Eritre-Etiyopya çatışmasının Mısır açısından önemi ne?
"Kahire açısından Etiyopya'daki istikrarsızlık, yalnızca komşu bir ülkenin sorunu değil: Daha geniş bölgesel çıkarları ve ulusal güvenliği açısından potansiyel bir tehdit."
Saleh Salem | New Arab | Tercüme: Mepa News
Etiyopya'daki çatışmalar geniş çaplı bir savaşı yeniden alevlendirme tehdidi oluştururken Mısır, isyancıları desteklediği yönündeki suçlamaları defalarca reddetti.
Ancak Kahire'nin krizi yakından izlemek için geçerli jeostratejik nedenleri var.
Eylül ayının sonlarında, Etiyopya'nın kuzeyindeki, bazıları daha önce birbirine düşman olan yedi silahlı grup, tek bir amaç etrafında birleşen bir ittifak kurdu: Başbakan Abiy Ahmed hükümetini devirmek.
İttifak, Etiyopya'nın iki yıl süren savaşını 2022'de sona erdiren barış anlaşmasının bozulabileceği yönündeki endişeleri artırdı. Tahminen 600 bin kişinin ölümüne yol açan bu çatışma, 21. yüzyılın en ölümcül çatışmalarından biri oldu ve on binlerce kişiyi evlerini terk ederek ülke sınırlarının dışına çıkmak zorunda bıraktı.
Mısır, Addis Ababa'nın yeni ittifaka silah sağlamakla ilgili kendisine yönelttiği suçlamaları reddediyor. Ancak Etiyopya'ya yönelik ilgisi, son çatışmaların çok ötesine uzanıyor.
Son yıllarda Kahire, Sudan ve Güney Sudan ile uzun süredir devam eden ilişkilerini sürdürürken Somali, Eritre ve Cibuti ile siyasi, askeri ve ekonomik bağlarını derinleştirerek Afrika Boynuzu genelindeki nüfuzunu genişletmek için çalıştı.
Askeri iş birliği anlaşmaları ve karşılıklı savunma paktları, bu varlığın pekişmesine yardımcı oldu. Mısır ayrıca Afrika Birliği'nin Destek ve İstikrar Misyonu kapsamında Somali'ye asker konuşlandırmaya hazırlanıyor.
Kahire açısından Etiyopya'daki istikrarsızlık, yalnızca komşu bir ülkenin sorunu değil: Daha geniş bölgesel çıkarları ve ulusal güvenliği açısından potansiyel bir tehdit.
Etiyopya'yı çevrelemek
Mısır'ın Afrika Boynuzu'ndaki stratejisi, kısmen Addis Ababa'nın Kahire tarafından bölgesel hakimiyet arayışı olarak görülen hedeflerine karşı koymak amacıyla, Etiyopya'yı çevreleyen ülkelerle ilişkileri güçlendirmeye odaklandı.
Başlıca sürtüşme kaynaklarından biri, Mısır'ın temel tatlı su kaynağı olan Nil. Etiyopya, son on yılda Mavi Nil üzerinde Büyük Etiyopya Rönesans Barajı'nı (GERD) inşa ederek nehrin aşağı kesimlerine yönelik su akışının zamanlaması üzerinde daha fazla kontrol sahibi oldu.
Addis Ababa ayrıca Mısır ve Sudan'a ulaşan su miktarını etkileyebilecek en az üç baraj daha planlıyor.
Etiyopya hükümeti, bu tür projelerin ekonomik kalkınma, elektrik üretimi ve on milyonlarca insanın yoksulluktan kurtarılması için gerekli olduğunu savunuyor.
Ancak Mısırlı analistler daha geniş bir stratejik hesap görüyor. Etiyopya'nın Nil üzerindeki kontrolünün artmasının, nehrin aşağı kesimlerindeki ülkeler üzerinde ekonomik ve siyasi bir baskı gücü sağlayabileceğini ileri sürüyorlar.
Mısırlı su kaynakları uzmanı Nader Nour-Eddin, The New Arab'a, "Etiyopya'nın ekonomik olarak kalkınmak veya halkı için elektrik üretmek amacıyla bütün bu barajlara ihtiyaç duymadığına inanıyorum" dedi.
GERD konusundaki çıkmaz
Mısır, 120 milyonluk nüfusunun ihtiyaçları ile tarımsal ve sanayi faaliyetleri için tamamen Nil'e bağımlı.
GERD'nin yol açtığı sonuçlar, Kahire'yi, bir dizi deniz suyu tuzdan arındırma tesisi ve kanalizasyon suyu arıtma tesisi inşasını da içeren, şimdiye kadar milyarlarca dolara mal olmuş pahalı bir uyum stratejisine yönelmeye zorladı.
Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es Sisi, Nil'i defalarca ülkesi için bir "varoluş meselesi" olarak nitelendirdi.
Bu ayın başlarında Nil'i ülkesinin "can damarı" olarak tanımladı ve Mısır'ın, Nil suları üzerindeki haklarını uluslararası hukukta öngörülen bütün tedbirlerle savunmaya devam edeceğini söyledi.
Mısırlılar ile Etiyopyalılar arasında on yıl boyunca başarısızlıkla sonuçlanan müzakerelerin ardından GERD konusunda yaşanan çıkmaz, iki taraf arasında Kızıldeniz üzerinde gelişmekte olan mücadelenin de bir parçası.
Denize kıyısı olmayan Etiyopya'nın Kızıldeniz'e erişim arayışı Mısır'da endişeye yol açıyor. Burada bu arayış, Etiyopya'nın, Mısırlılar için vazgeçilmez bir ekonomik damar olan Süveyş Kanalı'na uzanan kritik bir deniz dar geçidini kontrol etme arzusunun bir parçası olarak görülüyor.
Etiyopya, Kızıldeniz'e erişimin ekonomik kalkınması ve dış dünyayla ticareti için vazgeçilmez olduğunu söylüyor.
Bölgesel savaş riski
Yalnızca birkaç ay önce, Etiyopya ile Eritre arasında bir savaş ihtimali düşük görünmüş olabilir. Ancak şimdi iki ülke karşı karşıya gelmeye doğru ilerliyor ve bu durum, Mısır'ın nasıl karşılık verebileceğine ilişkin soruları gündeme getiriyor.
İki ülke arasındaki gerilimler birkaç aydır birikiyor, özellikle de Etiyopya'nın, planlarının merkezinde Eritre'nin Assab Limanı'nın yer aldığı Kızıldeniz'e erişim konusunda söylemini sertleştirmesiyle birlikte.
Etiyopya, bu limandan tarihsel sahiplik hakkı çerçevesinde söz ediyor, Etiyopyalı yetkililer ve yorumcular, Eritre'nin 1993'te Etiyopya'dan bağımsızlığını kazanmasını ve Etiyopya'nın denize erişimini kaybetmesini bir "komplo" olarak sunuyor.
Etiyopyalı siyasi analist Jemal Beshir Ahmed, ülkesinin 1993'te kıyı şeridini kaybetmesinin, Etiyopya'yı denize kıyısı olmayan bir ülke haline getiren siyasi kararların, Eritre'nin silahlı mücadelesinin ve dış jeopolitik müdahalelerin sonucu olduğunu söyledi.
The New Arab'a, "Bu, tartışmasız bir tarihsel olgudan ziyade Etiyopya'ya ait bir siyasi yorumdur" dedi.
Etiyopya sınırına yakınlığı, mevcut altyapısı ve Etiyopya ticaretinin önemli bir çıkış noktası olarak uzun geçmişi göz önünde bulundurulduğunda, Etiyopya'nın Assab'ı "en doğal seçenek" olarak gördüğünü ekledi.
Kızıldeniz nasıl bölgesel savaşın eşiğine sürüklendi?
Etiyopya'nın kuzeyinde şiddetle devam eden iç savaş, şimdi çok sayıda dış tarafı içine çekerek onlara eski hesapları görme, jeostratejik kazanımlar elde etme veya rakiplerini yenilgiye uğratma fırsatı veriyor.
Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ni (TPLF) desteklediği bildirilen Eritre, Etiyopya'nın kuzeyine asker konuşlandırdı. Bu, Asmara'nın, Etiyopya ordusunun Eritre sınırına ve dolayısıyla Etiyopya sınırından yalnızca birkaç kilometre uzakta bulunan Assab'a ilerleyişine karşı bir tampon oluşturma girişimi olarak görülüyor.
Muhtemelen savaşı, Etiyopya ordusunun sınıra doğru ilerlemeye yönelik herhangi bir girişimini önlemek ya da en azından yavaşlatmak için bu bölgede bir ileri üs oluşturmak açısından iyi bir fırsat olarak görüyor.
Etiyopya, Eritre askerlerinin aynı konuşlandırılmasını, kendi kuvvetlerini komşu ülkeye sokmak ve Assab'ı yeniden ele geçirmek için bahane olarak kullanabilir, böylece bir taşla iki kuş vurabilir: Tarihsel olarak kendisine ait olduğuna inanılan bir bölgeyi geri kazanmak ve Addis Ababa'da pek çok kişinin nefret ettiği bir isim olan Eritre Cumhurbaşkanı Isaias Afwerki ile eski hesapları görmek.
Eritre ile Etiyopya arasındaki herhangi bir savaşta Mısır, Addis Ababa'nın bölgesel hedeflerini boşa çıkarma ve Afrika Boynuzu'ndaki bu devleti uzun yıllar boyunca zayıflatma fırsatından yararlanabilir. Böylece ülkenin, Kahire'nin korktuğu gibi Kızıldeniz'de potansiyel bir tehdide veya Nil Havzası'nda hakim bir güce dönüşmesini engelleyebilir.
Bunu, Etiyopya ordusunun ile beklenen hesaplaşmasında Eritre ordusuna destek sunarak yapabilir.
Bu ciddi gelişmeleri yakından izleyenler, Afrika Boynuzu'nda patlak verecek bir savaşın her tür dış güç için bir çekim merkezine dönüşeceğine inanıyor.
Afrika Boynuzu konusunda uzman Eritreli bağımsız uzman Azeez Hagos, iki ülke arasındaki bir savaşı yalnızca ikili bir çatışmayla sınırlı tutmanın zor olacağını söyledi.
The New Arab'a, "Bu savaş, zaten iç içe geçmiş bir bölgesel ortamda patlak verecektir" dedi.
Etiyopya'nın kuzeyi istikrarsız. Sudan, Addis Ababa'nın Hızlı Destek Kuvvetleri'ni (GDK) desteklemekle suçlandığı yıkıcı bir savaşta ve Mısır, Somali ve Kızıldeniz'i ilgilendiren gerilimler de halihazırda iç içe geçmiş durumda.
Hagos, "Sudan'daki denge değişmeye devam ederse, bu siyasi baskının ve güvenlik baskısının bir bölümü Etiyopya'ya da geri yansıyabilir" dedi.
Çatışmanın Eritre'nin güneyine veya Assab'a ulaşması halinde tehlikenin daha da büyüyeceğini belirtti.
O noktada, bunun artık yalnızca iki komşu devlet arasında bir kara savaşı olmayacağını söyledi.
Hagos, "Bu savaş, Kızıldeniz'in güvenliğini, limanları, deniz yollarını ve kıyıdaş devletlerle diğer bölgesel güçlerin çıkarlarını doğrudan ilgilendirecektir" dedi. "Böyle bir savaşı, yalnızca bir başka Eritre-Etiyopya çatışması olarak görmem."
Bu ayın başlarında Mısır'ın Akdeniz kıyısındaki Alamein kentinde düzenlenen Mısır-Eritre-Somali-Sudan dörtlü zirvesi, Etiyopya'daki iç savaşın çevresinde oluşan Etiyopya karşıtı ittifaka dair ipuçları sundu.
Addis Ababa'ya destek çağrıları da art arda geliyor, bu çağrıların geldiği ülkeler arasında, dışişleri bakanının ekim ayı başında Etiyopya'nın birliğine ve istikrarına destek verdiğini ifade ettiği İsrail de bulunuyor.
Eritre ile bir savaş, Etiyopya'nın durumunu karmaşıklaştırır. Etiyopya'yı, içerideki çok sayıda rakibiyle mücadele ederken aynı zamanda yabancı bir düşmanla savaşmak zorunda bırakır.
Dış güçlerin artan katılımı ve rakip taraflara silah akışı, çatışmanın, denizlerdeki dar geçitler ve Afrika Boynuzu genelinde siyasi ve askeri nüfuzun dağılımı üzerindeki daha geniş bir mücadelede nasıl bir vekalet savaşı alanına dönüşebileceğini gösteriyor.
Diplomasi üstün gelmediği sürece, çatışmanın uzun süreli bir yıpratma savaşına dönüşerek, rakip güçlerin bu bölgelerin geleceğini şekillendirmek için rekabet ettiği bir ortamda hem Afrika Boynuzu'nu hem de Kızıldeniz bölgesini istikrarsızlaştırma riski bulunuyor.
