ABD'nin İran'dan yeni talepleri neler?

ABD'nin İran'dan yeni talepleri neler?

ABD yönetimi barış görüşmelerinde İran'dan yeni taleplerde bulundu.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, savaşı sona erdirecek bir anlaşmanın parçası olarak İran'ın uranyum zenginleştirme kapasitesini "anlamlı" ölçüde azaltması gerektiğini söyledi. Uzmanlara göre bu talep, Washington'ın daha önce Tahran'ın zenginleştirmeden tamamen vazgeçmesi yönündeki ısrarında bir yumuşamaya işaret ediyor olabilir.

Vance'ın açıklamaları, diğer üst düzey ABD yetkililerinin sert söylemlerini sürdürdüğü bir dönemde geldi. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, İran'ın nükleer silaha sahip olamayacağını yinelerken Başkan Donald Trump, savaşın ya "iyi yoldan ya da pek de iyi olmayan yoldan" sona ereceği uyarısında bulundu.

Tahran'daki yetkililer ise ABD-İsrail'in İran'a karşı yürüttüğü savaş sekizinci ayına girerken Washington'ın gerçekten müzakere isteyip istemediğini sorguluyor.

Taraflar pozisyonlarını ortaya koyarken Lancaster Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Profesörü Simon Mabon, Al Jazeera'ya İran'ın nükleer silah edinmeye yönelmesi ihtimalinin uzak kalmaya devam ettiğini söyledi. Mabon'a göre Tahran'ın müzakerecileri daha çok yaptırımlar, dondurulmuş İran varlıkları, ABD'nin deniz ablukası ve bölgedeki çatışmalarla ilgileniyor ve bunlar anlaşmanın önündeki temel engeller olmaya devam ediyor.

ABD ne söyledi?

Vance, Reuters'a yaptığı açıklamada İran'ın nükleer silah geliştirmeme konusundaki kararlılığını zenginleştirme programında değişikliğe giderek göstermesi gerektiğini söyledi.

Vance, "Nükleer silah istemiyorsanız neden yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş yakıta ihtiyacınız var? Nükleer silah üretmeme konusunda kararlı olduğunuzu göstermek istiyorsanız yüksek oranda zenginleştirilmiş yakıt üretmeyin. Bu çok temel bir eşik meselesidir." dedi.

Vance ayrıca ABD'nin İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ve Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştüğünü ancak "ülkelerinde kararların nasıl alındığının tamamen açık olmadığını" söyledi.

Atina'da gazetecilere konuşan Rubio ise İran'ı anlaşmaya varmak için çeşitli fırsatları kaçırmakla suçladı.

Rubio, "İran nükleer silaha sahip olamaz. Bu kadar basit, nokta, mesele kapanmıştır" dedi.

Rubio ayrıca İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki "kontrolünü tamamen kaybettiğini" ve ekonomisinin "tam ve mutlak bir serbest düşüş" içinde olduğunu öne sürdü. İran'ın "felç edici" yaptırımlar altında "dünyada çok az ülkenin bulunduğu bir noktaya ulaşmak üzere olduğunu" savundu.

Analistlere göre bu açıklamalar, Vance'ın kullandığı ifadeler Washington'ın hangi nükleer kısıtlamaları kabul edebileceğine ilişkin soru işaretleri yaratsa da Tahran üzerindeki baskının ABD yaklaşımının merkezinde kalmaya devam ettiğini gösteriyor.

İran ne söyledi?

Pezeşkiyan pazartesi günü Washington'la müzakerelerin "sonuçsuz" olduğunu söyleyerek ABD'yi görüşmeleri sürdürürken aynı zamanda İran yönetimini hedef almakla suçladı.

Pezeşkiyan, Ermenistan Dışişleri Bakanı ile görüşmesinde, "ABD ile sorunumuz şu ki ne zaman müzakere masasına otursak hemen ardından bize savaş dayatılıyor" dedi.

İran'ın resmi haber ajansı IRNA'ya göre Pezeşkiyan, "Şimdiye kadar görüşmelerin ardından bize üç kez saldırdılar. Bu, diyalog aramadıklarını gösteriyor. Aksine hedefleri İran'ı devirmek" ifadelerini kullandı.

İran'ın son teklifi, iki ülkenin 17 Haziran'da imzaladığı ve kısa süreliğine çatışmaları azaltan ancak daha sonra çöken mutabakat zaptını temel alıyordu. Birkaç hafta önce sunulan yeni teklif, esas olarak takvimi kısaltıyor ve çözüme yönelik adımların sırasını değiştiriyordu.

Teklife göre İsrail'in Lübnan'daki saldırıları dahil tüm cephelerde çatışmalar duracaktı. Washington deniz ablukasını ve petrol yaptırımlarını kaldıracak, dondurulmuş İran varlıklarını serbest bırakacaktı. Hürmüz Boğazı yedi gün sonra yeniden açılacak, ardından İran'ın nükleer programına ilişkin müzakereler başlayacaktı.

Uzmanlara göre teklif, Trump'a kasımdaki ABD ara seçimleri öncesinde deniz taşımacılığını yeniden işler hale getirmek için bir yol sunabilirdi. Ancak adımların hangi sırayla atılacağı konusundaki anlaşmazlıklar çözülmedi.

Mabon ise Washington'ın zenginleştirme konusuna odaklanmasının Tahran'ın önceliklerini gözden kaçırma riski taşıdığını söyledi:

"ABD, İranlılarla nükleer meselede tutumunu yumuşatmaya çalışıyor ancak İranlılar açısından asıl anlaşmazlık noktası bu değil. Asıl mesele abluka, yaptırımların kaldırılması, varlıkların dondurulmasının sona erdirilmesi ve bölgedeki çatışmaların bitirilmesi."

Sınırlı uranyum zenginleştirmeye izin veren bir anlaşma, ABD Başkanı Barack Obama döneminde müzakere edilen 2015 tarihli Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) ile de karşılaştırılabilir. Anlaşma, yaptırımların hafifletilmesi karşılığında İran'ın nükleer programını sınırlandırmıştı. Trump, 2018'de ABD'yi anlaşmadan çekmişti.

Mabon, mevcut savaştan önce bir nükleer anlaşmanın mümkün olduğunu söyledi.

"Aslında çeşitli noktalarda bir nükleer anlaşma ulaşılabilir durumdaydı. Elbette JCPOA vardı ancak İranlılar şubat ve ocak aylarında da benzer bir anlaşmayı kabul etme noktasına gelmişti. O dönemde arabuluculukla yürütülen görüşmelerin tamamı bir nükleer anlaşmaya varılabileceğine işaret ediyordu ancak yine de savaşa gitme kararı alındı."

Mabon'a göre Tahran'ın nükleer meselenin ötesine geçen taahhütlere ihtiyacı olacak.

"İranlıların yaptırımların kaldırılmasını, ablukanın sona erdirilmesini ve varlıkların serbest bırakılmasını ya da en azından bunlara ilişkin bir yol haritasını, ayrıca Lübnan'daki çatışmaların sona ermesini ve Körfez'de kalıcı bir ateşkesi talep edeceğini düşünüyorum."

Rubio'nun İran'ın su yolu üzerindeki kontrolünü kaybettiği iddiasına rağmen Hürmüz Boğazı'ndaki deniz taşımacılığı da belirsizlik kaynağı olmaya devam ediyor.

Kaynak: Mepa News, Al Jazeera

facebook.png

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.