1. HABERLER

  2. TÜRKİYE

  3. Dilipak: Paralel devletten kaçarken ortaya paralel parti çıktı
Dilipak: Paralel devletten kaçarken ortaya paralel parti çıktı

Dilipak: Paralel devletten kaçarken ortaya paralel parti çıktı

AK Parti'ye yönelik eleştirilerde bulunan Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak 'Paralel devlet’in yerini 'paralel parti' kaygısının aldığını yazdı.

Mepa News | Haber Merkezi
A+A-

Yeni Akit yazarı Abdurrahman Dilipak "Gerçeklerle yüzleşmek" başlığıyla yayımlanan yazısına "Evet, gerçeklerle yüzleşmeliyiz. Ama bunu önce herkesin kendi içinde, kendi nefsinde yapması gerek. Başkasına öğütlediğimiz şeylerin kendi nefsimizdeki karşılığı ne?" ifadesiyle başladı.

Dilipak şöyle devam etti:

Herkes karşısındakinin gözünde çöp ararken, kendi gözündeki merteği görmüyor, görmek istemiyor. Herkes ısrarla karşısındakinin değişmesini istiyor. Ötekileri terbiye etmeye çalışıyor. Asıl yanlış da zaten burada.

Odalar, vakıflar, dernekler, STK’lar, sendikalar, tarikatlar kendini değiştiriyor mu ki, ya da değiştirmenin gerekliliğine inanıyor mu ki! Herkes kendini hakikatin merkezinde görüyor.

 Bunlar kendilerini hakikatin merkezinde gördükleri için istişare ve şuraya da gerek görmüyorlar. Kimi sırtını devlete dayamış, istihbarat raporları ile her şeyi bildiklerini düşünüyorlar. Kimileri, 3’ler, 7’ler, 40’lar diye gidiyor. Kimsenin bir dediği ötekini tutmuyor bu arada.

 AK Partinin aday belirlemede, siyasi ve bürokratik atamalarda, iş yaptıkları iş adamlarını seçerken ne kadar isabetli kararlar aldıkları ortada.

Gerçeklerle yüzleşmek bu anlamda kulağa hoş gelen, pratikleri açısından içi boş bir söz haline geliyor.

Şu kaygı giderek yaygınlaşıyor: ‘Paralel devlet’ten kaçarken, paralel ‘paralel parti’ çıktı ortaya. Hani şu AK Parti içindeki AKP’liler. Onlar da İslami değerleri öne çıkartanlardan şikâyetçi. Bunlar medyayı ele geçirdiler ve sosyal medya üzerinden toplumu yönlendirmeye çalışıyorlardı ama olmadı işte. Media bir politik bir illüzyon arayışında. AK Partinin kendi tabanıyla da, toplumun diğer kesimleri ile de olan bağlantıları çöktü. Birileri din, tarih, gelenek, çıkar ilişkileri üzerinden siyaseti meta haline getirmeye çalışıyor sanki. Ve de yiyici, tufeyli bir iş adamı tipi türetildi. Bu yamyamlar yiyecek bir şey bulamazlarsa birbirlerini yerler.. Sermaye, siyaset ve bürokrasi arasında ‘Win win’ düzeni, çıkara dayalı bir ‘Şeytan üçgeni’ oluşturur. Siyasette ve piyasada bir kara deliğe dönüşür bu üçgen ve sonunda kendi içine çöker.

Davutoğlu da bu şikâyetleri aktaran bir açıklama yaptı geçen gün. Bugünlerde bu çevrelerden en çok konuşulan konular bunlar.

Birileri çıkıp siyaset adına medyayı böyle paspas haline getirmemeli. Dini metalaştırmamalı. Cemaati çıkar ilişkilerine alet etmemeli. STK’ları arka bahçelerine dönüştürmemeli.

(...)

AK Parti ve MHP şu ittifak işinin şeklini yeniden gözden geçirmeleri gerek. BÇG ile zımni ittifakın da şekli yeniden gözden geçirilmeli. Başörtülü hanımların topluca anıtkabir ziyareti ile bu işler sürdürülemez. Liberallerle ittifakın ölçüsü ne sahi. NATO ittifakı, AB ittifakı derken durum ortada. 

(...)

Piyasa üzerinde baskı kuran, sırtını siyaset ve bürokrasiye dayayan ali kıran baş kesen yamyamların baskısını kırın. Ve bir diğer acil konu: Siber güvenlik. Bu yoksa siber altyapıyı kurmamışsanız, her anlamda, ne zaman başınıza ne geleceğini bilemezsiniz. Altın karşılığı sanal para yıllardır gündemde. Yine aynı şekilde serbest finans bölgesi acil ihtiyaç. Global bir medya networku ile kendimizi dünyaya doğru anlatmamız gerek. Ama bunları kimseyle oturup konuşamıyoruz bile. İnsanlar hep akçalı işlerle meşgul.

Aile, gençlik, tarım, adalet, sağlık, uluslararası ilişkiler, daha birçok konuda yapılması gereken iş var.

Önce teşkilatın tepeden tırnağa gözden geçirilmesi gerek. Şu yamyam işadamlarından partinin yakasını kurtarması şart. Bürokrasinin temizlenmesi gerek. Milletvekillerinin akçeli işlerinin takibi gerek. Basın her yönü ile felaket. Mevcut radyo, TV, gazete dibe vurdu. Tirajları hayali. İnternet medyası başka bir âlem. Sosyal medya trollere teslim. Medya ‘sahibinin sesi’ oldu, inandırıcılığını ve ciddiyetini kaybetti. STK’larla, vakıflarla, odalarla ilişkilerin gözden geçirilmesi gerek. Üniversitelerin hali yürekler acısı. FETÖ’cüler fink atıyor her yerde. ‘Diplomalı cahillerin fabrikası’ gibi çalışıyor fakülteler.

Bazı şeyler için çok geç kalındı. Böyle devam ederse, dibe vurmak kaçınılmaz. Bugünkü kriz, bu anlamda kuruluş için bir sıçrama tahtası rolü üslenebilir.

Değişim kaçınılmaz. Değişim gerçekleşmezse, millet tercihini değiştirir. Bunu seçime giderken defalarca yazdım ve söyledim. Ama dinletemedim. Böyle giderse, gelecek günler geçen günleri aratabilir.. Vakit geç olmadan.. Şimdi yenilenme zamanıdır. 

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler