Haseke'de gerilim neden tırmandı?

Haseke'de gerilim neden tırmandı?

Haseke'de Suriye bayrağının göndere çekildiği törenin ardından gerginlik yaşandı. İç Güvenlik Güçleri kentte devriyeleri artırırken olaylarla Devrimci Gençlik Hareketi'nin bağlantılı olduğu öne sürüldü.

Suriye'nin Haseke kentinde, Suriye bayrağının yıllar sonra Özgürlük Meydanı'nda göndere çekilmesinin ardından gerginlik yeniden tırmandı. İç Güvenlik Güçleri, kentte silahlı kişilerin rastgele ateş açtığını bildirirken, olaylarla eski adıyla Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) kontrolündeki bölgelerde etkinlik gösteren "Devrimci Gençlik Hareketi"nin bağlantılı olduğu öne sürüldü.

İç Güvenlik Güçleri tarafından yapılan açıklamada, kentte güvenliğin sağlanması ve sükunetin yeniden tesis edilmesi amacıyla farklı mahallelerde birliklerin konuşlandırılmasının artırıldığı ve devriyelerin sürdürüldüğü belirtildi.

Açıklamada, önlemlerin güvenliği tehdit eden olayların önlenmesi, halkın ve mülklerin korunması ve kentte istikrarın sağlanması amacıyla alındığı ifade edildi.

Gerginlik, perşembe günü Haseke'de düzenlenen resmi ve halkın katıldığı bayrak töreninin ardından yaşandı. Törende kent yetkilileri ve bölge sakinleri, Özgürlük Meydanı'nda Suriye bayrağını göndere çekti.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el Hilali, törende yaptığı konuşmada halkın taleplerinin aşamalı olarak karşılandığını söyledi. Hilali, Suriye bayrağının Araplar, Kürtler ve Süryaniler dahil olmak üzere Suriye toplumunun bütün bileşenlerini temsil ettiğini vurguladı.

Haseke'deki gösteriler nasıl başladı?

Kentteki hareketlilik, geçen cuma günü Suriye bayraklarının taşındığı ve güvenliğin sağlanmasıyla devlet kurumlarının etkinleştirilmesinin talep edildiği bir gösteriyle başladı.

Gösteriye Haseke'nin Arap nüfusun yoğun olduğu mahallelerinden çok sayıda kişi katılırken, çevre köy ve kasabalardan da katılım oldu.

Gösteriler cuma günü de "Suriye Bayrağını Yükseltme Cuması" sloganıyla devam etti. Kentin Guveyran mahallesinden başlayan gösteri sırasında güvenlik güçleri, toplanmayı korumak ve güvenliği sağlamak amacıyla bölgede konuşlandırıldı. "Suriye Şimdi" adlı yayın kuruluşunun paylaştığı görüntülerde, Özgürlük Meydanı'nda çok sayıda kişinin Suriye bayrakları taşıdığı görüldü.

Haseke'deki gösteriler, SDG'nin yıllardır kontrolünde tuttuğu bölgede devlet kurumlarının yeniden etkinleştirilmesi ve Suriye bayrağının kamusal alanda görünür hale getirilmesi talepleri nedeniyle ülke genelinde dikkat çekti. Göstericilerin talepleri arasında Suriye devletinin sembollerinin öne çıkarılması ve SDG çatısı altında yer alan siyasi yapıların bayraklarının kaldırılması da bulunuyor.

Suriye Şimdi'ye konuşan yazar ve araştırmacı Samir el Ahmed, gelişmeleri kentte entegrasyon sürecinin ilerlemesi, hükûmete bağlı güvenlik güçlerinin geniş çaplı konuşlandırılması ve adliyenin devralınmasıyla aynı döneme denk gelen önemli bir gelişme olarak değerlendirdi.

Olaylarla Devrimci Gençlik Hareketi arasında bağlantı olduğu öne sürülüyor

Haseke'deki gerginlik, SDG'nin çözülmesi ve bağlı yapıların devlet kurumlarına entegre edilmesi süreciyle aynı dönemde yaşandı. Resmi güvenlik açıklamasında rastgele ateş açan kişilerin “kanun dışı silahlı kişiler” olduğu belirtilirken, olaylarla Devrimci Gençlik Hareketi'nin bağlantılı olduğu öne sürüldü.

Söz konusu hareketin entegrasyon sürecine ve Suriye devletinin kentte yeniden etkinlik kazanmasına karşı çıktığı ifade ediliyor.

2012'de Suriye'de ortaya çıkan Devrimci Gençlik Hareketi, kendisini bağımsız bir siyasi ve toplumsal gençlik örgütü olarak tanımlıyor. Abdullah Öcalan'ın düşüncelerinden etkilenen hareket, araştırma ve insan hakları çevrelerindeki bazı kaynaklar tarafından PKK ve Demokratik Birlik Partisi (PYD) ile bağlantılı siyasi ve ideolojik yapı içinde değerlendiriliyor.

Samir el Ahmed, devletin Haseke'de yeniden kontrol sağlamasından zarar gördüğünü düşündüğü bazı grupların gerilim çıkarmaya çalıştığını savundu. El Ahmed, bu grupların Suriye İçişleri Bakanlığına bağlı İç Güvenlik Güçlerini hedef aldığını ileri sürdü. Devletin kentte kontrolü sağlamasının ardından özellikle Kamışlı, Amude ve Derbesiye gibi sınır kentlerinde farklı yöntemlerle hareket etmeye çalıştıklarını söyledi.

El Ahmed, gösterinin barışçıl olduğunu ve herhangi bir etnik ya da toplumsal gruba karşı düzenlenmediğini belirtti. Kürtlerin ve Süryanilerin de gösteriye davet edildiğini söyleyen araştırmacı, etkinliğin bütün Suriyelilere açık olduğunu ifade etti.

“Entegrasyon yalnızca idari ve güvenlik alanıyla sınırlı kalmamalı”

Siyasi araştırmacı Halid Cebr ise Suriye'nin yalnızca idari ve güvenlik alanındaki entegrasyonla yetinmeyip gerçek bir toplumsal bütünleşmeye ihtiyaç duyduğunu söyledi. Cebr'e göre yıllarca süren bölünme, toplumda derin izler bıraktı ve bu izlerin giderilmesi için Suriyeliler arasında güvenin yeniden inşa edilmesi gerekiyor.

Cebr, Haseke'deki sürecin yalnızca güvenlik düzeninin ve idari yapının yeniden şekillendirilmesinden ibaret olmadığını belirterek, Kürtlerin ve Suriye'deki diğer toplulukların kendilerini ülkenin ve geleceğinin gerçek ortakları olarak hissedecekleri yeni bir toplumsal sözleşmeye ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.

Suriye devletinin Haseke meselesini geçmişin yaklaşımıyla veya tek taraflı uygulamalarla çözemeyeceğini savunan Cebr, bölgenin etnik ve kültürel özelliklerinin tanınması, Kürtlerin meşru haklarına saygı gösterilmesi ve devlet kurumlarıyla karar alma süreçlerine fiilen katılımlarının sağlanması gerektiğini söyledi.

Cebr, Kürtlerin Suriye toplumunun asli bir parçası olduğunu belirterek, taleplerinin tehdit unsuru olarak değil, ciddiyetle ele alınması gereken haklar çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

"Güvenlik ve istikrar ile Kürtlerin haklarıyla çelişmiyor"

Cebr, güvenliğin sağlanması ve devlet kurumlarının yeniden faaliyete geçirilmesi taleplerinin Kürtlerin haklarıyla çelişmediğini belirtti. Bu hedeflerin kapsayıcı bir yaklaşımla yürütülmesi halinde uzlaşmanın temelini oluşturabileceğini söyleyen Cebr, devletin dışlama veya üstünlük kurma anlayışı yerine hukuk ve adalet temelinde hareket etmesi gerektiğini ifade etti.

SDG'nin feshedilmesi ve kurumlarının devlet yapısına entegre edilmesi sürecine de değinen Cebr, yıllar içinde oluşan güvensizlik ve nefret söyleminin yalnızca askeri yapıların dağıtılmasıyla ortadan kalkmayacağı uyarısında bulundu. İdari ve güvenlik alanındaki entegrasyonun tek başına toplumsal istikrarı sağlamaya yetmeyeceğini belirtti.

Cebr, Kürtleri hedef alan veya onların ulusal aidiyetini sorgulayan söylemlerle mücadele edilmesi gerektiğini vurgularken, Suriye'deki diğer toplulukları hedef alan söylemlerin de reddedilmesi çağrısında bulundu.

Yeni dönemin başarısının yalnızca kurumların ve silahlı yapıların birleştirilmesiyle ölçülemeyeceğini belirten Cebr, devletin etnik ve kültürel çeşitliliği koruması, Kürtlerin haklarını güvence altına alması ve nefret söylemini yayanların hukuk çerçevesinde hesap vermesini sağlaması gerektiğini söyledi.

Kaynak: Mepa News

twt-x.png

HABERE YORUM KAT
UYARI: Yorumların her türlü cezai ve hukuki sorumluluğu yazan kişiye aittir. Mepa News, yapılan yorumlardan sorumlu değildir. Her bir yorum 600 karakterle (boşluklu) sınırlıdır.