiye için ne anlama geliyor?

ABD'de Demokratların Kongre zaferi Türkiye için ne anlama geliyor?

Demokratların kontrolüne geçen Kongre'de Erdoğan yönetimine yönelik eleştirilerin artması beklenirken F-35 satışı, KAAN'ın Amerikan motorları ve CAATSA yaptırımları Washington-Ankara ilişkilerinin önemli başlıkları olacak.

ABD'de 3 Kasım'da gerçekleştirilen ara seçimlerde Demokratların hem Temsilciler Meclisi hem de Senato'da çoğunluğu elde etmesi, Washington'un Türkiye politikasında yeni bir dönemin kapısını araladı.

Başkan Donald Trump'ın Türkiye ile savunma ilişkilerini geliştirmeye yönelik yaklaşımına karşı Kongre'deki bazı Demokratların Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimine yönelik eleştirel tutumu, özellikle F-35 savaş uçakları, KAAN programında kullanılan Amerikan motorları ve CAATSA yaptırımları konusunda yeni tartışmalara yol açabilir.

ABD'deki seçim sonuçları, Ankara açısından yalnızca iki ülke arasındaki diplomatik ilişkileri değil, Türkiye'nin savunma sanayi alanında ABD ile yürüttüğü müzakereleri de yakından ilgilendiriyor. Demokratların Kongre'nin iki kanadında kontrolü ele geçirmesi, Trump yönetiminin Türkiye'ye yönelik savunma politikalarının daha fazla denetlenmesi ve bazı silah satışlarının siyasi tartışmalara konu olması ihtimalini artırıyor.

Reuters'ın 4 Kasım tarihli haberine göre Demokratlar, ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin elindeki önemli eyaletlerde kazanımlar elde ederek Kongre'nin her iki kanadında çoğunluğu sağladı. Yeni Kongre'nin ocak ayında göreve başlamasıyla birlikte Temsilciler Meclisi ve Senato'daki komisyonların yönetimi de Demokratlara geçecek.

Bu değişim, Türkiye ile ilgili savunma satışlarının değerlendirilmesinde ve yaptırımların geleceğinde Kongre'nin etkisini artırabilecek bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Demokratların Erdoğan yönetimine yaklaşımı

ABD'deki Demokratların Türkiye politikası tek bir çizgiden oluşmuyor. Parti içerisinde Türkiye'nin NATO üyeliği ve bölgesel stratejik önemini dikkate alarak Ankara ile iş birliğinin sürdürülmesini savunan isimler bulunurken, Erdoğan yönetiminin iç politikası, insan hakları, Doğu Akdeniz politikası ve bölgesel gelişmeler üzerinden Türkiye'ye yönelik eleştirilerini sürdüren siyasetçiler de bulunuyor.

Özellikle Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde görev yapan bazı Demokratlar, Türkiye'ye gelişmiş Amerikan silah sistemlerinin satışına karşı çıkıyor.

Bu isimlerin öne çıkanlarından biri Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Dina Titus. Titus, Temmuz 2026'da Türkiye'nin KAAN savaş uçağı programında kullanılması planlanan General Electric üretimi F110 motorlarının satışını engellemek amacıyla Kongre'ye ortak karar tasarısı sunmuştu.

Titus, Türkiye'ye 700 milyon dolar değerindeki motor satışının bölgesel istikrarı olumsuz etkileyeceğini savunmuş, Erdoğan yönetimini ABD'nin müttefikleri açısından güvenlik riski oluşturmakla suçlamıştı.

Titus'un Türkiye'ye yönelik eleştirileri savunma sanayisiyle de sınırlı değil. Demokrat siyasetçi, 31 Temmuz 2026'da Türkiye'de insan hakları ve demokratik standartlara ilişkin koşulların karşılanmaması durumunda ABD'nin Türkiye'ye yönelik askeri yardımlarının ve savunma iş birliğinin sınırlandırılmasını öngören Türkiye İnsan Haklarını Geliştirme Yasası'nı da gündeme getirmişti. Tasarının Senato'daki eş girişimi Demokrat Senatör Ed Markey tarafından sunulmuştu.

Bununla birlikte Demokratların tamamının Türkiye'ye yönelik savunma satışlarına karşı olduğu söylenemez. Senato Dış İlişkiler Komitesi'nin Demokrat üyelerinden Jeanne Shaheen ve bazı diğer senatörler, Türkiye'nin Rus S-400 sistemine ilişkin güvenlik endişelerini gidermesi halinde F-35 programına dönüşüne olumlu yaklaşabileceklerini belirtmişti.

Dolayısıyla ara seçim sonuçlarının ardından Türkiye açısından belirleyici olacak husus, Demokratların Kongre'deki çoğunluğundan ziyade yeni komisyon yönetimlerinin Türkiye dosyasını nasıl ele alacağı olacak.

F-35 dosyası yeniden siyasi tartışmaların merkezinde

Türkiye'nin ABD ile savunma ilişkilerindeki en önemli sorunlardan biri, Rusya'dan S-400 hava savunma sistemi satın almasının ardından F-35 programından çıkarılması.

Türkiye, 2019 yılında S-400 sistemlerini teslim almaya başlamasının ardından F-35 programından çıkarılmış, 2020 yılında ise ABD'nin Hasımlarına Yaptırımlar Yoluyla Karşı Koyma Yasası (CAATSA) kapsamında yaptırımlara maruz kalmıştı.

Ankara, F-35 programına yeniden dahil olmayı ve 40 adet F-35 savaş uçağı satın almayı istiyor. Ancak ABD mevzuatı, Türkiye'nin Rus yapımı S-400 sistemine sahip olmaya devam etmesi halinde uçakların teslim edilmesini engelliyor.

ABD Kongresi Araştırma Servisi'nin (CRS) 20 Ağustos 2026 tarihli Türkiye raporunda, F-35'lerin Türkiye'ye devredilmesinin önündeki yasal engellere ve Kongre'nin bu konudaki yetkilerine ayrıntılı biçimde yer verildi.

İlgili düzenlemeye göre Türkiye'nin F-35 alabilmesi için S-400 sistemine ve bağlantılı ekipmanlara artık sahip olmaması, sistemi yeniden edinmeyeceğine ilişkin güvenilir güvenceler vermesi ve F-35'in kabiliyetlerini tehlikeye atabilecek başka Rus savunma sistemlerini edinmemiş olması gerekiyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Temmuz 2026'daki NATO Zirvesi sırasında Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılabileceğini ve F-35 satışını değerlendirebileceklerini söylemişti. Ancak ABD Dışişleri Bakanlığının aynı dönemde Kongre üyelerine Türkiye'nin F-35 teslimatı için gerekli koşulları henüz karşılamadığını bildirdiği aktarılmıştı.

Demokratların Senato ve Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu ele geçirmesi, bu konudaki siyasi denetimi artırabilir. Yeni komisyon yönetimleri, Trump yönetiminin Türkiye'ye F-35 satışına yönelik girişimlerini sorgulayabilir ve mevcut yasal koşulların değiştirilmesine karşı çıkabilir.

Bununla birlikte Kongre'deki çoğunluk değişikliği, F-35 satışının otomatik olarak engelleneceği anlamına gelmiyor. Mevcut yasal düzenleme zaten S-400 meselesini temel koşul olarak belirliyor. Trump yönetiminin bu koşulların karşılandığına ilişkin bir değerlendirme yapması halinde Kongre'nin nasıl bir tutum alacağı ayrıca önem kazanacak.

KAAN'ın Amerikan motorları da Kongre'nin gündeminde

Türkiye açısından bir diğer kritik konu, yerli beşinci nesil savaş uçağı KAAN'ın geliştirilmesi ve seri üretiminde kullanılacak Amerikan üretimi F110 motorlarının tedariki.

Türkiye, KAAN'ın ilk aşamadaki üretim sürecinde General Electric tarafından üretilen F110-GE-129E/F turbofan motorlarını kullanmayı planlıyor. Bu motorlar, Türk savunma sanayisinin geliştirdiği savaş uçağının uçuş testleri ve ilk üretim aşamaları açısından önem taşıyor.

ABD yönetimi, Haziran 2026'da Türkiye'ye yönelik yaklaşık 700 milyon dolarlık motor satışını Kongre'ye bildirmişti. Satış kapsamında yalnızca motorların değil, bunların entegrasyonu, montajı, test edilmesi ve sertifikasyonu için gerekli teknik destek ve hizmetlerin de sağlanması öngörülüyordu.

Demokrat Temsilci Dina Titus, 2 Temmuz'da bu satışın engellenmesi için ortak karar tasarısı sundu. Ancak tasarı, Kongre'nin ilgili 15 günlük inceleme süresi içerisinde Temsilciler Meclisi veya Senato'da oylamaya sunulmadı.

Anadolu Ajansı'nın 10 Temmuz tarihli haberine göre inceleme süresinin 9 Temmuz'da sona ermesiyle motor satışının önünde Kongre kaynaklı bir engel kalmadı.

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Genel Müdürü Mehmet Demiroğlu da daha sonraki açıklamasında KAAN'ın seri üretiminde kullanılmak üzere 80 adet F110 motoru tedarik edileceğini ve ihracat izninin alındığını bildirdi. İlk motor teslimatlarının 2027'de başlaması bekleniyor.

Ancak Kongre'deki yeni siyasi dengeler, ilerleyen dönemde motorların teslimat takvimi, ilave motor siparişleri, teknik destek ve teknoloji transferi gibi konuların yeniden tartışmaya açılmasına neden olabilir.

Burada önemli bir ayrım bulunuyor: F110 motorlarının tedariki ile F-35 savaş uçaklarının Türkiye'ye satılması aynı hukuki sürece tabi değil. F110 satışının Kongre incelemesinden geçerek ilerlemesi, F-35 dosyasındaki yasal engellerin de ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Trump yönetimi ile Kongre arasında Türkiye politikası ayrışabilir

Ara seçimlerin ardından Türkiye açısından ortaya çıkan temel meselelerden biri de Trump yönetiminin Ankara ile ilişkileri geliştirme isteği ile Kongre'deki bazı Demokratların yaklaşımı arasındaki farklılık.

Trump, Erdoğan ile doğrudan temaslarını ve Türkiye'nin NATO içerisindeki rolünü ön plana çıkararak savunma ilişkilerinin geliştirilmesine açık bir tutum sergiliyor. Özellikle F-35 satışı ve CAATSA yaptırımları konusunda yaptığı açıklamalar, Beyaz Saray'ın Kongre'deki bazı isimlerden farklı bir yaklaşım benimseyebildiğini gösteriyor.

Ancak Demokratların her iki kanatta çoğunluğu elde etmesiyle birlikte Trump yönetiminin bu alandaki hareket alanı siyasi açıdan daha fazla denetime tabi olabilir.

Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler ve Senato Dış İlişkiler komitelerinin yeni yönetimleri, Türkiye'ye yönelik savunma satışları konusunda oturumlar düzenleyebilir, yönetimden açıklama isteyebilir ve mevcut yaptırımların uygulanmasına ilişkin denetimi artırabilir.

Kongre'nin silah satışlarını engelleme veya mevcut koşulları değiştirme konusunda yasal araçları bulunuyor. Bununla birlikte başkanın veto yetkisi, Senato'daki 60 oy gerektiren yasama prosedürleri ve mevcut mevzuat, Demokratların tek başına bütün savunma politikalarını değiştirmesini zorlaştırıyor.

Türkiye-ABD ilişkilerinde yeni dönem

Demokratların Kongre'de kontrolü ele geçirmesi, Türkiye-ABD ilişkilerinin tamamen değişeceği anlamına gelmiyor. İki ülkenin NATO müttefikliği, Karadeniz, Suriye, İran, Doğu Akdeniz ve bölgesel güvenlik gibi başlıklardaki ortak çıkarları ilişkilerin stratejik boyutunu koruyor.

Bununla birlikte savunma sanayisi alanındaki iş birliği, siyasi ve hukuki koşullardan bağımsız ilerlemiyor. F-35 programına dönüş, CAATSA yaptırımlarının kaldırılması ve KAAN için Amerikan motorlarının tedariki, önümüzdeki dönemde Washington'daki siyasi mücadelenin önemli başlıkları arasında yer alabilir.

Özellikle Demokratların kontrolündeki yeni Kongre'nin ocak ayında göreve başlamasıyla birlikte Ankara'nın karşı karşıya kalacağı tablo, Beyaz Saray ile yürütülen ikili temasların yanı sıra Kongre'deki komisyonlar ve siyasi gruplarla ilişkilerin de önem kazanacağı bir döneme işaret ediyor.

Bu nedenle 2026 ara seçimleri, Türkiye açısından yalnızca ABD'deki iktidar dengelerinin değişmesi değil, savunma sanayisi alanındaki kritik dosyaların yeniden siyasi tartışmaların merkezine taşınması anlamına geliyor.

Kaynak: Mepa News

mobil.png

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.