1. HABERLER

  2. Esed ve Hindistan Arasındaki İlişkinin İç Yüzü
Esed ve Hindistan Arasındaki İlişkinin İç Yüzü

Esed ve Hindistan Arasındaki İlişkinin İç Yüzü

Esed'in yardımcıları 2011’de Suriye iç savaşı başladığından beri Yeni Delhi’ye düzenli olarak ziyaret gerçekleştirdiler.

A+A-

Çeviri Makale - Mepanews

Bu yılın başında Suriye devleti başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı Valid Muallim, Yeni Delhi’ye üç günlük bir ziyaret gerçekleştirdi. Esed’in yaverleri 2011’de Suriye savaşı başladığından beri Yeni Delhi’ye düzenli olarak ziyaret gerçekleştirdiler. Cumhurbaşkanı Beşar Esed’in 2008’deki ziyaretinin ardından Hindistan’ı ziyaret eden en yetkili kişi Muallim oldu. Suriyeli yetkililer Yeni Delhi’den Esed rejimini daha bariz bir şekilde desteklemelerini ve BRICS ülkeleri içinde ek bir destek sağlamalarını istiyor.

Bu buluşmalar ilginç bir soruyu gündeme getirdi; Suriye’deki iç savaşa karşı Hindistan’ın politikası tam olarak nedir? Ve savaşa diplomatik çözüm bulma çalışmalarında Hindistan’ın oynadığı ve oynaması gereken rol nedir?

Suriye rejimi dış işleri bakanı Velid Muallim ve Hindistan dış işleri bakanı Sushma Swaraj 

İlk sorunun cevabı görece daha basit; Yeni Delhi Şam ile dostane bağlarını korumakta. Bazı Hint yetkililer rejim değişikliğinin istikrarı bozacağını iddia etseler de Hindistan genel olarak Suriye meselesinde güçlü, aleni ve resmi adımlar atmaktan çekiniyor.

Fakat ikinci sorunun cevabı daha ilginç; 7 milyondan fazla Hindistan vatandaşı Körfez bölgesinde çalışıyor ve bu işçilerin güvenliği en büyük endişelerden biri haline geldi. Ortadoğu’daki çöküş Hindistan hükümetini Danimarka büyüklüğünde bir nüfuzu tahliye etmeye zorlayabilir. Bu durum Hindistan’ın kendi ekonomik ve politik sorunlarına gömülmesine sebep olabilir. Hindistan’ın bu konuda neden tereddütte kaldığını anlayabilmek için Hindistan’ın Ortadoğu’daki çıkarlarını, Rusya ile tarihteki ve günümüzdeki ilişkilerini ve 'terörizmin' Hindistan’ı tehdit edişini göz önünde bulundurarak Hindistan’ın Suriye politikasını daha kapsamlı bir bağlama yerleştirmek gerekiyor. 

Hindistan’ın Suriye’deki Politik ve Ekonomik Çıkarları

Hindistan’ın Suriye krizine karşı tutumu çelişki içermektedir. Bir yandan savaşı sonlandırmanın tek yolunun karşılıklı görüşmelerden geçtiğini söyleyip askeri müdahaleyi kınarken bir yandan da Esed hükümetinin muhaliflerle 'teröristleri' eşit tutan söylemini, Rus hava saldırılarını ve AB öncülüğündeki barış görüşmelerini destekliyor. 

Hindistan’daki Modi hükümeti Suriye ile ekonomik ve politik dayanışmasını sürdürürken sivil savaş hakkında yaptığı en net açıklama 2009’dan 2012’ye kadar Hindistan’ın Suriye büyükelçiliği görevini yapan V. P.Haran tarafından geldi. Haran son röportajında savaşın özellikle Körfez ülkeleri, El Kaide ve Al Jazeera gibi dış güçler tarafından yönetilip tahrik edildiğini belirtti. Röportajın sonunda Haran, Esed’in krizi iyi yönetemediğini de kabul etti. Haran 2014’te Bhutan elçiliği göreviyle iş hayatını sonlandırıp emekli olmuş olsa da bu görüşlerin Hindistan hükümetinin bakış açısını yansıtıp yansıtmadığı bilinmez.

Hindistan askeri harekat konusunda da çelişkili tavrını sürdürüyor. Hindistan Dış İşleri Bakanı 2013’te yaptığı bir açıklamada Suriye krizi için askeri bir çözüm olmadığını ifade etti. Fakat Hindistan, Rusya’nın Suriye’deki hava saldırılarına açıkça destek vermekte. Geçtiğimiz ekim ayında Hindistan Cumhurbaşkanı Pranab Mukherjee’ye Ürdün, İsrail ve Filistin gezilerinde eşlik eden Dış İşleri Bakanı Anıl Wadha, “Suriye’deki Rus askeri müdahalesi IŞİD’in ilerleyişini durdurmayı amaçlıyor” açıklamasında bulundu. Bu söylem Hint elitleri tarafından da tekrarlandı. Mesela eski Hint diplomatı Pinak Ranjan Chakravarty, IŞİD’e karşı ABD öncülüğündeki hava saldırılarından daha etkili olduğu gerekçesiyle Rus hava saldırılarına övgüler yağdırdı.

Hindistan Cumhurbaşkanı Pranab Mukherjee

Modi hükümetinin körfez İşbirliği Konseyi’ne üye ülkeler ve İsrail ile ekonomik ve stratejik ilişkilerini geliştirmek istediği aşikar. Hindistan’ın yaptığı iş yatırımları birçok bakımdan hükümetin diplomatik duruşunu yansıtmaktadır. Çin ve Suriyeli partnerlerinin de yer aldığı büyük bir işletmenin parçası olarak Hindistan Suriye petrollerine yatırım yaptı. (Yatırım 2013’te kesildi) Mayıs 2014’te Hindistan hükümeti destekli bir ticari kuruluşun temsilcileri Hindistan’ın Suriye büyükelçisi tarafından organize edilen bir etkinliğe katılmak için Şam’ı ziyaret etti. Suriye başbakanı Dr Wael Nadir el Halki ile toplantılar düzenlendi. Başbakanın danışmanları ziyaretçilerden sağlık hizmetindeki eksik araç gereçlerin sağlanması ve zarar görmüş hastanelerin onarılması için yardım istediler. Bazı yardımlar Suriye hükümetine ulaştırılsa da Muallim’in Hindistan’ı ziyareti ile 1 milyon dolarlık tıbbi yardım garantilendi. 

Bununla birlikte Hindistan ve Suriye,  Hindistan devletine ait Bharat Elektrik Şirketi tarafından denetlenen 320 milyon dolarlık Tişrin enerji projesinin de yer aldığı kalkınma projeleri için ziyaretlerine devam etti. Ön onaylı borçlar için açık kredi yöntemiyle finanse edilen Hama çelik fabrikasının yakın bir zamanda tamamlanması da görüşüldü. Hindistan Şam’a güvenlik garantisi sağlayan bu projeleri tamamlamaya niyetli olduklarını söyledi.

Uluslararası komitenin Esad rejimi aleyhine attığı adımlara rağmen yeni Delhi Şam ile yakın ilişkiler kurmaya devam ediyor. Güvenlik problemleri sebebiyle Şam’a büyükelçi atanmasının ertelenmesinden sonra Ekim 2015’te Hindistan Suriye’de görev yapan geçici maslahatgüzar yerine liderlik rolünü üstlenecek yeni bir diplomat atayacağını duyurdu. Ekonomik ve politik olarak Hindistan, Suriye ve Esed rejimiyle tarihi bağlarını sürdürmekte. 

Tarihi İlişkiler; Libya’dan Suriye’ye Hindistan ve Rusya

Keşmir’deki çatışmalar ve Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi gibi birçok uluslararası meselede Moskova ve Yeni Delhi aynı hizada tavır takındı. Ve belki de Rusya hala Yeni Delhi’nin tek stratejik müttefikidir. Hatta ilişkiler silah satışının ötesine gidiyor. Hindistan ve Rusya politik meselelerde aynı ağzı kullanmaya devam ediyor.

Rusya gibi Hindistan da Libya’daki Muammer Kaddafi rejimine karşı Avrupalı güçlerin düzenlediği 2011 hava saldırılarını şiddetli bir şekilde kınadı. Müdahale sonrası ortaya çıkan yönetim boşluğunun Libya devletinin iç çöküşüne neden olduğu gerçeği belki de Hindistan’ın görüşlerini doğrulamakta. Hindistan Suriye'de rejim değişikliği olması halinde Suriye’nin Libya’ya dönüşmesinden korkuyor. Geçici üye olarak Hindistan Dış İşleri Bakanlığı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Libya’da uçuşa yasak bölge kurulması önerisine çekimser kaldı. Rusya’nın oyunu destekleyen Hindistan bir açıklama yayımladı;

“Hindistan Libya’daki şiddet, savaş ve gittikçe kötüleşen insani durumdan dolayı derin endişe duymaktadır. Gerçekleştirilen hava saldırılarını reddetmektedir. Alınan önlemler ülkedeki insanların zor durumunu ağırlaştırmaktan ziyade yatıştırmalıdır.” 

IŞİD’in petrol rafinerileri gibi altyapıları vuran Rus hava saldırıları Hindistan medyasında ve sosyal ağlarında ayakta alkışlanıyor. Rusların muhaliflere ve sivillere yaptığı saldırılar ise Hindistan’da gündeme bile gelmemekte.

Hindistan İçin Cihat Tehdidi; Laşkar e Taiba’dan IŞİD’e

Şam ve Yeni Delhi arasındaki bu sıkı bağı anlayabilmek için iki ülkenin de cihatçı grupların hedefi olduğu gerçeğini göz ardı etmemek gerekiyor.

Hindistan’ın 'terörizm' sorunu büyük oranda Keşmir meselesinden kaynaklanmaktadır. Laşkar e Taiba (2008 Mumbai saldırısı sorumlusu) ve Jaish-e Muhammed (Laşkar e Taiba grubuyla birlikte 2001 parlamento saldırısından sorumlu) gibi örgütler Keşmir’i Hindu - Müslüman mücadelesinin sıfır noktası olarak görmektedir.

Pakistan destekli militanlar Hindistan’a tehdit oluşturmaya devam ederken şimdilerde Yeni Delhi’nin endişelendiği bir başka tehdit var; IŞİD. Gençlerin, özellikle orta sınıftan gençlerin, online radikalleşmesi önde gelen iç sorunlardan biri. Online propaganda IŞİD’in Hindistan ve Pakistan’ı 2020’ye kadar devralmak istediği bölgenin bir parçası olarak gördüğünü gösteriyor. IŞİD’in Afganistan’daki Horasan vilayeti eski 10 Pakistan Talibanı komutanının IŞİD’e biat ettiğini gösteren bir video yayınladı.

Keşmir’de dalgalanan IŞİD bayraklarının olağanlaştığına dair haberler olsa da bu, bayrakların örgütle kesin bir bağı olduğuna işaret etmiyor. IŞİD’in oluşturduğu tehdit küçük gruplara internet aracılığıyla propaganda yapmaları için ilham oluyor. Yine de bu, Hindistan’ın tedbiri elden bırakacağı anlamına gelmiyor. Hindistan Ulusal Teftiş Kurulu iki aydan fazla süredir IŞİD yanlısı aktivist olmak suçuyla birçok kişiyi tutukladı. Ulusal Teftiş Kurulu aynı zamanda birçok Hintlinin yaşadığı ve çalıştığı Körfez ülkelerine gidecek olanlar için geniş çaplı tarama programları yürütüyor.

Potansiyel Ara Bulucu; Hindistan’ın Suriye Savaşındaki Rolü

İkinci Cenevre Barış Görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanmasından sonra Suriye’deki politik değişim tartışmaları sekteye uğradı. Savaşın dış etkisi Hindistan’ın körfez bölgesindeki çıkarlarını olumsuz etkileyecek. 

ABD Başkanı Obama ve Hindistan Başbakanı Modi'nin Ocak ayındaki Yeni Delhi buluşmasından bir görüntü 

Hindistan ABD ve Avrupa ülkeler gibi uluslar arası aktörlerle ilişkilerini geliştirerek yumuşak gücünü arttırabilir. Sivil nükleer anlaşma ve Başkan Obama ile Başbakan Modi arasında yapılan sık görüşmelerden sonra Hindistan Washington ile stratejik ilişkilerini geliştirmeye başladı. Hindistan’a pahalıya mal olsa da Suriye’de daha proaktif ve kararlı olmak Hindistan’a kaybettiğinden daha fazlasını kazandırır. Bu durum Hindistan’a yalnızca ulusal güvenlik ve ekonomik tehditleri çözmesinde değil, Hindistan’ın küresel güç olmasına da yardım eder.

Kabir Taneja*

*Kabir Taneja, gazeteci ve uluslararası ilişkiler, enerji güvenliği ve savunma alanında uzmandır.  Geçmişte Takşaşila Enstitüsü'nde akademisyenlik yaptı. Norveç'te Fridtjot Nansen Enstitüsü'nde de geçici akademisyenlik görevlerinde bulundu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.