Gazze'deki soykırımın üçüncü yılında ABD'nin İsrail'e askeri desteği devam ediyor

Gazze'deki soykırımın üçüncü yılında ABD'nin İsrail'e askeri desteği devam ediyor

İsrail'in Gazze'ye yönelik soykırım savaşının üçüncü yılında ABD'nin askeri ve diplomatik desteği devam ederken, Washington'da İsrail'e silah yardımına yönelik siyasi itirazlar da artıyor.

İsrail'in Gazze'ye yönelik soykırım savaşının üçüncü yılına girilirken, Washington'un Tel Aviv'e yönelik askeri ve diplomatik desteğinde Biden ve Trump dönemleri arasında belirgin bir değişiklik yaşanmadı.

ABD yönetimleri, savaş boyunca İsrail'e kapsamlı askeri yardım ve diplomatik destek sağlamayı sürdürdü.

ABD'nin desteği, İsrail'in Gazze'deki saldırılarına yönelik dönemsel eleştirilere, ateşkes ihlallerine ve bölgede savaşın İran'a kadar genişlemesine rağmen devam etti.

Eski ABD Dışişleri Bakanlığı yetkilisi ve halen A New Policy adlı lobi kuruluşunu yöneten Josh Paul, ABD'nin hem Biden hem de Trump dönemlerinde İsrail'e finansman, silah transferleri ve diplomatik destek dahil olmak üzere "koşulsuz desteğini" sürdürdüğünü söyledi.

Paul, bunun yanı sıra ABD'nin bölgedeki savaşlarının maliyetlerinin de hesaba katılması gerektiğini belirterek, bu çatışmaların nedenlerinin önemli ölçüde Washington'un İsrail'e verdiği destek ve İsrail'in eylemleriyle bağlantılı olduğunu savundu.

Washington'un askeri yardımları

ABD, İsrail'in 1948'de kurulmasından bu yana ülkeye diğer tüm devletlerden daha fazla askeri ve ekonomik yardım sağlayan ülke konumunda bulunuyor.

Enflasyona oranla düzeltilmiş hesaplamalara göre Washington'un İsrail'e sağladığı toplam yardım yaklaşık 300 milyar dolara ulaşıyor.

ABD, 2008 yılında kabul edilen bir yasayla İsrail'in komşuları karşısındaki "Niteliksel Askeri Üstünlüğünün" korunmasını resmi politika haline getirdi.

Bu kapsamlı askeri ilişki nedeniyle İsrail ordusu, ABD yapımı silah sistemlerine ve mühimmata önemli ölçüde bağımlı durumda. İsrail Hava Kuvvetleri'nin kullandığı uçakların yanı sıra çok sayıda mühimmat, tank ve diğer askeri araçlar ABD menşeli.

Demir Kubbe, Davut Sapanı ve Demir Kiriş hava savunma sistemleri de ABD ile İsrail arasındaki savunma iş birliğinin önemli unsurları arasında yer alıyor.

İnsan hakları kuruluşları, ABD yapımı silahların Gazze ve bölgenin diğer kesimlerindeki sivil ölümlerinde kullanıldığını defalarca gündeme getirdi. İsrail ise uluslararası bağımsız gözlemcilerin Gazze'ye girişini büyük ölçüde engelliyor.

Savunma politikaları uzmanı William Hartung, Gazze'deki savaşta ABD silahlarının geniş çaplı kullanımının Washington'u sorumluluk tartışmasının dışında bırakmadığını savundu.

ABD, 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'e en az 25,5 milyar dolarlık doğrudan ödenek sağladı. Bu kaynaklar ABD federal bütçesinden, dolayısıyla vergi mükelleflerinin ödediği kamu gelirlerinden karşılanıyor.

Yıllık 3,8 milyar dolarlık yardım

ABD'nin İsrail'e yönelik doğrudan askeri yardımının temelini, 2016 yılında eski Başkan Barack Obama döneminde imzalanan 10 yıllık mutabakat kapsamında yıllık 3,8 milyar dolarlık yardım oluşturuyor.

Bu miktar 2024, 2025 ve 2026 mali yıllarındaki yıllık ödenekleri kapsıyor. Buna ek olarak Kongre, Nisan 2024'te İsrail için 14,1 milyar dolarlık ek güvenlik paketini kabul etti.

Fonların büyük bölümü, ABD yapımı silahların İsrail tarafından satın alınmasını sağlayan Yabancı Askeri Finansman programından oluşuyor. Daha küçük bir bölüm ise İsrail'in yerli savunma sanayisinin geliştirilmesine yönelik harcamalarda kullanılıyor.

ABD ayrıca İsrail'in mevcut mühimmat stoklarının yenilenmesi ve hava savunma sistemlerinin desteklenmesi için kaynak sağlıyor.

İsrail'in ayrıca ABD'nin ülkede tuttuğu ve ihtiyaç halinde Washington'ın onayıyla hızlı biçimde kullanılabilen belirli silah stoklarına erişimi bulunuyor.

Milyarlarca dolarlık silah satışı

ABD'nin doğrudan askeri yardımları, İsrail'e yapılan silah satışlarıyla da birleşiyor. Bu satışların ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından onaylanması ve Kongre'ye bildirilmesi gerekiyor. Satın almalar ABD askeri yardımlarıyla veya başka finansman kaynaklarıyla gerçekleştirilebiliyor.

Savunma analisti William Hartung'a göre satışların büyük bölümü ABD yardımları kullanılarak finanse ediliyor.

ABD'nin 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'e onayladığı silah transferlerinin toplam değerinin en az 33,16 milyar dolara ulaştığı belirtiliyor.

Söz konusu satışların bir bölümü yıllar içinde teslim edilebildiğinden, Washington ile Tel Aviv arasındaki askeri bağlar tek bir satış kararının çok ötesine uzanıyor.

Hartung, bugün kullanılan bazı silahların yıllar önce onaylanmış olabileceğine dikkat çekerek, silah satışlarının etkisinin onay tarihinden çok daha sonra ortaya çıkabildiğini ifade etti.

Acil durum yetkisiyle Kongre denetimi aşıldı

ABD yönetimleri, savaşın başlamasından bu yana İsrail'e yönelik bazı silah satışlarında ulusal güvenlik gerekçesiyle "acil durum" prosedürüne başvurdu.

Nadir kullanılan bu hukuki mekanizma, yönetimin bazı durumlarda Kongre'nin olağan denetim süreçlerini aşarak silah satışlarını hızlandırmasına imkan sağlıyor.

Satışlar arasında Aralık 2023 ve Ağustos 2024'te onaylanan binlerce 120 milimetrelik tank mühimmatı, Ağustos 2024'te onaylanan 18,82 milyar dolar değerindeki F-15 savaş uçakları ve parçaları ile Trump'ın 2025'te göreve gelmesinin ardından onaylanan 7,4 milyar dolarlık bomba, güdüm kiti, fünye ve Hellfire füzesi paketi bulunuyor.

Trump ayrıca göreve geldikten sonra Biden döneminde askıya alınan 900 kiloluk bombaların İsrail'e gönderilmesinin önünü açtı.

İnsan hakları kuruluşları, bu bombaların geniş etki alanının yoğun nüfuslu bölgelerde ağır sivil yıkıma yol açtığını belirtiyor. Harvard Üniversitesi'ne bağlı bir araştırmada, İsrail'in 7-23 Ekim 2023 tarihleri arasında Gazze'nin yoğun nüfuslu bölgelerine yaklaşık 600 adet 900 kilo ağırlığında bomba attığı öne sürüldü.

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nin kıdemli Demokrat üyesi Gregory Meeks ise eylül ayında İsrail'e gönderilmesi planlanan 40 bin adet 900 kilo ağırlığındaki bombadan oluşan 2,8 milyar dolarlık transferi durdurduğunu açıkladı. Meeks, silahların İsrail hükümeti tarafından ABD hukukuna uygun ve sivillerin korunmasını sağlayacak şekilde kullanılacağına ilişkin yeterli güvence alamadığını söyledi.

ABD'nin İsrail'e diplomatik desteği

Washington'un desteği yalnızca askeri yardımlarla sınırlı kalmadı. ABD, Gazze savaşının üçüncü yılında İsrail'e uluslararası alanda diplomatik destek vermeyi de sürdürdü.

11 Ekim 2025'te yürürlüğe giren ateşkesten önce ABD'nin İsrail'e verdiği diplomatik desteğin en belirgin örneklerinden biri Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki veto kararları oldu.

BM Güvenlik Konseyi'nin beş daimi üyesinden biri olan ABD, Gazze'deki savaşın sona ermesini isteyen kararları defalarca veto etti. Washington, Gazze'yle ilgili kararları son olarak Eylül 2025'te olmak üzere toplam altı kez veto etti.

ABD'nin yaklaşımı daha sonra Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne (UCM) yönelik baskı politikasına dönüştü. UCM, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkarmıştı.

Trump, Şubat 2025'te imzaladığı başkanlık kararnamesiyle UCM'ye ve mahkeme çalışanlarına yaptırım uygulanmasının önünü açtı. Trump, mahkemenin ABD ve "yakın müttefiki İsrail'i" hedef alan "gayrimeşru ve temelsiz eylemler" yürüttüğünü savundu.

Washington daha sonra bazı UCM yetkililerine, bir BM raportörüne ve Filistinli hak örgütlerine yaptırım uyguladı. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da temmuz ayında UCM'yi etkisizleştirmeye yönelik "tüm hükümet kurumlarını kapsayan" yaklaşımın hızlandırılacağını açıkladı.

American Friends Service Committee Genel Sekreteri Joyce Ajlouny, Trump yönetiminin bu yaklaşımını savaş suçları ve soykırım mağdurlarına yönelik bir "hakaret" olarak nitelendirdi.

ABD ayrıca son askeri yardım paketinde, BM İnsan Hakları Konseyi tarafından 2021'de işgal altındaki Filistin topraklarındaki ihlalleri araştırmak amacıyla kurulan bağımsız soruşturma komisyonuna ABD kaynaklarının aktarılmasını da engelledi.

Aynı yasa, BM Filistinli Mültecilere Yardım Ajansına (UNRWA) ABD tarafından sağlanacak fonları da kısıtladı.

ABD kamuoyunda İsrail'e destek tartışılıyor

ABD yönetimlerinin İsrail'e yönelik desteğinde büyük bir değişiklik yaşanmazken, ülke içindeki siyasi ve toplumsal atmosfer son üç yılda önemli ölçüde değişti.

Mayıs ayında yapılan New York Times/Siena anketine göre Demokrat seçmenlerin yaklaşık yüzde 68'i İsrail'e ek ekonomik ve askeri yardım yapılmasına karşı çıkıyor. Bu oran üç yıl önce yüzde 45 seviyesindeydi.

Gallup'un şubat ayında yayımladığı araştırma ise Cumhuriyetçilerin yüzde 70'inin İsraillilere Filistinlilerden daha fazla sempati duyduğunu ortaya koydu. Ancak bu oran bir yıl öncesine kıyasla 10 puan gerilemiş durumda.

Kongre'de de İsrail'e verilen desteğe yönelik itirazların arttığı görülüyor. Buna rağmen silah transferlerini engellemeye yönelik girişimler, Temsilciler Meclisi ve Senato'da gerekli üçte iki çoğunluğa ulaşamadığı için yürürlüğe giremedi.

Hartung, geçmişte İsrail'e yönelik bir silah satışını engellemeye dönük bir değişiklik önerisinin dahi düşünülemez olduğunu, ancak kamuoyundaki eğilimin değişmeye başladığını söyledi. Bununla birlikte Hartung, Gazze'deki ölümler devam ettiği için siyasi değişimin sahadaki sonuçlarının sınırlı kaldığını belirtti.

Senatör Bernie Sanders ve Temsilciler Meclisi'ndeki bazı milletvekilleri İsrail'e silah satışlarının engellenmesine yönelik yasa teklifleri sundu.

Sanders'ın ofisi tarafından 2024'te hazırlanan bir bilgi notunda, aralarında 120 milimetrelik tank mühimmatlarının da bulunduğu ABD yapımı silahların Gazze'deki bazı yüksek profilli sivil ölümlerinde kullanıldığı ifade edildi. Belgede 5 yaşındaki Hind Receb'in öldürülmesi ve çok sayıda can kaybına yol açan saldırılarda kullanılan JDAM mühimmatları da örnek gösterildi.

Nisan 2024'te Senato, askeri buldozerlerin İsrail'e satışını engelleyen bir düzenlemeyi 40 oyla kabul etti. Girişim, İsrail'e yönelik silah transferlerine ilişkin Kongre'deki tutum değişikliğinin önemli göstergelerinden biri olarak değerlendirildi.

Eylül ayında ise 47 senatör, işgal altındaki Batı Şeria'da İsrail tarafından öldürülen ABD vatandaşlarının durumuna ilişkin Dışişleri Bakanlığı soruşturması yapılmasını öngören bir tasarının ilerletilmesi yönünde oy kullandı. Tasarının ilerlemesi halinde soruşturmanın askeri yardımlar üzerinde kısıtlamalara yol açabilecek sonuçlar doğurması mümkün.

Savunma ilişkisinin kurumsallaştırılması tartışması

İsrail'e yönelik desteğin azaltılmasını isteyen girişimlerin yanında, Washington'da ABD-İsrail askeri ilişkilerini daha da kurumsallaştırmaya yönelik adımlar da atılıyor.

İsrail yanlısı bazı Kongre üyeleri, ABD-İsrail askeri iş birliğinin 2027 mali yılı Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası'na daha güçlü biçimde dahil edilmesini savunuyor.

Cumhuriyetçilerin kontrolündeki Temsilciler Meclisi'nden geçen tasarının bir bölümü, ABD ile İsrail arasındaki teknoloji iş birliğinin genişletilmesini ve ABD kaynaklarının İsrail savunma sanayisine aktarılmasını öngörüyor.

A New Policy yöneticisi Josh Paul, söz konusu yaklaşımın ABD-İsrail savunma ilişkisini yıllık ödenek süreçlerinden çıkararak Savunma Bakanlığı'nın daha kalıcı sözleşme ve tedarik mekanizmalarına taşıyabileceğini belirtti.

Paul'a göre bunun sonucunda ilişki, kamuoyuna daha az açık, siyasi baskılara daha az duyarlı ve ABD askeri-sanayi kompleksiyle daha derinden bütünleşmiş bir yapıya dönüşebilir.

Gazze'deki bilanço

İsrail'in 7 Ekim 2023'te başlayan saldırıları sonrasında Gazze'de en az 74 bin 243 Filistinlinin öldüğü bildiriliyor.

11 Ekim 2025'te başlayan ateşkesin ardından da Gazze'deki saldırıların sürdüğü ve en az 1460 Filistinlinin öldüğü belirtiliyor.

Bu tablo, Washington'ın İsrail'e yönelik askeri yardım, silah satışları ve diplomatik desteğinin savaşın üçüncü yılında da büyük ölçüde devam ettiğini, buna karşılık ABD kamuoyunda ve Kongre'de bu politikanın sorgulanmasına yönelik girişimlerin arttığını ortaya koyuyor.

Kaynak: Mepa News, Al Jazeera

facebook.png

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.