ABD'nin "Irak parçalanabilir" tehdidi ne anlama geliyor?

ABD'nin "Irak parçalanabilir" tehdidi ne anlama geliyor?

"ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Irak'taki silahlı grupların devlet kontrolü altına alınmaması halinde ülkenin 'Balkanlaşma' riskiyle karşı karşıya kalacağını söyledi."

Nils Adler | Al Jazeera | Tercüme: Mepa News

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Irak'taki silahlı grupların devlet kontrolü altına alınmaması halinde ülkenin "Balkanlaşma" riskiyle karşı karşıya kalacağını söyledi.

Rubio bu açıklamayı çarşamba günü New York'taki Palace Hotel'de, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kapsamında gazetecilere yaptı. Rubio bir gece önce Irak Başbakanı Ali Zeydi ile görüşmüştü.

Rubio, Washington'ın Zeydi'nin Irak'taki silahlı grupları silahsızlandırma konusundaki kararlılığından şüphe duymadığını ancak bunun son derece büyük ve zor bir mesele olduğunu söyledi.

En az üç silahlı grubun silah bırakarak merkezi yönetime katıldığını, en az bir grubun ise çok daha az işbirlikçi davrandığını belirtti.

Rubio'ya göre tüm silahların devlet kontrolü altına alınması, Irak'ta artık "bağımsız güçlerin faaliyet göstermemesi ve ülkeyi Balkanlaştırmaması" anlamına gelecek.

Peki Rubio gerçekte ne demek istiyor? Irak'ın parçalanması gerçekten bir tehdit mi? Bilmeniz gerekenler şöyle:

"Balkanlaşma" ne demek?

Bu terim, bir ülkenin genellikle etnik veya dini çizgiler boyunca daha küçük ve birbirine rakip birimlere bölünmesi anlamına geliyor.

Kavram, 20. yüzyılın başlarında Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşüyle Balkanların parçalanmasından geliyor.

Irak söz konusu olduğunda ise bu ifade uzun süredir ülkenin etnik ve mezhepsel hatlar boyunca bölünebileceğine ilişkin kaygıları anlatmak için kullanılıyor.

Ancak Royal United Services Institute'ta (RUSI) Orta Doğu Güvenliği alanında kıdemli araştırmacı olan Burcu Özçelik, Al Jazeera'ye Rubio'nun işaret ettiği şeyin İran yanlısı silahlı grupların yol açtığı "Irak devlet sistemi içindeki kırılmalar" olduğunu söyledi.

Özçelik'e göre bu gruplar birbirleriyle rekabet halinde hareket ederken aynı zamanda "paralel ekonomik kanallar, siyasi nüfuz ve petrol kaçakçılığı ağları üzerinden Irak içinde İran rejiminin çıkarlarına hizmet eden damarlar" işlevi görüyor.

Irak parçalanma riskiyle karşı karşıya mı?

Yakın vadede değil. Ancak Rubio'nun uyarısının ne kadar ciddiye alınması gerektiğine ilişkin farklı yorumlar var.

Özçelik, "Rubio'nun kullandığı anlamıyla Balkanlaşma, Irak'ın İran müdahalesinden kurtulabilecek merkezi ve istikrarlı bir devlete dönüşememe riskiyle karşı karşıya olduğu anlamına geliyor, yakın zamanda topraklarının parçalanacağı anlamına değil" dedi.

Silahlı grupları "iltihaplanmış ve artık yapısal hale gelmiş" bir sorun olarak tanımlayan Özçelik, bu grupların "federal Irak içinde neredeyse cezasızlıkla faaliyet gösterdiğini" söyledi.

Orta Doğu siyasi analisti ve Arab Perspectives Institute'un kurucu direktörü Zeidon Alkinani ise daha şüpheci.

Alkinani, Al Jazeera'ye Rubio'nun açıklamasının "ya Irak hükümetini silahsızlanma sürecinde ilerlemeye zorlamak için bir baskı taktiği ya da yönetimin Irak ve daha geniş bölge hakkındaki sınırlı anlayışının göstergesi" olarak okunabileceğini söyledi.

Silahsızlanmanın Irak'ın 2003 sonrası siyasetinde "önemli bir dönüm noktası" olduğunu belirten Alkinani, bunun "Irak'ın karşılaştığı en büyük sorun olmaktan çok uzak" olduğunu söyledi. 2003'teki ABD işgalini, 2006-2007'deki mezhep çatışmalarını, 2014-2017 arasındaki IŞİD savaşını ve 2017 Kürdistan bağımsızlık referandumunu ülkenin birliği açısından çok daha ciddi tehditler olarak sıraladı.

Trump ve Rubio'nun Zeydi ile görüşmeleri hakkında ne biliniyor?

Çok az şey.

Rubio gazetecilere, önce Irak Başbakanı ile kendisinin görüştüğünü, ardından ABD Başkanı Donald Trump'ın salı akşamı New York'taki BM Genel Kurulu kapsamında Zeydi ile bir araya geldiğini söyledi.

Zeydi'nin ofisi yaptığı açıklamada görüşmelerde siyasi, ekonomik ve yatırım alanlarındaki işbirliğinin yanı sıra bölgesel güvenliğin ele alındığını belirtti.

Görüşmenin zamanlaması neden önemli?

Bu, iki liderin temmuz ayından bu yana yaptığı ikinci görüşmeydi. Zeydi o dönemde Beyaz Saray'da, 30 Eylül'den sonra silahlı grupların varlıklarını sürdürmek için hiçbir gerekçeleri kalmayacağını söylemişti.

Ancak bu takvim daha sonra ertelendi. Zeydi, The New York Times'a silahsızlanma sürecinin artık 30 Haziran 2027'ye kadar süreceğini söyledi.

Alkinani'ye göre hükümet "son derece hassas bir konumda". Çok sayıda Iraklı, devlet kurumları dışındaki silahlı grupları uzun süredir yolsuzluğun temel dayanaklarından biri olarak gördüğü ve silahsızlanmayı İran'ın etkisini sınırlamanın bir yolu olarak değerlendirdiği için bu sürece güçlü destek veriyor.

Alkinani, bunun Bağdat'a hem Washington hem de Tahran karşısında "bir miktar hareket alanı" sağlayabileceğini ancak "bunun hala sabır ve siyasi hassasiyet gerektiren son derece zor bir dönüşüm olduğunu, bunlar olmadan sürecin hızla çözülebileceğini" söyledi.

Görüşme ayrıca Irak'ta kalan birkaç yüz ABD askerinin 30 Eylül'de ülkeden ayrılmasının planlandığı tarihten yalnızca birkaç gün önce gerçekleşti.

Rubio çarşamba günü gazetecilere bu takvimin uzatılmasına ilişkin "herhangi bir görüşme olmadığını" söyledi.

Irak'taki silahlı gruplar kimler?

Irak'taki silahlı grupların çoğu, IŞİD'le savaşmak üzere kurulmuş ve ağırlıklı olarak Şii gruplardan oluşan Haşdi Şabi çatısı altında yer alıyor.

Haşdi Şabi yaklaşık on yıl önce resmen Irak güvenlik güçlerine dahil edildi ancak bünyesindeki birçok grup kendi komuta yapılarını koruyor ve İran'la yakın ilişkilerini sürdürüyor.

Bazı gruplar hükümetin girişimine uyduklarını söylüyor.

Seraya es-Selam, Asaib Ehli'l Hak ve Ketaib İmam Ali, silahlarını teslim etmek veya statülerini düzenlemek için Bağdat'la anlaşmaya vardı.

Şii lider Mukteda Sadr'la bağlantılı silahlı kanat Seraya es Selam, haziran ayında Samarra'da düzenlenen törenle resmen güvenlik güçlerine entegre edildi.

Ancak Özçelik, "herhangi bir grubun tam anlamıyla silahsızlandırılmasının henüz gerçekten ve başarıyla tamamlanmadığı" uyarısında bulundu.

İran yanlısı en güçlü gruplar ise bunu reddetti. Ketaib Hizbullah ve Hareket en Nuceba, "direniş silahları" olarak adlandırdıkları silahları ellerinde tutacaklarını söylüyor.

En eski ve en büyük gruplardan Bedir Örgütü'nün lideri Hadi el-Amiri de geçen ay silahların devlet kontrolü altına alınmasının dışarıdan dayatılan değil Irak'a ait bir karar olduğunu söyledi ve devlet ile "direniş" arasında herhangi bir çatışma ihtimalini reddetti.

Özçelik'e göre şimdi asıl mesele, "her birinin kendi çıkarları, mali kaynakları ve teşvikleri bulunan bu gruplardan hangilerinin silahsızlanma takvimine kadar inandırıcı biçimde sisteme dahil edilebileceğini, hangilerinin edilemeyeceğini" belirlemek.

Özçelik, temel sınavlardan birinin de Zeydi'nin "bu grupları Iraklılaştırıp Irak öncelikli veya Iraklı Şii kimliğine geçiş sağlayıp sağlayamayacağı" olduğunu söyledi.

Silahlı gruplar İran savaşında rol oynadı mı?

Evet.

Ketaib Hizbullah ve Hareket en Nuceba daha önce Irak'taki ABD güçlerini hedef aldı ve ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş sırasında Körfez ülkelerine saldırılar düzenledi.

Rubio çarşamba günü, bölgede enerji altyapısına yönelik son saldırıların muhtemelen yalnızca Yemen'deki Husiler tarafından değil, kısmen Irak'taki İran destekli silahlı gruplar tarafından da gerçekleştirildiğini söyledi.

Özçelik, Suudi Arabistan'ın Doğu-Batı Petrol Boru Hattı'nın Irak'ın güneyinden hedef alındığına ilişkin haberlere atıfta bulunarak, "İran yanlısı milisler ABD-İran çatışmasında doğrudan istikrarsızlaştırıcı bir rol oynadı" dedi.

İran havayolları hâlâ Irak'a uçuyor mu?

Tam olarak değil.

Yeni ABD yaptırımları, İran havayollarına yakıt sağlayan, bakım hizmeti veren veya bilet satan herhangi bir havaalanı ya da şirketin yaptırımlara maruz kalmasını öngörüyor.

İran, Bağdat'ın İran'dan gelen uçuşları kabul etmeyi durdurduğunu ve bu uçuşların Necef'e yönlendirilmesine çalışıldığını söylüyor. Necef'ten İran'a uçuşlar ise sürüyor ve herhangi bir durdurma emri alınmış değil.

Hz. Ali'nin türbesinin bulunduğu Necef, hac ve ziyaret amaçlı seyahatlerin başlıca merkezlerinden biri. Bölgedeki seyahat şirketleri de İran hatlarına büyük ölçüde bağımlı.

facebook.png

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.