Gazze'de su krizi her geçen gün derinleşiyor
Gazze Şeridi'nde İsrail ablukası sebebiyle içme ve kullanma suyuna erişim konusunda kriz yaşanıyor.
Gazze'deki soykırım savaşının üçüncü yıl dönümü yaklaşırken, Filistinliler gıda ve su kriziyle karşı karşıya.
Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin kötüleşen yaşam koşullarının başında suya erişimde yaşanan güçlük geliyor. İnsanlar güne erken saatlerde, kamplardaki yerinden edilmiş kişilere su dağıtan tankerlerin gelmesini beklemek için uzun kuyruklara girerek başlıyor. Tankerlerin bazıları suyu ücretsiz dağıtmıyor. Su bazen uluslararası ya da yerel kuruluşların bağışlarıyla ulaştırılsa da insanlar birkaç dolar karşılığında birkaç litre içme suyu satın alıyor.
Su krizinin İsrail'in yol açtığı insani bir kriz olduğu dikkat çekiyor. İsrail'in bölge topraklarının yüzde 70'ini işgal etmesinin ardından nüfusu Gazze'nin yüzölçümünün üçte birlik bölümüne sıkıştırdı. Bu kriz, halkın karşı karşıya olduğu en ciddi insani krizlerden biri haline geldi. Bu süreçte su ve kanalizasyon altyapısının büyük bölümü de tahrip edildi.
Su krizi, savaşın ilk günlerinde elektriklerin kesilmesiyle, ardından su arıtma tesislerinin işletilmesi ve kuyulardan yeraltı suyunun pompalanması için gerekli yakıtın azalmasıyla daha da ağırlaştı. İsrail ayrıca bu tesislerin onarılması ya da işletilmesi için gerekli ekipmanın ve suyu içilebilir hale getirmek için kullanılan arıtma malzemelerinin girişine yönelik kısıtlamaları sıkılaştırdı. Savaştan önce de Gazze'de içme suyu sıkıntısı yaşanıyor ve temel kaynak olarak büyük ölçüde yeraltı suyuna dayanılıyordu.
Bu sistem savaş öncesinde bile kırılgandı. Gazze su sıkıntısı yaşamaya başlamış, aşırı pompalama nedeniyle yeraltı suyunun tuzluluğu yükselmiş ve İsrail kontrolündeki, Gazze'ye komşu bölgelerden gelen kanalizasyon sularıyla karışması sonucu kirlilik sorunu ortaya çıkmıştı.
İsrail, Gazze'de hizmete girmesine günler kalan su arıtma tesisini bombaladı
Savaş sırasında su arıtma tesisleri ile İsrail'den gelen su şebekelerinin üretiminin durması ya da azalması sonucunda yeraltı kuyularına bağımlılık arttı. Ancak bu sular kronik biçimde yüksek tuzluluk ve nitrat tuzlarıyla kirlenme sorunuyla karşı karşıya. Dolayısıyla içmeye uygun değiller ve halkın ihtiyaçlarını tam olarak karşılamıyorlar.
Savaşın başlangıcından Şubat 2024'e kadar Gazze'deki su üretimi savaş öncesindeki seviyesinin yalnızca yüzde 5.7'sine düştü. Bölgede yerel olarak üretilen suyun yüzde 80'i ise bombardımanda zarar gören dağıtım şebekeleri nedeniyle kaybedildi.
Uluslararası standartlarda acil durumlarda içme, yemek pişirme ve kişisel hijyen için kişi başına günlük en az 15 litre su öngörülüyor. Normal ve güvenli yaşam koşullarında ise temel ihtiyaçların karşılanabilmesi için bundan çok daha fazla su gerekiyor. Ancak üçüncü yılına yaklaşan savaş sırasında Gazze sakinleri bu standardın çok altında suya erişebildi ve bu sağlık sorunları ile insani sorunlara yol açtı.
Gazze'deki su krizinin tehlikesi yalnızca insanların susuzluk veya su eksikliği nedeniyle hayatını kaybetme ihtimaliyle sınırlı değil. Erişilebilen su da içmeye uygun değil. Bu su ishal, cilt hastalıkları, sindirim sistemi enfeksiyonları ve hepatite yol açabiliyor. Ayrıca tuvalet sonrası el yıkamak, yaraları temizlemek, çocukların ve hastaların bakımını yapmak gibi temel hijyen uygulamalarını son derece zorlaştırıyor.
Gazze'deki anneler, su krizi nedeniyle çocuklarını ayda yalnızca bir kez yıkayabildiklerini, bunun ciltte yaralara ve soyulmalara yol açtığını belirtiyor. Annelerin kız çocuklarının saçlarını erkek çocuklarınınki kadar kısa kestikleri, bit ve böceklerin yayılması nedeniyle çocukların başlarının tıraşlı ya da neredeyse saçsız göründüğü kaydediliyor.
Dünya Sağlık Örgütü ise, yaklaşan yağmur mevsiminin, su krizini ve kanalizasyon sularının tahliye edilememesiyle, daha ağır bir sağlık krizine yol açabileceği uyarısında bulunuyor.
Kaynak: Mepa News
