Al Jazeera, Ahmed Şara röportajının ikinci bölümünü yayınladı: "Suriye'de askeri güç tek başına yeterli değildi"

Al Jazeera, Ahmed Şara röportajının ikinci bölümünü yayınladı: "Suriye'de askeri güç tek başına yeterli değildi"

Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Al Jazeera Arapça'ya verdiği röportajın ikinci bölümünde devrim süreci, Esed rejiminin devrilmesi, Türkiye'nin yaklaşımı ve kendi siyasi dönüşümüne ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.

Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, Al Jazeera Arapça'ya verdiği röportajın ikinci bölümünde Esed rejiminin devrilme süreci, devrim yıllarında edindiği tecrübeler, Türkiye'nin tutumu ve kendi siyasi geçmişine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Büyük kısmı Şam sokaklarında kaydedilen röportajda Şara, daha en başından Esed rejiminin yıkılacağına inandığını belirterek, "Rejimin düşeceğinden emindim. Bizim görevimiz bunun gerçekleşmesi için elimizden gelen tüm imkanları kullanmaktı." dedi.

Şara, muhaliflerin geçmişte rejime karşı kaybettikleri çatışmaları sürekli analiz ettiğini belirterek, başarısızlıkların önemli bölümünün rejimin gücünden değil, muhalif saflardaki eksikliklerden kaynaklandığını ifade etti. Rusya'nın askeri müdahalesine rağmen birçok sorunun kendi içlerinden kaynaklandığını söyleyen Şara, bu nedenle öncelikle kendi hatalarını düzeltmeye odaklandıklarını kaydetti.

"Aynı hatayı iki kez yapmam"

Şara, devrim sürecinde benimsediği en önemli ilkelerden birinin aynı hatayı tekrar etmemek olduğunu söyledi.

"Bir hata yapar ve o yüzden kaybedersek, bir dahaki sefere farklı bir şekilde kaybedebiliriz. Ama aynı hatayı tekrar tekrar yapmak asıl problemdi." diyen Şara, zamanla bu yaklaşımın birlikte çalıştıkları kadrolar arasında ortak bir çalışma kültürüne dönüştüğünü ifade etti.

"Sadece askeri güç yeterli değildi"

Şara, Suriye gibi karmaşık bir ülkede askeri mücadelenin tek başına başarı getirmeyeceğini vurguladı.

"Askeri eylem sadece araçlardan biridir. Tek başına yeterli değildir." diyen Şara, başarılı olabilmek için medya stratejisine, kamuoyu desteğine, kamu yönetimine, kurumsal yapılanmaya, ekonomik kalkınmaya ve güçlü devlet kurumlarına ihtiyaç duyulduğunu söyledi.

"Cevlani isminden utanmıyorum"

Röportajda, bazı çevrelerin kendisini halen eski ismiyle "Ebu Muhammed el Cevlani" olarak anmasına ilişkin soruyu da yanıtlayan Şara, bu ismin kendi geçmişinin bir parçası olduğunu dile getirdi.

Soyunun Golan bölgesine dayandığını belirten Şara, "Ben devlet başkanı olarak doğmadım. Bugün bulunduğum noktaya 23 yılı aşkın mücadele ve çalışma sonunda geldim." ifadelerini kullandı.

Geçmişinin fedakarlıklar, şehitler ve büyük acılarla şekillendiğini belirten Şara, "Bu tarihten utanmıyorum. Aksine onunla gurur duyuyorum. Bu geçmiş bir yönüyle artık Suriye'nin tarihinin de parçası haline geldi." dedi.

"İnsanların ürettiği fikirler dinin yerine geçmemeli"

Şara, ideolojik yaklaşımlara ilişkin değerlendirmesinde ise insanların ürettiği düşüncelerin mutlak doğrular gibi görülmesini doğru bulmadığını söyledi.

İnsanlara hizmet etmek, zulmü ortadan kaldırmak ve mazlumları savunmak gibi değerlerin evrensel ilkeler olduğunu belirten Şara, bu ilkelerin İslam'ın yanı sıra diğer dinlerde de yer aldığını ifade etti.

Ancak belirli ideolojik doktrinlerin değişmez kurallar gibi kabul edilmesini eleştiren Şara, her dönemin ve her olayın kendi şartları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Yaklaşık yüz yıl önce yazılmış fikirlerin sorgulanmadan uygulanmasının doğru olmadığını belirten Şara, "İnsan kendisini katı ideolojik kalıplara hapsettiğinde doğru sonuçlara ulaşamaz. Olaylar çok hızlı değişiyor ve her yeni durum yeni bir değerlendirme gerektiriyor." ifadelerini kullandı.

"Irak'ın yaşadıkları Suriye'de tekrar etmemeliydi"

Irak tecrübesinden önemli dersler çıkardığını söyleyen Şara, Irak'taki mezhep çatışmalarının ve iç bölünmelerin Suriye'de yaşanmaması gerektiğini düşündüğünü belirtti.

"Irak'ın gerçekliğini Suriye'ye taşımamamız gerektiği sonucuna vardım. Her ülkenin kendine özgü şartları vardır." diyen Şara, Irak'ta yaşanan mezhepsel çatışmaların Suriye'de tekrarlanmasını engellemeyi temel hedeflerden biri olarak gördüğünü kaydetti.

"Operasyon kararı tamamen bize aitti"

Şara, Esed rejimini hedef alan son askeri operasyon öncesindeki uluslararası atmosfer hakkında da dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

O dönemde birçok kişinin devrimin başarı şansını kaybettiğine inandığını söyleyen Şara, Türkiye'nin ise Suriyeli sığınmacılar nedeniyle ciddi iç siyasi baskı altında bulunduğunu ifade etti.

Şara, askeri seçeneğin gerçekçi görülmediğini, dönemin hakim yaklaşımının Esed rejimiyle normalleşme olduğunu belirterek, birçok Türk siyasetçinin bunun başarılı olmayacağını düşünmesine rağmen bu politikanın sürdürüldüğünü söyledi.

Türkiye'nin ayrıca başarısız bir askeri girişimin Rusya'nın muhalif bölgeleri yoğun şekilde bombalamasına ve yeni bir göç dalgasına yol açmasından endişe ettiğini belirten Şara, Ankara'nın zaten ciddi bir mülteci yükü taşıdığı için bu riski göze almak istemediğini ifade etti.

Arap ülkelerinin de Katar dışında büyük ölçüde Esed yönetimiyle normalleşme sürecine yöneldiğini belirten Şara, bunun amacının Esed'i desteklemek değil, Suriye'yi İran'ın etkisinden uzaklaştırmak olduğunu söyledi.

Tüm bu çekincelere rağmen operasyon kararının tamamen kendilerine ait olduğunu vurgulayan Şara, "Askeri operasyon bütün bu şartlara rağmen başlatıldı. Bu tamamen bizim kendi kararımızdı." ifadelerini kullandı.

Kaynak: Mepa News

google-arama.png

Etiketler :
HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.