Avrupa, ortak savunma mekanizmasını test ediyor
AB ülkeleri, artan güvenlik riskleri ve ABD ile yaşanan görüş ayrılıkları gölgesinde ortak savunma kapasitesini test etti.
Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkelerin temsilcileri, olası geniş çaplı bir hibrit saldırıya karşı hazırlık kapsamında ortak savunma maddesinin devreye alınmasına yönelik bir kriz tatbikatı gerçekleştirdi. Tatbikat, Avrupa’nın ABD güvenlik şemsiyesinden kısmen uzaklaştığı ve askeri-teknolojik kapasite açığına ilişkin kaygıların arttığı bir dönemde yapıldı.
Diplomatik kaynakların Alman Haber Ajansı’na verdiği bilgiye göre, pazartesi günü düzenlenen kriz yönetimi tatbikatına, üye ülkelerin güvenlik politikalarından sorumlu büyükelçileri ile AB kurumlarından uzmanlar katıldı. Elde edilen sonuçların, Birlik içinde ortak savunma mekanizmasının güçlendirilmesine yönelik yeni bir planın hazırlanmasına katkı sağlaması bekleniyor.
Gizlilik kuralları nedeniyle tatbikatın detayları paylaşılmazken, kaynaklar senaryonun gerçekçi ancak kurgusal olduğunu ve hibrit saldırılar karşısında koordinasyon ile hızlı müdahale kapasitesinin test edildiğini aktardı. Hibrit savaş, askeri yöntemlerin yanı sıra ekonomik, siyasi ve bilgi alanındaki araçların birlikte kullanılması olarak tanımlanıyor.
AB, son yıllarda elektrik şebekelerine yönelik siber saldırılar, izinsiz insansız hava aracı uçuşları ve sabotaj eylemleri gibi tehditlere karşı hazırlıklarını artırıyor. Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu çabaları Şubat ayında düzenlenen Münih Güvenlik Konferansı sırasında desteklemişti.
Planların, AB’nin güvenlik alanında NATO ve ABD’ye olan bağımlılığını azaltmayı, gerektiğinde ittifakın devreye giremediği senaryolara hazırlık yapmayı amaçladığı ifade ediliyor.
Ortak savunma maddesi ve geçmişi
AB Antlaşması’nın 42. maddesi, üye ülkeler arasında karşılıklı yardım yükümlülüğünü düzenliyor. Buna göre bir üye ülkenin silahlı saldırıya uğraması halinde diğer üyeler, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca destek sağlamakla yükümlü.
Bu madde, bazı yönleriyle NATO’nun 5. maddesine kıyasla daha bağlayıcı kabul edilse de, uygulamada NATO’nun Avrupa savunmasının temel çerçevesi olmayı sürdürdüğü vurgulanıyor.
Söz konusu mekanizma, 2. Dünya Savaşı sonrası Avrupa güvenliğinin temel taşlarından biri olan Batı Avrupa Birliği mirasına dayanıyor. AB’de ortak savunma maddesi bugüne kadar yalnızca 2015 Paris saldırıları sonrasında bir kez işletildi.
Artan güvenlik kaygıları ve ABD ile gerilim
Analistler, son tatbikatın AB’nin artan güvenlik endişeleri ve daha geniş çaplı bir askeri kriz ihtimaline karşı hazırlıklarının parçası olduğunu belirtiyor. Bu yaklaşım, 2022’de kabul edilen “Stratejik Pusula” belgesinde de yer alıyor.
Belge kapsamında AB’nin 5 bin askerden oluşan hızlı konuşlandırma gücü kurması, savunma harcamalarını artırması ve siber tehditlere karşı altyapı korumasını güçlendirmesi hedefleniyor.
Öte yandan Avrupa’da, ABD’nin askeri varlığına ilişkin son kararlar da tartışma konusu. ABD Başkanı Donald Trump’ın Almanya’daki askeri üslerden 5 bin askerin çekilmesi yönündeki kararı, Avrupa’nın savunma kapasitesi açısından soru işaretlerine yol açtı.
Ayrıca Washington’un Almanya’ya “Tomahawk” tipi seyir füzeleri konuşlandırmama kararı da Avrupa’da endişe yarattı. Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius, bu kararın Avrupa güvenliği ve askeri teknoloji açığı açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğini ifade etti.
ABD’nin daha önce, eski Başkan Joe Biden döneminde NATO zirvesinde Almanya’ya orta menzilli füze konuşlandırma taahhüdünde bulunduğu hatırlatılıyor.
Savunmada yeni yarış
Uzmanlara göre AB’nin önünde, gelişmiş silah sistemleri üretimini hızlandırmayı gerektiren zorlu bir süreç bulunuyor. Almanya’nın ordu için 100 milyar euroluk özel fon ayırdığı, Avrupa genelinde ise önümüzdeki 10 yıl için 500 milyar euroluk ek savunma yatırımına ihtiyaç duyulduğu belirtiliyor.
Kaynak: Mepa News