Çin'in Suriye ikilemi: Uygur savaşçılar ve milyonlarca dolarlık ticari fırsat
Pekin yönetimi güvenlik kaygıları taşısa da Çinli şirketler Suriye’nin yeniden inşa sürecinde etkilerini artırıyor.
ABD merkezli kamu yayın kuruluşu NPR’de yayımlanan yeni bir araştırma, Uygur Türkü savaşçıların Beşar Esed'in devrilmesinde önemli rol oynadığını belirtti. Araştırmada, iç savaş boyunca binlerce Uygur savaşçının Suriye muhalefeti içerisindeki en organize ve savaş tecrübesi en yüksek yabancı güçlerden biri haline geldiği belirtildi.
Söz konusu savaşçıların, Çin tarafından güvenlik tehdidi olarak görülen Türkistan İslam Partisi (TİP) bünyesinde faaliyet gösterdiği ifade edildi.
NPR’nin haberine göre, Uygur savaşçılar Esed güçlerine karşı başlatılan son büyük operasyonlardan önce mevcut Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara ile bir araya geldi.
Haberde, o dönemde Tahriru'ş Şam Heyeti'nin (HTŞ) lideri olan Ahmed Şara ile yapılan gizli görüşmede Halep’in rejim kontrolünden çıkarılmasına yönelik ortak saldırı planının ele alındığı öne sürüldü.
NPR muhabiri Emily Feng’in aktardığına göre, disiplinli ve etkili bir savaş gücü olarak değerlendirilen Uygur savaşçılar, Halep’in ele geçirilmesi ve daha sonra Şam’a doğru ilerleyen operasyonlarda önemli rol oynadı.
Haberde Çin işgali altındaki Doğu Türkistan'dan ayrılan çok sayıda Uygurun Türkiye üzerinden Suriye’ye ulaştığı ve iç savaş sürecinde Türkistan İslam Partisi saflarında savaştığı belirtiliyor.
Çin’in güvenlik kaygıları sürüyor
Haberde, Esed sonrası dönemde Çin’in yeni Suriye yönetimine temkinli yaklaştığı ifade edildi.
Pekin yönetimi, yeni yönetimin omurgasını oluşturan HTŞ'nin yıllarca Türkistan İslam Partisi mensuplarına ev sahipliği yapmış olması nedeniyle güvenlik endişeleri taşıyor.
Türkistan İslam Partisi’nin Doğu Türkistan ve Orta Asya’nın bazı bölgelerinde İslami bir yönetim kurmayı hedeflediği belirtilirken, Foreign Policy dergisine konuşan Uygur liderler Suriye’deki Uygur topluluğunun yaklaşık 15 bin kişiden oluştuğunu, bunların yaklaşık 5 bininin silahlı savaşçı olduğunu ifade etti. Söz konusu savaşçıların büyük bölümünün İdlib ve Cisr eş Şuğur bölgelerinde bulunduğu kaydedildi.
Reuters, geçtiğimiz Haziran ayında yayınladığı haberinde, Suriye yönetiminin yaklaşık 3 bin 500 yabancı savaşçıyı, büyük bölümü Uygurlardan oluşmak üzere, yeniden yapılandırılan Suriye ordusunun 84. Tümeni bünyesine entegre etmeyi planladığını aktarmıştı.
ABD merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD) ise eski TİP komutanlarından Abdülaziz Davud Hudaberdi’nin, bilinen adıyla “Zahid”in, Suriye ordusunda tuğgeneral rütbesine yükseltildiğini belirtmişti.
Analistlere göre Pekin yönetimi, Suriye’nin Çin karşıtı silahlı faaliyetler için güvenli bir alan haline gelmesinden ve Uygur savaşçıların uluslararası cihadi hareketler açısından sembolik bir başarı hikâyesine dönüşmesinden endişe ediyor.
Çin yatırımları artıyor
Güvenlik kaygılarına rağmen Çinli şirketlerin Suriye’nin yeniden inşa sürecine yönelik ilgisinin arttığı belirtiliyor.
Dünya Bankası, 13 yılı aşkın savaşın ardından Suriye’nin yeniden inşa maliyetini yaklaşık 216 milyar dolar olarak tahmin ediyor. Suriye Ekonomi Bakanı Muhammed Nidal el Şaar ise Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada “yeni Suriye”nin inşasının 1 trilyon dolardan fazla kaynağa ihtiyaç duyabileceğini söylemişti.
Suriyeli-Amerikalı iş insanı Sameer Saboungi, ülkede yatırım fırsatlarını değerlendirmek isteyen şirketlerin her gün Suriyeli yetkililerle görüştüğünü belirterek, “Amerikan şirketleri gelmediğinde ortaya çıkan boşluğu başkaları dolduruyor” dedi.
Analistlere göre Pekin, yüksek riskli ve büyük ölçekli yatırımlar yerine devlet destekli, daha temkinli ve uzun vadeli bir strateji izliyor.
Bu kapsamda Çinli teknoloji şirketi Huawei Technologies, Suriye’nin telekomünikasyon sektöründeki en aktif yabancı aktörlerden biri olarak öne çıkıyor ve gelecekteki altyapı projelerinde rol almaya hazırlanıyor.
Çinli şirketler ayrıca lojistik, serbest ticaret bölgeleri, depolama ve ulaşım altyapısı, madencilik, enerji, çelik üretimi ve sanayi projelerine yönelik yatırımlarını artırıyor.
Geçen yıl Suriye Kara ve Deniz Limanları Genel İdaresi ile Çin bağlantılı Fidi Contracting şirketi arasında iki serbest bölgede bir milyon metrekareyi aşan alanın geliştirilmesini öngören 20 yıllık mutabakat zaptı imzalanmıştı.
Şam-Pekin arasındaki pragmatik ilişki
Haberde, Çin ile yeni Suriye yönetimi arasındaki ilişkinin giderek daha pragmatik ve çıkar temelli bir karakter kazandığı değerlendirildi.
Buna göre Pekin diplomatik temas ve seçici yatırımlar sunarken, Şam yönetimi de Suriye topraklarının Çin karşıtı silahlı faaliyetler için kullanılmayacağı yönünde güvence vermeye çalışıyor.
Uzmanlar, ABD ve Avrupa şirketlerinin Suriye’ye yatırım konusunda temkinli davranması nedeniyle Çin’in ülkede önemli bir ekonomik boşluğu doldurduğunu ve bu durumun Pekin’e stratejik avantaj sağladığını belirtiyor.
Kaynak: Mepa News, Al Monitor
