1. HABERLER

  2. HABERLER

  3. TÜRKİYE

  4. "Erdoğan İslamcı savaşçılarla ittifak yapacak"
"Erdoğan İslamcı savaşçılarla ittifak yapacak"

"Erdoğan İslamcı savaşçılarla ittifak yapacak"

CIA'e bilgi ve veri aktarımı sağlayan ISW kuruluşuna göre, 'Yeni Pakistan' olma yolundaki Türkiye'nin geçici partneri İslamcı savaşçılar olacak.

A+A-

The Institute for the Study of War (ISW) Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri ve istihbarat kurumlarına bilgi desteği sağlayan, Amerika Birleşik Devletleri'nin özellikle Ortadoğu'daki politikalarına yazıları ve analizleriyle yön veren bir düşünce kuruluşudur. Dr. Kimberly Kagan tarafından 2007 yılında teşkil edilen kuruluşun misyonu kar amacı gütmeyen, tarafsız ve halka dönük bir araştırma kuruluşu olarak Amerika Birleşik Devletleri'nin askeri operasyonlar gerçekleştirme ve acil durumlara karşılık vermekteki kapasitesini geliştirmektir.

 

The Institute for the Study of War'da Jennifer Cafarella ​imzasıyla yayınlanan "Türkiye Nasıl "Yeni Pakistan" Olabilir?" başlıklı analiz Mepa News okurları için tercüme edildi:

Erdoğan gücünü pekiştirirken, ABD bir NATO müttefikinin el Kaide için güvenli bölge olabileceği riskinin farkına varmalı.

Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bazı unsurları tarafından 15 Temmuz'da yapılan başarısız darbe girişimi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın kendisini otoriter bir yönetici haline getirmesine olanak sağlayacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın önümüzdeki birkaç ay içinde öncelikleri; Türk Ordusu teşkilatındaki sadakati sağlamlaştırmak ve parlamenter demokrasiyi, uzun süredir amacı olan başkanlık sistemi ile değiştirmek için gereken anayasa değişikliğini tamamlamak olacak.

"Erdoğan'ın ABD baskısına boyun eğme ihtimali daha az"

Darbe girişimi sonrasındaki Erdoğan'ın, büyük karşılıkları olmayacak Amerikan baskısına boyun eğme ihtimali daha az. Erdoğan ABD'den, darbeyi planlamakla suçladığı Fethullah Gülen'in acil iadesini talep etti ve ABD'yi Gülen'i barındırdığı için kınadı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ülke içinde gücünü pekiştirmeye odaklanacağı için yüksek olasılıkla IŞİD'e karşı savaşa verilen önceliği azaltacak, bu da Suriye'de IŞİD'e karşı yapılan operasyonlara darbe vuracak. Amerika'nın IŞİD'e karşı operasyonlarda İncirlik Hava Üssü'nü kullanma izni dahil önceden tanınan ayrıcalıkların geri alınması da söz konusu.

Erdoğan-El Kaide ittifakı ve Türkiye'nin Pakistanlaşması

Erdoğan, yönetimi güvendeyken artık daha tehlikeli seçeneklere de sahip. El Kaide ile bir ortaklık Erdoğan'a, Türk Ordusu'na ihtiyaç kalmadan ulusal güvenliği sağlamak için kuvvetli bir uydu güç bahşedebilir. Amerikan politikasının belirleyicileri, Erdoğan'ın kendi çıkarları uğruna Türkiye'yi kasten yeni bir Pakistan'a dönüştürmesi gibi tehlikeli bir olasılığın farkına varmalı. 

Darbe girişimi: "Allah'tan bir lütuf"

Erdoğan'ın yaptığı tasfiyeler şiddetli olabilir. Erdoğan 17 Temmuz'da yaptığı zafer konuşmasında, "darbe girişiminin Allah'tan bir lütuf olduğunu, çünkü bu girişimin ordunun temzilenmesine vesile olacağını" söyledi. Türk emniyet güçleri, 16 Temmuz'dan itibaren kontolü yeniden sağlayarak 3000'den fazla askeri, düzinelerce albayı ve yüksek rütbeli dört subayı gözaltına aldı. Daha sonraki tasfiye dalgasında ise ordudaki generallarin neredeyse üçte biri görevden alındı. Erdoğan darbe liderlerinin ve darbeye iştirak eden rütbeli-rütbesiz askerlerin ihanetle suçlanacağını ve "idamın yeniden yasalaştırılması" meclisten geçerse kendisinin de bunu onaylayacağını ifade etti.

Muhalifler safdışı bırakılacak, Rusya ile barışılacak

Erdoğan siyasi düşmanlarını ve muhaliflerini safdışı bırakacak ve sosyal kontolü pekiştirecek. Halihazırda Erdoğan, Fetullah Gülen'e karşı suçlamalarını, Gülen ile bağlantılı olduğu iddia edilen yargı teşkilatı ve sivil toplum unsurlarına yönelik, 3000 yargı teşkilatı üyesinin görevden alınması ve tutuklanması dah dahil olmak üzere, kapsamlı önlemleri meşrulaştırmak için kullanıyor. Aynı zamanda en az 8000 polis de görevden alındı. Bu pekiştirme süreci önümüzdeki aylar boyunca kayda değer miktarda zaman, dikkat ve kaynak gerektirecek. Erdoğan bu süreç içerisinde, Rusya ile bozulan ilişkileri düzeltirken, IŞİD ve PKK'nın iç tehdidini de içeren ulusal güvenlik endişelerini de dengede tutmak zorunda. 

"Erdoğan'ın arkasındaki askeri güç, 'devlet dışı militanlar' olabilir"

Erdoğan arkasında kuvvetli bir askeri gücün eksikliğini çekerken, devlet dışı militanları güvenlik çözümlerine dönüştürebilmeli. Bu devlet dışı militanlar Türk ordusunu tamamlayabilir ya da Erdoğan ülkesini yeniden imar ederken geçici bir partner olabilir. Erdoğan, askeri darbeden önce de Suriye'de el Kaide ve bağlantılı gruplara destek sağlamaktaydı. Türkiye, el Kaide unsurlarını hedef alan az sayıda baskın yapmasına rağmen, üst düzey el Kaide liderlerinin ülkede nisbeten özgür faaliyet göstermesine müsaade etti. Türkiye aynı zamanda, el Kaide ile yakın bağlantıları olan Selefi cihatçı grup Ahrar'uş-Şam'ın da ana koruyucularından biriydi. 

Bu gruplarla daha yakın bir ortaklık Türkiye'nin şunları yapmasına olanak sağlayabilir:

1. Askeriyeyi arındırırken ülke içine yönelik IŞİD tehdidini kırmak... 

IŞİD, Türkiye'deki turist bölgelerine saldırılar gerçekleşetirmek için destek ağlarını kullanmaya devam ediyor. Örgüt, Türk Devleti'ni istikrarsızlaştırmak için, Haziran ayında İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısına benzer "kitle imha" saldırıları düzenleme niyetinde. El Kaide ise muhtemelen Türkiye'deki IŞİD unsurlarının kimlik ve konum bilgilerine sahip. El Kaide ve Erdoğan arasındaki bir ortaklık, IŞİD hücrelerini etkisizleştirmek için düzenlenecek istihbari baskınları kolaylaştırabilir. El Kaide aynı zamanda, Kuzey Suriye'de IŞİD'e karşı operasyonlar sürerken IŞİD'den ayrılacak örgüt elemanları için cazip bir seçenek sunabilir. Bu önlemler Türkiye'ye yönelik IŞİD tehdidini tamamen yok etmeyebilir fakat Erdoğan diğer önceliklere odaklanırken bu tehdidin seviyesini baş edilebilir bir düzeye düşürebilir.

2. Kürt sorunuyla baş etmek... 

Erdoğan, Suriye'de Kürt YPG'yi, Türkiye'ye karşı aktif bir isyanı sürdüren PKK ile bağlantıları nedeniyle, bir ulusal güvenlik tehdidi olarak görüyor. Suriyeli Selefi cihatçı gruplar YPG'ye karşı savaşıyordu ve daha yüksek seviyelerdeki Türkiye desteğiyle bunu yeniden yapmak isteyeceklerdir.

3. Suriye'de şartları Sünni İslamcı bir yönetimin yükselişi için ayarlamak...

Erdoğan, kendi yönetimini meşrulaştırma ve yarı-emperyal etki alanını yeniden teşkil etme amacıyla Ortadoğu'da Sünni İslamcı yönetimler kurulmasını istiyor. El Kaide ve müttefikleri Suriye'nin Kuzeybatısında halen, muhaliflerin kontrolündeki bölgede uzun vadede kurulacak bir İslam Emirliği için şartları uygun hale getiren geniş bölgeleri kontrol altında bulunduruyor.

4. Suriye'de rejim ve Rusya için açık bir zaferi önlemek...

Erdoğan, Esed rejimi ile Kürt YPG güçlerine karşı gizli bir işbirliği içerisinde olunduğu iddialarına rağmen Esed rejimine karşı savaşa destek vermeye devam edecek. Rejim yanlısı güçler 17 Temmuz'da Türkiye ve ABD destekli muhalefet güçlerini Halep şehrinde çevrelemiş ve Esed'ın "Halep, 'kasap' Erdoğan'ın hayallerinin ve umutlarının gömüleceği bir mezarlık olacak" sözünü yerine getirir şekilde tamamen kuşatmıştı. Erdoğan aynı zamanda Türkiye-Rusya ilişkilerinde baskıyı korumak için Suriye'de açık bir Rusya zaferini engellemek zorunda.

5. ABD üzerindeki baskıyı kaybetmemek... 

Erdoğan, IŞİD'in üstüne Amerika'nın odaklanmasına karşı çıkıyor ve IŞİD karşıtı mücadeleye olan katkısını ABD ile ilişkilerde bir baskı aracı olarak kullanıyor. Aynı zamanda Avrupa'ya yönelik mülteci akınındaki "kapı bekçisi" rolünü de baskı aracı olarak kullanmaya devam edecek. Bu tür baskı araçları önemli fakat Erdoğan'ın, Amerikan politikasını arzu ettiği şekilde etkilemesine olanak sağlamıyor. Yönetimini pekiştirdikten sonra, muhtemelen bu gibi baskı araçlarını kullanma oranını artıracak ve muhtemelen daha farklı baskı araçları da arayacaktır.

El Kaide ile bir ortaklık, Erdoğan'ın Suriye'de YPG'ye saldırarak IŞİD'e karşı operasyonları bozmasına olanak sağlayacak ve onu "IŞİD Karşıtı Koalisyon"dan bağımsız olarak IŞİD'e karşı savaşta bir güç kırıcı olarak konumlandıracaktır. Bu aynı zamanda Amerika'nın Suriye'de el Kaide'ye karşı başarısını Amerika-Türkiye ilişkilerine de ayrılmaz şekilde bağlayacak ve ABD'nin el Kaide'ye karşı stratejisini de Türkiye ile ilişkilerini yönetebilme gereksinimlerine bağımlı hale getirecektir. 

Erdoğan, el Kaide ile birkaç basit adım aracılığıyla daha yakın ilişkiler tesis edebilir. Esed karşıtı operasyonlarda etkiyi artırmak için, finansman ve ekipman desteğinin yanısıra istihbarat desteği ve askeri operasyonların tasarlanması da dahil omak üzere örtülü destek sunabilir. El Kaide ve müttefiklerine Türkiye'de özgür hareket ortamı sağlayabilir ve resmi merkezler kurmalarına müsade edebilir.

"Vatandaşlık verilmesi cihatçılara verilen desteği gizleyebilir"

Erdoğan, "artmakta olan Kürt doğum oranlarına karşı nüfusa milyonlarca Arap vatandaşı ekleme" amacıyla Suriyeli mültecilere vatandaşlık vermeyi teklif etmişti. Suriyeli mültecilere vatandaşlık vermek aynı zamanda, Erdoğan'ın Suriye'de Selefi cihatçılara verdiği desteği yeni Türkiye-Suriye vatandaşlarına yönlendirerek, bu desteği gizlemesine de olanak sağlayabilir. Son olarak, Suriye'de el Kaide'ye yabancı savaşçı akınına müsade edebilir yahut bunu kolaylaştırabilir.

Pakistan'ın durumuna benzer bir ortam doğabilir

Bu adımlar Erdoğan'ı el Kaide ile, Suriye'de el Kaide'nin Esed rejimine karşı savaşına verdiği mevcut destekten daha derin bir ortaklığa götürebilir. El Kaide'ye Türkiye'nin güvenliğine yönelik amaçları başarma konusunda güvenmek ve bunun sonucunda onlara hareket etme özgürlüğü tanımak, Türkiye'yi terörizme sığınak sağlayan bir ülke durumuna çevirebilir. Sorunun oranı, Afgan Talibanı da dahil olmak üzere Afganistan'da ABD ve müttefiklerine karşı savaşan militanlara sığınacak bir liman olan Pakistan'ın durumuyla benzer olabilir. Türkiye'de kalıcı bir güvenli bölge, el Kaide'nin kritik kapasite ve gereksinimlerini Suriye'de doğrudan hedef alınmaktan koruyacak, Suriye'de bu grubu yok etmek için gerekenleri artıracaktır. Aynı zamanda gelecekteki saldırılara ideal bir başlama noktası sağlayacaktır.

El Kaide IŞİD'den daha büyük tehdit teşkil edebilir

Türkiye'de dayanıklı bir güvenli bölge ile daha da güçlenen el Kaide, uzun vadede Avrupa ve Amerikan toprakları için IŞİD'den daha büyük bir tehdit teşkil edecektir. El Kaide Suriye ve tüm Ortadoğu'da Sünni nüfus içinde yerel destek kazanmaya çalışmaya öncelik veriyor, fakat Batı'da saldırılar düzenlemeyi ve bunu yapma kapasitesini artırmayı amaçlıyor. El Kaide'nin kendisini yerel halkın arasına yerleştirmesi nedeniyle, gelecekte Türkiye'nin doğrudan desteği olmaksızın el Kaide'ye karşı savaşı kazanmak daha zor olacaktır. El Kaide ile ortaklık, NATO ve Amerikan ulusal güvenliği için ağır etkileri olacağı için, Erdoğan açısından en olası seçenek değil. Bu ABD için, IŞİD'e karşı operasyonlarda kullanılan İncirlik Hava Üssü'nün kaybedilmesinden çok daha tehlikeli bir gelecek senaryosu...

NATO'nun 'üyelikten ihraç' mekanizması yok 

Amerikan politikasının belirleyicileri, bu en tehlikeli geleceğin gerçekleşmemesini önlemeyi öncelik haline getirmeli. Muzaffer bir Erdoğan, alışılmış diplomasi için zor bir meydan okuma... El Kaide ile ortaklık Erdoğan'ın NATO'ya karşı yükümlülüklerine tam anlamıyla zarar vermiyor, çünkü ittifakın görevi terörizme uğraşmak değil. NATO üye ülkeleri üyelikten çıkaracak resmi bir mekanizmaya sahip değil, bu da Erdoğan'ı NATO'nun korumasından mahrum bırakılmakla tehdit ederek baskı altında tutmayı zorlaştırıyor. Erdoğan'ın inandırıcı olsa bile böyle bir tehdide karşılık verip vermeyeceği açık değil. Erdoğan'ın davranışını sınırlamayı amaçlayan benzer bir denemede Avrupa Birliği Dış İlişkiler Yüksek Temsilcisi, 18 Temmuz'da "idam cezasının geri getirilmesinin, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik şansını kaybetmesine neden olacağını" belirtti. Fakat Erdoğan geri adım atacak gibi görünmüyor. ABD, Erdogan'ın hesaplarına uyan politika seçeneklerini keşfetmek için demokratik yolla seçilmiş bir liderin nasıl davranması gerektiğine dair varsayımları terk etmelidir. Bölgede Amerikan hedeflerini başarmak ve daha tehlikeli bir geleceğin gerçekleşmesini önlemek; Erdoğan'ı, ABD'nin iyiliğine olacak veya kendisine fayda sağlarken ABD'nin çıkarlarını da baltalamayacak politikalar seçmesi hususunda nasıl teşvik edileceği hakkında yaratıcı düşünceler gerektiriyor.

Önceki ve Sonraki Haberler

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.