Basra Körfezi'ndeki İran adalarına ilişkin neler biliniyor?
"İran adalarının bazıları geniş yüz ölçümüne ve stratejik öneme sahip."
Rayhan Uddin | Middle East Eye | Tercüme: Mepa News
İran'a bağlı adalar yeniden gündemde.
Ülkenin yaklaşık 400 adasının büyük bölümü küçük ve ıssız olsa da, bunlardan bazıları geniş yüz ölçümüne ve stratejik öneme sahip.
Bu adaların en önemlileri, İran'ın Arap Yarımadası'ndaki komşularının karşısında yer alan Basra Körfezi ile Hürmüz Boğazı çevresinde bulunuyor.
Basra Körfezi'ni Umman Körfezi'ne, oradan da Hint Okyanusu'na bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrolü ile sıvılaştırılmış doğal gazının yaklaşık beşte birinin geçtiği kritik bir dar geçit niteliği taşıyor.
İran, ABD-İsrail savaşına karşılık olarak boğazı fiilen kapatırken, bu süreçte adalar da asimetrik savaş taktiklerinin merkezinde yer aldı.
Ancak İran adaları yalnızca askeri açıdan değil, enerji ve turizm sektörleri bakımından da büyük önem taşıyor. Ülkenin geri kalanı gibi bu adalar da zengin ve çok katmanlı bir tarihe ev sahipliği yapıyor.
Bu adalardan üçü Birleşik Arap Emirlikleri tarafından da sahipleniliyor. Bir başka ada balıkçı kadın topluluğuyla bilinirken, bir diğeri ise eski bir FBI ajanının iki on yıl önce ortadan kaybolduğu yer olarak öne çıkıyor.
Middle East Eye, İran'a ait dokuz adayı mercek altına aldı.
Hark
Hark Adası, İran'ın petrol altyapısının kalbi olarak görülüyor.
Basra Körfezi'nin kuzeyinde, ana karadan yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan ada, İran'ın ham petrol ihracatının yüzde 90'ını karşılıyor.
İran genelindeki petrol sahalarından çıkarılan ham petrol, uluslararası pazarlara sevk edilmek üzere bu adada depolanıyor ve tankerlerle yükleniyor.
Hark'ın 30 milyon varile kadar ham petrol depolama kapasitesine sahip olduğu, geçen ay itibarıyla adada yaklaşık 18 milyon varil petrol bulunduğu bildiriliyor.
Büyük petrol sahalarını Hark'taki depolama tesislerine ve yükleme iskelelerine bağlayan geniş bir boru hattı ağı bulunuyor.
Ada, İran Devrim Muhafızları'nın koyduğu sıkı giriş kısıtlamaları nedeniyle sık sık "Yasak Ada" olarak anılıyor. Adaya yalnızca resmi güvenlik izni bulunan kişilerin girişine izin veriliyor.
Adada yaşayan yaklaşık 8 bin kişinin büyük bölümü petrol sektörüyle bağlantılı.
Adada bir Hristiyan manastırının kalıntıları, Sasani dönemine ait mezarlar ve 2300 yıldan daha eski Ahameniş yazıtları dahil çok sayıda arkeolojik alan da bulunuyor.
1980'lerdeki İran-Irak savaşı sırasında Irak hava kuvvetleri adayı sık sık bombalamıştı.
Son haftalarda ise ABD'nin adada 90 askeri hedefi vurduğunu açıkladığı, Trump'ın da adaya el koyma tehdidinde bulunduğu belirtildi.
Kişm
1.400 kilometrekareyi aşan yüz ölçümüyle Kişm, Basra Körfezi'ndeki en büyük ada konumunda bulunuyor.
İran'ın Hürmüzgan eyaletine bağlı olan ada, Hürmüz Boğazı üzerinde, ana karadaki Bender Abbas liman kentinin yakınında yer alıyor.
Kişm'de yaklaşık 150 bin kişi yaşıyor. Ada nüfusunun çoğunluğunu Sünniler oluştururken, halkın büyük kısmı Bendari lehçesini konuşuyor.
Ada, tarih boyunca çok sayıda yönetici ve imparatorluk açısından deniz stratejisi bakımından önem taşıdı. Portekiz ve İngiliz güçleri burada üsler kurdu.
Tarihi yapıları ve ekolojik çeşitliliği sayesinde ada önemli bir turizm merkezi haline gelirken, UNESCO Dünya Mirası geçici listesinde de değerlendiriliyor.
İran Devrimi'nin ardından Kişm, İran'ın geri kalanından farklı vergi ve düzenleme sistemine sahip bir serbest ticaret ve sanayi bölgesine dönüştürüldü.
Ayrıca ada, İran'ın asimetrik deniz savaşı kapasitesinin önemli bir deniz üssü olarak da geliştirildi.
İran Devrim Muhafızları'nın adada denizaltılar, hücum botları ve kıyı bataryalarının bulunduğu gizli bir yer altı "füze kenti" inşa ettiği düşünülüyor.
Yer altındaki bu ağın ayrıntıları ise gizli tutuluyor.
İran, 7 Mart'ta ABD'yi Kişm'deki bir su arıtma tesisini vurmakla suçladı. Hem ABD hem de İsrail saldırıyı reddetti.
Hürmüz
Hürmüz Adası da, içinde bulunduğu boğaz gibi adını 11'inci ve 17'nci yüzyıllar arasında modern İran, Umman ve Bahreyn'in bazı bölgelerini yöneten önemli deniz gücü Hürmüz Krallığı'ndan alıyor.
Krallığın yöneticileri Hürmüz Adası'nı başkent yapmış, ada Basra Körfezi ile Hint Okyanusu arasındaki ticaretin merkezlerinden biri haline gelmişti.
Daha sonra Portekiz İmparatorluğu tarafından ele geçirilen ada, ardından Farslar ve İngilizlerin ortak kontrolüne girdi.
Ada, jeolojik özellikleri nedeniyle bugün de ilgi görüyor.
Kızıla çalan akarsuları, kırmızı tonlardaki plajları ile pembe, altın ve sarı renkli dağları nedeniyle sık sık "gökkuşağı adası" olarak anılıyor.
Larak
Larak Adası, İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol iddiasının temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.
Ada, Kişm'in doğusunda ve Hürmüz Adası'nın güneyinde stratejik bir noktada yer alıyor.
Tahran yönetiminin Larak'ı sığınaklar ve saldırı araçlarından oluşan bir ağla tahkim ettiği, böylece Hürmüz Boğazı'nı izleyip yük gemilerini tehdit etme kapasitesi kazandığı bildiriliyor.
Son günlerde Larak'ın, boğazda fiili bir "bilet gişesi" oluşturmak için kullanıldığı ifade ediliyor.
Analistlere göre gemiler, Larak ile Umman'daki Musandam Yarımadası arasındaki geniş su yolundan geçmek yerine, İran kıyılarına daha yakın olan Larak'ın kuzeyinden seyrediyor.
Bunun nedeni olarak ise İran'ın, gemileri denetleyebildiği bir "güvenli koridor" oluşturması gösteriliyor.
Lloyd's List'e göre bir geminin bu koridordan geçmek için 2 milyon dolar ödediği bildirildi. Ancak tüm gemilerden ücret alınıp alınmadığı netlik kazanmadı.
Ebu Musa
Ebu Musa, İran yönetiminde olan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin hak iddia ettiği üç adanın en büyüğü olarak biliniyor.
Yaklaşık 5 kilometrekarelik alana sahip olan ve 2 bin civarında kişinin yaşadığı ada, Hürmüzgan'ın ana karaya en uzak 14 adası arasında yer alıyor.
Adanın egemenliğine ilişkin anlaşmazlık ilk kez 20'nci yüzyılın başlarında kayda geçti.
BAE'nin öncülü olan Ateşkes Devletleri'nin 19'uncu yüzyılın sonlarında İngiliz himayesine girmesiyle birlikte, Şarika emirliği Ebu Musa'yı yönetmeye başladı.
İran buna itiraz etti ve 1904'te egemenlik iddiasını göstermek için adaya kısa süreliğine bayrak dikti, ancak İngiliz baskısıyla geri çekildi.
Ada, sonraki birkaç on yıl boyunca Şarika'nın yönetiminde kaldı.
İngiltere 1971'de himaye yönetiminden çekilirken, Ebu Musa'nın Şarika ile İran arasında ortak kontrol edilmesini öngören karmaşık bir anlaşmaya aracılık etti.
Ancak İran, BAE'nin bağımsızlığını ilan etmesinden iki gün önce, 30 Kasım 1971'de adanın kontrolünü ele geçirdi.
Bir hafta sonra BAE konuyu BM Güvenlik Konseyi'ne taşıdı ve o tarihten bu yana Ebu Musa ile Küçük ve Büyük Tunb adaları konusunda diplomatik çözüm arayışını sürdürüyor.
İran ise üç ada üzerindeki haklarının Şarika'nın iddiasından çok daha eskiye dayandığını, bu adaların milattan önce 6'ncı yüzyılda Pers İmparatorluğu'nun parçası olduğunu savunuyor.
Tahran yönetimi, mülkiyet iddiasını desteklemek için 19'uncu yüzyıla ait bir İngiliz haritasını da dayanak gösteriyor.
Bugün İran, üzerinde yerleşim bulunan tek tartışmalı ada olan Ebu Musa'yı Hürmüz Boğazı'ndaki ilk savunma hattı olarak kullanıyor.
Pentagon'un, savaş sırasında "nihai darbe" seçeneği kapsamında Ebu Musa'yı ele geçirmeyi değerlendirdiği de öne sürülüyor.
Büyük ve Küçük Tunb
Hürmüz Boğazı yakınındaki Büyük ve Küçük Tunb adaları da BAE'nin hak iddia ettiği adalar arasında yer alıyor.
Ebu Musa üzerinde Şarika hak iddia ederken, Tunb adaları Ras el Hayme emirliği tarafından sahipleniliyor.
Ebu Musa'nın aksine, İngiltere'nin çekilmesinden önce Ras el Hayme ile İran arasında Tunb adalarına ilişkin herhangi bir anlaşmaya varılamadı.
Kasım 1971'de İran askerleri Büyük Tunb'a çıktı.
Altı polis memurundan oluşan yerel güvenlik gücü, 30 kişilik İran birliğine ateş açtı. Çatışmada üç İranlı ile dört BAE polisi hayatını kaybetti.
Büyük Tunb 4 kilometrekare, Küçük Tunb ise 1 kilometrekarenin altında bir alana sahip.
CIA'e göre küçük ada zehirli yılanlarla kaplı durumda.
İran'ın her iki adayı da füze, insansız hava aracı ve mayın döşeme kapasitesiyle donattığı düşünülüyor.
Hengam
Hengam Adası, çok daha büyük olan Kişm Adası'na yalnızca 2 kilometre uzaklıkta bulunuyor.
36 kilometrekare büyüklüğündeki adada, üç köye yayılmış birkaç yüz aile yaşıyor.
Çevresindeki birçok ada gibi Hengam da geçmişte hem Portekiz hem de İngiliz imparatorlukları tarafından askeri üs olarak kullanıldı.
Uzak konumdaki ada, ailelerinin temel geçim kaynağını sağlayan peçeli balıkçı kadın topluluğuyla tanınıyor.
New Yorker dergisinde yayımlanan bir haberde bu kadınlar "İran'daki tek balıkçı kadınlar ve muhtemelen Körfez çevresindeki diğer sekiz ülkede de benzeri olmayan bir topluluk" olarak tanımlandı.
Kiş
Kiş Adası, her yıl milyonlarca turisti çekerek İran'ın en çok ziyaret edilen adası olma özelliğini taşıyor.
Ada plajları, tatil otelleri ve alışveriş merkezleriyle tanınıyor. Kişm gibi Kiş de İran'ın serbest ticaret bölgelerinden biri olarak kabul ediliyor.
Kiş, yabancıların vizesiz ziyaret edebildiği İran'daki tek bölge olma özelliğini taşıyor.
Ada, Mart 2007'de uzun yıllar FBI'da görev yapan eski ajan Robert Levinson'ın kaybolduğu yer olarak da gündeme gelmişti.
Olay halen çözülemedi. Ancak ABD hükümeti, Levinson'ın en geç 2020 yılı itibarıyla İran'ın elindeyken öldüğüne işaret eden inandırıcı deliller bulunduğunu düşünüyor.
Öte yandan, vizesiz giriş uygulamasına rağmen İngiliz şarkıcı Joss Stone'un Temmuz 2019'da Kiş'e girişine izin verilmedi.
İranlı yetkililer, Stone'un gerekli belgelere sahip olmadığını bildirdi.
Stone ise yetkililerin, kadınların tek başına konser vermesini yasaklayan kuralı ihlal edeceğini düşündükleri için sınır dışı edildiğine inandığını söyledi.
Savaşın ilk gününde yayımlanan görüntülerde de Kiş'te İsrail-ABD saldırısı sonrası yükselen dumanlar görülmüştü.
