1. ANALİZ

  2. Afganistan'a neden 'imparatorluklar mezarlığı' deniyor?
Afganistan'a neden 'imparatorluklar mezarlığı' deniyor?

Afganistan'a neden 'imparatorluklar mezarlığı' deniyor?

Afganistan, son yüzyıla damgasını vuran Amerikan medeniyetinin çöküşüne mi neden olacak? İşte Hindikuş Dağları'nda yok olan imparatorlukların kısa bir hikayesi…

A+A-

Amerika Birleşik Devletleri’nin Afganistan’daki savaşı nereye doğru gidiyor? Geçtiğimiz günlerde Trump hükümeti Savunma Bakanı James Mattis’e bölgedeki asker sayısını belirleme yetkisini vermişti; şu ana kadar söylentilere göre 4 bin ek Amerikan askerinin Afganistan’a sevk edileceği gündemde, ancak bu yeterli olmayabilir; Afganistan’ı işgal etmek ve yönetmek neredeyse imkansız bir uğraş, zira bunu tarihte başarabilen imparatorlukların sayısı çok azdır. 

10 yıl içinde Taliban tüm kontrolü alabilir

Atlantic’teki yazısında Peter Beinart ABD liderliğindeki Afganistan savaşını umutsuz olarak nitelendirdi: Taliban anlaşma masasına oturacak gibi görünmüyor zira zaman onlardan yana, tek yapmaları gereken oturup ABD’nin bölgeyi terk etmesini beklemek. ABD 16 yıldır Afganistan’da, bu ABD’nin tarihindeki en uzun savaşı halini aldı. ABD bugüne kadar Afganistan’da 2. Dünya Savaşı sonrasında Avrupa’nın tekrar inşasına harcadığından daha fazla para harcamış olmasına rağmen çok az bir ilerleme kaydetti. Taliban’ın önümüzdeki 10 yıl içerisinde bütün Afganistan’ı kontrol altına alması şaşılacak bir durum olmaz. 

ABD sadece listeye eklenmiş olacak

Afganistan her zaman yönetilmesi zor bir ülke olarak tarihte yer aldı. Sırasıyla gelen imparatorluklar, işgalci milletler bazen ilk girdiği savaşları kazanmış ve bölgede ilerlemiş de olsalar dahi bugün Afganistan olarak bildiğimiz toprakları pasife etmeyi başaramadılar, böylelikle ülkeye “İmparatorluklar Mezarlığı” lakabı takıldı. Eğer ABD ve müttefikleri bölgeden ayrılma kararı alırsa sadece tarihte bunu yapmış güçler listesini uzatmış olacak. İngilizler 1839-1942 arasında yürüttükleri savaşta öğrendiler ki, halk desteğini arkasında bulunduran yerel bir yönetici ile iş yapmak, arkasında yabancı güçlerin olduğu bir lideri desteklemekten çok daha kolaydır; böyle bir lideri desteklemenin maliyeti gün geçtikçe katlanarak artar. Afganistan’ı kontrol altına alma hedefine yaklaşan tarihi imparatorlukların çoğu, örneğin Moğollar gibi, bölgede hafif bir kontrol mekanizması oluşturarak bunu başardılar. Moğollar bölgede tam olmasa da kontrolü etraftaki kabilelere paralar ödeyerek veya onlara özerklik tanıyarak sağladılar. Merkezi bir kontrol sistemi oluşturulması girişimi olarak adlandırılabilecek her uygulama ki buna günümüz Afgan hükümeti de dahildir, ağır şekilde başarısız oldu. 

Her ev bir kale gibi

Afganistan’ın kontrol altına alınmasının zorluğu üç ana faktörden kaynaklanır. İlk olarak, Afganistan İran, Orta Asya ve Hindistan arasındaki kara yolu üzerinde kuruludur, tarihte birçok defa işgale uğramış ve çok sayıda kabile bölgeye yerleşmiştir. Bu kabilelerin çoğu hem birbirine karşı hem de dışardan gelenlere karşı düşmanca bir tutum içerisinde olmuştur. İkinci olarak, sürekli olarak işgale uğranılması ve kabileciliğin bölgede yerleşmiş olması, bölgenin güvenli olmaması neredeyse her evin, her köyün bir kale gibi inşa edilmesine yol açmıştır. Üçüncü olarak, Afganistan’ın coğrafi özellikleri işgali ve sonrasında kontrolü elde tutmayı güçleştirmiştir. Afganistan dünyanın en çetin ve yüksek dağlarıyla çevrilidir. Bu dağların arasında, ülkenin ortasından ve güneyinden geçen Hindikuş Dağlarının yanında doğudaki ünlü Pamir dağları da vardır. Hindikuş, Pamir, Tian Shan, Kunlun ve Himalayalar’ın birleştiği yer olan Pamir Kot kuzeydoğu Afganistan’ın Badahşan bölgesinde bulunur.

Afganistan tarihi incelendiğinde burayı işgal etmenin ve sonrasında yönetmenin ne kadar zor olduğu anlaşılır. Afganistan tarih sahasında ilk olarak MÖ 500 yıllarında ortaya çıkar. Ülke o dönemde Pers İmparatorluğu’nun doğu bölgesini oluşturmaktaydı. Afganistan’ın bugünkü Pakistan kuzeybatısında ve ülkenin doğusundaki bazı bölgeleri bir zamanlar kadim Hindistan krallığı Gandhara’nın sınırları içerisindeydi. Tahminen, güney ve doğu Afganistan bugün Peştu (tarih boyunca Afgan olarak da bilinirler) olarak bildiğimiz insanların ataları tarafından çok öncelerden yurt edinilmişti; Peştuca kadim bir doğu Fars dilidir. Daha da eski olan Zerdüşt kitabelerin dili Avestan ile yakından akrabadır. Afganistan bu dönemde az bir nüfusa sahipti zira kaynaklar Büyük İskender’in bölgede az bir mukavemetle karşılaştığını yazmaktadır. Bu dönemi takiben, kuzey Afganistan’ın Balkh (Balktria) bölgesinde Yunan bir krallık ortaya çıktıysa da Hindistan’daki Maurya İmparatorluğu Afganistan’ın büyük bölümünü kontrol altına almıştır. Bu dönemde Budizm ve Hinduizm bölgede yayıldı. Ancak Maurya İmparatorluğu'nun çökmesinin ve Orta Asya’dan gelen işgallerin ardından Afganistan dağları “dolmaya” başladı ve savaşçı kavimlerin kendi bölgelerini ölümüne savunduğu yer olarak ün saldı. Bölgeyi işgale gelenlerin birçoğu Afganların kabile sistemini benimseyerek asimile oldular ve dillerini Peştuca’ya çevirdiler. 

İslamlaşma 200 yıl sürdü

Afganistan içinde bulunan çeşitli kabileler kısa süreli imparatorluklar kurduysa da bunlar daha sonra küçük devletçiklere bölündü. Bunlar arasında Greco-Bactrian, Hint-Fars(Indo-Parthian), İskitliler, Buda putlarıyla ünlü Kuşan, Kidarit ve Beyaz Hunlar bulunur. Bu döneme gelindiğinde bölgenin zorluğu iyi bilinir hale geldi. Araplar (Müslümanlar) 8. Yüzyılda bölgeye vardıklarında, bölge küçük ancak zorlu şehirlerden oluşuyordu. Fetihler bir süre sorunsuz şekilde devam etti ancak Kandaharlı Zunbil’leri fethetme girişimleri büyük bir başarısızlıkla sonuçlandı, bu Araplar için bölgede bir ilkti. Zunbil kabilesine karşı gönderilen 20.000 askerden 5.000’i geri dönebildi. Afganistan’ın batısından doğusuna İslam’a girmesi yaklaşık 200 sene sürdü. Bu sürecin sonuna, Afganistan sınırındaki Zaranj doğumlu demirci bir Pers olan Yakub ibni al-Leys al-Saffar’ın Kabil’i fethetmesiyle ulaşıldı. Fetihten sonra dahi Hint Şahi soyundan gelenler, en son olarak Gazneli Mahmud (Gazne Afganistan’da bir şehirdir) tarafından yeni binyılın başlarında yenilinceye kadar bugünün Afganistan’ının en doğusundaki bölgelerde bir 100 sene daha direndiler. 

Cengiz Han'ın torunu öldü

Moğollar Afganistan’a vardıklarında ve 1221 senesinde Bamiya vadisini kuşatmaya aldılar ancak o kadar şiddetli bir savunmayla karşılaştılar ki bu savaşın sonunda Cengiz Han’ın torunu öldürüldü. Öfkelenen Moğollar vadide yaşayanların çoğunu öldürdüler; günümüzde bölgede yaşayan Hazara kabilesinin soyu bölgede konuşlandırılan ve Tacik kadınları eş alan bir Moğol askeri birliğine dayanır. Ülke Moğol İmparatorluğunun zayıflamasının ardından tekrar dağılmaya başladı. 

İlk Babür imparatoru olan Zahiruddin Muhammed Babür, Hindistan’ı fethetmeden 20 sene öncesinde kendisine Kabil’de bir krallık elde etmeyi başardı. Hindikuş bölgesinin çoğunluğu zayıf olarak da olsa 1738’e kadar Babür kontrolünde kaldı. Bölge Babür hakimiyetinin üzerinden 10 yıl kadar geçtikten, Nadir Şah’ın ölümünden sonra modern Afganistan’ın kurucusu Ahmed Şah Durani tarafından alındı. Afganistan’daki Babür hakimiyeti birkaç şehir merkezinin kontrol altında tutulması, bölgenin geri kalan yerlerinde yumuşak bir yönetim anlayışı ve kabilelere düzenli ödemeler yapmak suretiyle sağlanıyordu. Bu taktik daha sonra İngilizler tarafından harfiyen uygulandı. Bununla birlikte Babür hakimiyeti kırılgan bir statüdeydi zira bölgedeki kabileler sürekli olarak isyan ediyorlardı. Bu isyanlardan en önemlisi 1672-1677 yılları arasında bir şair olan Kuşal Han Kattak liderliğinde Babür İmparatoru Aurangzeb tarafından bastırılana kadar devam eden isyandır, bu isyandan sonra Babürler ana yollar dışında ülkede artık herhangi bir otoriteye sahip olamadılar. 

Şiiliği yayma çabalarına karşı isyan bayrağı

Babür imparatorluğunun sınırları batıda Gazne ve Bamiyan ile orta Afganistan’ı içine alacak şekilde genişti. İran Safevileri ile Kandahar için on yıllar boyunca savaştılar ancak bu bölge Şah Cihan zamanında tamamen kaybedildi. Safeviler de asi Afgan kabileleri ile uğraşmak zorunda kaldı. 1709 yılında Safevilerin Peştu kabilelerini kontrol altına alma ve Şiiliği yayma politikaları sebebiyle Kandahar’da isyan bayrağı açıldı. Bu isyan Safevi devletinin sonunu getirdi. Savaş ağası Nadir Şah’ın yükselişi ile sıkıntı yaşanmasına rağmen en sonunda 1747 yılında modern Afganistan Ahmed Şah Durani tarafından, Nadir Şah’ın torunlarından Fars topraklarının bir kısmı, Babür toprakları ve kuzeyde Özbeklerin bazı toprakları alınarak kuruldu. 

ABD, savaşı kızıştırmanın işe yaramayacağını anlamalı

O günden itibaren, İngiliz ve Rusların da öğrendiği üzere Afganistan’da geçici olarak toprak kazanmak ve Afganları açık savaşta yenmek mümkün olsa da, yabancı işgalcileri gerillalar, kabileler ve kalelerle sürekli yıpratan bu insanların memleketinde uzun süreliğine gücü elinde bulundurmak imkansızdır. Afganların yabancı işgalcilerin aksine gidecek başka bir yerleri yok ve bütün hayatları boyunca savaşmaya alışıklar. Amerika Birleşik Devletleri tarihten ders almalı ve savaşı kızıştırmanın sonucu değiştirmeyeceğini artık anlamalıdır. Savaşı uzatmak en iyi ihtimalle etkisiz kalacak, en kötü ihtimalle de daha fazla para ve can kaybına yol açacaktır. 

Kaynak: Mepa News

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.