Batı Şeria'daki su kuyuları neden İsrail'in hedefinde?
"Aileler artık çok daha yüksek maliyetle uzak kasabalardan su taşımak zorunda kalıyor."
Mojahid Nawahda, Teebah Assi | Middle East Eye | Tercüme: Mepa News
Günün ilk ışıkları, Ürdün Vadisi'nin kuzeyindeki Ras el Ahmer'in dağınık çadırlarına ve hayvan ağıllarına ulaşırken, sessizliği sadece, artık gelmeyen suyu bekleyen susuz hayvanların sesleri bozuyor.
İsrail güçlerinin Filistinli topluluğun üç ana su kuyusunu tahrip etmesinden günler sonra bölge sakinleri, işgal altındaki Batı Şeria'nın en kurak bölgelerinden birinde aileleri, ekinleri ve hayvanları için yeterli su temin etmeye çalışıyor.
60 yaşındaki Ali Beni Avde için kuyuların tahrip edilmesi yalnızca altyapının kaybedilmesi anlamına gelmiyor. Dört çocuk babası ve 14 torun sahibi olan Beni Avde, ailesinin geçimini sağlamak için onlarca yıldır Ras el Ahmer'de çiftçilik ve hayvancılık yapıyor.
Şimdi ise onlarca başka aile gibi o da güvenilir bir su kaynağı olmadan bu topraklarda daha ne kadar yaşamayı sürdürebileceklerinden emin değil.
Ali, Middle East Eye'a, şunları söyledi:
"Su bizim için her şey. Su olmadan yaşayamayız. Ailelerimiz, koyunlarımız ve ekinlerimiz için suya ihtiyacımız var. Kuyular tahrip edildiğinden beri kasabadan çok daha yüksek maliyetle su getirmek zorunda kalıyoruz. Buna rağmen her zaman geçişimize izin verilmiyor."
Aileler artık çok daha yüksek maliyetle uzak kasabalardan su taşımak zorunda kalıyor. Askeri kontrol noktaları ve hareket kısıtlamaları ise tankerlerin köye ulaşmasını sık sık geciktiriyor veya engelliyor.
Ras el Ahmer Köy Meclisi Başkanı Abdullah Bişarat'a göre tahrip edilen üç kuyu, 47'den fazla Filistinli aileye, 600'ü aşkın kişiye su sağlıyor ve yaklaşık 7 bin 500 dönüm tarım arazisini suluyordu.
Kuyular ayrıca birçok ailenin başlıca gelir kaynağı olan binlerce koyun ve keçinin su ihtiyacını karşılıyordu.
Bişarat şunları söyledi:
"Kuyular bu topluluğun can damarıydı. Kuyuların tahrip edilmesi, içme suyundan tarıma ve hayvancılığa kadar günlük hayatın her alanını etkiledi. Onlarca aile en temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor."
İsrail'in yeni planı Batı Şeria'da Üçüncü İntifada'yı tetikler mi?
Yerleşimci saldırıları
Bölge sakinleri, kuyuların tahrip edilmesinin İsrailli yerleşimcilerin saldırıları nedeniyle aylardır devam eden su krizindeki en ağır nokta olduğunu söylüyor.
Yerleşimcilerin topluluğa su sağlayan boru hatlarını defalarca kestiğini ve aileleri pahalı su tankerlerine bağımlı hale getirdiğini belirtiyorlar. Ancak bu kez kuyuların kendileri tahrip edildi ve topluluğun ana su kaynağı ortadan kaldırıldı.
Ali'nin oğlu Ubeyde Beni Avde, kuyuların tahrip edilmesinin yalnızca ailesinin geçim kaynaklarını değil, Ras el Ahmer'deki geleceklerini de tehdit ettiğinden endişe ediyor:
"Burada su olmadan hayatta kalamayız. Aylardır topluluğumuza su sağlayan boru hatları defalarca kesildi ve yakın kasabalardan, çoğu zaman normal maliyetin üç katına su getirmek zorunda kaldık. Şimdi kuyular tahrip edildi ve ailelerimiz veya hayvanlarımız için güvenilir hiçbir su kaynağı kalmadı."
Ubeyde, sorunların su kıtlığının ötesine geçtiğini söyledi. Yerleşimci saldırıları ve hareket kısıtlamaları su, hayvan yemi ve diğer temel malzemelerin getirilmesini giderek zorlaştırdı:
"Yerleşimciler genç yaşlı herkese saldırıyor. İnsanları korkutmak ve gitmeye zorlamak istiyorlar. Ancak biz nesillerdir bu topraklarda yaşıyoruz."
Yaklaşık 700 bin İsrailli yerleşimci, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'te yaklaşık 300 yerleşim ve yerleşkede yaşıyor. Uluslararası Adalet Divanına göre bu yerleşimler uluslararası hukuk uyarınca yasa dışı kabul ediliyor.
Filistinli hayvancılık topluluklarına yönelik yerleşimci saldırıları son yıllarda keskin biçimde arttı. BM verilerine göre Ocak 2023 ile Nisan 2026 arasında Batı Şeria'da yerleşimci şiddeti nedeniyle en az 5 bin 910 Filistinli ülke içinde yerinden edildi.
"Sessiz bir savaş"
İnsan hakları aktivisti Arif Darağme, Ras el Ahmer'deki su altyapısının tahrip edilmesinin Ürdün Vadisi'ndeki doğal kaynakların kontrolüne yönelik daha geniş bir mücadelenin parçası olduğunu söylüyor.
Darağme şu ifadeleri kullanıyor:
"Su, Ürdün Vadisi'nde Filistinlilere karşı yürütülen sessiz bir savaşa dönüştü. İşgal, Filistinlilere ait birçok su kaynağının kontrolünü ele geçirdi. Filistinli toplulukların kullanabildiği su ise tarım ve toprak üzerinde yaşamın sürdürülmesi için yetersiz."
Darağme, suya erişim kısıtlamalarının Filistin tarımının gerilemesine katkıda bulunduğunu, çiftçiler ve hayvancılıkla uğraşanlar için geçim kaynaklarını sürdürmeyi giderek zorlaştırdığını söyledi.
Darağme'ye göre suya erişim zorlaştıkça topluluklar topraklarını terk etmeleri yönünde artan baskıyla karşı karşıya kalırken yerleşimlere ait tarım faaliyetleri Ürdün Vadisi genelinde genişlemeyi sürdürüyor.
Darağme, hareket kısıtlamalarının da bu sorunları ağırlaştırdığını belirtti:
"Ürdün Vadisi fiilen kapatılmış durumda. Askeri kontrol noktaları hareketliliği kontrol ediyor, yollar kısıtlanıyor ve bölge sakinleri topluluklarına girmek veya çıkmak için sık sık saatlerce beklemek zorunda kalıyor."
İsrail'in Batı Şeria'da altı ayda yıktığı Filistin yapılarının sayısı 740'a ulaştı
Çiftçiler ve hayvancılıkla uğraşanlar açısından bu kısıtlamalar otlaklara ulaşmayı, hayvanları, ürünleri ve tarım malzemelerini taşımayı zorlaştırıyor ve suya sınırlı erişimin yol açtığı baskıları artırıyor.
Ancak Ali Beni Avde için Ras el Ahmer'den ayrılmak bir seçenek değil. Çocukken evinden çıkarıldığını söyleyen Beni Avde, bir kez daha gitmeyeceğini belirtiyor.
"Daha önce ayrıldım ancak burayı terk etmeyeceğim. Biz gidersek toprağı ele geçirirler. Burada kalıyoruz, çünkü hayatımız ve tarihimiz burada."
