Golan Tepeleri ikilemi: İsrail'in yeni askeri hattı Suriye'de çatışma riskini artırıyor
Şam yönetimi İsrail'le güvenlik düzenlemelerini görüşürken İsrail'in Suriye'nin güneyindeki askeri tahkimatlarını genişletmesi siyasi baskıyı artırıyor.
İsrail, işgal altındaki Golan Tepeleri'nin güvenliğini artırma gerekçesiyle Suriye'nin Kuneytra ve Dera vilayetlerinde Sufa 53 adı verilen askeri hattı genişletiyor.
Yol, hendek, bariyer ve tahkimatlardan oluşan hat, İsrail'in Gazze ve Lübnan'da oluşturduğu yeni askeri hatlarla birlikte bölgedeki kontrol alanlarını kalıcılaştırma hamlelerinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.
İsrail askerleri, açık havalarda Golan Tepeleri'nden Şam'ı çıplak gözle görebiliyor. Bu durum, İsrail'in yaklaşık 60 yıldır elinde tuttuğu stratejik konumun önemini ortaya koyuyor.
İsrail, şimdi bu bölgedeki askeri avantajını tahkimatlarla güçlendirmeye çalışıyor.
Sufa 53 hattı, Suriye'nin güneyindeki yerleşim alanlarına yakın bölgelerden geçiyor. İsrail güçleri bu bölgelerde giderek daha sık baskınlar düzenliyor, bazı kişileri gözaltına alıyor ve aramalar yapıyor.
Sufa 53 hattı güneye doğru genişliyor
Yerel bir yetkiliye göre hat, Kuneytra'nın kuzeyindeki Hader kasabası yakınlarında başlıyor ve geçen kış itibarıyla yaklaşık 20 kilometre uzanarak Hamidiye köyüne kadar ulaşıyordu.
İsrail ordusu son haftalarda hattı daha güneydeki Aşe bölgesine doğru genişletmek için çalışmalara başladı.
Bölgedeki bazı çiftçiler, askeri hattın inşası nedeniyle tarım arazilerine erişemediklerini belirtiyor.
Yerel yetkili, İsrail baskınları ve gözaltıların günlük hayatın bir parçası haline geldiğini söyledi.
Hamidiye'de kısıtlı bölgelere giren siviller İsrail güçlerinin ateş açması riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Sufa 53 adı, 1973 Arap-İsrail Savaşı sırasında Suriye'nin Golan Tepeleri'ni geri alma girişimlerini püskürtmede rol oynayan İsrail ordusuna bağlı Sufa taburundan geliyor. Golan Tepeleri, güney Lübnan'a, Ürdün'ün kuzeyine ve İsrail'in başlıca su kaynaklarından Celile Gölü'ne hakim bir konumda bulunuyor.
Sufa 53, İsrail'in son üç yılda oluşturduğu üç yeni askeri hattan biri. İsrail, Ekim 2025'te Gazze'de ateşkes sonrasında Sarı Hat'ı oluşturmuş, mart ayında başlayan İsrail-Hizbullah savaşı sırasında da güney Lübnan'da benzer bir hat kurmuştu. İsrail, Lübnan'daki hattı Hizbullah saldırılarına karşı güvenlik gerekçesiyle savunuyor.
Şam yönetimi ile İsrail arasında güvenlik görüşmeleri
Suriye'nin İsrail'e yönelik politikası, Beşar Esed'in Aralık 2024'te devrilmesinin ardından önemli ölçüde değişti.
Esed rejiminin sona ermesi, Rusya ve İran'ın bölgedeki önemli müttefiklerinden birini kaybetmesine yol açarken ABD'nin Suriye üzerindeki etkisini yeniden artırmasına imkan sağladı.
Suriye Devlet Başkanı Ahmed Şara, önceki yönetimin İsrail karşıtı söyleminden uzaklaşarak ABD gözetiminde yürütülen güvenlik görüşmelerine katıldı.
Şara yönetiminin üst düzey temsilcileri, olası bir barış anlaşmasına zemin hazırlamak amacıyla İsrail'le güvenlik düzenlemelerini ele alıyor.
Bu görüşmelerin sonuncusu ağustos ayında Ürdün'ün başkenti Amman'da yapıldı.
ABD'nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, sürecin önemli isimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Barrack, perşembe günü İstanbul'da Suriye Dışişleri Bakanı Esad Şeybani ile görüşerek bölgesel tehditlerin ele alınmasında ortak önceliklere değindi. Barrack, Suriye'nin komşu ülkelerdeki gerilimi azaltacak bir yaklaşım geliştirilmesine katkı sunduğunu söyledi.
Bununla birlikte İsrail'in Suriye topraklarındaki askeri varlığını tahkim etmesi, Şara yönetiminin iç politikadaki hareket alanını daraltabilir.
Kudüs merkezli Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsünde (INSS) Suriye araştırmalarını yürüten Carmit Valensi, askeri altyapının kalıcı görünmesinin Şara'nın İsrail'le diyaloğu sürdürme politikasını ülke içinde savunmasını zorlaştırdığını belirtti.
Valensi'ye göre İsrail'in askeri yaklaşımının arkasındaki mantık anlaşılabilir olsa da bunun siyasi sonuçları farklı.
İsrail, 7 Ekim 2023 tarihinin ardından "sınır ötesi tehditleri daha uzakta tespit etmeye, sızmaları engellemeye ve yerleşimlerine ulaşmadan önce saldırıları etkisiz hale getirmeye" odaklanan bir savunma anlayışını benimsedi.
Bu çerçevede yollar, toprak setleri ve tahkim edilmiş mevziler askeri açıdan işlevsel görülüyor. Ancak Valensi, bu tür altyapıların zamanla stratejik ve siyasi anlam kazanabileceği uyarısında bulundu. İsrail ise Sufa 53'ü resmen yeni bir siyasi sınır ilan etmiş değil.
Şara, İsrail'in 1974 hattına çekilmesini istiyor
Suriye Devlet Başkanı Şara, geçen ay New York'ta Birleşmiş Milletler Genel Kurulu marjında yaptığı açıklamada, İsrail'in Esed rejiminin devrilmesinden önce Golan Tepeleri'nde bulunduğu mevzilere, başka bir ifadeyle 1974 ateşkes hattına çekilmesi gerektiğini söyledi.
Şara, güvenlik düzenlemelerine ilişkin görüşmelerin ancak İsrail'in 1974 hattına çekilmesinden sonra yürütülmesi gerektiğini belirtti. Bu görüşmelerin başarılı olması halinde Şam'ın kalıcı barış konusunda müzakerelere başlayabileceğini ifade etti.
Şara ayrıca, tarafların anlaşmanın yaklaşık yüzde 90'ında uzlaştığı bir aşamada İsrail'in mutabakattan çekildiğini söyledi ancak ayrıntı vermedi.
İsrail, Golan Tepeleri'ni 1981'de tek taraflı olarak ilhak etti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi ise bu kararı geçersiz ve uluslararası hukuk bakımından etkisiz ilan etti.
Suriye ile İsrail, yıllar süren ABD arabuluculuğunun ardından 2000 yılında da anlaşmaya yaklaşmıştı.
Ancak Celile Gölü'nün kuzeydoğu kıyısındaki egemenlik meselesi, dönemin Suriye lideri Hafız Esed'in anlaşmayı reddetmesinde belirleyici olmuştu.
İran'ın etkisinin azalması İsrail'in hesaplarını değiştirmedi
Beşar Esed döneminde Suriye, özellikle rejimin son yıllarında İran'a daha fazla bağımlı hale gelmişti. Golan Tepeleri de İran'ın İsrail'e karşı oluşturduğu bölgesel askeri ve siyasi baskı ağının bir parçası olarak görülüyordu.
Sufa 53 hattındaki çalışmaların 2022'de, Suriye savaşı sürerken başladığı belirtiliyor. Bu dönem, Esed karşıtı silahlı grupların 2018'deki bir anlaşma kapsamında ülkenin güneyinden çekilmesinin ve yerlerine İran yanlısı grupların konuşlanmasının ardından geldi.
Şara yönetimi ise 1974 ateşkes hattına yakın Kuneytra ve Dera bölgelerinde İran ve Hizbullah bağlantılı gruplardan geriye kalan unsurları tespit etmek ve silahları ele geçirmek amacıyla operasyonlar yürütüyor.
Şara'nın Batı yatırımlarını çekebilecek ve Orta Doğu'daki dengeleri değiştirebilecek bir barış anlaşmasına daha açık olduğu değerlendiriliyor.
Ancak böyle bir anlaşma, kendisini destekleyen bazı kesimlerle ideolojik açıdan karşı karşıya gelmesine de yol açabilir.
Suriye dosyası üzerinde çalışan bir diplomat, Şara'nın müttefiklerinden gelen talepleri reddetmek için güçlü bir konumda olmadığını, ancak tarafları birbirine karşı kullanabilmesi halinde hareket alanı kazanabileceğini söyledi.
Valensi, İsrail'in Suriye politikasını müzakere ile askeri baskının birlikte yürütüldüğü bir yaklaşım olarak tanımladı. İsrail bir yandan güvenlik konularında Şam'la görüşürken diğer yandan askeri mevzilerini, sınır ötesi operasyonlarını ve tahkimatlarını sürdürüyor.
Valensi'ye göre İsrail, bir anlaşmaya varmadan önce elindeki baskı araçlarından vazgeçmek istemiyor. İsrail yönetimi, Suriye'nin güneyindeki tüm silahlı grupların Şam tarafından kontrol edilebildiğine henüz güvenmiyor. 7 Ekim'in ardından İsrail'in güvenlik riskleri alma konusundaki isteğinin de belirgin biçimde azaldığı değerlendiriliyor.
Bu durum, İsrail'le ilişkilerde iş birliğini dış politikasının temel unsurlarından biri haline getiren Şara yönetimi açısından ciddi bir siyasi sorun oluşturuyor.
Kaynak: Mepa News, The National
