Gazze Şeridi, ABD-İran anlaşmasının dışında kaldı

Gazze Şeridi, ABD-İran anlaşmasının dışında kaldı

"Pazartesi günkü açıklamanın ardından yayımlanan beyanlarda Gazze Şeridi'ne doğrudan atıf yapılmadı."

Sally Ibrahim | New Arab | Tercüme: Mepa News

Savaşın harap ettiği Gazze Şeridi'ndeki Filistinliler, pazartesi günü ABD ile İran arasında Pakistan arabuluculuğunda varılan çerçeve anlaşmanın duyurulmasını, anlaşmanın İsrail'in Gazze'ye yönelik savaşını sona erdirmeye yardımcı olabileceği yönündeki umutlara rağmen, bölgenin daha geniş bir bölgesel çözümün dışında kalabileceğine dair artan kaygılarla karşıladı.

ABD Başkanı Donald Trump bu mutabakatı bölgeye "barış ve güvenlik" getirecek "büyük bir anlaşma" olarak tanımlarken, İranlı yetkililer de Washington ile aylar süren çatışmayı sona erdirmeyi amaçlayan bir anlaşmaya varıldığını doğruladı. Ancak Gazze'deki Filistinliler, cuma günü İsviçre'de imzalanması beklenen mutabakat zaptının tam metnini bekliyor.

Kuşatma altındaki bölgedeki birçok kişi için dikkat, İran-ABD anlaşmasındaki diplomatik ilerlemeden çok, ilk açıklamada neyin dışarıda bırakıldığına odaklandı.

Hamas'ın daha önce Gazze'nin Tahran ile Washington arasında varılacak herhangi bir mutabakata dahil edileceğine dair güvence vermesine rağmen, şu ana kadar yayımlanan açıklamalarda Gazze'den açıkça söz edilmedi.

Geçen hafta Hamas Sözcüsü Hazım Kasım, yaptığı basın açıklamasında hareketin İran'dan, ABD ile yapılacak herhangi bir anlaşmanın Gazze dahil "tüm cepheleri" kapsayacağına dair güvence aldığını söylemişti.

Ancak pazartesi günkü açıklamanın ardından yayımlanan beyanlarda Gazze Şeridi'ne doğrudan atıf yapılmadı.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, anlaşmanın "Lübnan dahil tüm cephelerde askeri operasyonların derhal ve kalıcı olarak sona erdirilmesi" çağrısını içerdiğini söyledi, ancak Gazze'den söz etmedi.

Dışarıda bırakılma korkusu

Bu eksiklik, savaşın bölgeyi harap etmeyi ve zaten felaket boyutundaki insani krizi derinleştirmeyi sürdürdüğü bir dönemde, Gazze'nin daha geniş bir bölgesel çözümün dışında bırakılabileceği yönündeki korkuları artırdı.

Gazze kentindeki mülteci kampında, savaş sırasında evi yıkılan 43 yaşındaki memur Ahmed Ebu'l Atta, The New Arab'a, "birçok sakinin ABD-İran anlaşmasının Gazze'deki çatışmayı sona erdirmeye yönelik bir ivme oluşturmasını umduğunu" söyledi.

"Anlaşma duyurulduğundan beri gün boyunca haberleri takip ediyoruz, ancak dikkatimizi çeken şey Gazze'den açıkça söz edilmemesi oldu" dedi.

"Bu durum insanlar arasında yaygın bir endişeye yol açtı. Çünkü bölgedeki tüm meselelerin çözülmesinden, Gazze'nin ise tek başına, herhangi bir mutabakatın dışında bırakılmasından korkuyoruz" diye ekledi.

Ebu'l Atta, uzun süren savaşın, bölge sakinlerini ateşkese yol açabilecek ve Gazze'nin karşı karşıya olduğu insani felaketi hafifletebilecek herhangi bir siyasi gelişmeyi arar hale getirdiğini söyledi.

"ABD ve İran kendi çatışmalarını sona erdirebiliyorsa, neden Gazze'deki savaşı sona erdirmek için de baskı yapılmıyor?" diye sordu.

Kuzey Gazze'den orta kesimdeki Deyr el Belah'a yerinden edilen 52 yaşındaki Ümmü Muhammed Hicazi de aynı kaygıları dile getiriyor.

Hicazi, New Arab'a yaptığı açıklamada, Gazze'nin bölgesel bir anlaşmanın dışında bırakılma ihtimalinin Filistinliler için "tehlikeli bir işaret" olduğunu söyledi.

"Bölgede her mutabakat ya da anlaşma duyduğumuzda bunun bize fayda sağlayacağını umuyoruz. Ancak bu kez anlaşmanın diğer meselelerde bir sakinlik oluşturmasından ve Gazze'yi kaderiyle tek başına yüzleşmeye bırakmasından korkuyoruz" dedi.

Hicazi'ye göre birçok yerinden edilmiş aile, Washington ile Tahran arasındaki gerilimlerin azalması halinde savaşın şiddetlenip şiddetlenmeyeceğini sorguluyor.

"Buradaki insanlar, İran'la karşı karşıya gelme denklemin dışına çıktığında İsrail'in savaşı yönetmekte kendini daha serbest hissedeceğinden korkuyor" diye ekledi.

Gazze kentinin batısında bir çadırda yaşayan 28 yaşındaki Muhammed el Feyyumi de benzer kaygıları dile getirdi.

New Arab'a konuşan Feyyumi, "Tüm bölge daha geniş bir çatışmanın eşiğindeyken, patlamayı önlemek için uluslararası baskı vardı. Ancak ABD-İran krizi sona erer ve yalnızca Gazze kalırsa, İsrail üzerindeki baskı azalabilir ve burada yaşananlara yönelik uluslararası ilgi düşebilir." dedi.

İsrail bundan faydalanabilir mi?

Bölge sakinlerinin dile getirdiği kaygılar, anlaşmanın bölgesel dinamikleri nasıl yeniden şekillendirebileceği ve İsrail'in askeri ve siyasi hesaplarını nasıl etkileyebileceği konusunda artan spekülasyonların ortasında geliyor.

İsrail Savunma Bakanı Israel Katz kısa süre önce, İsrail'in Lübnan, Suriye ve Gazze'de "güvenlik bölgeleri" olarak adlandırdığı alanlardan belirli bir takvim olmaksızın çekilmeye karşı olduğunu yineledi.

Filistinli siyasi gözlemciler, bu tür açıklamaların İsrail'in değişen bölgesel gerçeklikleri kullanarak Gazze dahil birçok cephede sahadaki fiili durumu pekiştirme çabasını yansıttığını düşünüyor.

Ancak resmi Filistin düzeyinde anlaşmaya verilen tepkiler büyük ölçüde olumlu oldu.

Filistin başkanlığı, ABD-İran mutabakatlarının bölgede gerilimi azaltmaya ve diplomasiyi canlandırmaya yönelik olumlu bir adım olduğunu söyledi.

Yapılan basın açıklamasında, gerçek bölgesel istikrarın sağlanmasının, çatışmanın temel nedenlerinin ele alınmasını ve Gazze, işgal altındaki Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki savaş ile insani acıların sona erdirilmesi için uluslararası çabaların yenilenmesini gerektirdiği vurgulandı.

Filistin Devlet Başkan Yardımcısı Hüseyin eş Şeyh de anlaşmayı memnuniyetle karşıladı ve bunun "bölgedeki çatışmanın çözümü için bir başlangıç noktası" olabileceği yönündeki umudunu dile getirdi.

Şeyh, kalıcı barış ve güvenliğin, İsrail işgali sona ermeden ve bağımsız bir Filistin devleti kurulmadan mümkün olmayacağını vurguladı.

Anlaşma Gazze için ne anlama gelebilir?

Gazze merkezli siyasi analist Ahed Fervana, New Arab'a yaptığı açıklamada, ilk duyurularda Gazze'ye açık bir atıf yapılmaması nedeniyle birçok Gazzelinin hissettiği kaygının anlaşılır olduğunu söyledi.

Fervana, "Filistinliler, yeni mutabakatların İran'ın bölgesel ekseniyle bağlantılı çeşitli sahaları ele almasını bekliyordu, özellikle de Hamas'ın Tahran'dan güvenceler aldığını söylemesinden sonra" dedi.

Ancak anlaşmanın tam metni yayımlanmadan kesin sonuçlar çıkarılmaması gerektiği konusunda uyardı.

"Şu ana kadar Gazze'nin anlaşmadan dışlandığı kesin olarak söylenemez, çünkü tam metin henüz yayımlanmadı. Ancak ilk açıklamalarda Gazze'nin yer almaması Filistinliler arasında meşru sorular doğurdu" diye ekledi.

Fervana, İsrail'in anlaşmayı önceliklerini yeniden belirlemek için bir fırsat olarak görebileceğini, ancak savaşı denetim olmaksızın sürdürmek için tamamen serbest kalmasının olası olmadığını söyledi.

"Gazze büyük bir uluslararası mesele haline geldi ve İsrail üzerinde siyasi, hukuki ve insani baskı giderek artıyor. ABD-İran geriliminin sona ermesi bazı bölgesel hesapları değiştirebilir, ancak bu durum savaş ve sonuçlarına ilişkin uluslararası kaygının boyutunu ortadan kaldırmaz." dedi.

Gazze merkezli siyasi analist Hüsam ed Decani ise anlaşmanın bölgeyi sakinleştirebileceğini ve özellikle Mısır, Katar ve Türkiye gibi arabulucuların daha geniş bölgesel mutabakatlarda yer almasıyla Gazze'de ateşkese yönelik diplomatik çabalara yardımcı olabileceğini düşünüyor.

Decani "Filistinlilerin temel kaygısı yalnızca Gazze'nin anlaşmadan dışlanması ihtimali değil. Asıl kaygı, Filistin meselesinin bir bütün olarak daha geniş güvenlik ve bölgesel düzenlemeler lehine kenara itilmesi ihtimalidir." dedi.

Şimdilik Filistinliler, anlaşmanın gerilimi azaltmaya yönelik bir yol açabileceği umudu ile bölgesel güçlerin Gazze'deki yaşamı belirlemeye devam eden çatışmayı ele almadan yeni mutabakatlara varabileceği korkusu arasında sıkışmış durumda.

x.gif

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.