1. ANALİZ

  2. 'Geçici yenilgi': Bölge uzmanı Hassan IŞİD'in geleceğini değerlendirdi
'Geçici yenilgi': Bölge uzmanı Hassan IŞİD'in geleceğini değerlendirdi

'Geçici yenilgi': Bölge uzmanı Hassan IŞİD'in geleceğini değerlendirdi

''Bu yenilgiler sadece geçici bir durumdur. Savaş halen devam etmekte, tehdit ise kesinlikle olduğu yerde durmaktadır.''

A+A-

IŞİD, geçtiğimiz yıl içerisinde Suriye ve Irak’taki topraklarının neredeyse tümünü kaybetti. 

 

ABD liderliğindeki koalisyonun yürüttüğü Doğal Azim isimli operasyonun başındaki isim olan Korgeneral 2. Paul E. Funk 1 Ocak’ta yaptığı açıklamada; “IŞİD’in bir zamanlar elinde bulundurduğu toprakların %98’i ele geçirilmiştir” ifadesini kullandı. Irak Başbakanı Abadi de 2017 yılının Aralık ayında IŞİD’e karşı zafer ilan etmişti. 

 

Suriye’de, ABD liderliğindeki koalisyon tarafından desteklenen PKK güçleri ile İran ve Rusya tarafından desteklenen Esed ve Hizbullah birlikleri IŞİD’in ülke içerisindeki neredeyse bütün varlığını ortadan kaldırdı. 

 

"IŞİD: Terör Ordusu" isimli kitabın ortak yazarlarından birisi olan Hassan Hassan’a göre toprak kayıpları örgütün halen daha ciddi bir tehdit olmadığı anlamına gelmiyor. 

 

İki kısımdan oluşan çalışmanın ilk kısmında Hassan, IŞİD’in yayınlarına ve medyasını kullanarak, cihat yanlısı grubun geçen yıllar içerisinde önce milis kuvvet, daha sonra düzenli bir ordu, en son olarak da köklerine dönerek gerilla tipi bir hal aldığı süreçteki askeri taktik tarihini inceliyor.  

 

IŞİD savaşçıları Suriye'nin doğusundaki çöllerde çatışmaya devam ediyor, 2018

 

“IŞİD bugün, Suriye’nin doğusunda ve Irak’ın batısında kontrolü altındaki birkaç izole bölge dışında, “tam gerilla modundadır.”

 

“Toprak kaybettiklerinde, karşılarındaki güç ister yerel bir yönetim, ister yerel militanlar, isterse de dış destekçiler olsun, IŞİD derhal düşmanı yıpratmak ve zayıflatmak amacı güden taktiklere geçiş yapmaktadır.”

 

“Bu yenilgiler sadece geçici bir durumdur. Savaş halen devam etmekte, tehdit ise kesinlikle olduğu yerde durmaktadır.”

 

Syria Direct tarafından Hassan ile yapılan röportaj Mepa News okurları için tercüme edildi:

 

Soru: Aralık ayında, Terörizmle Savaşma Merkezi tarafından yayımlanan “Yeniden Gerilla” başlıklı çalışmanızda, IŞİD’in planlı bir şekilde, ABD’nin Irak’ı işgal etmesini takip eden süreçteki operasyon stili gibi tekrar gerilla taktiklerine geri dönmesiyle alakalı kanıtlar sunmaktasınız. Şu anda Irak ve Suriye’de grup bu dönüşümün hangi aşamasında bulunuyor?

 

Bahsettiğimiz dönüşüm bence tamamlanmış durumda. Şu anda grup kontrol ettikleri birkaç yer dışında “tam gerilla moduna” girmiş bulunmakta. 

 

Gerilla taktiklerine geri dönüş, yol boyunca katlanarak devam etti. IŞİD toprak kaybettikçe, modern çatışmalar yerini ya gerilla taktiklerine ya da canlı bomba, suikastler, hedefli cinayetler ve keskin nişancılık gibi terörist taktiklerine bıraktı. 

 

Bugün IŞİD, düzenli ordu gibi değil daha çok bir veya iki kişiden oluşan yüksek derecede hızlı hareket edebilen küçük gruplar olarak savaşa devam ediyor. Bu grupların bir şehirden diğerine geçiş yapması, aynı şeyi bir askeri konvoyun yapmasından çok daha kolay olmaktadır. IŞİD bu dönüşümü kendi aralarındaki yazışmalarda da münazara etti. 

 

IŞİD, 2014 yılının Temmuz ayında Musul’u ele geçirdiği tarihe kadar, diğer gruplarla işbirliği içinde küçük alanları kontrol eden milis bir kuvvet olarak hareket etmiş, uyku halindeki hücrelerle ve gerilla taktikleriyle şehir merkezlerinde saldırılar düzenlemişti. 

 

Suriye’de diğer muhalif gruplarla beraber bazı bölgeleri ele geçirdiler. Ancak 2014 Temmuz'una gelindiğinde tam manasıyla toprak kontrol etmeye başladılar.  Bu durum, ele geçirilen toprakların korunması zorunluluğunu ortaya çıkardı. Bu da daha fazla kaynak, militan ile yeni cepheler açılması anlamına geliyordu. Tarihinde ilk defa IŞİD “ön cephelere” sahipti ve bu bölgeleri düşmanlarına karşı koruması gerekiyordu. 

 

2014’ün sonlarına doğru vuku bulan Kobani savaşı esnasında IŞİD, belirli bir bölgeyi savunmak adına sürekli ikmal yapmanın sonuçlarının ağır olduğunun farkına vardı. 

 

[YPG ve Irak Peşmergesi, ABD öncülüğündeki koalisyon tarafından gerçekleştirilen yüzlerce hava saldırısı eşliğinde 4 ay süren bir savaş ve kuşatma sonucunda IŞİD’i mağlub edebilmişti.]

 

IŞİD, Kobani’de düzinelerce, belki de yüzlerce savaşçısını kaybetti. Bunun üzerine ne tür değişiklikler yapılabileceği üzerine düşündüler. Daha çok, ABD’nin hava saldırılarının etkinliğini azaltmak odaklı hareket etmeye başladılar. Ama, hava saldırılarını ne derece geçiştirebilirsin ki?

 

Saklanarak ve askeri yanıltma taktikleri ile bunu yapmaya çalıştılar. ABD jetlerinin hedef alması için yem olarak sahte üsler inşa ettiler. Asıl saldırılacak hedeften saptırmak için ana operasyon öncesi daha küçük çaplı saldırılar ile başka yerlere dikkat çektiler. IŞİD son bahsettiğimiz taktiği uygulamaya 2014 yılının sonlarında başladı ve 2 sene kadar buna devam etti. 

 

Soru: 2014 yılı, IŞİD’in Irak ve Suriye’de en fazla toprak sahibi olduğu yıl olarak kayıtlara geçti. Yaklaşık 2 sene sonra ise, ABD destekli YPG güçlerinin ve Türkiye destekli Fırat Kalkanı güçlerinin ayrı operasyonları neticesinde çok hızlı bir şekilde toprak kaybetmeye başladı. IŞİD bu kayıplara nasıl uyum sağladı?

 

2016 yılının bahar aylarında IŞİD, benim kendi deyimimle hibrit bir yaklaşım uygulamaya başladı. Özet olarak, bazı toprakları elinde tutarken, aynı anda diğer yerlerde de gerilla taktikleri uyguladı. Bu kademeli bir geçiş sürecine işaret etmekteydi. Kontrol ettikleri topraklarda halen modern çatışma ve müdafaa yaparken bir yandan da, bazı kaynaklar oluşturarak gerilla taktikleri ile saldırılar ifa ettiler. 

 

Bir PKK'lı Rakka'nın ele geçirilmesinin ardından IŞİD bayrağını indiriyor, 17 Ekim 2017

 

IŞİD bir toprak parçasını elinde tutmak veya modern savaş unsurlarını konvoylarla nakletmek zorunda değildi. Sızma harekatları - Gücünün doruklarında olduğu 2014’te dahi saldıramadığı -  ve yeni alanlara saldırılar üzerine yoğunlaştılar. Lazikiye ve Tartus’a ilk defa saldırdılar. Aynı günlerde, IŞİD’in hakimiyet alanlarından çok uzaklarda olan ve çok güvenli olarak bilinen Bağdat’ın belirli bölgelerinde, şehrin kalbinde düşmanlarına ağır bir darbe vurdular. 

 

2016 yılının Mayıs ayında IŞİD içerisinde, çöle çekilmeleri gerektiği, bunca şehir ve toprağın hakimiyet altında tutulmasının o kadar da önemli olmadığı konuşulmaya başlandı. 

 

IŞİD resmi sözcüsü Adnani, 2016 Mayısında yaptığı son konuşmasında; “Musul ve Rakka’yı kaybetme ihtimalimiz var, bu olursa çöle çekilebiliriz” diyecek ve bu açıklamadan 2 ay sonra öldürülecekti. 

 

Adnani açıklamasında “ricad” veya “geçici geri çekilme” anlamına gelen bir kelime kullanmıştı. Bu şekilde Kuran’da taktiksel olarak geri çekilmenin bir mahzuru olmadığını belirten ayete (Enfal Suresi-16. Ayet) atıfta bulunmuştu. 

 

Adnani’nin son konuşması bir nevi onun veda konuşması oldu. Kendisi “bu toprakları kontrol etmek önemli değildir. Asıl önemli olan savaşma azminin daim olmasıdır” diyordu.

 

Bugün olanlar da temel olarak bu fikir odaklı olarak yaşanmaktadır. 

 

IŞİD liderleri, mücadelelerinin tanımı yaparken, bunun belirli bir süreklilik esasına dayandığını, 2003’de başlayan uzun savaş ve hatta bu savaş öncesinden beridir devam ettiğini söylerler. Bu savaş sekteye uğramış da olsa, zayıflamış olsalar da bugün hala devam etmektedir. Sen savaş, savaşa savaşa düşmanını zayıflatırsın ve hükümetleri bir arada tutan sosyal dengeleri sarsarsın, anlayışı geçerlidir. 

 

Nihai zafer, sadece IŞİD’in güçlü olmasıyla değil, onlar güçlüyken düşmanlarının da zayıf olmasıyla beraber gelecektir. IŞİD bir toprak parçasını ele geçirdiğinde, buranın tekrar geri alınma sürecinde düşmanını zayıflatır, onu kendine saldırması için tahrik eder. En sonunda, kontrolü kaybettikleri zamanda taktik değiştirerek, karşısındaki ister bir yerel yönetim, ister yerel militanlar isterse de dış destekçiler olsun düşmanını yıpratmaya yönelik hareket eder. Amaç, siyasi nizamı hem bölgede hem de uluslararası seviyede sona erdirip, İslami bir devlet kurmaktır. 

 

Kendi aralarındaki yazışmalarda bu yıpratma savaşından ve “nikaye” konseptinden söz ederler. (el-nikaye, bir tarafın düşmanlarını ve düşmanlarının çıkarlarını sekteye uğratmak maksadıyla savaşması) Dediklerine göre; nihai sonuçlar tarihteki büyük savaşlar neticesinde değil, o son savaşların yaşanmasına düşmanı yeterli oranda zayıflatarak imkan sağlayan sürekli mücadele süreci sayesinde alınmıştır. 

 

Mesela, nihai olarak Kudüs’ün tekrar fethedilmesinin önünü açan Selahaddin Eyyubi ve Haçlılar arasında yaşanan Hıttin Savaşı…  IŞİD liderlerine göre, Haçlıların mağlubiyeti o günkü savaş meydanında değil, ana savaştan önce gerçekleştirilen küçük çaplı vuruşmalar, suikast zincirleri ve ikmal yollarına yapılan saldırılar neticesinde gerçekleşti. Tarihin pek de üstünde durmadığı ancak Selahaddin’in Haçlıları mağlub etmesini sağlayan işte bu ayrıntılardı. 

 

IŞİD liderleri diyorlar ki; “Amerikalılar 2007’de ve 2008’de Irak’a art arda gönderdikleri on binlerce askerlerle bizlerle savaşmaya olan açlıklarını gösterdiler. 10 yıl sonra, bu iştahlarını kaybettiler ve yerli halkın onlar için savaşması odaklı bir strateji izlediler.”

 

IŞİD’in iddiasına göre – doğru olmayan bir şekilde – Amerika’nın siyaset değişikliği yapmasının arkasındaki neden, daha önce kendilerine karşı verilen savaşta yıpratılmış olmasıdır. Bu şekilde devam ederek ABD’nin kendilerine karşı savaşan yerlilere verdiği desteği göndermesinin bir süre sonra artık imkansız hale gelmesini ve bu şekilde son muharebeyi kazanmayı ummaktalar. 

 

Soru: ABD destekli koalisyon tarafından bu yılın başında yapılan açıklamada IŞİD’in Suriye ve Irak’ta kontrol ettiği toprakların %98’inden çıkartıldığı söylenildi. Ancak sizin analizlerinizden anladığımıza göre, toprak kaybetmeleri daha az tehlikeli bir hale geldikleri anlamına gelmemektedir. Hatta diyorsunuz ki gerilla stili saldırılar sadece günü kurtarma amacıyla değil uzun soluklu bir stratejinin bir parçasıdır. Biraz noktayı biraz konuşabilir misiniz? 

 

Tabii ki. Bu durumu basit bir şekilde anlatabilmek için size bir başka soru yönelteyim. Eğer, Amerikalılar bugün Suriye ve Irak’tan çekilseler veya IŞİD’e karşı hava saldırılarını durdursalar, acaba grup 6 aylık bir zaman dilimi içerisinde ne kadar toprak kazanabilir. Kanaatimce bu sorunun cevabı basittir; IŞİD çıkartıldığı toprakların çoğunu hatta belki de hepsini tekrar ele geçirir. 

 

IŞİD, önemli derecede zayıflamasına rağmen, kullandıkları taktikler ve amansız tutumları neticesinde bu bölgelerin hepsini tekrar ele geçirebilir. İşte bu ABD’nin geçtiğimiz 3 yılda “başardığı” sonuçtur. Durum gayet ortada olup, bütün bunların sadece geçici zaferler olduğu açıktır. 

 

Örnek olarak, Irak ordusu şu anda 2014 Temmuz’da olduğundan çok daha güçlü durumdadır. Ancak ABD kendi bölgelerini savunmaları adına yerel birlikler oluşturmayı hala başarabilmiş değildir. Bu durum, IŞİD tehlikesinin henüz ortadan kalkmadığını göstermektedir. 

 

Deyr ez Zor ilinde IŞİD savaşçılarının bulunduğu bir konvoy, 2018

 

Belki New York Times veya Washington Post haberlerini manşet atmıyor ancak bugün hala Irak ve Suriye’de IŞİD savaşçıları ile çatışmalar yaşanıyor. Bu çatışmalar daha önce bahsettiğimiz üzere, belirli isimlere suikast düzenlemek veya belirli üslere zarar vermek amacıyla düzenleniyor. 

 

Mücadele halen olduğu yerde durmaktadır. Tehdit kesinlikle hala ortadadır. Hatta son haberlere göre IŞİD, Irak’ın Kerkük, Selahaddin ve Diala bölgelerinde yeniden toparlanmaya dahi başladı. IŞİD hala orada. 

 

Soru: Araştırmalarınız ve analizleriniz genel olarak daha çok IŞİD’in açıklamalarını ve medyasını takip ederek elde ettiğiniz bilgilere dayanmaktadır. Sizce –cihad gruplarının temel taşı olan- IŞİD’in medya ayağı, bahsettiğimiz askeri taktik değişimine paralel olarak nasıl bir strateji değişikliğine gitti?

 

IŞİD medyaya uzun süredir önem vermektedir ve medyadan elinden geldiğince yarar sağlamaya çalışır. Geçmiş dönemde, Irak İslam Devlet yani Irak El-Kaide’si kendileri ile bağlantısı olmayan hali hazırdaki mevcut internetteki cihadi forumlarda yer alabilmek için büyük uğraş vermişti. 

 

Ancak 2014 yılına gelindiğinde bir yaklaşım değişimi meydana geldi. Ben Suriye’deki çatışmaları ilk günden itibaren takip ettim, Irak İslam Devleti'nin veya IŞİD’in medyayı nasıl kullandığını gözlemledim. IŞİD, Musul’u ele geçirdikten sonra medyayı kullanma şekilleri tamamen farklı bir boyut kazandı. 

 

2014 Haziran ayında IŞİD, yüksek kalitede videolar ve filmler üretmeyi başardı. Zeki, medyatik değer taşıyan mesajlarını hem Suriyeli halka hem de uluslararası camiaya izletmeyi başardılar. 

 

Demek istediğim, IŞİD her daim medyanın önemi ile üzerinde durmuştur ancak 2014’de medyayı kullanma şekilleri tamamen farklıydı.

 

Bu süreç, sadece IŞİD için değil, diğer cihat yanlısı gruplar için de yeni bir tecrübe fırsatıydı. Hepsi yeni bir şeyler öğrendi. 

 

Cihadi medya ortadan kalkmaz. İnsanlar Twitter, Facebook ve diğer platformlarda nasıl etkili şekilde propaganda yapılacağını çözdü. Belki yarın başka bir platforma kayabilir ancak dediğim gibi ortadan kalkmaz. Öğrendikleri ise baki kaldığından, gelecekte bir tehlike arz etmeye devam edecektir. 

 

Artık cin lambadan çıktı bir kere…

 

Kaynak: Mepa News

HABERE YORUM KAT

UYARI: Hakaret içeren ve imla kurallarına dikkat edilmeden yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.
İlgili Haberler