Hafter güçleri Libya'da 31 kişiyi idam etti
Libya'nın doğusunda Hafter güçlerinin kontrolündeki bölgelerde en az 30 kişi idam edildi. Amnesty, 50 kişinin daha infaz riski altında olduğunu açıkladı.
Libya'nın doğusunda savaş ağası Halife Hafter'e bağlı Libya ordusunun kontrolündeki bölgelerde, askeri mahkemeler tarafından verilen ölüm cezalarının uygulanmaya başlanmasıyla en az 30 kişinin infaz edildiği bildirildi. En az 50 kişinin ise halen idam edilme riskiyle karşı karşıya olduğu belirtildi.
Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International), 23 Ağustos'tan bu yana en az 30 kişinin idam edildiğini ve infazların Libya'da 2010'dan bu yana gerçekleştirilen ilk infazlar olduğunu açıkladı.
Örgüt, infaz edilen kişilerin askeri mahkemelerde görülen "son derece adaletsiz ve gizli" yargılamaların ardından ölüm cezasına çarptırıldığını bildirdi. Amnesty'ye göre bazı sanıklar, tutuklanmalarının ardından Hafter güçleriyle bağlantılı silahlı gruplar tarafından işkence gördüklerini ve bu işkenceler sonucunda alınan "itirafların" mahkemelerde delil olarak kullanıldığını aktardı.
Amnesty, infaz edilenler ve halen ölüm cezası tehdidi altında bulunan bazı kişilerin 2014-2018 yılları arasında Hafter güçleriyle karşıt silahlı gruplar arasında yaşanan çatışmalarla bağlantılı "cinayet" ve "terör" suçlarından mahkum edildiğini belirtti.
En az 50 kişi daha infaz riski altında
Amnesty, Hafter'in kontrolündeki Libya'nın doğusunda ölüm cezasına mahkum edilen en az 50 erkeğin infaz edilme tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu açıkladı.
Örgüt, doğu Libya'daki yetkililere tüm infazları derhal durdurma, ölüm cezalarının uygulanmasına erteleme getirme ve adil olmayan yargılamalar sonucunda verilen mahkumiyet ve ölüm cezalarını yeniden inceleme çağrısında bulundu.
Amnesty ayrıca uluslararası hukuk kapsamında suç işlemekle suçlanan sivillerin, işkenceyle elde edilen deliller kullanılmadan, bağımsız sivil mahkemelerde uluslararası adil yargılanma standartlarına uygun biçimde yeniden yargılanmasını istedi. Örgüt, uluslararası gözlemcilerin doğu Libya'daki Gırnada Cezaevi ve diğer gözaltı merkezlerine erişimine izin verilmesi çağrısı yaptı.
31 kişinin infaz edildiği bildirildi
Libya'daki Crime Monitoring Organisation, 10 Eylül itibarıyla Gırnada ve El Kuveyfiyye cezaevlerinde 31 kişinin idam edildiğini belgelediğini açıkladı.
Örgüte göre infaz edilen kişilerin tamamı askeri mahkemeler tarafından ölüm cezasına çarptırılmıştı. Ancak davalara ilişkin dosyaların kamuoyuna açıklanmaması, sanıkların adil yargılanma güvencelerinden yararlanıp yararlanmadığının bağımsız biçimde değerlendirilmesini zorlaştırıyor.
Birleşmiş Milletler Libya Destek Misyonu (UNSMIL) de 16 Eylül'de yaptığı açıklamada, doğu Libya'da son haftalarda 30'dan fazla kişinin infaz edildiğini doğruladı ve yeni infazların derhal durdurulması çağrısında bulundu.
UNSMIL, infazların Libya'da yaklaşık 15 yıldır fiilen uygulanan ölüm cezası ertelemelerini sona erdirdiğini belirtti.
BM misyonu, infaz dosyalarının Libya'nın ulusal ve uluslararası insan hakları yükümlülüklerine uygun şekilde kapsamlı ve güvenilir bir incelemeye tabi tutulmasını istedi. Ayrıca doğu Libya'daki yetkililere adil yargılanma ve hukuki süreç güvencelerinin sağlanması konusunda BM İnsan Hakları ekibiyle işbirliği yapma çağrısında bulundu.
Cenazeler ailelerine teslim edilmedi
İnsan hakları savunucuları, infaz edilen bazı kişilerin cenazelerinin ailelerine teslim edilmediğini bildirdi.
Amnesty'nin aktardığı bilgilere göre bazı yakınlarına cenazeleri teşhis etme izni verildi ancak ailelerin cenaze töreni düzenlemesine izin verilmedi. Örgüt, bu uygulamanın BM kurumları tarafından "zalimane, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele" olarak nitelendirilen uygulamalar kapsamında değerlendirilebileceğini belirtti.
İnfazların, Hafter güçlerine bağlı askeri istihbarat şefi Tümgeneral Fevzi el Mansuri'nin ağustos ayında Bingazi'de düzenlenen bombalı araç saldırısında öldürülmesinden yaklaşık iki hafta sonra başlaması da dikkat çekti.
Askeri mahkemelerin bağımsızlığı tartışılıyor
Amnesty, doğu Libya'daki askeri mahkemelerin sanıkların adil yargılanma haklarını birçok kez ihlal ettiğini belirtti.
Örgüte göre sanıkların avukata erişimi, savunma hazırlamak için yeterli süreye sahip olma, susma hakkı ve bağımsız ve tarafsız bir mahkeme önünde halka açık duruşma yapılması gibi temel güvenceler ihlal edildi.
Amnesty ayrıca doğu Libya'daki askeri savcı ve hakimlerin Hafter güçleri veya bu güçlere bağlı silahlı gruplarla ilişkileri nedeniyle bağımsız olmadıklarını savundu.
Libya'nın doğusunda faaliyet gösteren Temsilciler Meclisi, 2017'de askeri mahkemelere terör suçları ve "askeri bölgelerde" işlendiği öne sürülen suçlarla itham edilen sivilleri yargılama yetkisi veren bir yasa çıkarmıştı. Söz konusu yasa daha sonra Libya Anayasa Dairesi tarafından anayasaya aykırı ilan edilmişti.
Libya'daki siyasi bölünme sürüyor
İnfazların yeniden başlaması, BM öncülüğünde Libya'daki rakip kurumların birleştirilmesi ve ulusal seçimlere zemin hazırlanmasına yönelik siyasi çabaların sürdüğü bir döneme denk geliyor.
Libya, Muammer Kaddafi'nin 2011'de devrilmesinden bu yana siyasi ve askeri açıdan bölünmüş durumda. Trablus merkezli Ulusal Birlik Hükümeti ülkenin batısının büyük bölümünü kontrol ederken, Hafter güçleriyle bağlantılı doğu yönetimi doğu Libya'nın yanı sıra güneydeki geniş alanlarda etkinliğini sürdürüyor.
Hafter'in doğu Libya üzerindeki hakimiyeti, 2014'te Bingazi'de silahlı gruplara karşı başlattığı "Onur Operasyonu" dönemine dayanıyor.
BM Güvenlik Konseyi ise eylül ayında Libya'daki siyasi sürecin ilerletilmesi, devlet kurumlarının birleştirilmesi ve iki yıl içerisinde parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılmasına yönelik anlaşmayı desteklediğini açıkladı.
Hafter güçlerinin Sudan bağlantısı
Hafter güçleri aynı zamanda Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) ile bağlantıları nedeniyle de uluslararası gündemde yer alıyor.
Middle East Eye'ın haziran ayında yayınladığı bir araştırmaya göre Hafter güçleri ve Birleşik Arap Emirlikleri, Sudan'da savaşan HDK'ya desteğini sürdürdü. Araştırmada, HDK savaşçıları için Libya'nın doğusu ve güneyinde eğitim kampları bulunduğu öne sürüldü.
Bu iddialar, Libya'nın doğusundaki silahlı yapıların bölgesel çatışmalardaki rolüne ilişkin tartışmaları da beraberinde getiriyor.
Kaynak: Mepa News, Middle East Eye
