Hamaney sonrası İran'da öne çıkan isim olan Ali Laricani kimdir?
Yıllarca İran siyasetinin ılımlı ve pragmatik isimlerinden biri olarak görülen Ali Laricani, ABD ve İsrail saldırılarının ardından sert açıklamalarıyla dikkat çekiyor.
İran siyasetinin uzun yıllar “pragmatik ve sakin yüzü” olarak görülen Ali Laricani, ABD ve İsrail’in düzenlediği saldırılarda İran lideri Ali Hamaney ile Devrim Muhafızları Komutanı Muhammed Pakpur’un öldürülmesinin ardından sert bir söylem benimsedi.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri olan 67 yaşındaki Laricani, devlet televizyonunda yaptığı konuşmada ve sosyal medya paylaşımlarında ABD ve İsrail’e yönelik sert ifadeler kullandı. Laricani, “Amerika ve Siyonist rejim İran milletinin yüreğini ateşe verdi. Biz de onların yüreğini ateşe vereceğiz” dedi.
Laricani, ABD Başkanı Donald Trump’ı “İsrail tuzağına düşmekle” suçlarken, İran’ın 1979 devriminden bu yana en büyük krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğunu belirtti. Hamaney’in ölümünün ardından ülkeyi yöneten geçiş konseyinde önemli bir rol üstlenmesi beklenen Laricani, Tahran’ın güvenlik stratejisinin merkezine yerleşmiş durumda.
Ali Laricani kimdir?
1958 yılında Irak’ın Necef kentinde doğan Laricani, İran’ın en etkili siyasi ailelerinden birine mensup. Time dergisi 2009’da Laricani ailesini “İran’ın Kennedy’leri” olarak nitelendirmişti. Babası önde gelen bir din alimiydi kardeşleri ise yargı ve Uzmanlar Meclisi gibi önemli kurumlarda görev aldı.
Genç yaşta, İran'da bugünkü rejimin kurucusu olan Ruhullah Humeyni’nin yakın çevresinden Murtaza Mutahhari’nin kızıyla evlenen Laricani, devrim sonrası elitlerle güçlü bağlar kurdu.
Akademik geçmişi ve siyasi kariyeri
Şerif Teknoloji Üniversitesi’nde Matematik ve Bilgisayar Bilimleri eğitimi alan Laricani, daha sonra Tahran Üniversitesi’nde Batı felsefesi üzerine yüksek lisans ve doktora yaptı. Doktora tezini Alman filozof Immanuel Kant üzerine yazdı.
Siyasi kariyerine Devrim Muhafızları saflarında başlayan Laricani, 1990’lı yıllarda Kültür Bakanlığı ve devlet televizyonu başkanlığı yaptı. 2008–2020 yılları arasında üç dönem İran Meclis Başkanı olarak görev aldı.
Ayrıca 2015’te imzalanan ve Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen nükleer anlaşmanın parlamentodan geçmesinde önemli rol oynadı. Bu nedenle sistem içindeki daha ılımlı isimlerden biri olarak değerlendirildi.
Sertleşen tutum
Ancak son dönemde Laricani’nin söylemi sertleşti. 2025’te yeniden Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreterliği görevine getirilen Laricani, Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile iş birliği anlaşmasını iptal etmiş ve Batı’ya karşı daha sert bir çizgi benimsemişti.
ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta başlattığı hava saldırıları sonrası diplomatik kanallar fiilen kapanırken, Laricani “ABD ile müzakere etmeyeceklerini” açıkladı.
Son konuşmasında, liderlerin öldürülmesinin İran’ı istikrarsızlaştıracağı yönündeki beklentileri “hayal” olarak nitelendiren Laricani, “ABD’nin kullandığı tüm üsleri hedef alacağız” mesajı verdi.
Bir dönem nükleer müzakerelerde Batı ile masaya oturan isim olarak bilinen Laricani’nin daha sert bir güvenlik söylemine yönelmesi, İran’ın yeni dönemde nasıl bir strateji izleyeceğine dair önemli ipuçları veriyor.
Kaynak: Mepa News, Al Jazeera